- Anasayfa
- Karakterler
- Aysel
Aysel
Canlandıranlar
Kariyerindeki profesyonel süreci 1972 yılında Şehir Tiyatroları bünyesinde başlatan Körmükçü, 1975 yılında kadroya dahil olarak çok sayıda tiyatro oyununda sahne aldı. Tiyatro sahnesindeki varlığını uzun yıllardır koruyan tecrübeli isim, aynı zamanda çeşitli sinema filmleri ve televizyon dizilerinde izleyici karşısına çıkmaya devam ediyor. Sanatçı, oyunculuk kariyerinin yanı sıra seslendirme çalışmalarıyla da sektördeki etkinliğini sürdürmektedir.
Sanat yaşamına İstanbul devlet Opera ve Balesi’nde başlayan Lale Mansur, burada baş balerin olarak uzun yıllar görev yaptı. Oyunculuğa 1992 yılında BBC Televizyonu tarafından çekilen ve Yaşar Kemal’in yaşamını konu alan yönetmenliğini James Runcie’nin üstlendiği belgesel yapım ‘Childhood’ ile başladı. Bu sıralarda Los Angeles’da Eric Morris Actors Workshop’ta oyunculuk, İstanbul’da diksiyon eğitimi aldı. 1992’de ilk uzun metrajlı filmi Atıf Yılmaz’ın yönettiği ‘Düş Gezginleri’ ile Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında Altın Portakal kazandı. 1993’de Ersin Pertan’ın ‘Tersine Dünya’, Şerif Gören’in ‘Amerikalı’, 1995’de Ömer Kavur’un ‘Buluşma’, ‘Cemile’, 1997’de Atıf Yılmaz’ın ‘Nihavend Mucize’ adlı filmlerinde rol aldı. Şu anda Hatırla Sevgili'de Yasemin'in annesi Nezahat rolünde oynamaktadır.
Aslı Tandoğan, 2 Nisan 1979'da Ankara'da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Arp Bölümü'nden mezun olduktan sonra Antalya Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nda arp sanatçısı olarak çalıştı. 2003 yılında İstanbul'a taşınarak oyunculuk kariyerine adım attı. İlk oyunculuk deneyimini 2002 yılında "Gülüm" filminde yaşadı ve daha sonra "Aşka Sürgün" dizisindeki Dilan Şahvar karakteri ile tanındı.
Tandoğan, "Kabadayı", "Dudaktan Kalbe", "Muhteşem Yüzyıl: Kösem" gibi birçok başarılı projede yer aldı. 2014 yılında evlendi ve bu evlilikten Atlas adında bir oğlu oldu. 2024 yılı itibarıyla "Üvey Anne" ve "Prens" gibi projelerde yer almaya devam ediyor.
Kariyerinin ilk yıllarından itibaren dönemin önemli jönleriyle kamera karşısına geçen Şoray, kısa sürede magazin dergilerinin kapaklarını süslemeye ve halkın sevgisini kazanmaya başladı. 1962 yılında Ayhan Işık ile başrolü paylaştığı Acı Hayat filmindeki gerçekçi karakteriyle kariyerinde önemli bir sıçrama yaşadı ve 1964’te 1. Antalya Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. 1960’lı yılların sonuna gelindiğinde Vesikalı Yarim, Artık Sevmeyeceğim ve Fosforlu Cevriyem gibi yapımlarla Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit ile birlikte sinemanın "dört yapraklı yoncasından" biri haline geldi. İş adamı Rüçhan Adlı ile yaşadığı uzun süreli ilişki sırasında kazandığı "Sultan" unvanı, zamanla sektördeki sarsılmaz yerini ve yapımcılara kabul ettirdiği ağır çalışma kurallarını ifade eden "Şoray Kanunları"nın da ilham kaynağı oldu.
1970’li yıllar, Türkan Şoray’ın hem oyuncu hem de yönetmen olarak yetkinliğini kanıtladığı bir dönem oldu. 1972’de yönetmen koltuğuna da oturduğu Dönüş filmiyle bu alandaki ilk deneyimini yaşadı. Özellikle Kadir İnanır ile yakaladığı ekran uyumu, Türk sinemasının en unutulmaz ortaklıklarından birini doğurdu. İkili; Devlerin Aşkı, Bodrum Hakimi, Dila Hanım ve sinemamızın başyapıtlarından Selvi Boylum Al Yazmalım gibi filmlerde birlikte izleyici karşısına çıktı. 1980’li yıllarda Mine, Seni Seviyorum ve Körebe gibi projelerle sinema yolculuğuna devam eden sanatçı, bu dönemde evli olduğu Cihan Ünal ile birçok ortak çalışmaya imza attı.
1990’lı yıllardan itibaren sinema filmlerine ara vererek televizyon projelerine yönelen Şoray, İkinci Bahar dizisinde Şener Şen ile, Tatlı Hayat’ta ise Haluk Bilginer ile başrolleri paylaşarak yeni nesil izleyicilerin de kalbini kazandı. 2000’li yıllarda Gönderilmemiş Mektuplar filmiyle Kadir İnanır’la yeniden bir araya geldi ve Bir Zamanlar Osmanlı: Kıyam dizisinde Hatice Sultan karakterine hayat verdi. 2015 yılında Uzaklarda Arama filmini yöneterek uzun bir aradan sonra tekrar kamera arkasına geçen sanatçı, Türkiye'nin en ikonik isimlerinden biri olarak kültürel hafızadaki yerini korumaktadır.
Kamile Suat Ebrem, sahne adıyla Müjde Ar, Türk sinemasının 1970'li yılların sonundan itibaren geçirdiği dönüşümün en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir. 1954 yılında İstanbul'da, ünlü söz yazarı Aysel Gürel ve gazeteci Vedat Akın'ın kızı olarak dünyaya gelen sanatçı, kardeşi Mehtap Ar ile birlikte annesinin yanında büyüdü. Kariyerine tiyatro oyunculuğu ve mankenlik yaparak başlayan Ar, Halit Refiğ'in yönettiği 1974 yapımı Aşk-ı Memnu dizisindeki Bihter karakteriyle geniş kitlelerce tanındı. Sinemaya geçişi 1975 yılında Babacan filmiyle olurken, takip eden yıllarda Tosun Paşa, Gülen Gözler ve Kibar Feyzo gibi Yeşilçam’ın klasikleşmiş yapımlarında rol alarak yerini sağlamlaştırdı.
1980'li yıllarda kariyerinde yeni bir sayfa açan Müjde Ar, kadın sorunlarını merkeze alan ve toplumsal tabuları zorlayan karakterlere hayat vermeye başladı. Ah Güzel İstanbul, Adı Vasfiye, Asılacak Kadın, Aaahh Belinda, Afife Jale ve Arabesk gibi döneminin ses getiren filmlerinde sergilediği performanslarla sinema tarihine geçti. 1986 yılında Adı Vasfiye filmiyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Altın Portakal ödülünün sahibi oldu. 1990'lı yıllarda Yolcu filmiyle ikinci kez aynı ödülü kazanan sanatçı, 1997 yılında Ağır Roman ile sinemaya güçlü bir dönüş yaptı ve aynı yıl Antalya Film Festivali’nde Yaşam Boyu Başarı Ödülü ile onurlandırıldı.
2000'li yıllarda Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Komser Şekspir ve Eğreti Gelin gibi farklı türdeki projelerde yer almaya devam eden oyuncu, 2011'de Altın Portakal Film Festivali’nde jüri başkanlığı görevini üstlendi. Televizyon dünyasında da Aşk Ekmek Hayaller gibi dizilerle izleyici karşısına çıkan sanatçı, uzun yıllar besteci Atilla Özdemiroğlu ile süren birlikteliğinin ardından 2005 yılında siyasetçi Ercan Karakaş ile evlendi. Müjde Ar, hem cesur karakter seçimleri hem de oyunculuk gücüyle Türkiye sinema tarihinin en etkili kadın oyuncuları arasında yer almaktadır.
Perihan Savaş, İstanbul'un Aksaray, Fatih ilçesinde doğmuştur. Ortaokul mezunu olan Savaş, eğitimini ortaokul bitiminde sonlandırmıştır. Beş yaşında İstanbul Şehir Tiyatrosu çocuk bölümünde ilk kez sahneye çıkmıştır. 1970 yılına kadar tiyatro çalışmaları yapmış ve "Küçük Prenses", "Romeo-Jüliyet", "Kibarlık Budalası" gibi birçok tiyatro oyununda yer almıştır. Sinema kariyerine 1971 yılında adım atan Savaş, kısa sürede birçok filmde başrol oyuncusu olarak yer almıştır. Toplamda 120'den fazla filmde rol almıştır.
1959 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Derya Alabora, oyunculuk eğitimini 1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Anasanat Dalı’nda tamamladı. Mezuniyetinin ardından bir yıl boyunca Bursa Devlet Tiyatrosu bünyesinde görev yapan sanatçı, sonrasında kariyerine özel tiyatrolarda devam etme kararı aldı. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’ndaki çalışmalarının ardından Özdemir Çiftçioğlu ile Tiyatro Grup’u kuran Alabora; 5. Sokak Tiyatrosu, DOT ve garajistanbul gibi toplulukların projelerinde sahne aldı. Jean Genet’nin "Balkon", Özen Yula’nın "Ay Tedirginliği" ve Bryony Lavery’nin "Donmuş" (Frozen) gibi pek çok farklı oyunda sergilediği performanslarla tiyatro dünyasında kendine sağlam bir yer edindi.
Sinema kariyerine 1987 yılında Nisan Akman imzalı "Bir Kırık Bebek" filmiyle adım atan Derya Alabora, beyaz perdede genellikle farklı yönetmenlerle çalışmayı tercih etti. Tomris Giritlioğlu’nun "80. Adım" ve "Salkım Hanımın Taneleri" filmleriyle bu tercihin dışına çıkan oyuncu, asıl büyük çıkışını Zeki Demirkubuz’un "Masumiyet" filmindeki Uğur karakteriyle gerçekleştirdi. Bu filmdeki performansı ona Antalya Altın Portakal, Adana Altın Koza ve SİYAD gibi prestijli festivallerden En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini getirdi. Televizyon izleyicisi tarafından ise geniş kitlelerce sevilen "Şaşıfelek Çıkmazı" dizisiyle hafızalara kazındı.
Kariyeri boyunca uzun metrajlı yapımların yanı sıra Çağan Irmak imzalı "Bana Old and Wise'ı Çal" gibi kısa film projelerinde de yer alan Alabora, oyunculuk mesleğini akademik boyuta da taşıdı. Mezun olduğu Mimar Sinan Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan sanatçı, aynı zamanda Digital Film Academy İstanbul'da dersler vermektedir. Sanat dünyasından Mustafa Alabora ve Mehmet Ali Alabora ile akrabalık bağları bulunan Derya Alabora, 1983 yılından bu yana meslektaşı Uğur Yücel ile evlidir ve çiftin Can adında bir oğulları bulunmaktadır.
Fatma Hümeyra Akbay, Ankara doğumlu müzisyen, besteci ve oyuncudur. 1970'lerden bu yana müzisyen ve oyuncu olarak bilinen Hümeyra, "Avrupa Yakası" dizisi ve "Babam ve Oğlum" filmi sayesinde yeni kuşaklarca da tanınmıştır. Müzisyen olarak tanındığı 1970'lerde "Kördüğüm", "Sessiz Gemi", "Otuzbeş Yaş" gibi şarkıları büyük hit olmuştur. Daha sonra popüler çizginin dışında, "Tutkulardan İntihar", "Beyhude" gibi albümler de yapmıştır. 1980'li yıllarda ilk defa sahne oyunculuğu yapmaya başlayan Hümeyra, pek çok farklı oyunda yer almıştır. Son yıllarda bulunduğu yapımlar arasında "Kocan Kadar Konuş: Diriliş", "Biz Böyleyiz" ve "Yüz Yıllık Mucize" bulunmaktadır.
Aysel Gürel, 1929 yılında Denizli’nin Sarayköy ilçesinde dünyaya geldi. Babasının hâkimlik görevi nedeniyle çocukluk ve gençlik yıllarını Trabzon’da geçiren Gürel, Trabzon Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’ne girdi. 1952 yılında üniversite eğitimini tamamladığı yıl, Muhsin Ertuğrul tarafından keşfedilerek Küçük Sahne’de tiyatro kariyerine ilk adımını attı. Yaklaşık 25 yıl boyunca farklı tiyatro topluluklarında sahne alan sanatçı, oyunculuk yeteneğini beyazperdeye de taşıyarak çok sayıda sinema filminde izleyici karşısına çıktı. Oyunculuğun yanı sıra tiyatro yönetmenliği de yapan Gürel için şiir, yaşamının her döneminde ayrı bir öneme sahip oldu ve kaleme aldığı eserlerini kitaplaştırarak okurlarıyla paylaştı.
Sanat kariyerinin en bilinen yönlerinden biri olan şarkı sözü yazarlığına 1971 yılında başlayan Aysel Gürel, Türk müziğine damga vuran pek çok esere imza attı. Özellikle 1980’li yıllarda Sezen Aksu ile yaptığı iş birlikleriyle "Firuze", "Ünzile", "Bırak Beni" ve "Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam" gibi geniş kitlelere ulaşan kült şarkıların sözlerini yazdı. Renkli, enerjik ve kendine has kişiliğiyle hafızalarda yer edinen usta isim, hayatı boyunca üretkenliğini sürdürdü. Gazeteci Vedat Akın ile olan birlikteliğinden kendisi gibi oyunculuk mesleğini seçen Müjde Ar ve Mehtap Ar adında iki kızı bulunan Gürel, karaciğer kanseri nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 17 Şubat 2008 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilen sanatçı, Türk kültür ve sanat dünyasında bıraktığı derin izlerle anılmaya devam ediyor.
1958 yılında Ankara'da doğdu. 1976 yılında Perugia Dil Üniversitesi, 1977-80 Roma Dramatik Sanatlar Akademisi'nde öğrenim gördü. 1980-82 yılında Almanya Berlin Kollektif Teater'da Vasıf Öngören ile profesyonel oldu. Dostlar, Devekuşu, Dormen tiyatrolarında çalıştı. 1984 yılında sinemaya başladı. Sinema oyunculuğunun yanı sıra İtalyancadan oyun çevirileri yaptı. İtalyan yazarlar Dario Fo ve France Rame'nin 25 oyununun dilimize kazandırdı. İngilizce, Almanca, İtalyanca bilen Füsun Demirel'in oynadığı sinema filmleri arasında 'Bir Yudum Sevgi', 'Ah Belinda', 'Asiye Nasıl Kurtulur', 'Berdel', 'Züğürt Ağa', 'Biri Diğerleri', 'Uçurtmayı Vurmasınlar', 'Böcek', 'Yara' ve 'Camdan Kalp' bulunuyor.
1940 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Birsen Menekşeli, sanat hayatına küçük yaşlarda bale ile adım attı. Ardından TRT Ankara Radyosu bünyesine katılan sanatçı, Nedim Otyam’ın yönetiminde on yıl boyunca çocuk radyo programlarında görev alarak sesini geniş kitlelere duyurdu. Sinema kariyerine 21 yaşındayken rol aldığı ilk filmle başlayan Menekşeli, 1960'lı yıllarda Türk sinemasının verimli döneminde pek çok farklı türde eserde yer aldı.
Kariyerinin ilk yıllarında Afacan, Şoför Ahmet ve Şeytanın Kılıcı gibi yapımlarda izleyici karşısına çıkan oyuncu, Benim Küçük Meleğim filminde Birsen, Halk Çocuğu'nda Meloş, Haremde Dört Kadın'da ise Mihrengiz karakterlerine hayat verdi. Şeker Gibi Kızlar, Kocatepe'nin Üç Süvarisi ve Hazreti Yusuf gibi sinema örneklerinde çalışma fırsatı bulan Menekşeli, 1973 yılına kadar aktif sürdürdüğü oyunculuk mesleğine uzun bir ara verdi. Yaklaşık 33 yıl sonra, 2006 yılında yeniden setlere dönen sanatçı, Veysel Karani ve Anneler Günü gibi projelerle kariyerine yeni halkalar ekledi.