Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Son Gece Yaşananlar

5 Nisan 2011

Kadın erkek ilişkilerini irdeyelen birçok film yapıldı, kitaplar yazıldı, her söz söylendi ve söylenmeye de devam ediliyor. Nasıl devam etmesin ki? Söz konusu olanlar biz ve bizim yaptıklarımız. Haliyle malzeme de çok. Hayatın içinden çıkan malzemelerin bakış açısına göre değişiklik gösterdiğini de söylemek gerekir elbette. Last Night filmi de farklı bir bakış açısından klişe bir sadakat konusuna değinen bir film.

 

3 yıldır evli olan Joanna ve Michael,  genç yaşlarına rağmen birbirlerini seven ve iyi anlaşan çiftimiz olarak karşımıza çıkıyorlar. Aralarındaki alışkanlık durumu hemen ilk sahnede karşımıza çıkıyor. Paralel kurgu yöntemi ile hazırlandıkları parti için yaptıkları işlerde ne kadar uyumlu ve rahat olduklarını görebiliyoruz. Hemen ardından geldikleri partide de yine paralel kurgular ile çiftin farklı anlarda birbirlerine baktıkları ve mutlu hallerini, endişeli hallerini, rahat hallerini yansıttıklarını anlayabiliyoruz. Belki de her şeyin başladığı yer bu partiymiş gibi gelse de aralarındaki güven meselesinin bakış açılarına göre farklı olması sebebiyle Joanna, Michael’ı iş arkadaşından kıskanıyor. Aralarındaki bakış açısı farkını sonra anlasak bile Joanna, söylediği tek cümle ile durumu özetliyor: “Sana benden şüphelenmen için bir sebep verdim mi hiç?”. Bu aşamadan sonra klasik bir kadın erkek tartışması yaşanırken, ertesi gün olanlar sayesinde filmin alacağı şekli de görebiliyoruz yavaş yavaş: Michael, güzeller güzeli iş arkadaşı ile Philedelphia’ya giderken; Joanna da 2 yıldır görüşmediği eski sevgilisi ile karşılaşır. Eski sevgili demek çok da doğru değil aslında. Buradan sonra filmi bırakıp filmin vermeye çalıştığı şeylere bakalım.

 

Gerçekten çok etkilendiğiniz, sizi kendisine çeken ve onunla zaman geçirmekten mutlu olduğunuz eski bir ilişkiniz var mıydı? Ama sevgili değildiniz veya kendinizi  buna tam olarak inandıramıyordunuz. Her zaman bir şeyler eksik veya yanlıştı ve sonunda, toplamda 100 saatten bile az zaman geçirdiğiniz bu insanı kaybettiniz. Bu kaybetme duygusu her yalnız kaldığınızda aklınıza gelir ve belki de eskiye bağımlı kalmanız sebebiyle yeni insanları hayatınıza dahil etmeye korkarsınız. Sonra yepyeni biriyle tanışırsınız, iyi anlaşıyorsunuzdur ve idare eder bir mutluluğa sahipsinizdir. Tıpkı High Fidelity’de Rob Gordon’ın dediği gibi: “Çok spektaküler değildi ama iyiydi. Gerçekten iyiydi.” Böyle bir ilişkideyken bile aklınıza eski yaşantınız aklınıza gelir elbette. Eski ilişkinizin çalkantılı yapısının verdiği adrenalin, güven ile yer değiştirmişti ve bu yoksunluktu belki de hatırlamaların sebebi. Belki de bambaşka bir sebepti. Yıllar sonra eski sevgiliniz karşınıza çıkarsa da hissedeceğiniz tam da bu adrenalindir. Böyle bir çekim karşısında ne yapabilirsiniz? Kendinizi uzak mı tutarsınız yoksa sonunu bilerek yine maceraya mı atılırsınız? Filmde Joanna’nın yaşadığı tam da bu. Elbette sonunu söylemek doğru olmaz ancak Joanna, bu karışıklığı ve çözümsüzlüğü ile kararsız kadın tarafını oynuyor. Michael ise işin duygusal yönünden çok tensel çekimin gücüne kapılarak kararsız erkeği oynuyor.

 

Şehir yaşamındaki sosyalleşmenin de nasıl olduğunu birebir gözler önüne seren bir film aynı zamanda Last Night. Üniversite derslerinde bile kabul gören bir kavram olarak içkinin sosyalleşme aracı olduğu, her sahnede insanların elindeki içki kadehlerinde görünüyor. Bunu çapkınlık aracı olarak kullananlar olsa bile içkinin normal bir sosyalleşme aracı olarak kabul gördüğü toplumların sayısı bir hayli fazla elbette.

 

Film, başarılı kurgusu ve çözümleyici diyalogları ile birlikte izleyenleri kendisinden uzaklaştırmadan her daim bir gerilimin eşiğinde tutuyor. İnsanların ne zaman ne yapacağını kimsenin bilemeyeceğini veren Last Night, bu bilinmezlik gerilimi ile de sonuna kadar kendini izlettirebiliyor. Sam Worthington, Keire Knightley, Eva Mendes’li kadro da zaten izlenmeyecek bir film olmadığını kanıtlarcasına Last Night’ı bizlere sunuyor. Yönetmen ise bizim coğrafyamızda doğup Amerika’da büyüyen Massy Tadjedin. İran doğumlu yönetmen, California’da büyüyüp Harvard’ı bitiren ve ileride adını daha fazla duyacağımıza emin olacağımız bir isim. İlk yönetmenlik denemesi olan Last Night ile evrensel bir soruna evrensel bir çözümleme getirip sonunu biz izleyicilere bırakmış: Siz olsanız itiraf eder misiniz?

Tüm yorumlar (5)

Avatar
ucancocuk (Profesyonel) | 30 Nisan 2011, 19:34

Kusura bakma ama bi kritik bu kadar uzun olmamalı

Cevap Yaz
0
0
crituques (Efsane) | 8 Nisan 2011, 16:03

Çok doyurucu, anlaşılır ve " İZLE BENİ " diyen bir yorum. Hiç bir araştırma yapmaksızın yaşamımızdan çok önemli bir 1,5 saati alternatifinde yapılacak milyonlarca seçenek varken bir film izlemeye tahsis etmek için başta kritikler olmak üzere 10-15 dakika da olsa bir ön araştırma yapmanın kaliteli zaman geçirebilme adına çok yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Daha önceki yaptığınız yorumların genel çizgisi ve mesleki kariyerinizi de veri kabul ederek - elbette zevkler ve renkler tartışılmaz yaklaşımımız saklı kalmak kaydıyla - filmi izlemeye karar verdim. Teşekkür ederim ve bu teşekkürü filmi izledikten sonra yinelemeyi de çok isterim:)
Saygılarımla.

Cevap Yaz
0
0
70milimetre (Dublör) | 8 Nisan 2011, 13:51

bana öyle gelmedi. yani çift birbirlerini her ne kadar sevselerde, bence aralarında güvensizlik var.

Cevap Yaz
0
0
ILbruTTo (Amatör) | 7 Nisan 2011, 14:26

her zamanki gibi çok güzel bir yorum olmuş filme karşı. ben bu tarz yorumları okuduktan sonra filmi izlemekten yanayım diger türlü filmi izleyip sonra bu tarz yorumları okuyup vay be demek orda bunu söylemek istemiş demek pek hoşuma gidiyor :) bu tarz yorumlardan sonra filmi izlemek okumadan bunlara dikkat etmeden izleyerek vereceginiz filmn puaninda +- 2 puan oynatıyor en az :)

Cevap Yaz
0
0
Player01 (Artist) | 5 Nisan 2011, 18:35

Etkileyici bir yorum olmuş.Resmen bir uzmansın ve bir şey sormak istiyorum.Filmi izlerken bu kadar çok ayrıntıyı nasıl görüpte yorumlayabiliyorsun? Gerçetken çok derin bir yorum olmuş.Cevap beklerim...

Cevap Yaz
0
0
hamzahamza (Dublör) | 5 Nisan 2011, 19:40

Merhaba,
Yorum için teşekkür ederim ancak söylemem gerekir ki ben uzman değilim. Sadece bu konuda bolca kitap okumaya çalışıyorum ve biraz da araştırma yapıyorum isimler hakkında en azından. Ve en önemlisi de kendi düşüncelerimin oluşmasını sağlayan ortamlar ile benzerlikler kurarak gördüğüm şeyleri yazmaya çalışıyorum. Beğenen kadar beğenmeyen de olabilir elbette buna da saygı duymak lazım. Tavsiye edebileceğim kitaplar var bu konuda. Öncelikli olarak Eisenstein'ın Sinema Dersleri kitabı sahne, kostüm, dekor tasarımı açısından o kadar çok fikir uyandırtıyor ki haliyle yerleşiyor zihne. Ayrıca James Monaco'nun Bir Film Nasıl Okunur kitabı da yine sinemasal dünyaya giriş için çok önemli bir kaynaktır.

0
0
Görüşleriniz