Uçurtma Avcısı

The Kite Runner

Bütün Fragmanlar ►
Uçurtma Avcısı (2007) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
7.7
/ 10
842 oy

21 Mart 2008

DramRomantik

128 Dak.PT128M

David Benioff

993 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Afgan yazar Khaled Hosseini’nin(Halit Hüseyni) aynı adlı çok satan romanından uyarlanan “Uçurtma Avcısı-The Kite Runner”da, uzun yıllardır Kaliforniya’da yaşayan Amir adlı bir Afgan göçmeninin, çocukluk arkadaşı Hasan’ın oğlunun başının dertte olduğunu öğrendikten sonra ona yardımcı olmak için Taliban yönetiminin kontrolündeki anavatanına geri dönüşünün çarpıcı öyküsü anlatılır.
Kaliforniya’da yaşayan Amir, Afganistan’a Taliban rejiminin hakim olmasından sonra Amerika’ya göç eden Kabil’li zengin bir tüccar ailenin oğludur. Kabil’de geçen çocukluk yılları sırasında evin hizmetçisinin oğlu Hasan ile çok sağlam dostluk bağları kurmuştur. Ancak bir uçurtma yarışı sırasında Hasan’ın başına gelen olayda ona yardım edebileceği halde ona sırtını dönerek en sevdiği arkadaşına ihanet etmiştir. Aradan geçen uzun yıllar boyunca bu ihaneti ve suçluluk duygusu hiç aklından çıkmaz. Yıllar sonra Hasan ve karısının Taliban tarafından öldürüldüğü haberini alır. Bunun üzerine bir zamanlar ihanet ettiği çocukluk arkadaşının başı dertte olan oğlunu bulmak ve onun hayatını kurtarmak için Taliban yönetiminin kontrolündeki Afganistan’a geri döner. DreamWorks Pictures’ın sunduğu “The Kite Runner”ın yönetmenliğini “Finding Neverland”den tanıdığımız Marc Forster üstlendi. Yapımcılığını Sam Mendes, Walter F. Parkes ve Laurie MacDonald’ın gerçekleştirdiği filmin senaryosunu “25th Hour”daki çalışmasından tanıdığımız David Benioff ile Khaled Hosseini beraber yazdılar.

Devamı
Gizle
Filmi Ekleyen serkyuk
Popüler Yorumlar
criticus (Profesyonel) | 25 Kasım 2012, 20:46

"İlk sözcüklerimizi aynı çatı altında söylemiştik. Benim ki BABA idi. Onun ki AMİR, benim adım" Hayatımda hiç uçurtmaya dokun(a)madığım için "ah keşke" dedirten bu filmin yönetmeni Marc Forster’ın önünde saygıyla eğiliyorum. kitabını okumuş olsaydım belki de aynısını Khalid Hosseini için de yapmış olurdum büyük ihtimalle.İnsan uçurtma sözcüğünü duyunca elde makaraya sarılmış ip ve sürekli gözünü yükseklere dikmiş bir şekilde başı dik çocukluğunu hatırlıyor ister istemez. film de bu havada başlıyor; çocuklarla birlikte uçurtmalara dalıp gidiyorsunuz,..uçurtmalar yüzüyor havada; gökyüzünde bir oraya bir buraya süzülüyorlar. çocukların keyfi yerinde. bir koşturmaca halindeler. uçurtmalarını, estetik el hareketleriyle kontrol ediyorlar. çocuklardaki zarafete hayran kalıyorum. gülmüyorum, gülmek istemiyorum; ama görünmez eller çekiyor yanaklarımı yukarı doğru. "eğlenceli bir film beni bekliyor galiba." diye düşünüyorum ve devam ediyorum… Film boyunca bizi etkisi altına alacak ve her şeyin özünü oluşturan Amir ve Hassan'ın arkadaşlığını görüyoruz ilk önce. Amir ve Hassan, Kabil'de monarşinin son dönemlerinde birlikte büyüyen iki çocuk. Amir varlıklı ve tanınan bir işadamının oğlu, Hassan ise Amir'lerin hizmetkarının oğlu. Ancak Amir'in babası Hassan'ı kendi oğlundan ayırmıyor ve ikisi kardeş gibi büyüyorlar. Amir içten içe Hassan'ı kıskansa da Hassan Amir'e ölesiye bağlı.Akıllardan çıkmayacak bir diyalog Hassan'ın sadakatini anlamamıza yardımcı oluyor. Amir,'Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?' diye soruyor ve 'Tabii ki yerim Amir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?' cevabını alıyor. Her şeye rağmen güzel bir hayat sürerken Sovyet işgaliyle birlikte Afganistan'da tüm hayat altüst oluyor. Bundan sonrası değişen yaşamlar, kaderin cilvesi, geçmişte yaşanan ihanet ve pişmanlıklar... Sırasıyla, Amir’in Hassan’a ihanetini görüyorum; boğazım düğümleniyor. Rus askerinin geçiş bedeli olarak kucağında bebeğiyle oturan kadınla "20 dakikacık yalnız kalma" isteğine sessiz küfrediyorum , zina yapan kadının bir futbol müsabakasının ardından taşlanmasını görüyorum ilk taş atılıyor; dolu dolu bir "tak!" sesi geliyor kafasından; kirpiklerim bile diken diken oluyor. bir şeyler yazmak için filmi durduruyorum. birkaç saniye boyunca kafama o kadar çok düşünce birden saldırıyor ki, ne yapacağıma karar vermekte zorlanıyorum. sonra istem dışı bir şekilde filmi devam ettiriyorum ve devam ediyorum. kadını elden ayaktan tutup bir kamyonetin arkasına fırlatıyorlar. bu sefer daha tok bir ses çıkıyor, iç çekiyorum derinden…NEYSE..! Uçurtma Avcısı, işgal, terör, ırkçılık gibi bir çok izlemesi zor spesifik konuları içerse de, asıl seyirciyi etkileyen yanı her insanın yaşayabileceği durumları, hissedebileceği duyguları izlemek oluyor. . filmin başka bir artısı rollere seçilen oyuncuların çoğunun ideal bir seçim olmasıydı. Küçük Hassan ve küçük Amir'i oynayan çocuklar en zor sahnelerde bile, sanki bu rolleri oynamak için doğmuşlar izlenimini veriyorlar. Baba rolündeki Homayoun Ershadi ise, karizması ve inandırıcıyla yer aldığı her sahnede dikkati üzerine çekebiliyordu. The Kite Runner; suçluluk, pişmanlık, telafi, aile, ikinci şans, nefret, sadakat ve en önemlisi gerçek dostluk hakkında size verebileceği her şeyi sade ve içten bir halde sunuyor. insanlık değerlerini yeniden sorgulamanızı ve dünyaya daha gri bakmanızı sağlıyor. Dahası savaşın gerçekliğini sadece aksiyon sahneleri ve pahalı efektlerle değil, insanların üzerinde yarattığı bire bir etkiler üzerinden anlatıyor. Etkisi altından çıkması zor olan ve uzun süre izlediğiniz filmleri basit gösterecek derinliğe sahip bu film ayırdığınız zamana kesinlikle değiyor ve son olarak diyorum ki "Bin tane iste senin için yakalayayım."

0
+27
EXCEPTIONNELLEMENT (Profesyonel) | 10 Ağustos 2012, 01:33

''Zendagi migzara'' hayat devam ediyor anlamına gelen bir afgan deyişi. Khaled hosseini'nin uçurtma avcısı kitabından ayni adiyla beyazperdeye aktarilan filmi...Öylesine içine alan, sürükleyen filmki ve bir yandan da öyle derin acılara sahit oluyorsunuzki, ağlamak bile imkansızdı, içim katıldı kaldı. Bir yandan Afganistan'ı düşündüm: Doğası insanı zorlayan cofrafyalar, yaşam tarzını, hayatın kendisini de zorlu, adeta yaşanmaz hale mi getirmekte? Yoksa, hayatın kendisi coğrafyadan bağımsız mı böyle, zaten? Bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşayan insanların kadim kültürüyle hayatın nasıl algılandığı ile yeni dünyada hayatın nasıl kabul edildiğine dair -siz ona ister farklılık, ister çelişki deyin- durum, Anlatılanların, yaşananların benzerlerine biz de tanık olduk. Acıların, dehşetin benzerlerini biz de biliriz. Bu defa, tanıklığımız onlarınkine.Neler hissetmedimki bu filmi izlerken her sahne, her ses , yaşadım. boğazımda bir yumruk, başıma aldığım darbeyle sersemlemiş gibi hissettiğim zamanlar oldu. bir gün de 1 ömür yaşadım resmen. Uzun süre üzerinde düşünüp içinden bolca anlam çıkarabileceğimiz bir film .

0
+6
Tüm yorumlar (552)
kestal (Amatör) | 04 Nisan 2014, 00:54

Bir yandan izlemeyi düşünüyorum ama bir yandan da kitaba gölge düşürür diye izlemekten kaçınıyorum.....

Cevap Yaz
0
1
Trinity3 (Profesyonel) | 22 Mart 2014, 15:44

Kitabını okumadım ama film iyi idi.

Cevap Yaz
0
0
JeJung (Dublör) | 21 Mart 2014, 00:09

Film duygudan çok uzak, sadece sahnelerin pat pat pat, hiçbir geçiş olmadan ard arda sıralanmasından ibaret. Birçok önemli noktaya değinilmemiş. Çok özensiz bir çalışma. Kitabını okuduğumda daha çok duygulanıp etkilenmiştim.Kitabı okumayanlar beğenebilir ama eksiklikleri okuyanlar eminim anlar.

Cevap Yaz
0
0
SelenNitec (Amatör) | 19 Mart 2014, 23:32

Çocuk Pornosuna Hayır! Filmini izlemedim ama kitabını okumuştum..

Cevap Yaz
0
0
JenGarner (Jön) | 12 Mart 2014, 20:26

Uyarlama filmlerin içinde çok azı gerçekten güzel oluyor. Malesef bu film onlardan biri değildi. Kitaba göre birçok yeri değiştirilmiş ve koyulması gerekilen sahneler koyulmamış. Fakat kitabı okumamışsanız eğer,seveceğiniz bir film. Duygu yüklü,hüzünlü, saf sevgi barındıran bir film...Tavsiye ederim..

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz