Hep bir ressam olmayı isteyen Ben Willis, acı veren bir ayrılığın sonrasında uykusuzluk çekmeye başlar. Aklını başka şeylerle meşgul etmek ve boş zamanını değerlendirmek için bir süpermarketin gece vardiyasında çalışmaya karar verir. Sekiz saatlik sıkıcı mesai ile baş etmek için, iş arkadaşlarının her biri “zaman takası” adlı sanatta kendilerini geliştirmiştir.
Bu markette en büyük düşman insanın saatidir ve ona ne kadar çok bakılırsa zaman o kadar yavaş akar. Saatlerin çabuk geçmesini sağlamak için Ben'in izlediği yol, zamanı durdurmaktır. Bu yolla çevresindeki birçok güzelliğin farkına varan Ben'in ilgisini, özellikle kasiyer Sharon çekecektir.
Aşk, kalp kırıklığı, kadın-erkek ilişkileri ve zaman üzerine eğlenceli ve genç bir komedi
bugün (09.09.2008) içinde olduğum ortamda saniyeler bile geçip gitmek bilmeyince dün izlemiş olduğum "zamana güzellik kat" filmine dair birkaç cümle yazmak geldi içimden :) futbolla aram iyi değildir ama filmde hayatımın en eğlenceli maçını izledim desem yeridir :):))daha filmin başında sevgilisinden ayrılmış bir kahramanı izleyeceğiniz sıkıntısı doğmuşken, uykusuz gecelere mahkum olan ben willis, sıkıntılarıyla izleyiciyi üzmüyor aksine herkesin onda kendinden bir şeyler bulmasını sağlayark filmin bir solukta bitmesine neden oluyor.zaman temalı filmlere ilgi duyanlar, yalın bir anlatım ile etkileyicilik arayanlar, sıradışı olmadanda bir film kurgusuyla kendini izlettirir diyenler ve filmler 1 saat 30 dakika olsa ne güzel olur diyenler, izlediğim filmin müziğide güzel olmalı düşüncesinde olan sinemaseverler bu filmi kaçırmasınlar...iyi seyirler...!
enteresan bir film biraz fazla cinsellik var izlerken yalnız değilseniz biraz rahatsız edebilir fakat aşk konusunda güzel temalar çıkarabilirsiniz izlenebilir
içi tamamen boşaltılmış, cinsellik safsatalarından baştan aşığı arındırılmış bir film olduğuna, adeta kalıbı basabilirim..."aşk nedir gerçekten..? " diye başlıyor film..şu bir gerçek daha başlar başlamaz filme kapaklanıyorsunuz cidden...senaryo örgüsü, daha önce kurgulanmamış kimliği ile başlı başına olay yaratacak cinsten... karakterler çok nahif ve kendi halinde zarasız tipler..hani her biri ayrı telden çalıyor gibisinden bir durum bu..daha önce cinselliği ana tema alıp kurgusunu onun üzerine yapan hiçbir filmde bu kadar çok güldüğümü hatırlamıyorum, abartısız söyluyorum bunu...izleyiciği adeta katıla katıla güldürdüğü sahnelere bayıldım gerçekten...ve âşkını kaybetmiş bir gencin trajik öyküsü bu bir bakıma...uykuları kaçıyor zamanla ve enterasan bir şekilde artık uyuyamıyordur, "benn...". ne yazık ki, içler acısı bir durum onu bekliyordur..gece vardiyasından çalışmaya başlar..zaman ilerledikçe mücizevi yeteneğinin farkına varacaktr..ne büyük bir lütüf bu tanrım!.."akan zamanı durdurmak.." insanlar ve dünya üzerindeki her şey kalakalır birdenbire..düşüne biliyor musunuz bunu..? öylece hiçbir haraket etmeden kayıtsız bir duraklık....tam da bu esnada filmin büyüleci atmosferi devreye giriyor..cinsellik kokuyor her taraf , buram buram.. insanlarla baş başasın o an..! onlara baka bilirsin..tenlerine, vücütlarına, mahrem yerlerine bakabilirsin artık...acaba bakıldığını bilselerdi kim bilir neler yapardı, o insanlar öyle değil mi..?..bir yanda içsel duygunun artık tavan yaptığı sahneler öte yandan habire kendini sorgulayan içgüdüsel bir ses..çığır açan bir durum bu;tüm bunları düşündükçe kendimi kaybediyordum neredeyse..içsel sesi ile baş başa kalıyorduher seferinde belki de film enok beğendiği yanıda buydu, içindeki âşkın arıyordu yalnızca.... çırılçıplak vucutların resimlerini çiziyordu şimdi de ...belki de bir hayalı vardı, masumca bir istek bu herkes gibi.."resimlerin sergilendiği bir galeri açmak"... ve aradığı âşka nihayet kavuşuyordur..oysaki gözlern önündeydi aylardır..kasiyer kıza âşık oluyordu..ve habire onun resimlerini çiziyordur..aylardır ilk kez uykuyu tadıyor, iki gün boyunca uyuyordu..şimdi ise mutluydu hayallerini paylaşmışlardı onlar.."aşk aradığın yöndedir galiba en çokta görmek istediğin yerdedir.." zamanı durdura bilirsin belki de, hatta yavaşlata bilirsin de ;ama yaşayacağın gereçiği de asla değiştiremezsin...!
izlediğim en iyi kurgulanmış filmlerden biriydi replikleri, bir kitap okurmuşcasına sizi etkileyebiliyor buda filmin en büyük artısı
zamana güzellik kat filminin en beğendiğim sahnesi doğumgünü partisindeki o acı sondu bu sahne üzerine küçük bir yorumda benden olsun..
"bir yalanın içinde kaybolan ve aldatmak değil aldanmak yüreğimi sızlatan diyen bir insanın kalbinde şüphesiz sevgi vardır ve şüphesizki sevgi bizlik olmadan bir anlam ifade etmez.bunun farkına varan insan kabullenir herşeyi ve anlar
zamanı hızlandırabiliriz hatta durdurabiliriz ama asla geri alamayız."
bir güzel ve de komik aşk hikayesi. bi kere öyle dinamik bir film ki bir an bile koparmıyor insanı filmden, ayrıca ruha dokunabilen filmler adında bir kategori olsaydı mutlak içinde olurdu diye düşünüyorum
alışagelmiş romantik-komedi filmlerinin kalıplarını kırabilmiş bir filmdir cashback.her ne kadar bazen 3. sınıf vücut espirilerine başvursada görselliği,senaryosu,kamera hareketleri ve sahne geçişleri ile bu türün dışına çıkmayı başarabilmiştir.sahne geçişleri demişken yönetmen sean ellis'in gondry'nin ''sil baştan'' filminden oldukça etkilendiği ortaya çıkıyor.sadece sahne geçişleride değil tabi ki iki filmdeki fantstik öğeler,sil baştan'da joel'in beyninin içinde yolculuk yaparken cashback filminde zamanı durdurma gibi bir yeteneği olan ben'in arasındaki benzerlikler gözden kaçmıyor.sil baştan'da gondry bir aşkın ardından kalan hatıralar ile ilgilenirken cashback'de aşkın ardından geçen zaman ele alınmış. iki filmi topladığımızda hatıra ve zaman kavramları yani biten bir aşkın ardından insana en çok acı veren iki şeyin göz önüne serilmesini seyrediyoruz.
filmin ilk 10 dakikası gerçekten harika,aşkı acısı çeken hataları ve pişmanlıkları ile yüzyüze kalmış bir insanın durumu çok iyi irdelenmiş.film ilerledikçe ilk 10 dakikayı arar gibi olsanızda kısa tutlumuş bir finalle birlikte tv'nin başından memnun ayrılıyorsunuz.final biraz daha uzun tutulabilse ve 3. sınıf espirilerden uzak kalınmış olsaydı belki bir başyapıt çıkacaktı.yinede büyük keyifle izleyeceğinize inandığım bir film.tavsiye ederim.bu türü sevmeyenlerde mutlaka denemeli bu filmi.
başlangıcında kendisinden bişeyler bekleten fakat sonuna gelindiğinde dahi o beklenileni veremeyen bi film. bence sadece kısa film olarak kalmalıyıdı; bu haliyle seyircinin zamanından çalınmış gibi duruyor.
öncelikle şunu belirtiim. bu filmi, romantik-komedi olarak sınıflamak bence haksızlık olur... edebi yönü ağır basan bir yapım...insan, neredeyse yaşadığı hiç bir duyguyu, hakkıyla kelimelere dökemez... gerçekten çok zordur bu... ama bu filmdeki "ben" karakterinin düşünsel sesi, öyle güzel tasfirler yapmış, öyle güzel anlatmış ki hissedilenleri, oturduğum koltuktan dikilerek en ufak bir kelimeyi kaçırmama çabası içinde buldum kendimi. bu güzel tasfirler, özgün ve mükemmel bir görsel anlatımla da pekiştirilmiş. son dönemde izlediğim en iyi film...
birçok kişi filmdeki çıplaklıktan bahsetmiş,kadınların kızabileceği söylenmiş ancak kadınlar her çıplaklığa kızmaz,neden çıplak olunduğu önemlidir ki bu filmdeki neden çok etkileyici.. en hoşuma giden bölüm ben'in bir kitaba konu olan en büyük fantezisinin sanatçılarla (yani onun vücudunu her çizgisiyle tanıyıp güzelliğinin farkına varacak) birlikte olmak isteyen kadını anlatması.. yani burdan bakıldığında filmdeki çıplaklık kadınların hoşuna bile gidebilir.. ayrıca uzun zamandır bu kadar aşka yakın bir film izlemedim sanırım,yani vıcık vıcık aşk değil kastım,al işte esas oğlan var ve bir kız muhtemel aşk filmi değil..ama mis gibi çiçek kokulu aşk filmi :) film bittikten sonra lütfen ben gibi biri gelsin dünyaya dedim,benim olması önemli değil gelsin yeter :) zaman kavramını çok güzel ele almışlar,geçen bir anın ilk bölümü görmek ve diğerini görmeyi red etmek neler doğurur ama ne olursa olsun aslında o an ne olduğudur ve gerçek er yada geç ortaya çıkar :) tıpkı ben'in sergisinde konuşmasına bile gerek kalmadığı gibi,resimleri gerekenleri söylemişti.. ayrıca favori sahnelerim kung fu ustasının! hareket gösterdiği bölüm ve donmuş karın altında yürüdükten sonra geriye baktıklarında vücutlarının boşluktaki izi.. iyi seyirler..
inanılmayacak derecede içsel şeyler söyluyorsun..cidden filmi izlediğim anda; aşağı yukarı içimden bunlar geçti desem yeridir..bazen gerçekler içselliğin gersine düşer, işte bu anlarda, her şey biribirine girermiş..yanlışı seçmek bu anlardan daha kolay bir eyemdir..bazen senin de gerçekten yanlışları oynadığını düşünüyorum..-her nedense artık..- her şeye rağmen saygılar, yorumlarını gerçekten beğeniyorum....
Zamana Güzellik Kat
Sinepedi Katılımcıları