Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

'Güneşi Gördüm' Kimin Hikayesi?

16 Mart 2009

“Güneşi Gördüm” kimin hikayesi? Hayatta tek arzusu çocuklarını okutmak olan Ramo’nun mu, parçalanan ailesine yeni bir hayat sunmaya çalışan Davut’un mu, erkek bedenine hapsolmuş kadın ruhuna karşı koyamayan Kadri’nin mi? Bu sorunun cevabını yönetmen Mahsun Kırmızıgül de karıştırmış olmalı. “Güneşi Gördüm”de birbiriyle bağlantılı üç farklı hikaye ile seyirci karşısına çıkan Kırmızıgül, üçünü de “ana hikaye” şeklinde kurgulayarak, filmdeki “bütünlük” duygusunu zedeliyor. Eş zamanlı “üç film birden” izliyormuş hissine kapılıyor insan.

Merkezde, zorunlu göç nedeniyle doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalan Güneydoğulu bir ailenin trajik öyküsünü anlatan film;  göç sonrasında yan hikayelerini de geliştirmeye başlıyor. Bir kısmı İstanbul’a, bir kısmı Norveç’e göç eden bu insanlar; bambaşka dünyalarda buluyorlar kendilerini. Bir süre sonra, her biri kendi içinde ayrı olay örgülerine sahip, farklı sonlara ulaşan bağımsız hikayeler haline geliyor bu öyküler.

Ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşen Kadri’nin yaşadıkları ise, İstanbul içinde “başka bir İstanbul” tasviri yapıyor seyircisine. Ailesindeki diğer erkeklere benzemeyen Kadri’nin, abisi Mamo’dan gördüğü şiddete dayanamayıp, fuhuş yaparak para kazanmaya zorlanan bir travestiye dönüşme hikayesi, filmin en “sert” sahnelerini içeriyor.

Bu noktadan hareketle, “Güneşi Gördüm”ün esas derdinin “ötekileştirme” sorununa dikkat çekmek olduğunu söyleyebiliriz. Köylerinden göç etmeye zorlanan Kürt ailesinin kendi topraklarında, kendi devletinden gördüğü “ikinci sınıf insan” muamelesi ile abisinden sürekli dayak yiyen eşcinsel Kadri’nin maruz kaldığı şiddetin aynı nedene dayandığını anlatmaya çalışıyor Kırmızıgül; “kendisine benzemeyeni kabul etmemek (ve hatta yok etmek!)”

İlk filmi “Beyaz Melek”te şehir hayatının duyarsızlaştırdığı insanların ve kimsesiz yaşlıların dramını gözler önüne seren Mahsun Kırmızıgül,  “Güneşi Gördüm”de daha “kritik” konuları ele alıyor. Güneydoğu’da yıllardır süre gelen terör sorununa değinen film, bu davanın “Kürt-Türk savaşı” olmadığının altını çiziyor. Filmin bu konuda tek kusuru, anlatmak istediklerini seyircinin yorumuna bırakmak yerine, karakterlerine söyletmesi. Seyirciye ders vermeyi amaçlayan didaktik öğretilerle dolu replikler, kendinizi Güneydoğu sorunu ile ilgili bir paneldeymiş gibi hissetmenizi sağlıyor.

Ana hatlarıyla bir göç hikayesini konu alan film; hastalık, cahillik, vatan sevgisi, büyükşehir kaosu ve kaybolmuşluk gibi çeşitli temalarla destekliyor öyküsünü. Şehit ailelerinin yaşadığı üzüntü de var filmde, travesti olan oğlunun fuhuştan kazandığı paraya muhtaç kalan yaşlı bir babanın çaresizliği de... Anlayacağınız, “Beyaz Melek”te karşımıza çıkan “mesaj çeşnisi”, “Güneşi Gördüm”de de sunuluyor önümüze.

Müzik kariyerinde göremediği saygınlığı, beyazperdede yakalayan Mahsun Kırmızıgül’ün sinemadaki istikrarlı tavrını takdir etmek gerek. (Atilla Dorsay bile hayran kendisine!) Sanatçının ikinci filmi “Güneşi Gördüm”; mekan seçimleri, çekim tekniği ve oyuncu performansları açısından da oldukça başarılı bir yapım. Filmin seyirci üzerindeki “duygusal etkisi” ise tartışılmaz. Canınız çok yanacak, bunu baştan söyleyelim.

 

Tüm yorumlar (13)

Avatar
seyhanarman (Profesyonel) | 8 Nisan 2011, 20:12

Ana hatlarıyla bir göç hikayesini konu alan film; hastalık, cahillik, vatan sevgisi, büyükşehir kaosu ve kaybolmuşluk gibi çeşitli temalarla destekliyor öyküsünü.
cümlesindeki HASTALIK neyi vurguluyor anlayamadım!!!!

Cevap Yaz
0
0
Bariskaraca (Amatör) | 4 Ekim 2009, 20:33

Filmin Konusu "Çalınan Hayatlar Mülteci" adlı romanın bir bölümünden alındı iddiasıyla dava açılmış.
KİTABIN BAZI SATIRLAR:(basın) 
“Aslında Ali, Orta Doğu kültürünün etkisi ile bir oğlu olsun istiyordu, onların kültüründe soyun, erkek evlattan geçeceğine inanılırdı,”
 
“Ali’nin kişisel olarak tek arzusu Irak’ta ki karısı ve kızını  (Hollanda’ya) getirmekti.
Bunu başarabilecek miydi?
 
Yoksa onlar hala Orta Doğu’nun bir türlü doğmayan güneşinin yüzünden karanlıkta mı kalacaklardı?”
 
“Bu savaşlar, silahların en fazla üretildiği ülkelerce kışkırtılıyor ve işte bu masum, hayatları çalınan insanlar yurtlarından Batının ateş kusan silahlarından Batı’ya kaçınca da ‘niye geldiniz?’ diye sorulabiliyor. Hatta göçün önüne geçilmeye çalışılıyordu.”
 
“Kadın ki insanın ilk öğretmenidir ve evin direğidir kadın. Eğer kadın cahil olursa toplum cahil olur ve gelişemez,”
 
“ Her karanlık gece aydınlık sabaha, her hamilelik mutlu bir doğuma müjde değil miydi?”
 
 “Benim kızın biri spastik, konuşamıyor, yürüyemiyor, bakımı çok zor ama evlat işte, imtihanı çok zor. Onun normal olması için bırak malımı, Allah karşılığında canımı istesin, seve seve veririm, evlat başka oluyor.”
 
“Yolculuk çekilir gibi değildi. Bir sürü insan vardı temizlik, tuvalet en büyük sorunlardandı. Bu yolculuklarda en çok küçük çocuklar ve kadınlar zorluk çekiyordu. Yolculuktan bunalan ve sahil güvenlik korkusuyla dışarı çıkamayan, ambarda kalmak zorunda kalan insanlar ve küçük çocuklar çatlayacak gibi oluyor, çocuklar ağlıyorlardı.”
 
“(Ali) Mektubu gece yazdı ve sabah postaya attı. Gerçekten Kraliçe mektubu okumuş ve gerekenin yapılması talimatını vermişti. O bir Kraliçe (Devlet Ana) olmasına rağmen asla kendini beğenmiş olmayan halkına ve insanlığa karşı saygılı ve kendini sorumlu hisseden bir kadındı. Hollanda’nın monarşisi birçok ülkenin Cumhuriyetinden daha iyiydi aslında”
 
“Mücadele edilmesi gerekende her türlü ırksal, dinsel, şoven, ekonomik ve cinsel ayrımcılıklardır.”
 
 
 

Cevap Yaz
0
0
kardalen33 (Figuran) | 27 Mart 2009, 22:11

Yerli sinemamızda böylesine çarpıcı bir film armağan eden deha Mahsuna hayranım. Eleştirmenlere yazıklar olsun. Türkiyede ağır aksak filmler çeken ve insanların sinemalarda uyuduğu filmleri göklere çıkartmaya devam edin. Böylesine cesaretli ve Oskara giderse ilk beşe kesin kalacağına her türlü iddasına girdiğim bu filme yazılanları okurken içimden sadece tek şey geçiyor *zavallılar*. Benim gibi milyonlarca insan aynı görüşte birleşiyorlar. Güneşi Gördüm müziği, çekimleri, tekniği, oyuncu kadrosu ve konusu ile inanılmaz bir film. Seyrettiğim salonda filmin bitiminde insanlar ayakta alkışladı. Ya eleştirmenlerin sevdiği filimlerin sonunda ne oluyor biliyormusunuz? Sinemacı uyuyan insanları uyandırıyor. Emeğe saygılı olalım. Sanat halk için yapılandır.

Cevap Yaz
0
0
erkan760 (Jön) | 26 Mart 2009, 16:06

Körfez savaşı yıllarında Türkiye mizin güney illerinde yaşayan halkımız atılan Scud füzelere önlem olsun diye siyah koli bantlarıyla evlerinin pencerelerini kapatmıştır bundan dolayı bir çok yerde Saddam bantı diye satılmaktadır bu koli batları,zamanında bunları yaşayan ülkemiz halkı şimdide Mahsun Kırmızıgül’ün filmindeki bir sahnesini elektrik varken evi niye gaz lambasıyla aydınlatıyor diye eleştiriyorlar arkadaşlar orda hiç birimizin bir türlü çözemediği bir terör varken nasıl lambalarını kolayca yakabilsinler değilmi,bir diğer eleştiri ise filmdeki küçük Serhat’ın çamaşır makinasında yıkanma sahnesiydi.Kırmızıgül bir yönetmen olarak hayal gücünüde zorlayarak ,aklında böyle bir sahne tasarlamış ve bunu bir şekilde filme koymaya çalışmış ama biz yine sanki film sadece bu sahneden ibaretmiş gibi acımasızca eleştiriyoruz,aile aslına bakılırsa çamaşır makinasının ne işe yaradığını biliyordu sadece nasıl kullanılacağını bilmiyorlardı hep yetkili servisin suçu bu makinada herşeyi yıkayabilirsiniz deyince 5-6 yaşındaki çocuk aklı işte zaten diğer büyük kızımız engelliydi onun hiç bir suçu yoktu bu olayda.Burda büyütecek birşey göremiyorum bizler niçin filmi izleyip keyif almak yerine hep zor ve boş olanın peşinde koşuyoruzki siz filmin açıklarını buldunuz diye filmi sinemalardan mı çekeceklerini zannettiniz

Cevap Yaz
0
0
erkan760 (Jön) | 30 Mart 2009, 21:46

Kim bilir belkide o çamaşır makinesini Tutku oyunları filminde Kate Winslet ve Patrick Wilsonun Sex sahnesi gibi kullansaydı daha ilgi çekerdi... Batwoone merhaba bence sende en güzel tespiti burda yapmışsın ben sana söyliyim işte o zaman sanatsal içerikli film olurdu:-))

0
0
batwoone (Artist) | 28 Mart 2009, 16:47

Sana sonuna kadar katılıyorum...Hep düşünürdüm mankenden şarkıcı,şarkıcıdan oyuncu,oyuncudan yazar olurmu diye ama unutmuşumki bu kişilerin hepsi birer sanatçı..Bunun en iyi örneği olarak ta hep Kenan İmirzalıoğlu'nu verirdik şimdi bir de Mahsun Kırmızıgül çıktı..Filmdeki Doğu'nun suskun dağlarında Skorsky tipi helikopterlerle kulağa çok hoş gelen orkestranın eşliğindeki o ilk sahne zaten Mahsun'a bu adam olmuş dedirtti.Ayrıca arkadaşlar çamaşır makinesi olayına tepki gösterenlere ben kör diyorum,doğuda çok çocuklu ailelerin hemen hemen hepsinde bir kaç çocuğun böyle cahilce olaylardan dolayı öldüğünü en iyi belkide bu olayları yerinde yaşayan Mahsun Kırmızıgül biliyorduki bunu dile getirmek istedi..Kim bilir belkide o çamaşır makinesini Tutku oyunları filminde Kate Winslet ve Patrick Wilsonun Sex sahnesi gibi kullansaydı daha ilgi çekerdi...

0
0
erkan760 (Jön) | 26 Mart 2009, 13:48

Arkadaşlar merhaba,Mahsun Kırmızıgül’ün filminde sürekli olarak mantık hatası arayan arkadaşlara sesleniyorum,siz haklısınız filmin birçok yerinde mantık hatası var köyde televizyonu olan bir evde nasıl olurda hiç kimse çamaşır makinası nedir bilmez veya elektrik varken gaz lambasıyla aydınlanırmı gibisinde vs..Fakat sizde takdir edersinizki Mahsun daha şunun şurasında kaç yıl oldu Sinema piyasasına gireli dimi ama Siz sadece bizim türk filmlerinde mi mantık hatası yapılıyor sanıyorsunuz ünlü yönetmenler milyon dolarlık bütçelerinde bile onlarca hata yapıyorken bırakında mahsunda bir kaç hata yapsın bilmeyenler için bir kaç örnek vermek istiyorum dünya sinemasında yapılan mantık hatalı filmler hakkında. 2008’in en çok kamera ve mantık hataları içeren filmleri listesinin başında son Indiana Jones macerası Kristal Kafatası Krallığı nın yer aldığını biliyormuydunuz? Hollywood’un en ünlü yönetmeni Steven Spielberg kamera arkasına geçti. 100 milyon dolardan fazla bir bütçe ayrıldı.Kristal Kafatası Krallığında tam 67 hata saptanmış.İşte onlardan birkaç tanesi.1957 yılında geçen filmde, bu tarihe uymayan pek çok detay var. Bunlardan biri filmde Indiana Jones ve oğlunun kullandığı Harley Davidson motosiklet; dikkatli gözler motosikletin modelinin 2000’lerden sonra olduğunu farketti.Dev bütçeli filmlerde o kadar çok mantık hataları varki hepsini buraya sığdırmak mümkün değil fakat özet geçecek olursak.1 - Indiana Jones ve Kristal kafatası Krallığı - 67 hata2 - Batman-Kara Şövalye - 46 hata3 - Mamma Mia! - 45 hata3 - Twilight - 45 hata5 - High School Musical 3- 41 hata6 - Arzın Merkezine Seyahat - 31 hata7 - Step Brothers - 24 hata8 - James Bond-Quantum of Solace - 23 hata8 - Get Smart - 23 hata10 - Iron Man - 21 hata Bu yüzdendirki bırakalım mantık hatasını bir tarafa seyir zevkine bakalım içimizde izlerken canı sıkılan oldumu eğer cevabınız hayırsa demekki ortada güzel bir emek var öğle değilmi ama.

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz