Sen Türkülerini Söyle

Sen Türkülerini Söyle (1986) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
7.2
/ 10
28 oy

AileDramRomantikPolitik

90 Dak.PT90M

Şerif Gören Turgay Aksoy

14 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Yedi yıl hapishanede yatan Hayri (Kadir İnanır) dışarı çıktıktan sonra hiçbirşeyin aynı olmadığını anlar. Eski mücadele arkadaşlarının yozlaşdığına tanık olur. Kırık yaşanmamış bir aşk hikayesiyle Konya'ya sürgüne gider.

Filmi Ekleyen camur
Tüm yorumlar (13)
ozgurengin (Efsane) | 15 Ağustos 2013, 16:55

izlerken sıkıldığım bir film...

Cevap Yaz
-1
+0
hakandoganamed (Dublör) | 13 Nisan 2013, 02:13

kadirin,valizini alıp mahalleyi terk ettiği sahne müthişti..."ceketımı alıp gıdıyorum, ne halınız varsa görün " der gıbıydı..bilinmez bir mechule ağır ağır adımlarla yürüdü yürüdü ve yürüdü...zülfü lıvanlinin en türkülerini söyle şarkısı eşlığınde...ve bu harıka fılmın son sahnesı bu oldu..şiir gıbıydı...tşk şerıf gören tşk kadır...böyle bir fılm yaptığınız için

Cevap Yaz
-1
+0
sine-masal (Amatör) | 02 Ekim 2013, 08:52

film müziklerini yapan ve şarkıları söyleyen kişi zülfü Livaneli değil çağdaş türkü grubudur. Şarkıları söyleyen kişide Tolga Çandar'dır. Tolga Çandar o dönemde Çağdaş Türk'ü grubunun vokalistiydi. Filmde geçen bir sahnede gruptakilerin yüzü tam olarak görülmese de Kadir İnanır'ın oturduğu semtte bir apartmanın 1.katında açık pencere ve çekilmiş perdenin ardında Çağdaş Türkü'nün müzik çalışmasını görür izleyici. Bu sahnelerde Kadir İnanır sokakta yürürken, çocuklara tebessüm ederken güne yeni başlayan sokağı, çocukları, kadınları görürüz. Üst seste hem sokağın sesi hem de çağdaş türkünün müziklerini duyarız

0
1
FosterKane (Amatör) | 07 Aralık 2012, 11:54

(1)12 eylül üzerine yapılan bu filmi simdiye kadar hic izlememis olanlar bu filmde umduklarını bulamayacaklar. 12 eylül 80 darbesi filmleri denilince hemen akla gelen iskence sahneleri sadece bir kac defa (tam olarak 5 defa) flashback sahnesi olarak gör ünür. 90 lardan sonra adeta iskence sahneleriye birbiriyle yarısan filmlerde gördügümüz o uzun bitmek bilmeyen iskence sahneleri bu filmde yok. zaten 80 li yıllarda asırı iskence sahneleri göstermekte mümkün degildi. bir diger farklılıkta filmde yasanılan tüm acı olayları serif gören izleyciye baskı yapmadan anlatması. bildigimiz bir kücük emrah filmi gibi degil. bagrısmalar, cagrısmalar yok. damar bir fon muzigide yok ve bizdeki dram filmlerinin aksine sakin bir temposu var. clint eastwood un mystic river (2003) filmi gibi acı bir olay/olaylar anlatıyor ama bunu yaparken bizden/izleyiciden acımamısı beklemiyor. tam tersine bu kadar acı bir olayı cok az muzik kullanarak olayların üzerinde fazla durmadan anlatıyor.hersey izleyiciye kalmıs, filminden ne alırsa ne almak istiyorsa kendine kalmıs.hic bir zorlama, baskı yok. bundan dolayı nerdeyse hic bir sahnede hayri ye izleyici empati duymuyor. gören hic bir sahnede hayri yi acınacak bir halde de koymuyor. bizim sinemamızda bu tarz filmler pek yoktur. bizde dramatik film denilince yakın cekim, damardan bir parca yani izleyicisiye kurtulus yoktur aglamak mecburidir. ne yazik ki bugün bile bu aglatmaya aday filmleri hala yapılıyor. bu yüzden serif gören i böyle bir film yaptı diye kutlamak gerekir. hayri yedi yıl hapis yattıktan sonra sartlı tahliyele özgürlügünü kavusmudur. fakat bu 7 yıl icinde hersey degismistir. hayri de kendini yeni bir dünyada bulur. istanbulda kaldıgı kısa zamanda bu yeni dünyada kendine yer olmadıgını anlar. hayri bu yeni düzene uymak icinde ugrasmaz, herseyi sakince izler. 7 yıl icinde yasadıgı iskence ve hapis hayatından kurtuldugunuda ilk bastakı gibi de sevinemez. bu yeni dünyada kendisi icin yeni bir hapishane gibidir. babasinin evinde gecirdigi ilk gün dıslandıgını his eder. babasi kendisiyle ne konusur ne yüzüne bakar. bu da bir bakıma psikolojik iskencedir (psikolojik iskence özellikle korku,utanc ve sucluluk duygusu gibi duygular yaratarak bir kisiyi cezalandırma yöntemi. kaynak. vikipedi). hayri ilk gecesini bir sıgıntı gibi gecirir. babasının evinde yatacak bir yatagı da yoktur. bu da babanın hayri nin evinde uzun zaman kalmasını istemedigini gösterir. ama annesi oglunu hala sever, boynunu bükerek esinden para ister hayri ye domates almak icin. hayri yle annesinin bakısmaları o kadar cok sey anlatıryorkı fazla söze gerek bırakmıyor. zaten tek anne hayri ye sorar hapisde kendisine iskence yapıldımı diye. hayri bu soruya cevap vermez. sadece annesi sarılır, ikiside öyle üzgün bosluga bakarlar (ya da babaya bakarlar orasını tam hatırlamıyorum).ilk iskence flashback sahnesini burda görürüz. annede anlamıstır oglunun neler yasadıgını ama elinden ne gelir.tüm film boyunca zaten hayri ye hapisde neler yasadıgı soran tek kisi annesi olur. ne akrabaları ne de eski arkadasları o yedi yıl hakkında herhangi bir soru sorarlar. hayri nin caresizligi akrabalarının ziyaretinde daha da belli olur. gelen kisiler hayri öylesine bi gecmis olsun derler ve yeni dünya nin sundugu imkanları (yurt dısına ithalat) konusular. hayri öylesine kendince kalır, kalabalıgın icindeki yalnızlıgı yasar, mahkumiyeti hale devam etmektedir. 2. flashback sahnesini burda görürüz. ama hayri nin özgürlükte asıl ilk yıkılısı mahkum arkadasının esine emanet bir mektup götürünce yasar. ilk burda anlar herseyin degistini, gecen yılların geri dönmecegini ve o icerde gecen yılların icinde kendi gibi mahkumların dısarda unutuldugunu. mahkum arkadası abdullah in esinin evindeki sahneleri de serif gören muhtesem cekmis. hayri "abdullah benim icin cocukları öp dedi" derken daha hersey eskisi gibi oldugunu, hapishane arkadası abdullah ın anlatıgı gibi oldugunu ümit eder. evdeki kadının simdiki durumunu yavas yavas anlamaya baslar. ilk önce masada bir biberon görür, sonra kadının ojeli ayak parmaklarına bakar icine kusku girmeye baslar ve sonunda evdeki kücük cocugu görürünce herseyi anlar. hayri, abdullah ve diger tuttuklu mahkumların hapishanedeyken herseyin degismesi bir yana dısarda bıraktıkları insanlarda kendilerine ister istemez bu yeni düzenin icinde bir hayat kurmuslar. onlar yani 80 darbesi mahkumlar öyle unutulup ve hatta utanılcak kisiler olmuslar. abdullah ın esi aglarken kocasını suclar.hayri icin bu evde gördükleri bir bakıma beterin beteri var diye düsünmek olur cünkü mahkum arkadası abdullah özgürlügüne kavusunca hayri den bile daha kötü günler yasayacaktır. adam ailesini bu halde görünce yıkılacagı ve hayri den daha cok acı cekecegi belli. hayri bu evden cıktıktan sonra aglayacak gibi olur.kolay degil, bu acı haberi arkadası nasıl söylecek. zamanın gectigini ve artık hic birseyi degistirmenin mümkün olmadıgını kabul etmesi bir bakıma burda olur ve bu da insana cok zor gelir. bu sahnede yine serif gören ustlagını görürüz. hayri yürürken arka planda büyük reklam afısleri vardir. ilk görünen afis amerikan sigarası malboru afisidir. hayri hapishaneye girmeden önce amerikan sigarası yasaktı, kacak satılırdı. simdi ise kocaman reklam afisi asılmıs. hayri nin eski dünyasıyla simdiki/yeni dünyanın ne kadar farklı oldugunu bu afisle gören cok güzel anlatmıs.

Cevap Yaz
0
0
sine-masal (Amatör) | 08 Eylül 2012, 12:51

Filmde geçen bir replik her izlediğimde beni çok etkiler.Kadir İnanır başını annesinin dizine koymuş annesiyle sohbet etmektedir.Ve annesi 12 Eylülün o işkencenin acı tarafını en samimi haliyle izleyiciye sunar:Seni çok dövdüler mi oğul,sana birşey yaptılar mı? Kadir İnanır'ın o dolu gözlerle bakışı ve titreyen sesinde yaşadığı işkence çok güzel verilir.Bana birşey yapmadılar ana.En son Konyaya sürgüne giderken anasının elini öper sonra babasını elini öpmek ister babası sırtını döner.Kapıdan çıkarken şu cümle dökülür Kadir İnanırın ağzından başınız dik anlınız açık olsun oğlunuz utanılıcak birşey yapmadı...

Cevap Yaz
0
3
engin82 (Figuran) | 30 Temmuz 2012, 21:04

iyi başlayan film kötü olacak derecede ilerledi fakat yine de izlenmeli yozlaşmaya dair güzel bir tespit 6/10

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz