Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Kartal Göz: Özgürlüğümüzü Sağlayan Teknoloji Birgün Onu Tehdit Ederse!

5 Şubat 2013

Son dönemde Amerikan hükümetine karşı çıkan filmlerin gişede başarısızlığa uğradığına şahit olduk. Bu sefer aksiyonu bol, fazla suya sabuna dokunmayan ama bir taraftan da hükümetin ‘’güvenlik’’ yöntemlerinden beslenen bir Spielberg yapımı var karşımızda: ‘’Kartal Göz’’.

Projenin fikir babası da olan Spielberg’in 12 yıldır kafasındaymış hikâye. Ancak teknolojinin sebep olduğu olayları beyazperdeye taşımak için en uygun zamanı beklemiş ünlü yönetmen. Filmin yapımcılarından Alex Kurtzman filmin çıkış noktasıyla ilgili şu sözleri söylemiş: “İzleyicinin sinemadan çıktıktan sonra korkuyla cep telefonunu kapatacağı bir filmin yapılmasını Steven hep istemişti. Tıpkı 1975 yılında Steven Spielberg\'in başyapıtı ‘Jaws\'ı izleyenlerin uzun süre okyanusta denize girmeye korkması gibi, günümüzde de böyle bir film yapılmasını çok istiyordu.”

Spielberg projeyi 2006 yılı başında Alex Kurtzman ile yazım ortağı Robert Orci\'ye getirdi. Alex Kurtzman - Robert Orci ikilisi ile, yakın geçmişte Transformers filminde de çalışan ünlü yönetmen, filmin fazla erkeklere yönelik olmasını önlemek için “Insomnia”nın senaristi Hillary Seitz’ı son rötuşları yapmakla görevlendirdi. Aslında filmi yönetmeye de niyetli olan Spielberg, “Indiana Jones:Kristal Kafatası Krallığı” nedeniyle projeyi “Hayatın Benim” filmiyle kendini ispatlayan ve yapımcısı olduğu “Şüphe” filminin de yönetmeni olan D.J. Caruso’ya emanet etti.

Martin Scorsese için Leonardo Di Caprio ne kadar gözde ise, Spielberg için de Shia LaBeouf o kadar gözdedir. Ünlü yönetmenin desteğini esirgemediği genç oyuncu bu filmle, “Şüphe” filminden sonra bir kez daha D.J. Caruso ile çalışma şansı buldu.

Filmde ona eşlik eden genç ve güzel anne rolünde “Görevimiz Tehlike 3” ve “Kızımı Kurtarın” filmlerinden hatırlayabileceğimiz Michelle Monaghan yer alırken, yan rollerde “Ölüm Geçirmez” filminden hatırlayabileceğimiz Rosario Dawson’ı, “Fantastic Four”un Şey’i olarak tanıdığımız Michael Chiklis’i“ ve Armageddon” ile “Dayanılmaz Zulüm” gibi filmlerde oynayan Hollywood’un tanıdık simalarından Billy Bob Thornton’u izleme şansı buluyoruz.

Filmde işlemedikleri bir suçun tuzağına düşmüş iki yabancının hayatının aynı noktada kesişmesi anlatılıyor. Bir yandan masumiyetlerini korumaya çalışırken, bir yandan da hayatta kalmanın mücadelesini veren bu iki karakterden Jerry yakın dönemde ikiz kardeşini kaybetmiştir. Kardeşinin esrarengiz ölümünün ardından hesabına yatırılmış 750.000 dolar olduğunu görünce şaşırır. Yaşadığı apartman dairesi tıka basa terörist malzemelerle doldurulmuştur. Aniden telefonu çalan ve aranılan bir terörist olduğunu öğrenen Jerry, telefondaki sesin emirlerini yerine getirmezse bu beladan kurtulamayacağını da öğrenir.

Filmin diğer önemli karakteri Rachel ise 8 yaşındaki oğlu Sam\'i Washington\'a uğurladıktan sonra kız arkadaşlarıyla gittiği barda cep telefonuna tuhaf bir çağrı alır. Tanımadığı yabancı bir kadın, talimatlarını yerine getirmediği takdirde oğlu Sam\'in öleceğini söylemektedir. Telefondaki esrarengiz kadının talimatlarına göre hareket eden Jerry ve  Rachel kendilerini beklemekte olan arabaya yönlendirilirler. Daha önce birbirlerini tanımayan bu iki insan, çok geçmeden telefondaki esrarengiz kadının hayatları üzerinde sınırsız bir kontrole sahip olduğunu anlarlar.

Film yapımcılarının amacı, en başından beri farklı türde bir aksiyon filmi yapmak olmuş. Bu nedenle başroldeki iki oyuncu arasında duygusal bir yakınlaşma yerine güven üzerine kurulacak bir ilişkiyi tercih etmişler. Karakterlere önem veriliyor olması, bizleri hareket dolu sahnelerden uzak bırakmıyor tabi. Filmin en çok zorlanılan sahneleri olan araba takip sahnelerinde `French Connection\' hayranlığını gizlemeyen yönetmenin, 70’lerin bu klasik filminden esinlendiği gözleniyor.

 Teknoloji güvenliğimiz ve hayatımızın kolaylaşması için gün geçtikçe geliştiriliyor ve hayatımızın vazgeçilmezlerinden oluyor. Teknolojinin özgürlüğümüzü sağlarken, onu tehdit etmeye başlayışını daha önce Tony Scoot’un “Devlet Düşmanı” ve “Dejavu” filmlerinde de izlemiştik. Hatta Spielberg’in bilimkurgu harikası “Azınlık Raporu”nda da, “güvenliğimizi sağlayan teknoloji birgün özgürlüğümüzü kısıtlarsa ne yaparız” sorusunun cevabını aramıştık.

“Kartal Göz” de bu sorunun cevabını bulmaya çalışan, çok fazla eleştiriye girmeden böyle bir durumda çaresiz kalan insanlara odaklanan, başarılı bir aksiyon filmi olmuş. Aksiyon-gerilim sevenlerin veya Spielberg’in adının geçmesi yeter diyenlerin beğeneceğini düşünüyorum. İyi seyirler.

 

Yazar: Sinemahser

Tüm yorumlar (6)

Avatar
tesla7000 (Artist) | 25 Temmuz 2010, 03:15

bu filmde gelecekte yapılabilecek teknolojiler aktarılmış,devlet dışında ,gizli yönetimlerin olabileceği ve insanı her adımından haberdar olduğu,bence mantıklı bir seneryo.

Cevap Yaz
0
0
marla-singer (Profesyonel) | 20 Temmuz 2009, 18:54

bende hiç bahsedilen etkiyi yaratmadı. hatta ve hatta bu ne yahu falan tepkileriyle uzaylı gibi baktım filme. Speilberg biraz abartmıs durumu ya da istedigi etkiyi verememiş. Zira jawsda bahsettigi etkiyi ben yasamıstım ancak bu filmde ne bir cep telefonu ne de sürekli levhalara bakma gereksinimi duymadım. inatla soyluyorum fikir müthiş senaryo cok kötü.

Cevap Yaz
0
0
layemut17 (Dublör) | 25 Haziran 2009, 12:42

Sıkı bir aksiyon olduğu kadar sıkı da bir gelecek öngörüsü... Devletler pek çok alandan çekilirken ortaya çıkan otorite boşluğunu da yurttaşlarla ilgili daha çok bilgiye sahip olarak kapatıyorlar. Daha çok dinleme, daha çok takip, gözaltı, fişleme vs vs vs... Teknolojinin filmdeki ipi göğüslemesine de öyle aman aman bir zaman yok. İnsana kehanet gibi geliyor...

Cevap Yaz
0
0
yasar-cemil- (Artist) | 7 Ekim 2008, 23:24

kaleminize sağlık,detaylı ve objektif bir yorum yapmıssınız...Bence film hakkında ki görüşleriniz tarafsız ve aydınlatıcı,beğenip beğenmemek okuyucuya aittir ayrıca siz seyircinin beğeni kriterini bilemessiniz.. yorumlarınıza da yapılan eleştirileri,bilimsel açıdan bakarak değerlendirin...Yazınızdan büyük keyif aldım...İyi yorumlar....

Cevap Yaz
0
0
Sadrazam (Profesyonel) | 6 Ekim 2008, 21:46

Yalnız ben de tam tersi oldu ve sinemadan çıktıktan sonra telefonumu açtım, sanırım bu bir başkaldırı...:)

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz