- Anasayfa
- Karakterler
- Pervin
Pervin
Canlandıranlar
Geniş izleyici kitleleri tarafından tanınması, televizyon dünyasının unutulmaz yapımlarından biri olan Süper Baba dizisindeki performansıyla gerçekleşti. Tiyatroya olan tutkusunu kendi kurduğu Ateş Tiyatrosu ile sürdüren Kural, 2002 ile 2003 yıllarının Mart ayı döneminde "Frida Yaşasın Hayat" adlı projeyi yeni bir kadro eşliğinde sanatseverlerle buluşturdu. Kariyeri boyunca hem sahnede hem de ekranda farklı karakterlere hayat vererek üretimlerini sürdürdü.
1974 yılında İzmir’de dünyaya gelen Ece Uslu, sanat dünyasıyla henüz çocuk yaşlarda tanıştı. 1976 yılında bir gazetenin düzenlediği çocuk güzeli yarışmasında ikincilik derecesi alan Uslu, 1988 yılında İstanbul’a yerleşerek kariyerine yön verecek adımları atmaya başladı. Kolej yıllarında Ferhan Şensoy Nöbetçi Tiyatrosu’nda bir yıl boyunca görev alarak sahne tozunu yuttu. Aynı dönemde Başak Gürsoy Ajans bünyesinde beş yıl süresince mankenlik ve fotomodellik yaparken, eş zamanlı olarak Şahika Tekand’ın kurduğu Stüdyo Oyuncuları topluluğunda oyunculuk eğitimine ve performanslarına devam etti.
Televizyon ekranındaki serüveni 1990 yılında TRT 1’de yayımlanan İz Peşinde dizisiyle başlayan sanatçı, kariyeri boyunca pek çok ses getiren yapımda farklı karakterlere hayat verdi. 90’lı yıllarda Ana, Sarı Tebessüm, Sahte Dünyalar ve geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan Kara Melek gibi projelerde yer aldı. Sinema dünyasında Ah... Gardaşım, Yalancı, Güle Güle ve Büyü gibi filmlerde izleyici karşısına çıkan oyuncu, televizyonda ise Zerda, Elveda Derken, Kızım Nerede? ve uzun soluklu Karagül dizisindeki Ebru Şamverdi karakteriyle dikkat çekti. Dayan Yüreğim, Sevgili Geçmiş ve Siyah Kalp gibi dizilerde önemli roller üstlenen Ece Uslu, dram ağırlıklı yapımlardan sinema filmlerine uzanan geniş bir filmografiyle kariyerini sürdürmektedir.
Pervin Par, 1939 yılında Pervin Doyum adıyla dünyaya geldi. Doğum yeri hakkında farklı kaynaklarda İzmir veya Bursa seçenekleri öne çıksa da hayatının büyük bir bölümünü ve kariyerini şekillendiren bağları İzmir ile oldu. Sinemaya adımını 1957 yılında atan oyuncu, Osman Seden’in yönettiği "Bir Avuç Toprak" filminde Ayhan Işık ile başrolü paylaşarak dikkat çekici bir başlangıç yaptı. Kariyerinin ilk yıllarında "Allı Gelin", "Gelinin Muradı" ve "Alageyik" gibi yapımlarda izleyici karşısına çıkarak Yeşilçam'ın üretken isimlerinden biri haline geldi.
Kariyeri boyunca dramdan maceraya pek çok farklı türde kendine yer bulan sanatçı, "Gurbet Kuşları", "Haremde Dört Kadın" ve Türk sinemasının önemli yapıtlarından "Hudutların Kanunu" gibi filmlerde rol alarak filmografisini zenginleştirdi. 1960’lı yıllar boyunca "Menderes Köprüsü", "Fakir Kızın Romanı" ve "Menekşe Gözler" gibi projelerle beyazperdedeki varlığını sürdürdü. 1970'li yılların ortalarında "Çeşme" ve "Baskın" gibi filmlerle sinemaya devam eden Par, 1977 yapımı "Çırılçıplak" filminin ardından oyunculuk kariyerini ve popüler hayatını sonlandırma kararı aldı.
Sinemadan uzaklaştıktan sonra İzmir’in Çeşme ilçesine yerleşen Pervin Par, burada bir çiçekçi dükkânı açarak yaşamının geri kalanını sükunet içinde geçirdi. Yaklaşık iki yıl boyunca lösemi ile mücadele eden sanatçı, 30 Temmuz 2015 tarihinde 76 yaşındayken tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, uzun yıllar yaşadığı Çeşme'deki Dalyan Mezarlığı'na defnedildi.
Kariyerinin ilk yıllarından itibaren dönemin önemli jönleriyle kamera karşısına geçen Şoray, kısa sürede magazin dergilerinin kapaklarını süslemeye ve halkın sevgisini kazanmaya başladı. 1962 yılında Ayhan Işık ile başrolü paylaştığı Acı Hayat filmindeki gerçekçi karakteriyle kariyerinde önemli bir sıçrama yaşadı ve 1964’te 1. Antalya Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. 1960’lı yılların sonuna gelindiğinde Vesikalı Yarim, Artık Sevmeyeceğim ve Fosforlu Cevriyem gibi yapımlarla Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit ile birlikte sinemanın "dört yapraklı yoncasından" biri haline geldi. İş adamı Rüçhan Adlı ile yaşadığı uzun süreli ilişki sırasında kazandığı "Sultan" unvanı, zamanla sektördeki sarsılmaz yerini ve yapımcılara kabul ettirdiği ağır çalışma kurallarını ifade eden "Şoray Kanunları"nın da ilham kaynağı oldu.
1970’li yıllar, Türkan Şoray’ın hem oyuncu hem de yönetmen olarak yetkinliğini kanıtladığı bir dönem oldu. 1972’de yönetmen koltuğuna da oturduğu Dönüş filmiyle bu alandaki ilk deneyimini yaşadı. Özellikle Kadir İnanır ile yakaladığı ekran uyumu, Türk sinemasının en unutulmaz ortaklıklarından birini doğurdu. İkili; Devlerin Aşkı, Bodrum Hakimi, Dila Hanım ve sinemamızın başyapıtlarından Selvi Boylum Al Yazmalım gibi filmlerde birlikte izleyici karşısına çıktı. 1980’li yıllarda Mine, Seni Seviyorum ve Körebe gibi projelerle sinema yolculuğuna devam eden sanatçı, bu dönemde evli olduğu Cihan Ünal ile birçok ortak çalışmaya imza attı.
1990’lı yıllardan itibaren sinema filmlerine ara vererek televizyon projelerine yönelen Şoray, İkinci Bahar dizisinde Şener Şen ile, Tatlı Hayat’ta ise Haluk Bilginer ile başrolleri paylaşarak yeni nesil izleyicilerin de kalbini kazandı. 2000’li yıllarda Gönderilmemiş Mektuplar filmiyle Kadir İnanır’la yeniden bir araya geldi ve Bir Zamanlar Osmanlı: Kıyam dizisinde Hatice Sultan karakterine hayat verdi. 2015 yılında Uzaklarda Arama filmini yöneterek uzun bir aradan sonra tekrar kamera arkasına geçen sanatçı, Türkiye'nin en ikonik isimlerinden biri olarak kültürel hafızadaki yerini korumaktadır.
Çanakkale’de dünyaya gelen ve gerçek adı Zühal Kılık olan Zuhal Tan, eğitim hayatının bir dönemini İstanbul Kız Lisesi’nde sürdürdü. Sinema dünyasına adım atmadan önce farklı iş kollarında deneyim kazanan oyuncu, 1962 yapımı "Kavgasız Yaşayalım" filmiyle profesyonel oyunculuk kariyerine başlangıç yaptı. Beyazperdede genellikle fettan, çekici ve yardımcı karakter rolleriyle tanınan Tan, kısa sürede dönemin pek çok önemli yapımında yer buldu.
Kariyeri boyunca "Genç Kızlar", "Bire On Vardı", "Ayşecik Çıtı Pıtı Kız" ve "Öp Annenin Elini" gibi filmlerde izleyici karşısına çıkan oyuncu; dramdan komediye uzanan geniş bir yelpazede "Günah Kadınları", "Meyhaneci" ve "Tehlikeli Adam" gibi yapımlarla setlerdeki üretkenliğini sürdürdü. 1960’lı yılların hareketli sinema atmosferinde kendine özgü tiplemeleriyle yer edinen Zuhal Tan, 26 Mayıs 1966 tarihinde Sakarya’da geçirdiği trafik kazası neticesinde genç yaşta yaşamını yitirdi. Sanatçının rol aldığı son projeler arasında "Cesur Kardeşler" ve "Sevgilim Artist Olunca" gibi filmler yer almaktadır.