Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Blade Runner 2049 - Dört Başı Mamur Bir Devam Filmi (Film Eleştirisi)

13 Ekim 2017

Yönetmenlik koltuğunda Ridley Scott’ın oturduğu 1982 yapımı Blade Runner’ın devamının çekileceğini ilk duyduğumuzda hem heyecan hem endişe yaşadık. Heyecanın sebebi, zamanının çok ötesinde anlatımla ve eşsiz bir atmosferle işlenmiş geleceğin fantastik dünyası (cyberpunk) bir hikayenin benzerini 35 yıl sonra yeniden izleyecek olmamızdı. Endişemiz ise olağanüstü malzemenin gişe hasılatı kaygılarıyla, özentisizce ve 3D olarak harcanması ihtimaliydi.

İmdada Hollywood’un yükselen değeri Kanadalı yönetmen Dennis Villeneuve ve bu sefer yapımcılık koltuğundaki Ridley Scott işbirliği yetişti. İlki sinema dünyasının klasiklerinden olmuş bir filmin ikincisine kalkışmak bile başlı başına bir cüret meselesiydi. Arrival, Sicario ve Prisoners filmleriyle oldukça başarılı bir özgeçmiş oluşturan Villeneuve, şimdiden birçok oyuncunun birlikte çalışmak istediği bir isim. Hissedilen eksikliklere rağmen kesinlikle işin altından kalkmış görünüyor.

Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı, teknolojjinin akıllara zarar bir biçimde ve hızda ilerlemesinin ürkütücülüğünü, müthiş manzaralar, etkileyici, zaman zaman korkutucu müzik ve karanlık atmosferiyle yansıtmaya çalışıyor. İlk filmde olduğu gibi bunu yaparken de bir tempo kaygısı gütmüyor. Ağır, her sahnesinin yavaş yavaş sindirilebildiği, uzun bir yapım sizi bekliyor. Adeta Nuri Bilge Ceylan’ın bir bilimkurgu denemesi yapmış olduğu izlenimine kapılıyorsunuz. 

Yine Rick Deckard karakteriyle karşımıza çıkan Harrison Ford, Blade Runner 2049’u anlayabilmek için 1982’deki ilk filmi izlememiz gerekmediğini, konunun bir başka açıdan devam ettiğini söylemişti. Bu fikre katılmak pek mümkün değil. Birçok yeni karakter ve akış söz konusu olsa da öykünün temelleri 35 yıl öncesine dayanıyor. Blade Runner 2049’dan maksimum tadı alabilmeniz için kesinlikle ilk Blade Runner filmini yeniden izlemenizi tavsiye ederiz.  

Benjamin Wallfisch ve Hans Zimmer ortaklığındaki başarılı müzikler, filmdeki post – apokaliptik dünyanın (geçmişte yaşanmış bir kararma, kıyametten bahsediliyor) görkemli manzaralarında ve devasa binalarının arasında izleyicinin kendisini küçücük hissetmesine yardımcı oluyor. Bu açıdan oldukça başarılı. İlk filmde hakim unsur olan yağmurun yerini ise daha çok sis, toz ve radyoaktif kirlilikte bir hava alıyor. Alıştığımız o gotik atmosferin kısmen dağılmış olmasını eksi hanesine yazabiliriz. Konunun derinlemesine, sakin ve gizemli anlatımı filmin artı özelliklerinden olsa da sahnelerde hayal kırıklığı yaratan bir ‘yalınlık’ göze çarpıyor. Daha da açacak olursak, ilk filmde yüzlerce unsurun bir arada yer aldığı, adeta festival havasındaki çarşı - sokak atmosferini Blade Runner 2049’da bulamıyoruz. Tekrar tekrar izlediğimiz ilk filmde her defasında yeni ayrıntılar keşfedebiliyorduk. 

Yeni filmde ise sahnelere o kadar da dikkat etmemizi gerektiren detay yoğunluğu bulunmuyor. Muazzam büyüklükteki Los Angeles'a çoğunlukla yukarıdan bakarak bir fikir sahibi olmaya çalışıyoruz. Blade Runner 2049, daha fazla ayrıntı görme ihtiyacını karşılamıyor ve dilimizde içi boş, kof bir büyüklük tadı bırakıyor. Yine de filme sinematografi açısından haksızlık edemeyiz. İçinden sanat eseri kıvamında en az 10 tane duvara asmalık kare çıkabiliriz.  Bu sebeple filmin yıldızı açık ara Görüntü Yönetmeni Roger Deakins diyebiliriz. Oluşturduğu görsel stil, sadeliğine rağmen mekanları inanılmaz etkileyici hale getirmiş. Turuncu, mavi ve gri tonlar, izleyicileri bir hayal dünyasında büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. 

Filmin senaryosu bir başyapıt olmamakla birlikte devam filmi için oldukça iyi. Aslında ilk filmin bitiminde devam halkaları için açık kapı bırakılmıştı. Sonraki filmler için hikayenin gidişatı ve sonucu ile ilgili cevapsız sorular bulunuyordu. 35 yıl sonra çizilen yön kesinlikle tatmin edici. Ayrıca yeni devam filmleri için de cesaret verici. 

İlk izlenimlere bakılacak olursa 2017 yılının en önemli sinema olayı olarak nitelenen film, eksiklerine rağmen bu ünvanı hak ediyor. İlki gibi, kaotik unsurlarıyla gerçek manada neo-noir ya da film-noir (karanlığın hakim olduğu) bir bilimkurgu filmi. Sinema tarihinde birçok devam halkası fiyasko ile sonuçlanırken Blade Runner 2049, "devam filmi nedir, nasıl olur"un cevabını veriyor.

10/7

Yazan: Gökhan Öztürk

Tüm yorumlar (1)

Avatar
Whitebirdangel (Amatör) | 19 Ekim 2017, 23:09

işte film..emeğinize sağlık para harcayınca neler oluyor

Cevap Yaz
0
1
Görüşleriniz