- Anasayfa
- Karakterler
- Gazi Cemal
Gazi Cemal
Canlandıranlar
Türk tiyatrosunun ve güldürü geleneğinin en önemli ustalarından biri olan Nejat Uygur, 1927 yılında Kilis’te dünyaya geldi. Öğretmen bir anne ve subay bir babanın oğlu olması sebebiyle çocukluk ve eğitim yıllarını Anadolu’nun farklı şehirlerinde geçirdi. İlkokul yıllarında katıldığı okul müsamereleriyle tiyatroya ilk adımını atan sanatçı, gençlik döneminde pilotluk ve gemicilik hayalleri kurarak bir süre Panama bandıralı bir şilepte çalıştı. Güzel Sanatlar Akademisi’nin Heykel Bölümü’ne girerek sanat eğitimine yönelse de buradaki eğitimini tamamlamadan profesyonel kariyerine odaklandı. 1949 yılında kendi adını taşıyan Nejat Uygur Tiyatrosu’nu kurarak sahne hayatına resmi bir başlangıç yaptı.
Kariyeri boyunca "Cibali Karakolu", "Şeyini Şey Ettiğimin Şeyi", "Zamsalak" ve "Sizinki Can da Bizimki Patlıcan mı" gibi unutulmaz oyunlara imza atan Uygur, düzenlediği turnelerle tiyatroyu Türkiye'nin en ücra köşelerine taşıyarak geniş halk kitlelerinin sevgisini kazandı. Sinemadaki varlığı tiyatroya oranla daha sınırlı kalsa da 70’li yıllarda başrolünde yer aldığı "Cafer Bey" serisiyle beyaz perdede iz bıraktı. 2000’li yılların sevilen yapımları "Vizontele Tuuba" ve "Beyaz Melek" gibi filmlerde de yardımcı rollerle izleyici karşısına çıktı. Uzun sanat hayatı boyunca pek çok ödülle onurlandırılan usta isim, 1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanını aldı; 1999’da Avni Dilligil Onur Ödülü ve 2006’da Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülleri'nde En İyi Tiyatrocu ödülüne layık görüldü.
Özel hayatında 1950 yılında Necla Uygur ile evlenen sanatçının Ahmet, Süheyl, Süha, Kemal ve Behzat adında beş oğlu oldu. Oğullarından Süheyl ve Behzat Uygur ile torunu Nejat Uygur da aile geleneğini sürdürerek oyunculuk mesleğini seçti. 2007 yılında geçirdiği kısmı felç sonrası sağlık sorunlarıyla mücadele eden usta sanatçı, 18 Kasım 2013 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, sanat dünyasından ve sevenlerinden oluşan yoğun bir katılım eşliğinde Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Nejat Uygur, ardında bıraktığı onlarca oyun ve kendine has mizah anlayışıyla Türkiye'nin kültürel belleğinde silinmez bir iz bıraktı.