Daniel Day-Lewis

9,2 484 oy

Daniel Day-Lewis Biyografi

Sir Daniel Michael Blake Day-Lewis, Oscar, Altın Küre ve BAFTA ödüllü İngiliz oyuncu. Sol Ayağım ve Kan Dökülecek filmlerindeki performansı ile En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar almıştır. 2013 yılında "Lincoln" adlı filmdeki rolüyle üçüncü kez "En İyi Erkek Oyuncu" dalında Oscar alarak bu kategoride bir ilki başarmıştır. Sadece kendi döneminin değil, tüm sinema tarihinin en başarılı oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.

Daniel Day-Lewis, 29 Nisan 1957'de Kensington, Londra'da doğdu. Sanatçı bir aileden geliyordu. İrlanda doğumlu babası Cecil Day-Lewis (1904-1972), İngiltere hükümetince devlet törenleri için şiir yazması için atanan bir şairdi. İkinci evliliğini yaptığı aktris Jill Balcon'dan (1925-2009) dünyaya gelen Daniel Day-Lewis'in dedesi Sir Michael Balcon da İngiliz sinemasının en önemli isimlerinden biriydi ve ünlü yapım şirketi Ealing Studios'un başındaydı. Büyük ablası Tamasin Day-Lewis ise belgesel filmi yapımcısıydı. Daniel 2 yaşındayken, Day-Lewis ailesi Londra'dan, Greenwich'teki Croom's Hill'e taşındı. Çocukluk yılları bu kentte geçen Daniel, 15 yaşındayken babasını kaybetti. O doğduğunda 53 yaşında olan babası, Daniel'le sağlık sorunları yüzünden pek ilgilenememişti. Daha sonraları Daniel, babasıyla daha yakın bir ilişki kuramadığı için pişman olacaktı.

Greenwich’teki çocukluk yıllarında arkadaşlarına gösterişli biri olduğunu düşündüğü için kabadayılık yapan Day-Lewis'in, bölgenin farklı aksanını ve özelliklerini benimsemesi uzun sürmedi. Daniel Day-Lewis daha sonraları bu dönemle ilgili olarak, kural, kanun tanımayan bir çocuk olduğunu, marketlerden eşya çaldığını söyleyecekti. 1968'te Day-Lewis ailesi, zapt etmekte güçlük çektikleri oğullarını, Kent şehrindeki Sevenoaks Yatılı Okulu'na gönderdiler. Okulundan nefret eden Daniel, o dönemde daha sonraları tutkusu haline gelicek 2 konuyla ilgilenmeye başladı: Ağaç işçiliği ve oyunculuk. "Cry, The Beloved Country" adlı oyunda canlandırdığı ufak rol için yüzünü siyaha boyaması gerekmişti. Dolayısıyla onun beyaz perdede göründüğü ilk rolü Cry, The Beloved Country değil, John Schlesinger'ın yönetmenliğini yaptığı Sunday Bloody Sunday (1971) oldu. Böylelikle, Daniel henüz 14 yaşındayken, ilk sinema deneyimini yaşadı. Oyunculuk yapmanın cennette olmak gibi bir his olduğunu söylüyordu.

2 yıl sonra hep okumak istediği Petersfield'daki Bedales School'a yazıldı. 1975'te mezun olduktan sonra ele avuca sığmaz karakteri değişen ve daha ciddi davranmaya başlayan Day-Lewis, profesyonel olarak National Youth Theatre'da çalışmaya başladı. Sahnede oldukça başarılı olmasına rağmen, perde arkasını rahatsız edici bulduğu için, doğramacı olmaya karar verdi. Ancak 5 yıllık çıraklık dönemi için yaptığı müracaat kabul edilmeyince Bristol Old Vic Theatre School'a kaydoldu. Eğitimine devam ettiği 3 yıl süresince de okulun tiyatrosunda oynuyordu. Day-Lewis, daha sonraları In The Name Of The Father'da başrolü paylaşacağı Pete Postlethwaite'in de yedek oyuncusuydu.

11 yıl aradan sonra ilk defa kamera karşısına geçtiği film, 1982 yapımı Gandhi oldu. Ancak filmografisinde ufak tefek rollerden sıyrıldığı ilk film, 1984 yapımı The Bounty oldu. Benim Güzel Çamaşırhanem (My Beautiful Laundrette) ve "A Room with a View" (1985) filmlerinde gösterdiği performanslarla, New Yorklu film eleştirmenleri, "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" Oscarı'nı Daniel Day Lewis'in hak ettiği yorumunda bulundular. 1987'de yönetmen Phillip Kaufman tarafından Milan Kundera'nın aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'nde (The Unbearable Lightness of Being) Juliette Binoche ve Lena Olin'le başrolleri paylaştı. 1989'da yönetmenliğini Jim Sheridan'ın yaptığı ve sadece sol ayağını kullanarak dünyayla iletişim kurabilen Christy Brown'ı canlandırdığı My Left Food, Daniel Day Lewis'e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ve BAFTA kazandırdı. Bu zor rolün üstesinden başarıyla gelen aktör, artık Hollywood'da daha çok rol bulmaya başladı. 1992 yapımı Son Mohikan (The Last of the Mohicans), kendisinin en bilinen rollerinden biri oldu. Masumiyet Yaşı (The Age of Innocence) ve In the Name of the Father filmlerindeki birbirinden başarılı oyunculuğuyla dünyanın en iyi aktörlerinden biri haline geldi. Ona sık sık İngiltere'nin Robert De Niro'su deniyordu, ancak konuyla ilgili olarak bir röportajında, De Niro'nun onun şampiyonu olduğunu belirtmiştir. 

Day-Lewis, 1997'de The Boxer filminin çekimleri bittikten sonra eski tutkusu olan ağaç işlemeciliği yapmak için İtalya'nın Floransa kentine taşındı. Artık oyunculuk yapmayı pek istemediğini açıklayan aktör, ayakkabı tamirciliğiyle ilgileniyordu. Uzun yıllar süren sessizliğini Martin Scorsese için bozdu. 2002'de, çekimlerinin İtalya'da gerçekleşmesi koşuluyla, Scorsese onu yeni filminde başrolü oynaması ikna etti. Gangs of New York filminde canlandırdığı Bill 'The Butcher' Cutting rolü, birçok dergi tarafından tüm zamanların en iyi performanslarından biri olarak nitelendirildi. Film 10 dalda oskara aday olarak gösterildi ve Day-Lewis, En İyi Erkek Oyuncu dalında BAFTA aldı. Daniel Day Lewis, 2008'de There Will Be Blood filmindeki Daniel Plainview rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar aldı. 2013'te Lincoln filmindeki Abraham Lincoln rolüyle bir kez daha En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar aldı ve bu kategoride 3 kez ödül kazanan ilk aktör olmayı başardı.

1993'te İrlanda vatandaşlığı da alan Day-Lewis, 1997'den itibaren bu ülkede yaşamaya başladı. 2014 yılında şovalyelik unvanına layık görüldükten sonra Sir olarak anılmaya başlandı. 2017'nin Haziran ayında yaptığı açıklamayla, Paul Thomas Anderson'ın yönettiği Phantom Thread'in son filmi olacağını, tekrar oyunculuk yapmayacağını açıkladı. Phantom Thread'de ünlü terzi Reynolds Woodcock'u canlandıran sanatçı, bu performansıyla da büyük başarıya imza atarak En İyi Erkek Oyuncu (Dram) dalında Altın Küre'ye aday gösterildi. En İyi Erkek Oyuncu dalında BAFTA adayı oldu.

1989'dan 1995'e dek Fransız aktris Isabelle Adjani ile birliktelik yaşayan sanatçının oğlu Gabriel-Kane Day-Lewis, ilişkilerinin bitiminden kısa bir süre sonra doğdu. 1996'da Amerikalı oyun yazarı Arthur Miller'ın kızı oyuncu-yönetmen Rebecca Miller ile evlenen Day-Lewis'in Ronan Cal Day-Lewis (d. 1998) ve Cashel Blake Day-Lewis (d. 2002) adlarında 2 oğlu daha dünyaya geldi. Daniel Day-Lewis, özel hayatı ve ailesiyle ilgili konularda son derece dikkatli bir tutuma sahip olmasıyla da bilinmektedir.

Devamını Oku