- Anasayfa
- Karakterler
- Léon
Léon
Canlandıranlar
22 Ekim 1984 tarihinde Roma'da dünyaya gelen Luca Marinelli, seslendirme sanatçısı bir babanın oğlu olarak sanatla iç içe büyüdü. Oyunculuk tutkusunu erken yaşlarda keşfeden sanatçı, eğitimini İtalya'nın saygın kurumlarından Silvio D'Amico Ulusal Dramatik Sanatlar Akademisi'nde tamamlayarak 2009 yılında mezun oldu. Kariyerine tiyatro sahnelerinde adım atan Marinelli, beyaz perdeyle ilk önemli buluşmasını 2010 yapımı "La solitudine dei numeri primi" (Asal Sayıların Yalnızlığı) filmindeki performansıyla gerçekleştirdi. Bu başlangıç, onun İtalyan sinemasında yetenekli bir isim olarak tanınmasını sağladı.
Kariyer yolculuğunu sanat sineması ile ana akım yapımlar arasında dengeli bir çizgide sürdüren Marinelli, 2015 yılında "Non essere cattivo" (Kötü Olma) filmindeki başarısıyla prestijli David di Donatello ödüllerinde En İyi Erkek Oyuncu seçildi. Aynı yıl izleyiciyle buluşan "Lo chiamavano Jeeg Robot" (Bana Jeeg Robot Derler) filminde canlandırdığı "Zingaro" karakteriyle kariyerinde yeni bir zirveye ulaştı. Buradaki narsist ve karmaşık kötü karakter performansıyla eleştirmenlerin takdirini toplarken ikinci David di Donatello ödülünü de hanesine yazdırdı.
Marinelli'nin dünya çapında bir aktör olarak kabul görmesi ise 2019 yapımı "Martin Eden" filmiyle gerçekleşti. Jack London'ın ünlü eserinden uyarlanan bu projede, kendini yeniden yaratan bir denizcinin derinlikli portresini çizen oyuncu, Venedik Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu dalında Volpi Kupası'nı kazandı. Uluslararası arenadaki yerini 2020 yapımı Netflix aksiyonu "The Old Guard" ile sağlamlaştıran sanatçı, filmde canlandırdığı Nicky karakteriyle küresel bir izleyici kitlesine ulaştı. Son dönemde "Le Otto Montagne" (Sekiz Dağ) filmindeki performansıyla bir kez daha David di Donatello ödülüne layık görülen Luca Marinelli, karakterlerine kattığı entelektüel derinlik ve güçlü duygu aktarımıyla modern İtalyan sinemasının en önemli temsilcileri arasında yer alıyor.
Bradley Charles Cooper, Amerikalı tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu. 3 kez oyuncu, 1 kez de yapımcı olarak Oscar ödülüne aday gösterilmiştir. Cooper 1975'te Philadelphis'da doğdu. Annesi Gloria gazeteci, 2011'de ölen babası Charles ise finansçıydı. Holly adlı bir ablası olan Bradley Cooper, lise yıllarında Philadelphia Daily News'da çalıştı. Georgetown Üniversitesi İngiliz Dili bölümünü bitirdi. Üniversite yıllarında kürek ve tiyatroyla ilgilenen Cooper ayrıca Fransızca öğrendi ve 6 ay değişim öğrencisi olarak Aix-en-Provence'ta yaşadı. Daha sonra New York'ta oyunculuk eğitimini sürdürdü. İlk profesyonel oyunculuk deneyimini 1999'da Sex and the City dizisinin bir bölümünde konuk oyuncu olarak yaşadı. Daha sonra JJ Abrams'ın Alias adlı dizisinde ve Changing Lines adlı filmde oynadı. 2006'da Three Days of Rain adlı tiyatro oyununda Julia Roberts ve Paul Rudd ile sahneye çıktı. 2000'li yılların sonlarına kadar sinema filmlerinde genelde yardımcı oyuncu olarak rol aldı. 2009 yılında oynadığı Hangover serisinin ilk filmiyle adını daha fazla duyurmaya başladı. 2011'de gerilim filmi Limitless'ta oynadı. 2012'de David O'Russell'ın yönettiği ve başrolünde Jennifer Lawrence'ın oynadığı Silver Linings Playbook filmiyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandı. Bu filmle birlikte hem Russell, hem de Jennifer Lawrence ile profesyonel birlikteliği başlamış oldu. 2013'te Russell'ın American Hustle, 2015'te yine Russell'ın yönettiği Joy adlı filmlerde Jennifer Lawrence ile çalıştı. 2018'de gösterime giren Bir Yıldız Doğuyor (A Star is Born) filminde başrolü ünlü popçu Lady Gaga ile paylaştı. 2006'da aktris Jennifer Esposito ile evlenen Cooper, 1 yıl sonra ayrıldı. O tarihten sonra Renee Zellweger, Zoe Saldana ve Suki Waterhouse gibi isimlerle birliktelikler yaşadı. 2015'ten beri Rus model Irina Shayk ile yaşayan Cooper, 2017'de Lea de Seine Shayk Cooper adında bir kız çocuğu babası oldu.
Juan Moreno y Herrera-Jiménez, bilinen adıyla Jean Reno, İspanyol kökenli Fransız aktör. Hem Avrupa Sineması, hem de Hollywood'da önemli yapımlarda uzun yıllar oynamış olan Reno'nun en bilinen filmlerinin başında, 1994 yapımı Leon gelmektedir. Reno, 1948'de Fas'ın Kazablanka kentinde doğdu. General Franco'nun zulmünden kaçarak Fas'a yerleşmiş İspanyol bir ailenin büyük çocuğu olan Reno'nun María Teresa adında bir kız kardeşi vardı. Sinemaya olan düşkünlüğü çocuk yaşlarda başladı. Tüm zamanını, John Wayne, William Holden, Marlon Brando, Jean Gabin ve Louis Jouvet'nin filmlerini izleyerek ya da şehrin sıcağından kaçıp Fas’ın sahillerinde denize girerek geçiriyordu. Kazablanka'da oyunculuk eğitimi aldı. 17 yaşında Paris'e gitti ve Cours Simon Drama Okulu'nda da eğitim aldı. 1967'de çıkan iç savaş nedeniyle Fransa’ya yerleşti. Fransız vatandaşı olabilmek için Fransa Ordusu'nda askerlik yaptı. Adını da Jean Reno olarak değiştirdi. 1970'li yıllarda tiyatro ve TV ağırlıklı çalışmalar gerçekleştirdi. 1.88'lik boyu ve kalıplı vücudu nedeniyle kariyerinin ilk yıllarında daha "ağır" roller aldı. Sinemada ilk dikkat çekişi, 1979'da Costa Gavras’ın 'Clair de Femme' filmiyle oldu. Ardından Didier Flamand'ın tiyatro grubu ile Avrupa turnesine çıktı. Daha büyük şöhrete ise Luc Besson filmleriyle ulaştı. Önce L'avant Dernier (1981), ardından Fransa'da bol ödül kazanmış Le Dernier Combat'da (1983) rol aldı. 1985'te Subway'de oynadı 1988'de beklediği çıkışı yine Besson’un Le Grand Bleu'su (The Big Blue) ile yakaladı. Başrolünü Jean-Marc Barr ile paylaştığı film, Fransa ve tüm Avrupa'da çok iyi gişe rakamlarına ulaştı ve Reno’nun artık başrollere daha çok seçilmesini sağladı. La Femme Nikita (1991) filminde, kısa rölünde bir tetikçiyi canlandırdı. Bu karakter Besson’un 1994'te yaratacağı kült karakteri Leon'un adeta bir öncülü gibidir. 1993'te komedi filmi Les Visiteurs (The Visitors) Fransa’da büyük başarı getirdi. 18 Kasım 1994'de Leon The Professional filmi ile Reno, Hollywood'da da büyük bir popülerlik kazandı. Başrolünü genç yıldız Natalie Portman ile paylaştığı bu film, Besson ve Reno'nun Amerikan hayran kitlesinin alt yapısını oluştururken, fanatik hayranlarının kalbine kült bir kahraman olarak imza atmasını sağlamıştır. Filmin, Amerika'da gösterilen versiyonu orijinalinden 23 dakika eksiktir. Ancak 15 Ağustos 2000 yılında kesilmemiş versiyonunun, Amerikadaki hayranlarına da ulaşması düşünülerek DVD'si piyasaya sürülmüştür. 1995'te French Kiss, 1996'da Mission: Impossible'da oynadı. Her iki film de iyi olmamakla beraber Mission: Impossible iyi gişe yapar ve box officedeki yeri de Reno'nun şöhret ışığını yanık tutmaya yardım eder. Bu dönemde Reno Fransa’ya döner, Le Jaguar ve Un Amour de Sorcière'i çeker. 1997'de Amerika’ya dönerek Roseanna's Grave ile Amerikan seyircisini komedyen yönü ile kazanmayı hedefler. Çabası sonuç vermez çünki Amerikan seyircisi Reno’yu sadece aksiyon filmlerinde görmek istemektedir. 1998 sırada Godzilla vardır. Yazın en iyi filmi olması beklenirken sonuç hayalkırıklığıdır. Eleştirmenler aynı görüşü paylaşırlar. Filmdeki tek iyi şey Reno’nun performansıdır. 1998'de başarılı bir yapım ile yüzler güler. Robert De Niro ile birlikte oynadığı Ronin, Godzilla'nın ilk hafta yaptığı gişeyi toplamda da geçemese de çok daha iyi bir filmdir. Godzilla’dan sonra The Visitors filminin devamı için Reno Fransa’ya döner ve Amerikan versiyonunu çekerler. 2001 de film gösterimdedir. Eylül 2000'de Jean-Christophe Grangé'ın bestseller romanından uyarlanan Les Rivières Poupres (The Crimson Rivers) gösterime girer. Ardından da 2001'de Wasabi ve 2002'de bir tekrar filmi olan Rollerball. 2006'da The Da Vinci Code, aynı yıl Pembe Panter ve 3 yıl sonraki devam filmi gibi birçok filmde oynamayı sürdürdü. 1989'da Le Grand Bleu filmi ile en iyi yardımcı aktör, 1994 de Les Visiteurs la en iyi aktör, 1995'te Leon filmi ile en iyi aktör dalında toplam 3 kez Cesar Ödülleri'ne aday oldu. 1977'de ilk evliliğini Genevieve Reno ile yapar ve Sandra (d. 1978) ile Mickael (d. 1980) adlı iki çocuğu olur. 1995'te biten bu evliliğin arkasından 1996'da ikinci evliliğini Polonyalı model Nathalie Dyszkiewicz ile yaptı ve 5 yıl süren bu evlilikten Tom (d. 1996) ve Serena (d. 1998) adlı iki çocuğu daha oldu. 2006'da üçüncü evliliğini kendisinden 23 yaş küçük bir başka Polonyalı model Zofia Borucka ile yaptı ve Cielo (d. 2009) ve Dean (d. 2011) adlı iki çocuğu daha doğdu.
Tam adı Jacob Benjamin Gyllenhaal olan Amerikalı oyuncu Jake Gyllenhaal, sinemacı bir ailenin çocuğu olarak Los Angeles'ta dünyaya geldi. Yönetmen Stephen Gyllenhaal ve senarist Naomi Foner'ın oğlu, oyuncu Maggie Gyllenhaal’in kardeşi olan sanatçı, çocuk yaşlarda kamera karşısına geçmeye başladı. İlk sinema deneyimini 1991 yılında City Slickers filmiyle yaşasa da ailesi, eğitiminden geri kalmaması adına bir süre projelerde yer almasına kısıtlama getirdi. Bu süreç, 1993 yılında babasının yönettiği ve ablasıyla birlikte rol aldığı A Dangerous Woman filmiyle sona erdi. Harvard-Westlake Lisesi'ni bitirdikten sonra Columbia Üniversitesi'ne giren Gyllenhaal, iki yılın ardından eğitimini yarıda bırakarak kariyerine odaklanma kararı aldı.
1999 yapımı October Sky filmindeki ilk başrol performansının ardından asıl büyük çıkışını 2001 yılında kült yapım Donnie Darko ile gerçekleştirdi. Sorunlu bir genci canlandırdığı bu filmdeki başarısı, kariyerinde dönüm noktası oldu ve daha büyük prodüksiyonların kapısını açtı. 2004’te felaket filmi Yarından Sonra (The Day After Tomorrow) ile geniş kitlelere ulaşan oyuncu, 2005 yılında Ang Lee imzalı Brokeback Dağı (Brokeback Mountain) filmindeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandı. Aynı dönemde Sam Mendes'in Jarhead filminde bir askeri canlandırırken, 2007'de David Fincher'ın Zodiac filminde cinayetleri araştıran bir karikatüriste hayat vererek türler arası yetkinliğini kanıtladı.
2010’lu yıllarda karakter odaklı ve fiziksel değişim gerektiren rollere yönelen Gyllenhaal, Pers Prensi: Zamanın Kumları gibi büyük bütçeli yapımların yanı sıra Tutsak (Prisoners) ve Düşman (Enemy) gibi nitelikli dramalarda yer aldı. Gece Vurgunu (Nightcrawler) ve boksör Billy Hope karakterine hayat verdiği Son Şans (Southpaw) filmleriyle oyunculuk sınırlarını zorlamaya devam etti. Yeniden Başla (Demolition) ve kendisine BAFTA adaylığı getiren Gece Hayvanları (Nocturnal Animals) gibi yapımlarla kariyerindeki ivmeyi sürdüren sanatçı; Hayat (Life), Pes Etme (Stronger) ve Yangın Yeri (Wildlife) filmleriyle de filmografisini zenginleştirdi. Kariyeri boyunca Kirsten Dunst, Reese Witherspoon ve Taylor Swift gibi isimlerle yaşadığı birlikteliklerle de gündeme gelen Gyllenhaal, modern sinemanın en üretken ve çok yönlü aktörleri arasında yer almaktadır.