Edna, çocuğunun babası olan genç ressam tarafından yüzüstü bırakılmış yalnız bir kadındır. Çocuğuna bakamayacağına karar verince iyi bakılması umuduyla onu zengin bir evin önündeki lüks arabaya bırakır. Kısa bir süre sonra yaptığından pişman olup çocuğu almaya geldiğinde ise çok geç kalmış olduğunu anlar; zira araba o sırada çalınmıştır. Arabayı çalan iki adam çocuğu fark ettiklerinde onu fakir mahallelerin birinde sokağa bırakırlar. Oradan geçen Charlie çocuğu sahiplenmek zorunda kalır..
İyilik neydi ? Filmin içerisindede belirtildiği gibi iyilik kimileri için görevdi, kimileri içinse zevkti.. Chaplin'in önderliğinde iyiliğin, sevginin,masumiyetin ve tebessümün doruğa çıktığı, ve aktarıldığı nadide filmlerden bir taneside kesinlikle bu filmdir.. İzlerken daldım, izlerken hüzünlendim, izlerken duygulandım, izlerken düşündüm, izlerken içten içe tebessüm ettim, izlerken her bir duyguyu yaşadığım sıcacık filmlerden birisi diyebilirim.. Chaplin'in çocuğa olan sevgisi, merhameti, onunla beraber hayata tutunmaya çalışması ve gündelik yaşamları trajikomik bir gösteri sunuyor bizlere.. Çoçugun sevimliliğine diyecek kelimem yok zaten.. :) Chaplin filmde sadece izleyiciyi hüzünlendirmek yada eğlendirmenin dışında hayata dair izleyiciyi ders niteliğinde bilgilendirmek için filmi araç olarak kullanıyor.. Sanırım bunuda çok iyi başarıyor.. Üzerinden neredeyse yüz yıl geçmesine rağmen halen kendisini izletiyorsa, bu bir sanat eseridir benim gözümde.. Ve sinemayı sanata çevirmesi, yaptıkları eserleri, genel anlamdaki ve sinema üzerindeki görüşleri, yenilikleri, farklı bakış açıları ile günümüz sinemasına yön vermiş ve şekillendirmişdir.. Bugün yaşamımızda sinema bir sanat dalı olarak devam ediyorsa, bunda kesinlikle en büyük pay Chaplin'indir.. Chaplin bu filmde dahi sinemanın sadece zaman geçirme ve eğlence aracı olmadığını tüm dünyaya göstermişdir.. Sessiz ama içimde çığlıklar koparan bir film.. Bir kez daha sanat duayeni Chaplin'i saygıyla anıyorum.. Teşekkürler Weus..
'ŞEFKAT ÖYLE BİR DİLDİR Kİ,SAĞIR DA İŞİTEBİLİR KÖR DE OKUYABİLİR'' Charles Chaplin küçük bedenine büyük bir kalbi sığdıran,geride derin izler bırakmış ve asla unutulmayacak olan büyük üstad.Her filminde şefkat ve merhamet gibi asil duyguları ön planda tutan,seyirciyi bir yandan güldürürken bir yandan da insanlık dersi veren güzide adam.Aylar önce izlemiştim bu filmini izlediğim ilk sessiz filmdi,haliyle merak ediyordum ne derece etkileneceğimi,ön yargımda yanımdaydı malesef.Sonuç ne mi utandım kendimden.Öyle içime işledi ki film o gün bugündür unutamam.Anne ve Baba'nın sahip olamadığı hassasiyete ve merhamete,sevimli bir sokak serserisi sahip...Charlie birden hayatını alt üst eden bebek karşısında tedirgin,kendi karnını zor doyuruyor ufaklığa nasıl baksın.Ama ne yapsın,bırakamıyor,bir parça ekmek mi yiyecek bölüşmeye razı oluyor.Sonra zaten zaman içersinde sevgi katlanarak büyüyor,sımsıkı bir baba-oğul ilişkisi doğuyor.Kan bağı çok mu önemli,görüyoruz dünyaya getirenleri de.İzlerken yumurcağı canlandıran ufaklığı sevesiniz geliyor,Chaplin'e de sarılasınız..yani abartmıyorum,anlatmak istediğim samimi ve içten olmaları bunu size hissettirmeleri.Ben bu ikiliyi o kadar çok sevdim ki,filmde ki hallerinden bir kare odamı süslemekte,bende onlara baktıkça tebessüm etmekteyim.:) Canım arkadaşımın sinemaya anlamlı bakış açısı sayesinde başladı,Charlie Chaplin hayranlığım kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum böylesine güzel ve anlamlı bir filmi bana önerdiği için.HERKES İZLEMELİ…İZLEMEYENLERİ HABERDAR ETMELİ…MAZİDE NE DEĞERLİ HAZİNELER VAR GÖRSÜN HERKES....Not: Bu filmi bir kez daha ama bu kez değerli arkadaşlarımla izlediğim için mutluyum :) teşekkürler (WeUs)
çok eğlenceli sıcak ve samimi bi film. chaplinin çocukla olan iletişimi çok hoşuma gitti. chaplinle çocuk arkadaş gibiydiler ve kesinlikle o inandırıclığı samimiyeti verdiler. bunun yanında çok da iyi espiriler vardı filmde. özellikle bi kaç sahnede kahkalarla güldüğümü söyliyebilirim. filmdeki yıkık dökük şehir sülieti de filmin atmosferini iyi tamamlamış.
"Hayırseverlik bazıları için görev, bazıları için zevk." Bana kalırsa filmi bu cümle özetliyor.
Katıksız,hiçbir şey beklenmeden gösterilen,saf sevgi.. Bu küçük adam daha da küçük olan dostuna böyle bir sevgiyle bağlanıyor işte,küçük dostu da ona..
Chaplin bu sefer de böyle bir başyapıtla anlatmış sevgiyi. O küçük bedenine onca yeteneği sığdırdığı gibi 50 dakikaya da böylesine bir sevgiyi sığdırmış.Günümüzde 3 saatlik filmlerle,onca bilgisayar efektiyle yapamıyorlar böyle bir film.Chaplin farkı da tam olarak bu oluyor işte. 10/9
Charlie Chaplin imzası, Jackie Coogan adlı The Kid'in Chaplin'den hiç de aşağı kalmayan performansı ve yine Chaplin'in insanlığa vermeye çalıştığı mesajların, 68 dakika gibi bir sürede perdeden seyirciye aktarılması durumu. Ve normaldir ki, şu an hepsi ölü. Hayatı sorgulamaya devam...
Charles Chaplin'in ilk izlediğim filmi.film çok eğlenceli bir o kadarda acıklı tarafları vardı.
Jackie Coogan küçük yaşına rağmen mükemmel bir oyunculuk sergilemiş.
Çok beğendiğim bir yapım harikaydı...
Puanım;10/8,5
- Hayırseverlik bazıları için görev, bazıları için zevk.
Charles Chaplin ne diyebilirim ki bu adama. Şu ana kadar 3 filmini izledim ve her filminde hayranlık içinde kaldım. Yumurcak, Şehir Işıkları ve tabi ki de en beğendiğim Modern Zamanlar. Kemal Sunal'ın bir çok filmini bu filmleri izlerken senaryo alıntısı olduğunu görüyorum. Şehir Işıkları (En Büyük Şaban), Yumurcak (Garip)..
Hayatımda izlediğim en iyi filmler listemde kendine yer alan bir film, önceki filmleri gibi. Siz kıymetli arkadaşlarım benim gibi geç kalmadan izleyin yıllardır duyardım izlemezdim bu filmi. Mösyö Verdoux, Büyük Diktatör, Sirk, Altına Hücum, The Pilgrim, Pay Day(Kısa Film), Şarlo Asker adlı filmlerini de en kısa izleyip Charlie arşivimi yaratmak istiyorum. Bu yazdığım filmleri de beğeneceğim den adım gibi eminim.
İZLEYİN-İZLETİN.. Sinemayla kalın, iyi seyirler... 9.2
- Gülümseyen ve belki de gözü yaşlı bir resim.