Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

'Sweeney Todd': Kana ve Müziğe Susayanlar İçin

14 Şubat 2008

Vizyon sahibi sinemacı Tim Burton (“Batman”, “Charlie and the Chocolate Factory”) ile Oscar ve Altın Küre adayı Johnny Depp (“Charlie and the Chocolate Factory/Charlie’nin Çikolata Fabrikası”, “Pirates of the Caribbean/Karayip Korsanları” üçlemesi) yeni drama-gerilim “Sweeney Todd: Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi”nde bir araya geldi. Efsanevi söz yazarı-besteci Stephen Sondheim’ın ödüllü müzikal başyapıtına dayanan film, zorlayıcı ve orijinal bir vizyona sahip.

Depp, haksız yere hapse gönderilen, ve sadece bu acımasız ceza için değil, karısı ile kızına olanların üzücü sonuçları için de intikam yemini eden Benjamin Barker’ı, Helena Bonham Carter ise onun saplantılı ölçüde kararlı suç ortağı Bayan Nellie Lovett’ı canlandırıyor.  

“Bu yapıma adım atarken stüdyo yöneticilerine, ‘Beyler, bu filmde çok fazla kan olacak’ dedim” diyen yönetmen Tim Burton, belli ki böylesine çarpık bir hikayenin Bayan Lovett’ın ünlü turtalarından biri kadar kanlı olması gerektiğini anlamıştı; ne de olsa, Sweeney Todd hakikaten dehşet verici bir karakterdi. Her ne kadar bazıları onun asla var olmadığını iddia etse de, diğerleri 18. yüzyılın Fleet Sokağı’ndaki efsanevi “Şeytan Berberi”nin tam hikayesini belgelediler.

Tim Burton müşterilerinin boğazını kestikten sonra pastane sahibi Bayan Lovett’la birlikte cesetlerin etlerini öğüterek, halkın bayıla bayıla yediği etli turtalar hazırlayan seri katil berber Sweeney Todd’un hikayesini cici bir şekilde sunuyor. ‘Sweeney Todd’ baştan sona bir keyif yolculuğu: Korkutucu, muazzam komik ve melodik açıdan heyecan verici. Depp de tek kelimeyle şahane. Aktör oyunculuk ile şarkıcılık arasındaki farkı ortadan kaldırıp, bu iki beceriyi filmi dört dörtlük kılacak şekilde bütünleştiriyor.

Burton’ın sansasyonel çalışması ‘Sweeney Todd’, Sondheim’ın son derece güçlü ve heyecanlı müziği eşliğinde, hem kanlı, samimi ve epik, hem de korkutucu ve yürek parçalayıcı. Burton gerçekten vizyon sahibi bir sinemacı; görüntü yönetmeni Dariusz Wolski, marifetli kostüm tasarımcısı Colleen Atwood ve yapım tasarımcısı Dante Ferretti’nin katkısıyla bir müzikalin sinemaya aktarımı konusunda yeni yüksek standartlar getiriyor. Burton’ın kanı kullanışı pek gerçekçi değil. Ama sahnelerde büyük ölçüde şiddet var. Film trajik seyrini sürdürürken, Burton müthiş bir zafere imza atıyor. Her yeri kanla kaplı Sweeney nihayet duygularıyla yüzleşiyor ve Depp karakterin acı dolu yüreğini ortaya çıkartıyor. Bu nefes kesici güzellik ve dehşet anı çok çarpıcı ve büyüleyici.

Azılı Katil “Sweeney Todd”un Gerçek Yaşam Öyküsü
 
Sweeney Todd’un 1748’de ipek işçiliği yapan, yoksul ve alkolik bir çiftin tek çocuğu olarak doğduğuna inanılıyor. O dönemde Londra’da hastalık, kirlilik, ve ahlaksızlık kol gezmektedir. Genç Todd bir değirmende anne babasıyla birlikte çalışarak büyür. Anne babası gizemli bir şekilde ortadan kaybolur ve Todd, henüz 14 yaşında, küçük bir hırsızlıktan tutuklanıp Newgate Hapishanesi’ne gönderilir; bu aslında insaflı bir ceza olarak görülür çünkü çoğu çocuk hırsız suçları yüzünden asılmaktadır.
Katiller ve sahtekarların arasında yaşayan Todd, iddialara göre, hapishane berberi olan eski mahkum Elmer Plummer’ın çırağı olur. Berberler bazı cerrahi uygulamalar da yaptıkları için, Todd berberliğin yanı sıra, anatominin bazı yönlerini, ve geriye yatmış durumdaki müşterinin cebini boşaltmayı da öğrenir. Bu yetenekler serbest kalmasından sonra ona büyük fayda sağlar, ama açgözlülüğü, kıskançlığı ve dizginlenemeyen öfkesi genç adama baskın geldiği için cinayetler başlar.

Todd çok geçmeden Fleet Sokağı 186 numarada St. Dunstan Kiliesi’nin yanı başında bir dükkan açar. Kilisenin altında cemaat üyelerinin gömülü olduğu unutulmuş yeraltı tünelleri ve mezarları bulunmaktadır. Todd hizmetlerinin reklamını yapmak için, vitrinine kavanozlar içinde dişler, saçlar ve kan koyar. Odanın tam ortasındaysa en dahiyane ve sinsi aracı durmaktadır: Berber koltuğu.

Anlatılana göre, Todd suçlarını gizlemek için zeminde 360 derece dönebilen bir tuzak kapı  yaratır. Her iki tarafına da bir berber koltuğu monte edilen bu kapı, bir kol sayesinde, müşterinin ağırlığının da yardımıyla ters dönmekte ve müşterinin kafa üstü bodrum zeminine çakılmasını sağlamaktadır. Panel kapı turunu tamamladığında, boş berber koltuğu tekrar yerine döner. Ardından, Todd hızla aşağı koşar ve düşüş başaramadıysa, müşteriyi öldürmek için usturasını kullanır. Todd daha sonra müşterinin üzerindeki değerli şeyleri alır ve cesedi St. Dunstan’ın altındaki bedenlerin yanına saklar. Bu plan bir süre işe yarasa da, cinayetler sürdükçe, Todd’un cesetleri saklayacak yeri kalmaz.

Bu arada, Todd paragöz dul Margery Lovett’la tanışır. Genç adam Bayan Lovett’a kendi dükkanına yer altı tüneliyle bağlı Bell Yard’da turta dükkanı açtıktan sonra, ikili sevgili ve suç ortağı olurlar. Todd cerrahi yeteneklerini cesetleri parçalamakta kullanır ve etlerini turtalarda kullanılmak üzere Bayan Lovett’a verir. Derilerini ve kemiklerini ise kilisenin yer altı mezarlığına saklar.

Todd’un kana susamışlığı artarken, Bayan Lovett’ın turta işi de hızla ivme kazanır, ta ki St. Dunstan Kilisesi’nin altında bir taşkın olana kadar. Yetkililer araştırma yaparlar ve çok geçmeden bir çok kayıp adamı orada buldukları çürümüş cesetlerle eşleştirirler. Yeraltında bir dizi kanlı ayak izi Todd’un dükkanından Bayan Lovett’ınkine uzanmaktadır. İşte o zaman halk arasında isteri baş gösterir.

Todd olaysız bir şekilde tutuklanır, ama yetkililer Bayan Lovett için Bell Yard’a geldiklerinde, turta müşterileri hem cinayetleri hem de kurbanlardan bazılarının etlerini yediklerini öğrenmişlerdir. Kalabalık kadını hemen oracıkta linç etmeye yeltenir, ama Lovett çabucak Newgate Hapishanesi’ne götürülür. Orada intihar etmeden önce, kendisinin ve Todd’un karanlık işlerini itiraf eder. Todd ise mahkemeye çıkartılır, suçlu bulunur ve sonunda asılır. Sweeney Todd’un toplamda 160’tan fazla insanı öldürdüğüne inanılmaktadır.

Tüm yorumlar (32)

Avatar
returnofthekingcan (Dublör) | 9 Temmuz 2011, 21:15

Filmde benjaminin intikam dışında katil olması beni rahatsız etti. Çünkü masumları öldürmesi artık normal biri olmadığının açık göstergesi

Cevap Yaz
0
0
filmkolik-kiz (Profesyonel) | 30 Ocak 2011, 18:13

Hem kana hemde müziğe susadım =) Bu filmi izleyeli 2 hafta falan oluyor çok beğendim...

Cevap Yaz
0
0
laddas (Figuran) | 20 Temmuz 2010, 23:23

Kritiğiniz çok güzel olmuş ellerinize sağlık. bende sizin gibi düşünüyorum.

Cevap Yaz
0
0
bursi (Dublör) | 28 Haziran 2010, 02:31

müzikal olduğunu duyduğumda "hadi yaa" gibisinden hayal kırıklığına uğradığım, filmi izledikten sonra "hadi bee" konumuna geldiğim bir film:D beni çok etkiledi. tim burton un ellerine kollarına sağlık:)

Cevap Yaz
0
0
katildoganlar (Artist) | 8 Nisan 2010, 18:53

Filmde yerleri sulayan tonlarca kana ve insanların yenmesine rağmen bana son derece sıcak ve duygusal gelen bir film. Müzikal havasında olması belki bu sıcaklığı veriyor. Tim, Johnny ve Helen üçlüsü yine döktürmüş. Canım sıkıldıkça izlediğim filmlerden. Tim Burton yine o karanlık ve gothic havayı vermeyi başarmış. Makyaj, kostümler ve dekorlar da muhteşem. Müzikler zaten aşmış. Özellikle Alan Rickman ve Johnny Deep'in düeti muhteşemdi. Her yönüyle güzel bir film.

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz