Lars von Trier

İtiraf Bölüm 1 Fragman
Lars von Trier profil resmi Facebook'ta Paylaş
Ekle
8.4/ 10
140 oy
186 kullanıcının favorisi

Lars von Trier

Danimarka

30 Nisan 1956

Biyografisi

Lars von Trier, Danimarkalı yönetmen. 1995 yılında kurucularından olduğu Dogma 95 hareketiyle tanınan yönetmen, çektiği aykırı filmlerle ve yaptığı açıklamalarla tartışmaların hep odağında oldu. 

Lars Trier adıyla Kopenhag'ın Kongens Lyngby bölgesinde, Yahudi kökenli Ulf ve Inger Trier'in çocuğu olarak doğdu. Anne ve babası Nüdist olan Trier, çocukluğunda zaman zaman çıplaklar kamplarında bulundu. Gelişiminde 'duygular, inanç ve zevk' gibi özelliklere pek yer verilmeyen Trier, sonradan kendi yaptığı açıklamalara göre; genç yaşında, sinemayı, birçok şeyi öğrenmek üzere dış dünyaya açılan bir kapı olarak gördü. Kendisine hediye edilen "Super 8" kamera ile 11 yaşında kendi filmlerini çekmeye başladı ve lise öğrenimi boyunca bağımsız film kariyerine devam etti.

1979'da Danimarka Ulusal Film Okulu'na kabul edildi. Buradaki arkadaşları tarafından kibirli ve soylu biri gibi görüldüğünden Lars von Trier olarak anılmaya başlandı, Trier daha sonra Erich von Stroheim ve Josef von Sternberg gibi isimlere duyduğu hayranlıktan ötürü bu ismi kullanmaya başladı. 1989'da annesi ölmeden önce biyolojik babasının Ulf Trier değil, o zamanlar patronu olan Alman kökenli Fritz Michael Hartmann olduğunu söyledi, ancak Lars, biyolojik babasıyla birkaç kez görüştükten sonra onunla da teması kesti.

1984'te Avrupa üçlemesinin ilk filmi The Element of Crime, Cannes Film Festivali'nde teknik dalda ödül kazandı. Daha sonra Epidemic (1987) ve Europa (1991) filmleri takip etti.

1995'te Thomas Vinterberg ile yayınladığı manifestoyla Dogma 95 hareketini başlattı. 1996'da Dalgaları Aşmak, 1998'de The Idiots ve 2000'de Dancer in the Dark ile Altın Kalp (Golden Heart) üçlemesini tamamladı. 2003 yapımı Dogville ve 2005 yapımı Manderlay, Amerika'da gerçekleştirdiği prodüksiyonlar oldu.

2008 yapımı Antichrist ile Bunalım Üçlemesinin ilk filmini çekti. 2010 yapımı Melankoli bu filmi takip etti. Bu filmle katıldığı 64. Cannes Film Festivali'nde Hitler'e sempati duyduğunu ve onu anladığını söylemesiyle büyük tepki toplayan Trier, daha sonra yaptığı açıklamalardan ötürü özür diledi. Ancak von Trier festivalden uzaklaştırıldı. Buna rağmen Melancholia filminin başrol oyuncusu Kirsten Dunst, En İyi Kadın Oyuncu seçildi. von Trier daha sonra düzenlediği basın toplantısında Yahudilerle hiçbir sorunu olmadığını, açıklamalarının çarpıtıldığını söylese de istenmeyen adam olarak görülmeye devam etti.

2013'te iki parça halinde çektiği, Bunalım Üçlemesi'nin son filmi Nymphomaniac ise çok büyük tartışmalar yarattı. Bir kadının doğduğu günden 50 yaşına kadar yaşadığı tüm cinsel deneyimleri aktaran film içerdiği sahneler nedeniyle Türkiye'de gösterime giremedi.

Von Trier'in Cæcilia Holbek ile 1987-95 arasında evli kaldı, 1997'den beri Bente Frøge ile evlidir. İki evlilikten toplam 4 çocuğu bulunan Von Trier'in, uçak korkusu başta olmak üzere birçok fobisi olduğu bilinmektedir. Von Trier 1997'de kendisine layık görülen Danimarka şovalyelik nişanı Dannebrogordenen'i 2007'de iade etti.

Devamı
Gizle

Katkıda Bulunduğu Son 8 Yapım

Hepsini Göster
Popüler Yorumlar
gugukkusu (Profesyonel) | 31 Mayıs 2011, 11:40

Sevilen, beğenilen pek çok yönetmenin aksine filmleri mutlu sonla bitmez. Hayatın acımasızlığını, umutsuzluğunu, karamsarlığını bize huzursuzluk verecek şekilde yüzümüze çarpmaktan, canımızı acıtmaktan çekinmez. Çünkü ticari kaygısı yoktur. Seyirciyi provake etmekten çekinmez. Bunu da \'\'İyi bir film, ayakkabının içine sıkışmış çakıl taşına benzer.\'\' diyerek açıklıyor. İnsanın kendisine ve başkalarına yakıştıramadığı betimlemeleri hiç çekinmeden gözünüze sokar. Filmlerindeki psikoloji, karakterler, müzikler, sembolizm, insan benliği ve içindeki kötülüğü çok başarılı bir şekil de önce filme sonra da ruhunuza aktarır. Filmden sonra kendinizi allak bullak hissedersiniz. Dancer İn The Dark filminin Cannes de ödül töreni esnasında, Salonun yarısı protesto ederken diğer yarısı bu durumu alkışlamıştır. Kendisi bu durumu şöyle yorumlamıştır. \'\' Herkesin beni sevmesini veya tam tersi, benden nefret etmesini istemezdim. Böyle çok iyi...\'\' başka bir açıklamasındaysa: "Bir provakasyonun amacı insanları düşünmeye sevketmektir. Eğer insanları provoke ederseniz, onlara kendi düşüncelerini açıklama olanağını verirsiniz." Kısaca, Trier\'i ya çok beğenirsiniz ya da hiç beğenmezsiniz...

0
+12
Tüm yorumlar (17)
outlanderxxxx (Dublör) | 15 Nisan 2014, 09:44

Film hakkındaki yorumlarımı sonraya bırakmak istiyorum lakin dikkat ettiğim ve eleştirmek istediğim kısım şu ki; film boyunca joe belli bir eğitim görmedi. Bu kadar felsefik münazara içine girecek derin altyapıyı nereden edindi? Biz neden hiç göremedik. Yaşadığı hayatın içinde sürüklenen bu birey nasıl oluyor da bu kadar zeka unsurlarını kullanabiliyor. Anlamsız geldi.

Cevap Yaz
0
0
whiTeLiON (Artist) | 21 Mart 2014, 02:19

Nazi sempatizanı, kötü yönetmen, berbat sinemacı, filmlerinden uzak durulması gereken bir adam

Cevap Yaz
-1
+1
hot-and-cold (Figuran) | 10 Mart 2014, 01:48

Kesinlikle yeni başlayanlar "Karanlıkta Dans" ile baslamaı bu adamın filmlerine.

Cevap Yaz
0
0
juliaorwell (Figuran) | 27 Ağustos 2012, 02:54

bu adamın tarzı berbat

Cevap Yaz
-6
+1
SadriUstaFan (Fenomen) | 27 Şubat 2012, 17:30

Tarz olarak sıradışı bir havası var yönetmenin Deccal filmini izledim ve beğenmedim ama şu varki diğer filmlerine bakmakta fayda var diye düşünüyorum sıradışı yönetmenler hep ilgimi çekmiştir çünkü

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz