Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

ADA : Zombilerin Düğünü: CEVAP VERİYORUM : E..EE..EVET!

1 Şubat 2010

Ejder Kapanı yazımdakileri burada da yinelememe gerek yok sanırım...Pekala pekala, \"Ölülerin Günlüğü Çakması\" konusunda kendisini patlatırcasına haykıran -fakat bununla birlikte  her iki filmi de izlememiş olan- kitleye bu yazıyı hiç okumamalarını tafsiye ediyorum. Zira ne burada ne de herhangi bir yerde yayınlanacak bir sinekritiğin bu kof anlayışı değiştirebileceğine falan inanmıyorum. Baksanıza film daha vizyona girmeden verilen puanlar 3 puanın altında! Zaten internet üzerinden filmlerin henüz vizyona girmeden ya da izlenmeden oylanmasına karşıyım. Tamam...Bir film hakkında fikir sahibi olabilmek için o filmi illa ki izlemeye gerek yok (Misal, Kutsal Damacana ya da Gelecekten Bir Gün...) Fakat sinemamızda hiç denenmemiş bir türün taze yönetmenler elinde ve adı duyulmamış oyuncularla vücuda getirilmesi öyle sadece fragmanına bakarak fikir sahibi olunabilecek bir durum değil! Ama tabi bu sözler havaya karışacak...Önceki yazımda da belirttiğim g ibi \"Kapaklamak ve etiketlemek\" en büyük hastalığımız...Peki ama neden? Elle tutulur bir nedeni de yok ki bu daha da kötü!

 

Biz gelelim Ada\'ya...Düşük bir bütçe ile ortaya çıkarılmış bir film Ada. Sinemamızın ilk zombi filmi örneği olması ile beraber bunu sanki bir ilkmişçesine sunmaması da en büyük artısı. Nasıl yapıyor bunu? Türün dünya sinemasının yeni trendleri ile evlendirerek tabi. Baştan kabul edelim Bir REC, Cloverfield ya da Ölülerin Günlüğü beklemek hayal kırıklığı yaratabilir. Zaten nefes yetmezliğinin doğuracağı zararlardan sıyrılabilecek olmasının en önemli sebebi işi mizaha vurması. \"Korku-komedi\" etiketi biraz iddialı bir etiket o etiketteki korku kelimesini sildiğinizde ve filmi minimum ciddiyet ile izlediğinizde daha fazla tat alacağınız kesin! Yani içeriğindeki zombi klişesine bel bağlamamanızı tafsiye ederim.

 

Ada, pek çok el kamerası çekim filmin sıkıntısı olan dinamik anlatım konusunda, ana hikayeye giriş kısmına kadar oldukça tatmin edici. Yani bu açıdan -nedeni bilinmez- göklere çıkarılan Paranormal Aktivite kadar insanın ruhunu sıkmıyor. Konuşkan yapısı ve yer yer iyi yedirilmiş olan diyalogları ile, herhangi bir arkadaş videosunun samimiyetini yakalayabiliyor ki amacın da bu olduğu düşünülürse takdir kazanabiliyor. Tabi bütün bunlar ana hikayeye giriş kısmında biraz sekteye uğruyor. Zira yanı başında kopan kıyamete rağmen espri patlatmakta çekinmeyen karakterler -her ne kadar ciddiyeti sıfıra düşürsek de- sırıtıyormuş gibi geliyor. Tabii bunun sebebi dönem dönem hortlayan bu türe eklenen mizah sosunun abzürdlüğü de olabilir. Yine de pek çok espri öyle laf salatası olmanın çok çok önüne geçiyor. Yani filmin amacının bir taraftan da güldürmek olduğu var sayılacak olursa bu misyonunu başarılı bir biçimde yerine getirirken, ortalıkta komedi filmi adı altı nda gezinen pek çok yapımdan daha fazla izleyicisini ciddiye alıyor.

 

Yine de böyle bir filmden genel anlamda türün klişeleri ile daha fazla dalga geçmesini beklerdim. Sonuçta bir Zombieland ya da Shaun Of The Dead değil belki ama o sularda yüzdüğünü kabul etmek lazım. Ada, bir zombi filmi parodisinde ziyade \"Türkler Uzayda\" başlığının \"Türkleri Zombiler Yerse..\" versiyonuna uyarlanmış hali olarak görülebilir. Elini, gerçek bir parodi sosuna bandırmış olsaydı çok daha keyifli bir film olabilirdi diye düşünüyorum.

 

Oyunculuklara gelince. Başroldeki arkadaşlar öyle fazla popüler kimseler değiller fakat performansları oldukça iyi. Hatta ayak üstü hepsinin karakteri hakkında oldukça fazla öngörüde bulunabiliyorsunuz ki bu tarz filmlerin pek adeti olmayan bir durum bu. Yan rollerdeki usta oyuncuların da filme ayrı renk kattığı söylenebilir.

 

Ada\'nın sorunu, Ejder Kapanı ile aynı...Böyle bir türün ilk etapta kabul görebilmesi çok zor. Üstelik sadece bir zombi filmi örneği değil, revaçta olan  \"el kamerası\" furyasının da bir üyesi ve ikisi birleşince ve izleyicimiz bu deneyimi ilk defa yaşayınca hazmı zorlaşıyor sanırım. Zira salonda kahkahalar atarak gülen bir izleyici, daha kahkahası dinmeden \"bu ne biçim bir film böyle\" deme hakkını görebiliyor kendisinde. Bence önce bir filmin amacını sonra da o filme gitme \"amacımızı\" sorgulama konusunda oldukça eksiğiz. Her izleyicinin bir başkasını yönlendirmeye çalıştığı da hesaba katıldığı vakit, son derece yanlış yönlendirilmiş bir kitle ve o yönlendirmeden zarar gören filmler ile dolup taşıyor etrafımız. Benim tespitim şu: Eskiden eleştirmenler her filme burun kıvırır diye bas bas bağrılırdı; şimdi roller değişti! Her izleyici eleştirmenliğe soyunduğu için önüne ne sunulsa armut sapı üzüm çöpü kıyasında girişildi diye düşünüyorum. Elbette ne kadar izleyici o kadar film demek fakat henüz izlenmemiş bir filmi karalamak için bu kadar çaba sarf etmek niye? Karalamak için kasım kasım kasılırken önümüze sunulanların tadına bakmayı reddetmek niye? (sözüm Ada filminden de dışarı tabi)

 

Kısacası Ada, sinemamızın iki adet \"ilkini\" tek potda erittiği için kendisine verilen şansı hak ediyor. Çok daha iyisi olabilirdi elbette fakat bunun bir başlangıç olduğunu kabul etmek lazım diye düşünüyorum. Herkese İyi Seyirler...

Tüm yorumlar (27)

Avatar
radikal84 (Figuran) | 15 Mayıs 2011, 01:12

arkadaş sen nerenle bakıyorsun filmlere anlamadım. Eğer ilk zombi filmi gibi sunmuyorsa fragmanda dana gibi yazan "Türkiyenin ilk zombi filmi yazısı nedir" ??? belki gözünden kaçmıştır. Ama bırak şimdi alışma dönemini falan bu tarz filmlere. film iyi ise iyidir kötüyse kötü. Hem bu kaçıncı başlangıç filmi iyi herhangi bir tarzda ? iyi çalışmalar için arkadaş? bıraksınlar bu işleri...

Cevap Yaz
0
0
FbSinanSarp (Fenomen) | 26 Mayıs 2010, 04:08

aslında filmi beğendim sonuç olarak ilk deneyim arkadaşlar biraz sabretmemiz şart yıkıcı olmak yerine yapıcı olmayı tercih ederim türk sineması korku tarzı filmlerde yeni biraz sabretmek lazım

Cevap Yaz
0
0
reshaykut (Figuran) | 14 Şubat 2010, 18:17

Zombili filmler arasinda her zaman bir fark olmalidir bnce .. Residen evil i ve 28 hafta sonra filmini izleyenler neden bahsettigimi anlayacaktir ... En çok sevdigim zobili film - virüslerle ilgili desek daha iyi olur - Resident evil serisiydi .. Bu filmi izledikten sonra bütün virüslü filmlere önyargili yaklasmayip izlemeye çalistim .. Ve 28 hafta sonra yi çok begendim .. Neden ? çünkü bir MANTIK ÇERÇEVESÏ içinde kurgulanarak yapilmis bir film oldugu için bgndim.. Oysaki bir çok zombili film izlenmeyecek kadar berbatti..Bu film de onlardan iste .. Fragmanndan ne oldugu belli bi kere hala elestirmeyin diyorsunuz...

Cevap Yaz
0
0
radikal84 (Figuran) | 17 Mayıs 2011, 08:47

yaw nsl çalıntı değil arkadaş ?? hayal alemindemi yaşıyonuz anlamıyorum ki. Peki arkadaşım sakin ol sen çalıntı değil hatta dünya üzeirnde ki ilk zombili film.sen yeterki sakin ol  (kendi haline bırakmak lazım) :)

0
0
cemou (Amatör) | 15 Şubat 2010, 23:56

 Filmi eleştirin ama Fatih arkadaşımızın da belittiği gibi FİLMİ İZLEYİP eleştirin. Mesela sen filmi izlememişsin bile! Ayrıca iddia ediyorum bırak Hollywoodu dünyada bir örneği daha yok bir filmin! Filmi beğendiğim için falan söylemiyorum gerçek olan bu Diary Of Dead, Rec olmadığı gibi Shaun Of The Dead ya da Zombieland de değil! Bu örnekte bir film daha görmediniz. Çalıntı falan değil arkadaşım ezbere konuşmayın! Film güzel mi değil mi orası tartışılır ama bu film çalıntı falan değil değil değil değil DEĞİL!

0
0
Invictus (Artist) | 15 Şubat 2010, 07:02

senin ve herkesin düştü yanılgı burda.bu film Türkiyede çekilmş İLK zombi film ve bahsettigin yüksek maliyetli ABD yapımı filmlerin yanından bile geçemez.film eger Yüksek maliyeli zombi filmleri yada gişe yapmış filmlerle karşılaştırma yaparak izlerseniz begememeniz normal.bu nedenle bence bekleyip diger yapıcakları filmleri görelim benim görüşüm zamanla çok daha iyi olucagı yönünde.

0
0
AliBrtcX (Dublör) | 13 Şubat 2010, 01:32

Film 10 numara olmuş kesinlikle Zombi ve zombilerle alayı seven bir tarzınız varsa beğeneceksiniz. Bepenmeyen arkadaşlar bu tarzdan değil demektir. Saygı duyuyorum..

Cevap Yaz
0
0
beynumbal (Figuran) | 9 Şubat 2010, 03:52

Bence bu filmi çeken arkadaşların bir an önce bu işi bırakmaları gerekir. Önemli oyuncuların bu filmde nasıl oynadıklarını anlamamaktayım. Bir çıkar ve menfat ilişkisi var belli ki. Ömrümde böyle rezil bir film izlemedim. Bu filmi savunan zihniyetlerin sinema sanatını ile ilgili bir şey bilmedikleri ortada. Bence altın kestanenin tüm birinciliklerini bu film alır.

Cevap Yaz
0
0
cemou (Amatör) | 9 Şubat 2010, 13:39

Bu şekilde saçma sapan şeyleri nasıl yazıyorsunuz anlamıyorum...Bir ton laf var orada ama 1 tanesi bile eleştiri maiyetinde değil! Filme karşı ilgisi olmayan senin şu yukarıda yazdığını okusa koşa koşa gider emin ol! Papağan gibi aynı kelimeleri tekerrür etmeyin! Bir de başkalarının sinema beğenisi hakkında bu şekilde konşamazsın! Bu ne demek yahu"bu filmi savunan sinema sanatından anlamaz" Yahu neyin ukalığıdır bu! Filme saçma demişsin (herhngi bir örnek vermeden) eyvallah...Filmin saçmalığından bahsederken saçma ötesi bir yazı yazman da ben de şu ampülü yaktırıyor. Senin gibi basit ve anlamsız yorum yazanlar da hem insanlarla iletişim adabını hem de yazı yazmasını ve muhakeme yapmasını bilmiyor....Oldu mu şimdi? Olmadı! Senin yorumun da olmadı...Yok efendim film berbat, komik, basit...Bunlar eleştiri değildir! Eleştiri yaparsanız daha verimli olur laf kalabalığının bir faydası görülmedi bu zamana kadar

0
0
Görüşleriniz