Dalgaları Aşmak

Breaking The Waves

Bütün Fragmanlar ►
Dalgaları Aşmak (1996) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
7.1
/ 10
104 oy

28 Mart 1997

DramRomantik

153 Dak.PT153M

Lars von Trier Peter Asmussen David Pirie

140 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

1970’lerin dünyasında Kuzey İskoçya’da ufak bir kasaba. Yabancıların hoş karşılanmadığı ve yaşanan her günün Tanrı’nın isteği doğrultusunda yaşanıldığına inanılan tutucu bir kasabada Bess, kendisinin bile hayal edemeyeceği bir güzellikte aşk yaşar.Danimarkalı bir petrol işçisi Jan’a aşık olan Bess hızlı bir şekilde evlenir ve hayat onun için kusursuz hale gelir. Aşkla beraber öğrendiği seksin de korkutucu hiçbir yanı olmadığını anlayan, hatta dünyadaki en güzel duyguları yaşamaya başladığına inanan genç kaıdn her gün daha fazla Tanrı’ya dua etmeye başlar. İstediği tek şey mutluluğunun bozulmamasıdır.Ancak Bess’in korktuğu şeyler başına gelir ve petrol kulesindeki işine dönen Jan ağır bir kaza geçirip boynunu kırar. Tamamen felç geçiren Jan’la Bess arasında hiçbir cinsel bağ kalmamıştır. Jan karısından kendisine yeni bir sevgili bulmasını ve onunla sevişirken yaşadıklarını anlatmasını ister. En başta bu fikirden ürken Bess zamanla tüm bunlamrın Tanrının buyruğu olduğuna inanmaya başlar.

Devamı
Gizle
Filmi Ekleyen mmuussttaaffaa
Popüler Yorumlar
mehmetpolat1992 (Profesyonel) | 15 Haziran 2013, 05:13

-Bir kelimeyi nasıl sevebilirsiniz? Aşkı kelimelere sığdıramazsınız- Bir kelime ile âşık olamazsınız- Başka bir insanı sevebilirsiniz-Mükemmel olan budur. Filmde Emily Watson' ın ağzından dökülen bu sözler mükemmel performansı ile daha bir anlam kazanıyor. Yüzündeki psikolojik karmaşayı bir salgın gibi izleyene bulaştırmasını biliyor. Filmi izlerken dağılıyorsunuz. Bir kara delik tarafından yutulmuş gibi. Psikolojik girdaplar içerisinde..Tabi ki bu anlatım biçiminin ki ben buna salgın diyorum Lars von Trier' in yönetmenlik anlayışıyla büyük bir ilgisi var. Nitekim Dogville.. Manderly..ve Karanlıkta Dans filmlerinde bu etkileri görmek mümkün…Filmlerini izlerken bir virüsün kanınızda dolaştığını fark ediyorsunuz.. Karakter seçimiyle anlatımıyla yüzeysellik anlayışına karşı olan duruşuyla bu virüsün çoğaldığını ve sizi yavaş yavaş ele geçirdiğini görüyorsunuz..Bu, yönetmenin insanın kendisiyle olan çatışmalarını filmlerinde konu edinmesinden kaynaklandığı düşüncesindeyim. ..Zor bir yönetmenden zor bir film..En azından dalgalar aşılabilir mi diyebilenler izlesin…

0
+9
-sir (Dublör) | 11 Eylül 2009, 16:31

 bu film  yalan yanlış tutucu zihniyetlerin insanı hasta eden boyutta tehlikeli sonuçlar doğurduğunu insanların sevgiyi mutluluğu zayıflık ve günah sayan zombilere nasıl dönüştüğünü akıl sağlığı yerinde olmayan bir kadının aşkı adına girdiği ilişkiler üzerinden anlatıyor filmde emily watson  başata olmak üzere bütün oyuncuları  çok başarılı buldum  çok güzel film izlemenizi şiddetle tavsiye ederim   

0
+5
Tüm yorumlar (35)
esocans (Profesyonel) | 13 Nisan 2014, 16:58

İçinde bulundurduğu saflığı yine toplum ahlakıyla bütünleştirip bizi yamultan çalışmalarından biri Lars abimizin.
Yıllar önce izlemiştim, yeniden izlemek istedim şimdi biraz daha farklı algılarda geldi çok da güzel geldi.
Aşkı bağışlayan Tanrı'ya şükreden bir kadın,Kocasının geçirdiği kazadan ötürü felç kalması, Bess'in hayatını mahfetmemek için başkalarıyla beraber olabilmesi için onu iyileştirmek için başka birileriyle beraber omasını istemesi ve buna inanan Bess, ve Bess'in tanrıyla kendisi arasındaki diyaloğunu gördüğümüz bir eser.
İnsanın şöyle diyesi geliyor. "Sizi gidi dinsel baskılarla toplumu yönetmeye çalışan lanet olası küçük beyinliler!"
Ups savaş açılacak bana sanırım şimdi :(
10/7

Cevap Yaz
0
1
MrCvrgn (Efsane) | 09 Nisan 2014, 04:38

Bu film nereye götürüyor akla hizmeti ne .. Dalgaları aşmayalaım böyle dalganın gözlerinden öper geri postalarım.. Neyin kafası bu sanatsa sanatında gözlerinden öperim.. Yapmayın sanat manat.. Sapkınlık sanat oldu günümüzde ileride neler olacak adı da sanat olacak.. Sığınacak bir liman oldu her sapkın film.. 10/6

Cevap Yaz
0
2
poormf (Profesyonel) | 17 Mart 2014, 06:05

İlk sahnesinden son sahnesine dek oldukça yoğun işlenilen din olgusu görmezden gelinerek yapılacak duygusal film yorumu oldukça eksik ve yanlış olacaktır. Evlilikleri onaylayan veya onaylamayan ihtiyar heyeti, kadınları bazı durumlarda aralarına almayan topluluk, ölülerin cennete mi cehenneme mi gideceğine dahi karar verebilen güruh...
Her ne kadar Bess McNeill'in tanrıyla konuşmaları gerçeküstü nitelik taşısa da kendi içinde bir mantığa oturuyor. Ama ilk karşılaşmalarında psikiyatr olduğunu anladığımız Dr. Richardson her derde deva hekim kimliğine bürünüyor. Gemideki sapıklar kurbanlarını kesip biçip paketleyip geri yolluyorlar. Bunlar inandırıcılıktan uzak zorlama sahneler olmuş. Bu olumsuzluklara rağmen sıradışı anlatım dili ve sordurduğu sorular filmi değerli kılıyor ancak finale kadar olan bölümde. Finalde sorgulanan tanrı (bir isimden ibarettir Bess somut bir varlığı sevmektedir) radarların yakalayamadığı çanları ile varlığını ispatlayıveriyor. Duygusal yönü kadar katolik inanca sert eleştirel yaklaşan ama karşılığında yine kendi özünden çıkış bulan bir film. Anlatım, geçişler, müzikler ve oyunculuk üst düzeyde olsa da çıkarımları olumsuz bir film.

Kadın ne pahasına olursa olsun adamı yanında ister, bedeli ağır olur. Bunun için mucize gereklidir mucizeler ancak sofistike inançlarda olur) ve mucizenin de bir bedeli vardır...
6/10

Cevap Yaz
0
1
Mastema (Dublör) | 06 Mart 2014, 22:36

Dalgaları Aşmak, ismiyle bile putları yıkma amacı taşıyan bir film. Trier'in her filminde olduğu gibi insanlar üzerinde baskı oluşturan din ve onun katı kurallarına oldukça sert göndermeler ve tam anlamıyla olmasa da Dogma 95 esintileri var. Bess karakteri aşırı dindar ve içine kapanık bir cemaate mensupken Jan'dan sonra dini değerlere bakışı değişiyor. Öyle ki; artık mükemmel olanın bir insanı sevmek olduğuna inanıyor. Bess karakterine hayat veren Emily Watson'un mükemmel olduğunu ayrıca belirtmek gerek. Finalde yaşananlar, filmin bütününe hakim olan gerçekliğe ters düşse de aslında Trier'in vermek istediği mesajla örtüşüyor. Kutsal olan insandır, dinlerin dayattığı kurallar değil.

Cevap Yaz
0
2
mestame (Figuran) | 04 Mart 2014, 23:49

genelde lars von trier in tarzını sevenlere önerebilirm ama siz ister sevin ister sevmeyin..bu filmi herkese avsiye ediyorum...emily watson oyunculuk dersi vermiş ve film oldukça gerçekçi hatta bitince bile etkisinden kurtulamaıyorsunuz.izlerken kendimi yönetmenin yerine koymaya çalıştım nasıl bir beyin böyle güzel bir film ortaya koyabilir.kullanılan açılar......ışıklar......hepsi o kadar bir bitin içindeki......süresi normalde insannın ıkılma oranının üstünde ama izleyince hiç de öyle uzun gelmiyor size......sizce nasıldır dalgaları aşmak,aşabilmek bunu istemek.....

Cevap Yaz
0
1
Görüşleriniz