Görüyorum ki benden uzun süredir
haber alamamışsın! Vizyona giren filmlerden ve en son gelişmelerden anında haberdar olmak ister misin? İzin Ver Daha Sonra
Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Festivale Gitmeden Önce Buraya Bak!

Festivale Gitmeden Önce Buraya Bak!
1 Nisan 2010

Bu sene 29. kez arzı endam edecek olan Uluslararası İstanbul Film Festivali, dopdolu içeriğiyle bizleri yine, yeni yeniden salonlara çağırıyor. 200\'ün üzerinde film muhteva eden seçkisiyle biz sinema-severleri mest edecek cinsten bir festival daha kapıya dayandı. Bu hengame ve film bolluğu içinde hangi filme gitsek diyen sinema-severler için bizde bilgi verici ve tanıtıcı bir yazı hazırladık. Kitapçığı alıp heyecanla film seçmenin hoşluğu ayrıdır ama riske girmek istemeyenler için bu listeye bakmakta da fayda var diyor ve festivalin bizce en iyilerini aşağıda tanıtıyoruz.

 

1- Annemi Öldürdüm:

 

2009 Cannes Film festivalinin en çok konuşulan fimlerinden biri olan Annemi Öldürdüm Kanada\'nın bu seneki Oscar aday adayıydı. Film tüm ailesinden nefret eden ve ergenlik bunalımı içindeki Hubert\'ın trajikomik öyküsünü açık sözlü ve sürükleyici bir şekilde anlatıyor.

 

2-Şeylerin Boktanlığı:

 

Belçika\'nın Oscar adayı olan film, 13 yaşındaki Günther\'in tuhaf insanlarla sarılı çevresini son derece esprili bir dille anlatıyor. Esasen bir büyüme hikayesi anlatan film çılgın bir ergenlik komedisi olarak ta izlenebilir.

 

3- Hücre 211:

 

Ülkesi İspanya\'daki tüm ödülleri silip süpürdükten sonra festival vasıtasıyla bize de misafir oluyor Hücre 211. Son derece azılı mahkumlar arasında patlak veren isyanda mahsur kalan  gardiyan Juan\'ın hikayesi son derece sürükleyici ve heyecanlı. Aksiyon severim ama filmde iyi olmalı diyen seyirciler kaçırmasın diyoruz.

 

4-Kozmos:

 

Türk Sineması\'nda Reha Erdem diyince sanat-sineması sevenler şöyle bir arkasına yaslanıp keyiflenir. İnanılmaz güzellikteki \'\'Hayat Var\'\' filminin ardından fantastik tatlar bırakan, az diyaloglu, altmetni tumturaklı ve tuhaf başyapıt Kozmos sinemada farklı şeyler arayanlara ben burdayım diyor.

 

5-Gözleri Tamamen Açık:

 

İsrail\'den gelen tabu kırıcı ve sarsıcı bir aşk filmi. Aşırı dinci yahudi bir grup için de filizlenen gay bir aşk hikayesini anlatan film ilginç konusuyla ilgiyi hakediyor.

 

6-Köpek Dişi:

 

Komşumuz Yunanistan\'dan gelen şok edici, tuhaf ve deneysel bir şölen. Sıradan, orta sınıf bir ailenin paralel evrenler içinde geçen tuhaf, çıkışsız ve şiddetli öyküsü her bünyeye göre değil.

 

7-Tek Başına bir Adam:

 

Ünlü modacı Tom Ford\'tan şaşırtıcı ölçüde ince, hüzünlü ve zarif bir yalnızlık ağıdı. Sevdiği erkeğin ölümü üzerine depresyona girip intiharı düşünmeye başlayan eşcinsel ingilizce öğretmenin hikayesi adeta bir ünlüler geçidi. Julian Moore ve Colin Firth\'ün performanslarına dikkat...

 

8-Yabani Otlar:

 

Fransız sinemasındaki en önemli yönetmenlerden biri olan Alain Resnais\'nin belki de bize giderayak verdiği veda armağını. Bulduğu bir cüzdanı karıştırıp sahibi kadına ulaşan George\'nın romantik macerası hınzır anlar barındıran sevimli bir film.

 

9-Şişme Bebek:

 

Japonya\'dan gelen bu tuhaf film tersyüz edil miş bir pinokyo hikayesi aslında. Giderek canlanmaya başlayan Nazomi adlı bir şişme bebeğin hayatı ve aşkı keşfetmesini anlatan film tuhaf olduğu ölçüde hüzünlü, komik ve romantik.

 

10-Etek Günü:

 

Fransız Sineması\'nın efsane kadın oyuncularından İsabel Adjani\'ye bir kez daha en iyi kadın oyuncu dalında Cesar kazandıran bu şiddetli film son derece politik anlar barındıran bir yergi. Sürekli arıza çıkaran öğrencilerle dolu sınıfından gına gelmiş orta yaşlı kadın öğretmen aniden cinnet getirerek sınıfını rehin alır. Artık roller değişmiştir ve öğretmen öğrencilerine sıkı bir ders vermeye niyetlidir. Komik, arızalı ve çığır açıcı bir film.

Tüm yorumlar (2)

Avatar
Nepal (Dublör) | 3 Nisan 2010, 19:17

Tek Başına Bir Adam'ı fragmanını gördüğümde iyi bir film olduğunu anlamıştım zati, Festivaldede en çok gitmek istediğim filmdi ancak bile bulamadım bilet almış olupta gidemeyecek olan biri varsa bana ulaşsa çok süper olurdu.

Cevap Yaz
0
0
papillonnn (Figuran) | 31 Mart 2010, 22:07

Festival bu sene çok iyi filmlerle beraber geldi gerçekten.Annemi öldürdüm benimde ilgimi çekmişti:) Bu arada belgesel severler için toz filmini tavsiye ediyorum.Konusunuda ekleerek bilgi vererek yazına katkı sağlamak istedim.
Bugüne kadar hep sosyal içerikli belgesellere imza atmış olan Petra Holzer ve Ethem Özgüven çifti, Selçuk Erzurumlu'yla birlikte yaptıkları son belgesellerinde yine gündemi çok meşgul etmiş önemli bir meseleye değiniyor. Belgesel, silikozis hastası kot taşlama işçilerinin sömürülen emek ve bedenlerinin ölümle noktalanan hikâyesini anlatıyor. Zincirin bir ucunda çağın popüler giysisi blue jean ve ünlü markalar, diğer ucunda tozlu kayıtsız atölyelerde ölümcül bir hastalığa yakalanmış hasta ciğerli insanların bedenleri duruyor. Taşlanan kotlar daha pahalıya satılırken, ciğerlere yapışan tozlarla işçinin hayatı sönüyor. Çok kısa bir süre içinde.
Ve birde Hırs filmi ilgimi çekmişti onuda eklemek isterim.
Türkiye doğumlu İngiliz yönetmen Özgür Uyanık'ın senarist, yönetmen ve kurgucu olarak ilk yapıtı olan bu "sıfır bütçeli" film, "şeytanca yaratıcı" ve "baştan sona orijinal" gibi olumlu eleştiriler aldı. Film, sinemacı olmaya öykünen James Parker adında bir adamın hikâyesini anlatıyor. James Parker tesadüfen 16mm, siyah-beyaz, 1985 yapımı, tamamlanmamış bir korku filmi olan "The Street Walker"ın kayıtlarını bulur. Şöhretin kapılarını aralamak amacıyla bu sapık filmini bitirmeye niyetlendiğinde istemeden, bir dizi korkunç, dehşet verici olayı tetikler. Çokkatmanlı bir sahte belgesel formundaki bu ilginç ilk film, takıntının, sınırsız hırsın ve deliliğin pençesinde bir karakter tahlili.

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz