Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Nükleer Santrale Sinemasal Sorgulama

Nükleer Santrale Sinemasal Sorgulama
26 Ağustos 2009

NÜKLEER  SANTRALE  SİNEMASAL  SORGULAMA...

 

Mersin Sinema Derneği Akkuyu\'da yapımı planlanan nükleer santrali sinema diliyle sorguluyor. Akkuyu nükleer santralini sinema diliyle sorgulamak amacıyla \'Kod:16\' adıyla 90 dakikalık bir sinema filminin çalışmalarına başlandı.
Filmin yönetmenliğini daha önce bir çok kısa film ve \'Sokak\' adlı uzun metraj bir filme imza atan Yasin Korkmaz üstlendi.
Nükleer santral konusunun 40 yıldır tartışıldığını söyleyen yönetmen Yasin Korkmaz \"Bu konu ne getirip ne götürecek hala aydınlığa çıkmış değil. Zaman zaman da taraftar olanlar ve karşı olanların taraf değiştirdiğine şahit oluyoruz. Anlaşılıyor ki bu alanda da ulusal bir tavır ve çıkar hesabı yapılmamış. Her şeyimizde olduğu gibi nükleer santral konusu da yabancı çıkar çevrelerinin ilgisi yönünde gelişme gösteriyor. Aslında artık enerji kaynağı olarak nükleer sistem ve teknolojisi de eskimiş durumda. Dünya enerji devleri daha temiz enerji kaynaklarına yönelmişken neden nükleer enerjide diretiyoruz anlamak güç.Çevreye olan öldürücü etkisi artık herkes tarafından biliniyor. Biz filmimizde konunun bir tek çevre yönünü değil Dünya siyasetindeki yerini de sorguluyoruz. Filmimiz insanlara olayı daha iyi anlatmak için nükleer santral kurulduktan sonrasını anlatıyor.\"

 

Kod 16, ucuz ve yüksek enerji kaynağı olarak lanse edilen nükleer sistemin aslında enerjide en sakıncalı bir durum olan dışa bağımlılığı da beraberinde getireceğine de dikkat çekiyor. Filmde, bölge kültür değerleri ve doğal yapısı da unutulmadı.

 

Projeyi ulusal bazda bir çok kişi ve kuruluşun görüşüne sunduklarını söyleyen yönetmen Korkmaz, bu konuda ilgilinin yüksek olmasının kendisini cesaretlendirdiğini ifade etti. Halen cast aşamasının ve storyboard çizimlerinin devam ettiği “Kod:16” filmi için eylül başlarında motor denileceği belirtildi.

 

FİLMİN TEKNİK ÖZELLİKLERİ

 

Mersin’in İlk Sinema Filmi “Kod:16”

 

Mersin\'in ilk sinema filmi olmaya aday Kod 16, günümüzde bir çok sinema filminin çekildiği 35 mm film kalitesinde kayıt yapan dijital kamera ile direk bilgisayar formatında kayıt edilecek. Kod:16 filmi kurgu aşamasından sonra bir filmin sinema filmi olması için gerekli olan şartların temelini oluşturan 35 mm film formatına aktarılacak ve Mersin, Adana, Antalya, İstanbul, İzmir ve Ankara\'da anlaşma yapılan sinema salonlarında özel gösterimlerde izleyici ile buluşacak.

 

Filmi taşıyacak bir kaç önemli karakterin dışında bütün karakter ve tiplemeleri bölge halkı canlandıracak.  Projede rol alacak olan bölge halkından seçilecek oyuncular alanında uzman hocalar tarafından temel oyunculuk dersleri verilecek. Bunun dışında planlanan bir çok etkinlik ile bölge halkının projeye ilgisi çekilecek. Bir yandan da bölge halkının nükleer santral konusunda bilinçlenmesi sağlanacak.

 

Filmin İstanbul ve Ankara\'da geçen sahnelerinin çekimleri o illerde kısa film çalışmaları yürüten ekiplerin desteği ile gerçekleşecek. Film müziği için ise Türkiye’nin çevre konusunda duyarlı önemli bir sanatçısı ile görüşmeler devam ediyor. Görüşmeler olumlu sonuçlanırsa izleyiciyi büyük bir sürpriz bekliyor. Özel efektler için profesyonel destek alınırken, teknik ekipmanlar İstanbul’da faaliyet yürüten profesyonel firmaların desteği ile giderilecek. Filmin 35mm’e aktarılması da yine bir firmanın desteği ile yapılacak. Akkuyu bölgesinde yapılacak olan çekimler 20 gün sürecek.

 

KOD:16 FİLMİNİN SNOPSİSİ

 

Bölge halkının duyarsızlığı ve bölgede işsizlere iş kapısı olması umuduyla yetersiz kalan tepkiler ve Nükleer Santral lobisinin çabaları sonunda Akkuyu’da Nükleer santral kurulur.  Ancak bölge halkının beklediği iş alanı bir türlü açılmaz. Santralin deneme çalışmaları sürerken çevrede bazı dikkatli gözlerin görebildiği olağan olmayan gelişmeler görülmeye başlar.

 

Kıyıya vuran ölü balıklar ve farklı deniz canlıları yanında bölgede yetiştirilen bazı ürünlerde de garip şekil bozuklukları görülür. Bölgede yaşayan çocuklar da alışıla gelmedik hastalıklar baş gösterir. Santralin kurulduğu kasabada oturan duyarlı  bir genç olan Kadir ve çevreci bir profesör  bu garip gelişmelerin peşine düşer. Ancak işler istedikleri gibi gitmez ve gizli bir yapının bu tür araştırmaları yapanlara karşı koyduklarını görürler ve santrale karşı araştırma yapanlar beklenmedik kazalara kurban gider.

 

Bölgede yaşayan ve nükleer santralde yapılmadan önce eğitim için yurt dışına giden Kadir’in abisi Birol bir grup arkadaşı ile tatil için köye gelir ve bir bilim adamı adayı olarak destekçisi olduğu nükleer enerjinin yaşadığı bölgeyi ne hale getirdiğini izlerken, kendisini olayların merkezinde bulur.  Dünya enerji devlerinin kavgasının sonunda santralin güvenlikle ilgili şartlarına uyulmadığı anlaşılır. Nükleer Santral yapımını geçekleştiren lobinin TBMM\'deki kolu işin açığa çıkmasıyla yön değiştirir. Gerçekleri kabul etmiş görünerek santral yapını üstlenen firmayı değiştirdiklerini, üretimin durduğunu ve bu konuda çok daha deneyim bir  yeni firmanın tüm şartları yerine getireceğini resmi ağızdan ilan ederler.

 

Ancak firma resmen değişse de işleyiş değişmemiştir ve sağlıksız şartlarda santral çalışmaya devam eder. İlgili bakan TV\'de açıklama yapar ve tüm söylentilerin yalan olduğunu, deneme üretiminin durduğunu söyler. Vatandaşlar bu açıklamayı dinlerken gök yüzünü bir kızıllık kaplar, kulakları sağır eden bir ses duyulur...

Tüm yorumlar (11)

Avatar
MadDoe (Figuran) | 13 Eylül 2009, 22:52

nüklüer santral yapamakla ülke ekonomisi kalkınmaz. iş ulusta halkta biter savaştan sonra rahata çok alıştık üretme dediler biz üretir size satarız,sen çıkarma biz çıkarır sonra işler satarız dendi bakın her ulus ve toplum geldiği konumu korumaya o konuma gelmek için nasıl çaba gösterdiğini anımsayarak elindekinin kıymetini bilir biz ise o zorlukları çoktan unutmuş refaha ve kolaya kaçma derdindeyiz bakın nüklüer santeal meselesi kolaya kaçmaktan ibarettir yok bizde petrol yok bizde şu yok bu yokla işler yüüürüüümeezzz ... elde ne varsa onu değerlendimeli o doğrultuda gelişmeliyiz. kalkınmanın temeli azim, kararlılık,doğru yerde doğru işi ve geleceğe yönelik adımlarla olur öyle santral yapmakla kalkınılmaz "fedakarlık yoksa zaferde olmaz" biz şuana kadar kağıt üstünde herhangi bir fedakarlık yapmış sayılmayız biz onu sava alanında yaptık. bakınız nüklüer santrale karşı değilim tabibir iki tane yapılsın ancak unutulmasınki bu bizim gelişmişliğimizi göstermez nezamanki o santral yüzde yüz türk malı olur o santral den ve ülkedeki madenlerden adam akıllı kullanılır bankalar elalemin eline teslim edilmez (özelliklede bor madenin işletme hakkını üzerinde bulunrduran bir bankayı...ETİ BNK) boru şuanda işleyemeden ham satıyoruz dışardan çıkardığımız ama işleyemediğimiz boru alıyoruz  işte gün gelir bunları biz yapar o azime o kararlılığa sahip oluruz işte o gün "çağdaş medeniyetler seviyesine" ulaşmış oluruz bakın bunların hepsi bizim elimizde avrupa ve amerika'ya bu teknoloji gökten inmedi altın tepside sunulmadı onlar çalıştı çabaladı ve çağdaş medeniyet düzeyine ulaştı. çağdaş mediniyetlik olduğu yerde duran bir şey değildir aynı canlı bir varlık gibi büyür ve gelişir küreselleşir hatta evrenselleşir bu düzeye ulaşmakla kalınmaz ona önderlik edilir. TÜRK milletinde  BU POTANSİYELİ HENÜZ GÖREMİYORUM Bu millet nezaman elindeki olnakları iyi kullanmayı bilir ve zaferlerin yanlızca savaşla değil  ekonomiyle ve  kalkınmayla kazanılacağını bilir işte ozaman yüce bir ulus oluruz bana boş laflarla, kağıt üstünde kalmış projelerle, hayal dünyası fikirleriyle gelmeyiniz gerçek fikirler üretiniz...GÜN GELECEK BU MİLLET VARININ YOĞUNUN NASIL ELİNDEN ALINDIĞININ FARKINA VARACAK.VARMASINADA ÇOOOK GEÇ OLACAK!!! allah nasib ederde o günü görürsem işte bu millet sürünmeyi cavurların köpeği,tasmalı başkanların altın ezilmeyi hak etti ve ediyor diğeceğim. UMUYORUM YÜCE RABBİM BİZE O GÜNLERİ GÖSTERMEZ bu tamamen bizim elimizde ALLAH TÜRK MİLLETİNİN ÖNÜNÜ AÇIK EYLESİN...

Cevap Yaz
0
0
superbdwayne (Profesyonel) | 3 Eylül 2009, 04:46

Yaptıklarını işletiyorlar ya işte bu kadar basit Mersin Akkuyu"ya da lisans zaten çok önceleri çıkmış.Türkiye"de nükleer santral kurulması için ilk lisans Akkuyu"da çıkmıştır araştırırsanız bundan yıllar önce.Akkuyu işi yeni değil zaten.Çok eski bir mesele.1980"lerin daha gerisine taşınıyor bu olay.En azından nükleer santral 1970"lerden beri yapılmaya çalışılıyor.Ne oldu?Yapılmadı.Bu kadar basit değil demek ki!Nükleer enerji bir eksiklik değil ve atıklarını saklamayı bildiğin zaman da çok büyük bir tehlikeye yol açmaz.Ayrıca bu nükleer enerji iş de sağlayacak çoğu kişiye.Şimdi kullandığımız linyitle çalışan termik santraller çok mu çevreci bir düşünün.Onlara göre daha çevre dostu nükleer santraller.Rüzgar Gülü Olayına gelince her yer bunun için elverişli değil ve elverişli olan çoğu yere kuruluyor.Onun da ilk başta yapım maliyeti fazla sonradan maliyetini çıkartsa bile.Ayrıca Avrupa"da 1980"de açılmış nükleer santrallerin belirlenen kapanma tarihleri 2030 civarı bunun da öyle olacak.O zaman veya yakın zamanlarda ne yapacağımızı düşünürüz.Dediğimiz gibi denetim olmazsa düzgün zaten yürümez.Denetimin sıkı olup olmayacağından emin değilim ama olması lazım ve olur diye düşünüyorum.Her ne kadar bu işler mantıkla yürümese de.Facia olacak gibi bir şey olmaz ne olursa olsun.Tek facia Çernobil o kadar nükleer tesis arasında.Her yerde var abartmayın.Kalkıp da 10 tane kuracak halleri yok 1-2 tane olur yurt içinde hadi 3 diyelim.Bu filmin konusu da nükleer atıklarmış zaten yaklaşık olarak.İyi muhafaza edilirse şey olmaz.Amerika"da sadece 103 tane var.Ve ben senelerdir hiçbir şikayet duymadım onlardan.:)Onun dışında Çin"de,Japonya"da,Avrupa"da çok fazla var.Avrupa"da artık kurulmuyor ama kurulanları da kapatmıyorlar.Kapatsınlar o zaman siz haklısnız derim.Zamanında nükleer enerjiye geçseydik bunların hiçbiri olmazdI.Şimdi de atacak mıyız satacak mıyız nükleer santralleri ne yaparsak yapardık?Türkiye bazı alanlarda geri kalmış bir ülke.Hatta üretim için çoğu alanda geri bir ülke.Sadece çok küçük adımlar oluşuyor bunların hakkında onlara da köstek oluyoruz.İşte en fazla ilgilendiğimiz bilgisayarlar,oyun yapmak için daha yapılan bir oyun motoru yok.Ne özel ne devlet desteğiyle.Satın alacak para da yok.Ama herkes oyun oynuyor.Zinek Engine çalışmaları falan felan var onları da görmezlikten gelmememiz lazım.Zaten donanım da yok bilgisayar yapmak için ama her gelişmiş ülke de bilgisayar donanımı ve yazılımı yapmıyor kişisel kullanım için.Burada bitiriyorum.

Cevap Yaz
0
0
MadDoe (Figuran) | 2 Eylül 2009, 19:50

Şimdi görüyoruz ABD nin elinde milyonlarca ton nükleer atık var, amerika ve avrupadaki bir çok nükleer santral bu nedenle kapatıldı hadi enerjiyi ürettik o kadar atığı neyapıcaz avrupa ülkeleri halen sömürmekte olduğu ülkelere taşıyor o atığı bu santral ve daha sonra yapılacak olan santralların uzun vadede olumsuz etkilerinin olucağını düşünüyorum başka enerji kaynaklarına yönelmeli sağlık.
Sağlık açısından zararına deyimiyorum bile hele hele çevreye olan zararınıda...
 

Cevap Yaz
0
0
pelinimm (Artist) | 30 Ağustos 2009, 19:09

bazı arkadaşlarımız nükleer santralin bi zararının olmayacağını düşünüyor bir cernobil patlamış diee bizimde patlaycak değil tabiikide...amaa son yılların en büyük tehlikesi olan ve bir yerlerden başlanmazsa bir süre sonra durdurulamayacak olan küresel ısınma... eğerki nükleer santral kurulursa onlardan cıkan sera gazı emisyonlarının atmosferde yer etmesinden dolayı bu da küresel ısınmayı dahada şiddetlendircek biz değil belkide ama ilerde cocuklarımız olduğunda ve neslin devamı bundan büyük bir olçüde etkilenecek neden yaşanabilcek bi Dünya bırakmıyoruzkii :/

Cevap Yaz
0
0
superbdwayne (Profesyonel) | 1 Eylül 2009, 23:56

Dünya"daki çoğu ülkede ihtiyaçları karşılayacak kadar nükleer santral olduğunu düşünüyorum.Niye Türkiye"de olmasın ki?Nükleer enerji ayrıca denetimi sıkı yapılırsa şuan bizim kullandığımız termik santrallare göre çok daha az çevreye zarar veriyor.Ama dediğim gibi yerin doğru olduğu konusunda biraz şüpheliyim.Ulaşımın kolay olduğu ama çevresinde başka uğraşın fazla olmadığı bir bölge olmalı kurulacak yer.Oraya da hayat gelir böylece.Artık bazı ülkelerin nükleer santral açmadığı da doğru.Çünkü ihtiyaçları kadar açtılar zamanında.Önemli olan şimdi işletmektir.Açılması lazım dediğim gibi.Dünya"da en çevreci ülkelerde bile oldukça çok var.Herkes basit mantıktan düşünüyor bence.İşte ben buna sinir oluyorum.Adam kitap okumaz,gazete okumaz,haber seyretmez sonra da önüne çıkan ilk şey hakkında yorum yapmaya başlar.Bunu sana direkt olarak söylemiyorum ama anlayan anladı sanırım.

0
0
Ramashu (Amatör) | 29 Ağustos 2009, 17:50

NEDEN MERSİN YOK EDİLECEK BAŞKA BİR ŞEHİRMİ KALMADI

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz