Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Musallat

21 Kasım 2007

İlk bakıldığında bazı filmler sadece öylesine bir konuyu işler. Bazıları ise ders verir, sakının der. İşte “Musallat”ta böyle bir film. İçinde diğer âlemden olan varlıklarla temas etmeyi işleyen bu filmin din ile ilgili olduğu için inandırıcı olmaması içten bile değil.

Diğer âlemden olan varlıkların Kur’an-ı Kerim’de yer alması, onları inkar etmeyi inananlar için imkansız kılıyor. Din âlimlerinin kaynaklarda aktardıkları bilgilere göre çok kısıtlı bir zaman aralığında da olsa insan olmayan o varlıklar dünyaya gelebiliyor ve istedikleri insanın bedenine yerleşebiliyor. Zaman konusunda âlimleri kısıtlılıktan bahsederek, daha çok enerjisi yüksek insanları seçtiklerini kaynaklarında belirtmişler. Ateşin duman kısmından yaratılan cinler, dumanın insan vücuduna girebildiği düşünülürse, doğal olarak insanın içine de girebiliyorlar. İşte bu yüzden film inandırıcı ve aynı zamanda gerçek olduğu için korkutucu.

Filmin tarihi bir olay ile desteklenmesi ise gayet ilgi çekici. Musallat’ta ismi “Medine’ye Hicret’ten sonraki antlaşma” olarak geçen antlaşma pek açıkça anlatılmadığı için merak uyandırdı. Filmde sözü edilen antlaşma ve sebebi ise kaynaklarda söyle geçiyor:

Hz. Ayşe bir gece cinler tarafından yatağından kaldırılarak yüksek bir mahkemenin huzuruna getirilir. Hz. Ayşe sebebini sorunca: “Sen cinlerden bir Müslüman katlettin. Bunun mahkemesi yapılacak” denildi. O da: ‘Ben nerede bir cin öldürdüm?’ dediğinde ona cevap verildi: “Sen Kur\' an-ı Kerim okurken, bizim Müslüman cin kardeşlerimizden birisi bir yılanın içine girerek seni dinlemeye geldi. Siz hanenizde o yılanı görünce öldürdünüz. Dolayısıyla içinde bulunan kardeşimiz de öldü. Bunun hesabı görülecek” derler.

İşte bu olayın sonunda imzalanır antlaşma ve artık iki âlemin varlıkları birbirlerinin bölgelerine girmeyeceklerine söz veriyorlar. Ama verilen söz zaman zaman iki tarafça da bozuluyor. Musallat’ta işte bu antlaşmanın bozulduğuna örnek gösterilen yaşanmış bir olay.

Filmin içinde dinsel bazı ilginç örnekler hep işlenmiş durumda. Mesela film içinde böceklerin hep başrolde olması antlaşmada da geçtiği üzere o varlıkların zaman zaman böcek ve  yılan gibi haşaratların içinde olduklarını ortaya koyuyor. İşte tam da bu yüzden, gerekmedikçe haşaratların öldürülmemelerinin gerekliliğine inanılıyor.

Filmle ilgili gerçeklerin belgeli olması bu yüzden belki de gerilimi ve korkuyu hep içinde barındırıyor. Ayrıca dualar, ezan sesleri ve Arapça yazılarla filmin inandırıcılığı kamçılanmış durumda.

Bir de sanatsal yönüne bakıldığında, sahneler arasındaki geçişlerde oldukça iyi olan bu Türk yapımının, efektleri ise daha iyi olabilirdi. Bu kadar para harcanmasına rağmen neden hala kendi kendimizi aşamıyor durumdayız? Korkuya hizmet eden filmlerde sadece gözlerinin içi beyaz, avazı çıktığı kadar bağıran, gürleyen, fırtına  gibi esinti verilen sahnelerinin yanında müziğin ve efektlerin biraz daha çarpıcı olması şart  Ama günden güne Türk sineması kendini aşıyorsa, ”Büyü” filmindeki anlaşılmazlık, alışılagelmiş konu ve “Dabbe” deki dağınıklık hatırlanırsa; bu filmde görüntü kalitesinin ve oyuncularının biraz daha profesyonel olduğunu söylemek mümkün.

Sahnelerin bazen yoğunlaşıp bazen sıradanlaşması yine temponun düşük seyretmesine neden oldu. Mesela doğum sahnesinde gerçeklik ile abartıyı bir arada görmeniz çok normal. Her ne kadar Biğkem Karavus bu sahnenin gerçekçiliği için araştırma yapsa da, ebelerdeki sayıca gereksiz bir fazlalık göze bir iğne gibi batıyor. Yine abartma kısmında üstümüze yok. Burak Özçivit’in Almanya’daki çaresizlik sahneleri filmin temposunu düşürürken, İstanbul’da geçen sahnelerde ezan sesinin insanın yüreğine dokunan bir yanı oluyor.

Filmin bitişinde, karışıklıkların ve onların çözümleri gayet ortada olduğu halde, filmin başından itibaren izlenilen olaylar hakkında bir açıklama yapıldı. Bana göre gereksiz olan açıklama sonrasında izleyicinin aklında hâlâ sorular kaldıysa bu gerçekten acı verici. İnanıyorum ki ve örnekleri olduğu için söylüyorum ki bir Hollywood yapımı olsaydı bu açıklama hiç yapılmazdı. Bu açıklamaya gerek duyulması ilginç. Gerek duyulma sebebi ne acaba?  Film anlaşılmaz mı demeye çalışıyorlar yoksa seyirci anlayamaz mı?

Filmde işlenilen aşk ise gerçekten korkutucu. Diğer âlemden birisi bir insana aşık oluyor ve hayatının değişmesine yol açıyor. Daha öncede aşktan bu kadar soğuyacağınızı hiç düşünmemiş olabilirsiniz. Ama filmin sonunda soğuyacaksınız. Bir katilin ya da bir psikopatın aşkı da korkutucu olabilir ama diğer âlemden bir varlığın aşkı, bütün aşk korkularına bedel.

Türk sineması gerilim türüne hizmet eden filmleri dönem dönem büyük emek harcayarak yapadursun, Musallat filmi gerçekliğinin İslamiyet dini tarafından kanıtlandığı bir konuyu işleyerek seyirciye korkuyu “İşte bu gerçekten de var” diyerek veriyor.

Tüm yorumlar (24)

Avatar
bedbinhayalet (Star) | 9 Aralık 2009, 15:42

Bence ses efektleri ve müzikler başarılıydı.Dini unsurların filmde fazla yer alması korkutuculuğunu ve gerçekçiliğini arttırmış ama bence bu unsurlar çok fazla yer almamalı...

Cevap Yaz
0
0
alper54321 (Amatör) | 25 Mayıs 2008, 15:25

Bu ne olm azını kırayım hocanın karısının hocaya baktığı sahne ula gece uyuyamadım ama film %100 super

Cevap Yaz
0
0
irma (Figuran) | 14 Aralık 2007, 23:23

Anneciiiim!Çook korktum ya.Korku filmi sevenler için Türk'lerin yaptığı en güzeel filmlerden biri.Bence filmi izlerseniz yanınızda oyuncak ayıcığınız olsun.

Cevap Yaz
0
0
orjinalhalil (Figuran) | 11 Aralık 2007, 17:49

flime bakmadim ama bakmayı dusunuyorum gercekten aşktan sogutuorsa yarın bakmayı dusunuyorum artik bilim adamları aşkın ilacını bulmayı biraksınlar cunku işte ilac aştan kutulmayan gecler baksın hemen sogutuyor mus turk alemde bbir ilk ilac vermeden aşk icinizden cikariyor buyur izleyin bende yarın izliyecem

Cevap Yaz
0
0
kutay3944 (Artist) | 10 Aralık 2007, 17:44

yani okul veya cin gibi yapımlardan sonra bu filmi izleyerek birşey kaybedeceğimi düşünmüyorum.O yüzden izleyeceğim.Yine de tamamen benimseyebileceğimiz bi korku/gerilim filmi için yine de uzun bir süre bekleyebiliriz.

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz