Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Zohan’a Bulaşma, Filme de İlişme!

9 Eylül 2008

Senaristler Adam Sandler, Robert Smigel (Triumph the Insult Comic Dog) ve Judd Apatow’un (Knocked Up) kaleme aldığı komedi “Zohan’a Bulaşma”da, Sandler, hayallerinin peşinden gidip New York’ta kuaför olabilmek için kendini ölmüş gibi gösteren İsrailli üstün komando Zohan’ı canlandırıyor. Zohan teröristlere karşı savaştığı yaşamını geride bırakmak istese de, çok geçmeden insanın köklerinden kurtulmasının o kadar kolay olmadığını anlar. Ne var ki, onu alt etmeye çalışan eski ve yeni düşmanları da şunu öğrenir: Zohan’a bulaşılmaz.

Hayli absürd bir açılış sahnesi ile bir kumsal açılan film, rocky göndermesi ile sempatik durduğu kısa birkaç an haricinde sürekli antipatik durmayı seçen bir yapım. Ortadoğu ülkeleri ile ilgili bilgisi olmayan, 11 Eylül sonrasında da yaptığı terörist genellemesiyle sıcak bakmayan Amerikan halkına kör gözüm parmağına bir komediye imza atma çabası hakim.

Öyle ki, başkarakterimiz Zohan’ın neden kuaför olmak istediği meçhul. Bu isteği sırasında yumuşamış olsa daha komik olabilecekken sapına kadar erkek tabirini abartıp, sapından fazla erkek modeli yaratarak sürekli cinsel organ ve cinsel iştah (Yada iştahsızlık) esprileri ile sıradanlaşmayı tercih ediyor.

Filmin ortalarından itibaren Sandler’in tetiklediği öykünün “New York’ta Ortadoğulu olmak” anafikrine sahip olduğunu anlayıveriyorsunuz. Ama Sandler, günümüzde oyuncuların rolleri için bile içerden baktığı küçük profillerin aksine, koca bir fotoğraf yanında duruyorken elinin tersiyle itip kulaktan dolma bilgilerle doldurmayı tercih ediyor filmini.

Bu anlamda da Humus ve bölgeye özel içecekleri sıkça (neredeyse gına getirecek kadar) kullanıyor. Hep dışarıdan kulaktan dolma bilgilerle atılan adımlar belli bir süre sonra bayağılaşmaya gidiyor kaçınılmaz olarak. Bu kadar seviyesiz ve gösterişçi davranması ile de inandırıcılığını kaybedip, vermeye çalıştığı ana mesajını seyirciye ıskalatmış oluyor.

Arapların idolü olarak neden Mariah Carey’in seçildiği konusunda mantıklı tek bir açıklama yokken, birde konuk oyuncu olarak görünmesinin hiçbir açıklaması olmaması bu gösterişçiliğin doruk noktası olarak kazınıyor filme. Üstelik filmdeki kötünün kötü olmaması da cabası.

Filmdeki tek komik sahne ise üç terörist adayının bomba temini için yaptıkları telefon görüşmesi olarak kalıyor. Karşılarına çıkan elektronik santralin komutları da, verilen tepkiler de hayli komik.
Cinsel organı konusunda haddinden fazla iştahlı olan Zohan’ın, tanıştığı arkadaşının annesi başta olmak üzere her kadınla yaşına bakmasızın cinsel ilişkiye girmesini gördükten sonra, aşık diye bu isteğinin kaybolmasına inanmamızı beklemesi gibi düştüğü bir çok yanılgı tamamen araştırma eksikliğinden kaynaklanıyor. Bir şeyleri tiye almak, onun parodisini yapmak için önce biraz araştırma ile anlamak gerekiyor. Ama anlaşılan bu küçücük kuraldan Sandler ve ekibinin haberi yok.

Yönetmen Dennis Dugan, Sandler daha önce de çalışmış bir yönetmen olarak fazla bir şey yapmasına gerek olmadan günü kurtarıyor. “Benim görevim topu havalandırmak ki Sandler smaç vurabilsin” diyen Dugan, sözlerini şöyle sürdürüyor. “İkimiz aynı frekanstayız. Ben onun film için vizyonunu anlamaya çalışıyor ve bunun hayata geçmesini kolaylaştırmak için tüm departmanlarla işbirliği yapıyorum. Artık birlikte beş film yaptığımız için, ne istediğini biliyorum; bilmek tahmin etmeye çalışmaktan kolay”.

Her Sandler filminde olduğu gibi bu filmde de Rob Schneider mevcut. Hem de üç işte birden çalışan bir taksici rolünde iyi bir performans veriyor. Farklı renk olma görevinin altından kalkıyor. “Entourage” dizisi ile parlayan Fas kökenli oyuncu Emmanuelle Chriqui, erkek egemen ekibin tek kadını olarak da başarılı. Rolü için annesinin enerjisinden faydalandığını söyleyen oyuncu filmden en kazançlı çıkan isim olacağı mutlak bir gerçek.

“Amerika’da hepimiz aynıyız ve eşitiz. Nefretten millerce uzaktayız. Burda iyi bir şekilde birlikte yaşayabiliriz” önermesinde bulunan filmin unuttuğu şey ise sorunun zaten orda olmaması. İsrail-Filistin sorununun çözümüne çevresinden dolaşarak katkıda bulunmaya çalışan bu gösterişçi tavır filmde komedi öğesine her saniye zarar veriyor.

Ekibin “ciddi ile komiği birleştirdik” cümlesinin havada asılı kaldığı Zohan, bulmuş beyazperdeyi bol bol gösteriş yapıyor, ama nafile…

Tüm yorumlar (7)

Avatar
tokmax (Amatör) | 18 Ocak 2009, 19:00

Adam Sandler'a müthis sempati beslememe rahmen filmi sonuna kadar izleyemedim simdiye kadar izlediğim en kötü filmiydi...

Cevap Yaz
1
0
yituk (Amatör) | 12 Ekim 2008, 20:15

bu amerikalılar işte böyle önce birbirlerine sokarak savaştırır sonra kendi ülkelerine gelince “Amerika’da hepimiz aynıyız ve eşitiz. Nefretten millerce uzaktayız. Burda iyi bir şekilde birlikte yaşayabiliriz” gibi kelimeleri bilinç altımıza sokmaya çalışırlar

Cevap Yaz
0
0
eceselin (Amatör) | 11 Şubat 2009, 17:49

bana da filmin bu kısmı saçma geldi''amerika'da hepimiz aynıyız ve eşitiz nefretten millerce uzaktayız ...''eğlenceli bir filmdi,çok güldüm,verdiği mesajlar da anlamlıydı.fazla abartıp detaylamaya gerek yok bence..

0
1
weLdnc (Dublör) | 10 Eylül 2008, 22:27

Eleştri yazınız çok güzel fakat bana biraz 'üstüne fazla gidilmiş' gibi geldi.O kadar da kötü olduğunu düşünmüyorum.Her komedi filminde cinsellik bir nebze vardır.Bunun fazla olması komikliği azaltır fakat başka sahnelerden bu kurtarılabilir.Adam sandler bunu yapabilmiş diye düşünüyorum.''Filmin ortalarından itibaren Sandler’in tetiklediği öykünün “New York’ta Ortadoğulu olmak” anafikrine sahip olduğunu anlayıveriyorsunuz.'' katıldığım nadir cümlelerden birini yazmak istedim.Belki de New York'ta çok fazla ortadoğulu olan insan var ve yönetmen bunun komik olacağını düşünüyor.Tıpkı anadoludan İstanbul'a gelen insanların türk filmlerinde mutlaka komik bir taraflarıyla yansıtılması gibi.. Tabiki sizin fikirleriniz.Ben sadece yorumu harkese açtığınız yazınıza olan fikirlerimi söyledim.

Cevap Yaz
0
0
quijote (Amatör) | 9 Eylül 2008, 22:52

Her ne kadar barış ve kardeşlik mesajları vermeye çalışılsada filmde bile eşit davranılmamış israil-filistin halklarına. Yorum yapmaya değecek bir film bile değil bana göre. Tek anlamı başkalarının da zamanını çalmasını engellemek.

Cevap Yaz
0
0
kucuk-melenq (Profesyonel) | 9 Eylül 2008, 22:30

bu kadar başarıdan sonra bu film baya bir kötü geldi.hiç yakıştıramadım :/

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz