Vavien: Işık Birazda Karanlık...

31.12.2009 09:40

Ben iyisi mi ilk etapta Vavien\'in dimağımda bırakmış olduğu etkiyi dile getirerek girizgah yapayım ne dersiniz? Hani sır olarak sakladığımız şeylerin kimse tarafından bilinmediğini sanırız. Bazı sırlarımız bizler için o kadar değerli -ve bazen de o kadar tehlikelidir ki o sırrı birileri ile paylaşmaya bile yüreğimiz yetmez. Fırat Budacı\'nın bir kaç hafta önceki yazısında değindiği gibi bu sırlar paylaşıldığı anda sır olmaktan çıkarlar bazen. Fakat bazı sırlar da hiç kimseyle paylaşmadığımız halde çoktan açığa çıkmıştır. Sırlarımız çoğaldıkça, korkularımız da artar. Bu korkular aslında çeşit çeşittir fakat biz bu korkuları "başkalarımızın sırrımıza vakıf olma ihtimali" korkusunun çatısı altında toplarız. Vavien\'de Celal\'in sakladıkları ve sakladıklarının üzerine toprak atmaya çalıştığı her anda bu durum ile karşılaştığını öne sürebiliriz. Zira Celal, Ağabeyine açıldığı anda o toprağı eşeleme cesaretini ilk defa gösteriyor ve kabaca hayatındaki çıkmazla ra ışığın vurması da o toprağı silkelediği andan sonrasına denk geliyor...


Biliyorum, haddinden uzun bir girizgah oldu fakat hazır aklımdayken bir bir sıralamak istedim. Vavien\'in akıp giden hikayesini bu tek noktadan çekip çevirmek de mümkün değil elbette! Engin Günaydın\'ın kaleminden damlayan satırların başarısı kesinlikle tesadüf değil önce bunu kabul edelim. Ne kadar zorlarsanız zorlayın, sarkan bir tarafı kalmıyor hikayenin...En az Günaydın\'ın senaryosu kadar başarılı olan bir başka unsur da Taylan Biraderler\'in o hikayeye post dikme şekilleri! Öyle ki Okul ve Küçük Kıyamet ile bekledikleri eleştirileri alamadılar belki fakat Vavien iyi bir ekmeğin, hamurunun yoğrulma biçimi ile doğrudan alakasını da kanıtlıyor. İlk iki filmin Doğu Yücel\'in kaleminden çıktığı ya da Yücel\'in yazımının kusurlu olduğu anlamı falan çıkmasın buradan fakat Engin Günaydın ile Taylan Kardeşlerin aralarındaki uyumun, Vavien gibi başarılı bir örneği çıkartmaya yetecek motivasyonu sağladığını söylemek lazım!


Celal\'in dibe doğru sürüklenen ve köşesinde bucağında türlü türlü gizler barındıran "basit" dünyasındaki bu garip hareketlilik ve anlaşılamayan elektrik o kadar lezzetli bir şekilde işleniyor ki, sunduğu seyir zevki ile mest olmamak mümkün değil! Bununla birlikte, yazılan her karakter iki boyutu aşıp nefes alan birer birey oluyorlar adeta! Engin Günaydın\'ın güçlü senaryosu ve Taylan Biraderlerin bu malzemeyi başarılı bir biçimde önümüze sunması dışında filmin bir diğer önemli kozu da hiç kuşkusuz başarılı oyunculuklar. Settar Tanrıöğen ve Serra Yılmaz gibi iki usta ismin varlığı ile birlikte Binnur Kaya\'nın şapka çıkartılacak oyunuluğunun da payını hesaba katacak olursak, hemen hemen her unsurun layıkı ile yerine bulduğunu iddia edebiliriz. İşte Vavien\'i sezonun en iyi filmlerinden biri yapan da bu özelliklerin başarılı bir biçimde birbirine kenetlenmiş olması!


Vavien üzerinde dönen geyiklerden en önemlisi de hiç kuşkusuz, filmin Coen Kardeşler\'in kara mizah anlayışına yakın bir noktada durduğu olacak...Aslında yersiz bir konu diyemeyiz hatta anlatı açısından bakmaktan vazgeçip salt görsel alt yapısına algılarımızı mevzilendirdiğimiz vakit bile bunun kokusunu alabilmek mümkün. Bunu olumlu manada söylüyorum etkilenim konusundaki son sözü söyleyemeyiz belki ama andırdığını söyleyebiliriz sadece. Bu da yerli sinemamızdaki yelpazenin darlığı göz önünde bulundurulduğunda rahat nefes almamızı sağlıyor!


Son söz olarak da bir kaç kelam etmekte fayda var. Yerli yapımlar konusunda hareketli bir dönem yaşıyoruz bu doğru fakat nicelik arttıkça, nitelikli olanları seçip ayırmak zorlaşıyor hatta ve hatta ön yargı gibi bir müsibeti de başımıza ekşitiyor. Bu harala gürele arasında Vavien\'in kırptığı gözü dikkate alırsanız eğer, büyük ölçüde pişman olmayacaksınız zira son zamanlarda hem eleştirmenlerin hem de izleyenlerin üzerinde fikir birliğine vardığı belki de tek film Vavien...