Ayna

Zerkalo

Ayna (1975) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
6.9
/ 10
52 oy

BiyografiDramTarihPsikolojik

108 Dak.PT108M

Andrey Tarkovski Aleksandr Misharin Arseni Tarkovsky

The Mirror

51 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Birçoklarına göre Tarkovsky’nin en derinlikli eseri olan Ayna, yönetmenin kendi yaşamından yola çıkarak aşk, anılar, bağlılık ve belki de hayatın kendisi üzerine şiirsel bir film. Tarkovsky’ninki olup olmadığı belirsiz, orman içinde bir kulübede, II. Dünya Savaşı’nın öncesinde, yönetmenin eski karısı, annesi, babası, kendi ve ebeveynlerinin kuşakları arasında gidip gelerek anlatılan bir rüya, Ayna’nın yansıttıkları.Efsanevi yönetmenin anne ve babasının gerçekten iştirak ettiği film, ailenin evlerinin eskiden bulunduğu aynı yere hakikaten inşa edilen bir kulübede çekildi. Baba Tarkovsky şiirlerini kendi sesiyle okudu. Anne ise kameranın karşısına geçti.Eleştirmenler Tarkovsky’nin aslında bu filmi Solaris’ten önce çekmek istediğini ancak Sovyet sansürcülerden ürktüğü için politik olarak daha az ristli olan filmi öne aldığını söylerler.

Devamı
Gizle
Filmi Ekleyen selcuk-793
Popüler Yorumlar
Chaplin (Efsane) | 27 Kasım 2012, 01:11

Ayna (1975) İnsanın bedeni tıpkı yalnızlık gibi, kulakları ve gözleri kocaman bulutlar çizer.artsız arasız ruhumuz ve derinin üstünde eldiven gibi giydirilmiş yara yara üstüne.engellerin arasından gökyüzüne yükselir.. Buzdan iradenin ve kuş kanatlarının üstünde ve kendi hapishanesin de, parmaklıkların arasından işitir, yedi denizin kükreyen ve parıltılı boru sesini ruhumuz bedensiz bir günahkar sanki ve sanki cevapsız bir bilmece ne eylem ne düşünce ve ne bir tek satır gelir, kimsenin raks etmediği o yerde raks edip dönenden...Ve ben rüyamda bana bir başka kılıkta başka bir ruh gibi görünürüm.inançsızlıktan, umuda koşar,ispirto üzerindeki alev gibi gölgesini salmadan gezer yeryüzünde ve yadigar olarak masada bırakır Leylak kokusunu.. Koş çocuğum!.Taşı bu bedeni güçlüysen ve bakır halkanı kovala,bu evrende sopayla..Artık her adım yaklaştırırken onu.. Yönetmenliğini Andrey Tarkovskiy üstlenirken oyuncu kadrosunda Margarita Terekhova, Oleg Yankovskiy, Filipp Yankovsky, Ignat Daniltsev ve Nikolay Grinko gibi isimleri izleyeceksiniz.. Film Dram türlerini barındırıyor.. Favori yönetmenlerimin arasına dahil olmayı başaran usta yönetmen Andrei Tarkovsky, Stalker, İvan’ın Çocukluğu ve Kurban filminden sonra izlediğim dördüncü filmi Ayna, bu filmi en kişisel filmi olmakla beraber en karmaşık filmi olma özelliğini taşıyor.. Son filmi Kurban dan bile anlaşılması zor bir film diyebilirim... Filmi izlerken yaratılan atmosfer bakımından David Lynch filmi izliyormuş gibi hissettim.. Bu filmde de Andrei Tarkovsky rüyasının içerisindeyiz.. Yönetmenin kendi hayatından kareler izleyeceksiniz.. Çocukluğu, anne ve babası ile olan ilişkileri kısaca aynaya yansıyanlar.. Kim kimin yaşlılığı-çocukluğu kestirmek gerçekten zor karakterleri analiz etme konusunda zorlanacaksınız.. Çocuğun yaşlı kadınla konuştuğu ve kadının birden kaybolduğu sahne gerçek üstünün dibine vurduğu sahneydi.. Birde çocukların el bombaları ile yaptığı talimler unutulmayacak gibi değildi.. Her filminde olduğu gibi bu filminde de görsellik ön planda ve her ayrıntı kusursuz bir şekilde düşünülüp seyirciye aktarılmış.. Bu filminde yönetmen anne ve babasını oynatması ve göz alıcı görüntünün yanı sıra filmde kullanılan şiirler ile dikkat çekiyor.. Bazı sahneleri anlamanız bir hayli güç filmden sonra üzerine kafa yorulacak cinste birkaç defa izlenmesi gerekir.. Rüya ve gerçeğin birbirine karıştığı filmler her zaman ilgimi çektiği için bu film ile de Tarkovsky beni kendine hayran bırakmayı başardı.. Herkesin beğeneceği türde bir film kesinlikle değil, ağır işlediği ve anlaşılır olmadığı için.. Tam anlamıyla bir sanat filmi daha izledim.. Bazı filmleri çözmekten ziyade filme kendinizi bırakmanız anı yaşamanız en güzelidir diye düşünenlerdenim dediklerim bu film içinde geçerli.. Akıcı diyaloglar zaten filmin en can alıcı noktalarından ben hiç sıkılmadım.. Filmin bayan başrol oyuncusu Margarita Terekhova performansı ile dikkat çekiyor.. Diğer oyuncularda ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar.. Filmin İmdb Puanı: 7.9 benim gözümde daha fazlasını hak edenlerden.. Usta yönetmen Andrey Tarkovskiy hayranlarına onu iyi tanıyan seyircilere tavsiye edebileceğim bir film olmakla beraber hiçbir filmini izlemeyen bir seyirci bu filminden başlamamalı bence İvan’ın Çocukluğu filminden başlasınlar derim.. 8.5 Hiç kimseyle normal bir yaşam kuramazsın.. Sadece varlığının çevrendeki herkesi mutlu etmeye yettiğine kendini inandırmışsın sadece istemeyi biliyorsun..

2
+20
sinemagoria (Jön) | 07 Aralık 2013, 19:23

Andrei Tarkovsky’nin en kişisel filmi.Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya’nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt...Filmin Analizi: Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan! Geçmiş ve şimdi, ya gelecek! Nedir gelecek? Savaş-Yıkık yürekler, zafer-hakimiyet zannı, zaman-göreceli esneklik, mekan-zahiri değişken. Yansıma; ayna (algısal görüş), tetikse sözde konjonktür… Sebep; külliyetin nekaisi dahilinde tahayyül edilen, filvaki homojen olan, lakin zerre kıymetsizliğindeki nüansların algılarca heterojenlikle yaftalanması… Sonuç; kısıtlanan, çürüyen, toprak olan, yok olan canlar-cananlar-hisler-fikirler-umutlar-dilekler. Sahneye ramptan kesik ve keskin, kimi zaman da flu bakışlar eşliğinde düşsel ve de gerçek olan olaylara yüklenen anlam, ateşin sıcağa / felakete, suyun soğuğa / hastalığa sebebiyetini korku ile körükleme / kendine yontma, hükmetme güdüsü…Esasında nisabında olması halinde kötü zannedilenin iyi de olabileceğinin / olduğunun derk edilmesi. Ateş-enerji-sağlık, su-bereket-yaşam! Totaliter hakimiyetin baskınlığı karşısında şahsi nazardan yaşanan badirelerin etkisine maruz kalan bir neslin, birkaç neslin, topyekün buhrana sürüklenmesi…Etki alanındaki empati sağanağının perde üzerindeki yakamozvari devingenliği…Gülmek için bir başkasının ağlaması mı gerekiyor? Öyle ya da böyle hepimiz ağlıyoruz, bazen dışa vurup farkına varabiliyoruz, bazense akıntıya kapılmış bir çöp payesinde kirlenmeye katkıda bulunarak heba ediyoruz bu cenneti ve içerisinde yaşanması gereken güzellikleri. Düşlerimiz dahi yönlendirilmiş / yönünü kaybetmiş. Döktü(rdü)ğümüz göz yaşlarının bataklığa çevirdiği verimli ve cömert fikirlerden müteşekkil saf duyguların bulanması ile saplanıyor / gark oluyoruz fani faniliğe, zorunlu veya gönüllü kes(tir)ilen biletle, beraberce ve de en ön sıradan izliyoruz biçare mütecavizliğimizi. İnşa etmek bir ömür, parçalamak dakikalar….Yıkımların nedeni haslet mi, yoksa yetkinlikten geldiğini düşündüğümüz meziyet zannı mı? O zaman bu yokoluş ne için? Koca bir hiç için, koskoca bir hiç olma çabasından başka..

0
+4
Tüm yorumlar (13)
throughout (Artist) | 19 Şubat 2014, 04:09

Tarkovsky imzalı harika bir film daha.. yine rüyalar ve gerçekler iç içe.. tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi.. özellikle rüya görenler bunu çok daha iyi hissedeceklerdir.. yönetmenin babasından dinliyoruz şiirleri.. ve ayrıca annesi rol alıyor filmde.. çok etkili bir film.. başroldeki kadın oyuncu oldukça karizmatik ve performansı unutulmaz.. "eğitim bombası" sahnesi inanılmaz etkili.. ve final.. oldukça derin ve sarsıcı bir final.. "ayna" muhakkak keşfedilmeli.. 9/10

Cevap Yaz
0
2
CamerMan (Jön) | 25 Ocak 2014, 15:39

Sinema yaşamın her şeklidir,hayatın her anıdır ve sinema hissedilen-hissedilmeyen her şeydir.Dolayısıyla bu filmde anlayanı-anlamayanı,seveni -sevmeyeni olacaktır.Doğrusu ben her türün en iyilerini seven bir izleyiciyim.O nedenle dikkatlce izlemem rağmen anlamakta güçlük çektim,zorlandım.Haliyle herkesin beğenmesini bekleyemem.Filmi bir bütün anlamaktan ziyade parçalara indirgeyip öyle yorumlamak daha kolayıma gitti.Zaten yapılan yorumlar bile filmin kalitesinde olduğu için filmin zor anlaşılır olmasındaki görüşlere hak veriyorum.Sanırım bir kere izlemkle bu işin üstesinden gelemeyeceğim ve tekrar daha dikkatlice izlemek için vakit kollayacağım..

Cevap Yaz
0
2
sinemagoria (Jön) | 07 Aralık 2013, 19:23

Andrei Tarkovsky’nin en kişisel filmi.Zaman kavramının tamamen yitirildiği şiirsel bir dille ölmekte olan bir adamın ikinci dünya savaşı sırasında çocukluğu, ergenlik dönemi ve annesiyle babasının boşanması sırasında yaşadığı travmanın Rusya’nın tarihi ve toplumunun evrimi fonunda verildiği bir başyapıt...Filmin Analizi:
Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan! Geçmiş ve şimdi, ya gelecek! Nedir gelecek? Savaş-Yıkık yürekler, zafer-hakimiyet zannı, zaman-göreceli esneklik, mekan-zahiri değişken. Yansıma; ayna (algısal görüş), tetikse sözde konjonktür…
Sebep;
külliyetin nekaisi dahilinde tahayyül edilen, filvaki homojen olan, lakin zerre kıymetsizliğindeki nüansların algılarca heterojenlikle yaftalanması…
Sonuç;
kısıtlanan, çürüyen, toprak olan, yok olan canlar-cananlar-hisler-fikirler-umutlar-dilekler. Sahneye ramptan kesik ve keskin, kimi zaman da flu bakışlar eşliğinde düşsel ve de gerçek olan olaylara yüklenen anlam, ateşin sıcağa / felakete, suyun soğuğa / hastalığa sebebiyetini korku ile körükleme / kendine yontma, hükmetme güdüsü…Esasında nisabında olması halinde kötü zannedilenin iyi de olabileceğinin / olduğunun derk edilmesi. Ateş-enerji-sağlık, su-bereket-yaşam! Totaliter hakimiyetin baskınlığı karşısında şahsi nazardan yaşanan badirelerin etkisine maruz kalan bir neslin, birkaç neslin, topyekün buhrana sürüklenmesi…Etki alanındaki empati sağanağının perde üzerindeki yakamozvari devingenliği…Gülmek için bir başkasının ağlaması mı gerekiyor? Öyle ya da böyle hepimiz ağlıyoruz, bazen dışa vurup farkına varabiliyoruz, bazense akıntıya kapılmış bir çöp payesinde kirlenmeye katkıda bulunarak heba ediyoruz bu cenneti ve içerisinde yaşanması gereken güzellikleri. Düşlerimiz dahi yönlendirilmiş / yönünü kaybetmiş. Döktü(rdü)ğümüz göz yaşlarının bataklığa çevirdiği verimli ve cömert fikirlerden müteşekkil saf duyguların bulanması ile saplanıyor / gark oluyoruz fani faniliğe, zorunlu veya gönüllü kes(tir)ilen biletle, beraberce ve de en ön sıradan izliyoruz biçare mütecavizliğimizi. İnşa etmek bir ömür, parçalamak dakikalar….Yıkımların nedeni haslet mi, yoksa yetkinlikten geldiğini düşündüğümüz meziyet zannı mı? O zaman bu yokoluş ne için? Koca bir hiç için, koskoca bir hiç olma çabasından başka..

Cevap Yaz
0
4
sinemagoria (Jön) | 07 Aralık 2013, 19:21

Baştan sona anlamsızlık ve boşluk hissettiren bir film alışık olmadığımız boyutta felsefik bu filmden birkaç cümle dahi çıkarmak hatta sonuna kadar izleyebilmek bile başarı sayılır çünkü çok zor bir film. İzlenmeside yaşattığı duygularla birlikte filmin yarattığı kafa karışıklığıyla da uğraşmak zorunda kalıyorsunuz ama sonuç olarak tamamen insani duyguların çok yoğun olduğu bir film. Bergman'a fotoğraf estetiğine sahip filmleri var diyoruz ama fotoğraf estetiği söz konusu olduğunda bu filmle rakabet edecek film var mı bilmiyorum. Felsefi derinlik ayrı duygulara ve anılar ayna tutuyor tıpkı rüyadaki gibi herşey kopuk. Doğanın dingin güzeliği ve insan ruh halinin bitmek bilmeyen karmaşası arasındaki karşıtlık.

Cevap Yaz
0
3
kemerlee (Artist) | 25 Temmuz 2013, 15:55

Ustadan Solaris yada Stalker gibi özel bir bilimkurgu şahaseri beklerken. Başıda aslında telkinle insanın hayatını değiştirecek bir manipüleyle açılmışken şimdiye kadar gördüğümüz hiçbir filmine benzemeyen sürrelist bir eserle karşılaştım. Temel olarak 40 yıllık bir zaman diliminde bir ailenin ve Rusyanın nesiller boyu yaşamını siyah beyaz arjiv görüntüleriyle tamamlayıp anlatıyor.Neyin ne zaman nasıl geliştiğini, gerçekleştiğini hiçbir sıra yada belli bir mantığa oturtmadan devamlı değişen yer zamanla anlatması bir yerden sonra filmden kopmanızı sağlıyor. Eğer sürrelist sinemaya aşina değilseniz yada sürrelizme meraklı değilseniz beğenmeniz veya etkilenmeniz çok zor.
10/6

Cevap Yaz
0
2
Görüşleriniz