Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

69. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ken Loach'a Gitti

23 Mayıs 2016

2016 Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu. Altın Palmiye, İngiliz yönetmen Ken Loach'un yönettiği "I, Daniel Blake" filmine verildi.

Böylece 1 ay sonra 80 yaşını dolduracak Ken Loach, kariyerinde ikinci kez Cannes'ın en büyük ödülünü kazanmış oldu. Loach daha önce 2006 yapımı Özgürlük Rüzgarı filmiyle Altın Palmiye'yi kazanmıştı. Ken Loach ödülünü aktör Mel Gibson'ın elinden aldı. Kazandığı ödülün sinemanın geleceği açısından çok değerli olduğunu belirten Loach, "Herkese felaket getirecek fikirlerin sürüklediği bir tasarruf çağında yaşıyoruz. Sinemanın gelenklerinden biri de güç sahiplerine karşı protestoları sunabilmesidir. Umarım bu gelenek böyle sürer. Hepimiz umuda dair bir mesaj vermeli ve başka bir dünyanın mümkün ve gerekli olduğunu söylemeliyiz." şeklinde konuştu.

Ken Loach, daha önceki filmlerinde olduğu gibi yine toplumsal bir soruna değiniyor. I, Daniel Blake filminde, kalp krizi geçirdikten sonra çalışamaz raporu verilen ve işsizlik maaşına başvurmak zorunda kalan Daniel Blake adlı marangozun, İngiliz devletinin bürokratik çıkmazlarında yaşadıkları ve kendisi gibi ağır bürokratik süreçlerle mücadele eden Katie adlı boşanmış ve çocuklu bir genç kadının karşılaştıkları anlatılıyor.

Diğer ödüller şu şekilde:

Grand Prix: Xavier Dolan (It’s Only The End of The World)

En İyi Yönetmen: Cristian Mungiu (Graduation) ve Olivier Assayas (Personal Shopper)

En İyi Senaryo: Asghar Farhadi (The Salesman)

En İyi Kadın Oyuncu: Jaclyn Jose (Ma’ Rosa)

En İyi Erkek Oyuncu: Shahab Hosseini (The Salesman)

Jüri Ödülü: Andrea Arnold (American Honey)

Camera d’Or (En İyi İlk Uzun Film): Houda Benyamina (Divines)

En İyi Kısa Film: Juanjo Gimenez (Timecode)

Onursal Altın Palmiye: Jean-Pierre Léaud

Tüm yorumlar (3)

Avatar
FilmHistorian (Figuran) | 23 Mayıs 2016, 19:00

Cannes Film Festivali tarihinde, ikişer adet Altın Palmiye kazanmış 7 adet yönetmen vardı.. Ken Loach, 2006 yapımı The Wind That Shakes the Barley filmi ile ilk Altın Palmiye'sini kazanmıştı
ve bugün I, Daniel Blake kazandığı ikinci Altın Palmiye ile festival tarihinin iki altın palmiye sahibi 8.yönetmeni oldu.. Ken Loach'dan önce iki altın palmiye sahibi yönetmenler ve kazanan filmleri ise :

Alf Sjöberg : Iris and the Lieutenant (1946) ve Miss Julie (1951)
Francis Ford Coppola : The Conversation (1974) ve Apocalypse Now (1959)
Bille August : Pelle the Conqueror (1988) ve The Best Intentions (1992)
Emir Kusturica : When Father Was Away on Business (1985) ve Underground (1995)
Shohei Imamura : The Ballad of Narayama (1983) ve The Eel (1997)
Luc Dardenne , Jean-Pierre Dardenne : Rosetta (1999) ve The Child (2005)
Michael Haneke : The White Ribbon ve Amour

Cevap Yaz
0
0
FilmHistorian (Figuran) | 23 Mayıs 2016, 19:00

Düşüncelerim : Öncelikle bu yıl Altın Palmiye için yarışan 21 adet filmi gördüğümde bir de Türk filmi olmalıydı dedim..
Her ne kadar bugüne kadar ülke olarak 2 altın palmiye ( Yol ve Kış Uykusu) ve 2 adet büyük ödül (Uzak ve Bir Zamanlar Anadoluda)
ve bir en iyi yönetmen (Üç Maymun) kazanmış olsak da 69.Cannes Film Festivali'nde N.B.Ceylan olmasa da en azından Z.Demirkubuz,R.Erdem veya Y.Ustaoğlu
ile bu organizasyonda olabilirdik ve en azından karşımızda genel itibari ile çok da iyi olmayan filmler var iken bir büyük ödülü kazanabilirdik..
Artık 2016 Venedik Film Festivali'ni hedeflememiz gerekiyor çünkü Cannes ve Berlin zaferlerine karşı Venedik'te büyük ödüle halen ulaşamadık..
Elbette bu ödüller de göreceli olmasına rağmen Türk sinemasının uluslararası platformlarda adının geçmesi her zaman önem taşır..
Öncelikle İran asıllı yönetmen Asghar Farhadi'nin yönettiği 2012 yapımı A Separation'un yabancı dilde en iyi film oscar ödülü ve altın ayı ödülü almasından
4 yıl sonra yönettiği The Salesman filminin en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu (Shahab Hosseini) ödüllerine uzanmasına sevindim..
Loach'ın ikinci defa palmiyeye uzanacağını tahmin etmekle beraber ^bana göre en iyi film ödülünün Paterson,The Salesman veya Toni Erdmann'a gitmesi daha anlamlı olurdu..
Gene büyük ödül dalında Dolan'ın filmi yerine Cristi Puiu'nin Sieranevada filminin kazanmasını yeğlerdim..
American Honey filminin üçüncülüğe erişmesi doğru bir karar olurken, en iyi yönetmen dalında Cristian Mungiu ve Olivier Assayas yerine Paterson filmi ile Jim Jarmusch'un almasını tercih ederdi

Cevap Yaz
0
0
FilmHistorian (Figuran) | 23 Mayıs 2016, 18:59

Düşüncelerim : Öncelikle bu yıl Altın Palmiye için yarışan 21 adet filmi gördüğümde bir de Türk filmi olmalıydı dedim..
Her ne kadar bugüne kadar ülke olarak 2 altın palmiye ( Yol ve Kış Uykusu) ve 2 adet büyük ödül (Uzak ve Bir Zamanlar Anadoluda)
ve bir en iyi yönetmen (Üç Maymun) kazanmış olsak da 69.Cannes Film Festivali'nde N.B.Ceylan olmasa da en azından Z.Demirkubuz,R.Erdem veya Y.Ustaoğlu
ile bu organizasyonda olabilirdik ve en azından karşımızda genel itibari ile çok da iyi olmayan filmler var iken bir büyük ödülü kazanabilirdik..
Artık 2016 Venedik Film Festivali'ni hedeflememiz gerekiyor çünkü Cannes ve Berlin zaferlerine karşı Venedik'te büyük ödüle halen ulaşamadık..
Elbette bu ödüller de göreceli olmasına rağmen Türk sinemasının uluslararası platformlarda adının geçmesi her zaman önem taşır..
Öncelikle İran asıllı yönetmen Asghar Farhadi'nin yönettiği 2012 yapımı A Separation'un yabancı dilde en iyi film oscar ödülü ve altın ayı ödülü almasından
4 yıl sonra yönettiği The Salesman filminin en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu (Shahab Hosseini) ödüllerine uzanmasına sevindim..
Loach'ın ikinci defa palmiyeye uzanacağını tahmin etmekle beraber ^bana göre en iyi film ödülünün Paterson,The Salesman veya Toni Erdmann'a gitmesi daha anlamlı olurdu..
Gene büyük ödül dalında Dolan'ın filmi yerine Cristi Puiu'nin Sieranevada filminin kazanmasını yeğlerdim..
American Honey filminin üçüncülüğe erişmesi doğru bir karar olurken, en iyi yönetmen dalında Cristian Mungiu ve Olivier Assayas yerine Paterson filmi ile Jim Jarmusch'un almasını tercih ederdim

Cannes Film Festivali tarihinde, ikişer adet Altın Palmiye kazanmış 7 adet yönetmen vardı.. Ken Loach, 2006 yapımı The Wind That Shakes the Barley filmi ile ilk Altın Palmiye'sini kazanmıştı
ve bugün I, Daniel Blake kazandığı ikinci Altın Palmiye ile festival tarihinin iki altın palmiye sahibi 8.yönetmeni oldu.. Ken Loach'dan önce iki altın palmiye sahibi yönetmenler ve kazanan filmleri ise :

Alf Sjöberg : Iris and the Lieutenant (1946) ve Miss Julie (1951)
Francis Ford Coppola : The Conversation (1974) ve Apocalypse Now (1959)
Bille August : Pelle the Conqueror (1988) ve The Best Intentions (1992)
Emir Kusturica : When Father Was Away on Business (1985) ve Underground (1995)
Shohei Imamura : The Ballad of Narayama (1983) ve The Eel (1997)
Luc Dardenne , Jean-Pierre Dardenne : Rosetta (1999) ve The Child (2005)
Michael Haneke : The White Ribbon ve Amour

Bildiğimiz gibi Cannes Film Festivali, 3 en önemli uluslararası film festivallerinden biridir (diğerleri Venedik ve Berlin) İlk defa 1939 yılında düzenlenen festivalde, 1939'dan 1954' kadar büyük ödüle Grand Prix du Festival International du Film adı verilmişti..
1964-1974 yılları arasında ise ödülün adı, Grand Prix du Festival olarak değişse de diğer yıllarda ve son 40 yıldır festivalin en büyük ödülünün adı Altın Palmiye olarak geçmektedir..
1939'dan 2015 yılına kadar festivaldeki en büyük ödülü kazanmış filmler arasından 40 adet seçtim ve sıralayarak göstermenin daha güzel olacağını düşündüğümden 40'dan 1.sıraya doğru sıraladım..
Bu seçki ile Cannes'de en büyük ödül kazanmış filmleri hem hatırlayacak hem de bu festivalle ilgili mini bir rehbere de sahip olacağız..
40 -) 4 Months, 3 Weeks and 2 Days (Cristian Mungiu,2007)
39 -) The Umbrellas of Cherbourg (Jacques Demy,1964)
38 -) Padre Padrone (Paolo & Vittorio Taviani,1977)
37 -) The Tree of Wooden Clogs (Ermanno Olmi,1978)
36 -) The Tin Drum (Volker Schlöndorff,1979)
35 -) The Mission (Roland Joffe,1986)
34 -) The Go-Between (Joseph Losey,1971)
33 -) The Piano (Jane Campion,1993)
32 -) Missing (Costa-Gavras,1982)
31 -) Man of Iron (Andrzej Wajda,1981)
30 -) Black Orpheus (Marcel Camus,1959)
29 -) Viridiana (Luis Bunuel,1961)
28 -) Elephant (Gus Van Sant,2003)
27 -) The Tree of Life (Terrence Malick,2011)
26 -) Kagemusha (Akira Kurosawa,1980)
25 -) Eternity and a Day (Theodoros Angelopoulos)
24 -) Underground (Emir Kusturica,1995)
23 -) Taste of Cherry (Abbas Kiarostami,1997)
22 -) Blue Is the Warmest Colour (Abdellatif Kechiche,2013)
21 -) Rosetta (Jean-Pierre Dardenne and Luc Dardenne,1999)
20 -) The White Ribbon (Michael Haneke,2009)
19 -) Dancer in the Dark (Lars von Trier,2000)
18 -) Farewell My Concubine (Chen Kaige,1993)
17 -) Amour (Michael Haneke,2012)
16 -) The Cranes Are Flying (Mikhail Kalatozov,1958)
15 -) The Conversation (Francis Ford Coppola,1974)
14 -) Yol (Şerif Gören & Yılmaz Güney,1982)
13 -) Blowup (Michelangelo Antonioni,1967)
12 -) Barton Fink (Joel Coen & Ethan Coen,1991)
11 -) Paris, Texas (Wim Wenders,1984)
10 -) Pulp Fiction (Quentin Tarantino,1994)
9 -) Rome, Open City (Roberto Rossellini,1946)
8 -) The Wages of Fear (Henri-Georges Clouzot,1953)
7 -) The Pianist (Roman Polanski,2002)
6 -) La dolce vita (Federico Fellini,1960)
5 -) Taxi Driver (Martin Scorsese,1976)
4 -) Brief Encounter (David Lean,1946)
3 -) The Leopard (Luchino Visconti,1963)
2 -) Apocalypse Now (Francis Ford Coppola,1979)
1 -) The Third Man (Carol Reed,1979)

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz