Hare Sürel Filmografi
Ahmet Ümit’in sevilen aynı adlı romanından uyarlanan ''İstanbul Hatırası'', şehrin kadim tarihine uzanan gizemli bir seri cinayet vakasını odağına alıyor. Abdullah Oğuz’un yönetmen koltuğunda oturduğu yapım, Sarayburnu’nda elinde antik bir sikke tutan bir cesedin bulunmasıyla başlayan gerilim dolu süreci işliyor. İstanbul’un farklı tarihi noktalarına bırakılan kurbanların her birinin avucunda bir sikke bulunması, soruşturmayı sıradan bir cinayet davası olmaktan çıkarıp şehrin Bizans ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan sırlarına bağlıyor.
Başkomiser Nevzat karakterine hayat veren Nejat İşler, ekibiyle birlikte katilin İstanbul'un yedi simgesel mekanına bıraktığı şifreli ipuçlarının peşine düşüyor. Katil, kurbanlarını seçtiği her noktaya o yapıyı inşa ettiren imparatoru ya da padişahı simgeleyen antik sikkeler yerleştirerek emniyet güçlerini tarihi bir yolculuğa sürüklüyor. Polisiye unsurların tarihsel dokuyla harmanlandığı hikâyede, Başkomiser Nevzat sadece bu karmaşık vakaları çözmek için uğraşmıyor; aynı zamanda kendi geçmişindeki izler ve kişisel acılarıyla da amansız bir mücadeleye giriyor.
Güçlü atmosferi ve derinlikli senaryosuyla dikkat çeken İstanbul Hatırası, hem bir şehrin hafızasını hem de insan ruhunun karanlık yönlerini bir araya getiriyor. Çok katmanlı bir kurguya sahip olan dizi, izleyiciyi İstanbul'un yüzyıllara yayılan tarihi mirası ile günümüzün sert polisiye dünyası arasında sürükleyici bir takibe davet ediyor.
Yeni bir filmde ilişkilerinin sonlarına yaklaşan bir çifti canlandıracak olan Ushan ve Hare, acaba kendi hayatlarında yeni bir ilişkiyi canlı tutabilecek mi?
Büyük bir savaşın içinde parçalanan bir ailenin yeniden bir araya gelme hikayesidir.
"The O.C." dizisinin yerli versiyonu olan Medcezir, Serez ailesinin sakin ve şatafatlı hayatının, İstanbul’un ekonomik düzeyi düşük bir mahallesinde yetişmiş olan Yaman Koper (Çağatay Ulusoy) isminde bir gencin girmesiyle değişmesi anlatılıyor.
Kendilerine şiddet uygulayan kocalarını öldürmüş iki kadının öyküsünü anlatıyor. Canına tak eden kadınlar cezaevlerinden yaraları ve şifaları haykırıyor. Aylin ve Havva evlerini, sevgiyi, öfkeyi, çocukluklarını, çocuklarını, düşlerini ve kâbuslarını paylaşıyor. Belgesel, Aylin ile Havva’nın mektuplara döktükleri duyguları aktarırken gerilimden deneysele türler arasında dolaşıyor. Şiddetin zaman ve mekân tanımayan döngüsünde iki kadının “suçlu” bulunmasını sorguluyor.