Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Daniel Day-Lewis

Lincoln Türkçe Altyazılı Fragman
Daniel Day-Lewis profil resmi Facebook'ta Paylaş
Ekle
9.2/ 10
472 oy
644 kullanıcının favorisi

Daniel Day-Lewis

İngiltere

29 Nisan 1957

Biyografisi

Sir Daniel Michael Blake Day-Lewis, Oscar, Altın Küre ve BAFTA ödüllü İngiliz oyuncu. Sol Ayağım ve Kan Dökülecek filmlerindeki performansı ile En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar almıştır. 2013 yılında "Lincoln" adlı filmdeki rolüyle üçüncü kez "En İyi Erkek Oyuncu" dalında Oscar alarak bu kategoride bir ilki başarmıştır. Sadece kendi döneminin değil, tüm sinema tarihinin en başarılı oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.

Daniel Day-Lewis, 29 Nisan 1957'de Kensington, Londra'da doğdu. Sanatçı bir aileden geliyordu. İrlanda doğumlu babası Cecil Day-Lewis, İngiltere hükümetince devlet törenleri için şiir yazması için atanan bir şairdi. İkinci evliliğini yaptığı aktris Jill Balcon'dan dünyaya gelen Daniel Day-Lewis'in dedesi Sir Michael Balcon da İngiliz sinemasının en önemli isimlerinden biriydi ve ünlü yapım şirketi Ealing Studios'un başındaydı. Büyük ablası Tamasin Day-Lewis ise belgesel filmi yapımcısıydı. Daniel 2 yaşındayken, Day-Lewis ailesi Londra'dan, Greenwich'teki Croom's Hill'e taşındı. Çocukluk yılları bu kentte geçen Daniel, 15 yaşındayken babasını kaybetti. O doğduğunda 53 yaşında olan babası, Daniel'le sağlık sorunları yüzünden pek ilgilenememişti. Daha sonraları Daniel, babasıyla daha yakın bir ilişki kuramadığı için pişman olacaktı.

Greenwich’teki çocukluk yıllarında arkadaşlarına gösterişli biri olduğunu düşündüğü için kabadayılık yapan Day-Lewis'in, bölgenin farklı aksanını ve özelliklerini benimsemesi uzun sürmedi. Daniel Day-Lewis daha sonraları bu dönemle ilgili olarak, kural, kanun tanımayan bir çocuk olduğunu, marketlerden eşya çaldığını söyleyecekti. 1968'te Day-Lewis ailesi, zapt etmekte güçlük çektikleri oğullarını, Kent şehrindeki Sevenoaks Yatılı Okulu'na gönderdiler. Okulundan nefret eden Daniel, o dönemde daha sonraları tutkusu haline gelicek 2 konuyla ilgilenmeye başladı: Ağaç işçiliği ve oyunculuk. "Cry, The Beloved Country" adlı oyunda canlandırdığı ufak rol için yüzünü siyaha boyaması gerekmişti. Dolayısıyla onun beyaz perdede göründüğü ilk rolü Cry, The Beloved Country değil, John Schlesinger'ın yönetmenliğini yaptığı Sunday Bloody Sunday (1971) oldu. Böylelikle, Daniel henüz 14 yaşındayken, ilk sinema deneyimini yaşadı. Oyunculuk yapmanın cennette olmak gibi bir his olduğunu söylüyordu.

2 yıl sonra hep okumak istediği Petersfield'daki Bedales School'a yazıldı. 1975'te mezun olduktan sonra ele avuca sığmaz karakteri değişen ve daha ciddi davranmaya başlayan Day-Lewis, profesyonel olarak National Youth Theatre'da çalışmaya başladı. Sahnede oldukça başarılı olmasına rağmen, perde arkasını rahatsız edici bulduğu için, doğramacı olmaya karar verdi. Ancak 5 yıllık çıraklık dönemi için yaptığı müracaat kabul edilmeyince Bristol Old Vic Theatre School'a kaydoldu. Eğitimine devam ettiği 3 yıl süresince de okulun tiyatrosunda oynuyordu. Day-Lewis, daha sonraları In The Name Of The Father'da başrolü paylaşacağı Pete Postlethwaite'in de yedek oyuncusuydu.

11 yıl aradan sonra ilk defa kamera karşısına geçtiği film, 1982 yapımı Gandhi oldu. Ancak filmografisinde ufak tefek rollerden sıyrıldığı ilk film, 1984 yapımı The Bounty oldu. Benim Güzel Çamaşırhanem (My Beautiful Laundrette) ve "A Room with a View" (1985) filmlerinde gösterdiği performanslarla, New Yorklu film eleştirmenleri, "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" Oscarı'nı Daniel Day Lewis'in hak ettiği yorumunda bulundular. 1987'de yönetmen Phillip Kaufman tarafından Milan Kundera'nın aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'nde (The Unbearable Lightness of Being) Juliette Binoche ve Lena Olin'le başrolleri paylaştı. 1989'da yönetmenliğini Jim Sheridan'ın yaptığı ve sadece sol ayağını kullanarak dünyayla iletişim kurabilen Christy Brown'ı canlandırdığı My Left Food, Daniel Day Lewis'e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ve BAFTA kazandırdı. Bu zor rolün üstesinden başarıyla gelen aktör, artık Hollywood'da daha çok rol bulmaya başladı. 1992 yapımı Son Mohikan (The Last of the Mohicans), kendisinin en bilinen rollerinden biri oldu. Masumiyet Yaşı (The Age of Innocence) ve In the Name of the Father filmlerindeki birbirinden başarılı oyunculuğuyla dünyanın en iyi aktörlerinden biri haline geldi. Ona sık sık İngiltere'nin Robert De Niro'su deniyordu, ancak konuyla ilgili olarak bir röportajında, De Niro'nun onun şampiyonu olduğunu belirtmiştir. 

Day-Lewis, 1997'de The Boxer filminin çekimleri bittikten sonra eski tutkusu olan ağaç işlemeciliği yapmak için İtalya'nın Floransa kentine taşındı. Artık oyunculuk yapmayı pek istemediğini açıklayan aktör, ayakkabı tamirciliğiyle ilgileniyordu. Uzun yıllar süren sessizliğini Martin Scorsese için bozdu. 2002'de, çekimlerinin İtalya'da gerçekleşmesi koşuluyla, Scorsese onu yeni filminde başrolü oynaması ikna etti. Gangs of New York filminde canlandırdığı Bill 'The Butcher' Cutting rolü, birçok dergi tarafından tüm zamanların en iyi performanslarından biri olarak nitelendirildi. Film 10 dalda oskara aday olarak gösterildi ve Day-Lewis, En İyi Erkek Oyuncu dalında BAFTA aldı. Daniel Day Lewis, 2008'de There Will Be Blood filmindeki Daniel Plainview rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar aldı. 2013'te Lincoln filmindeki Abraham Lincoln rolüyle bir kez daha En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar aldı ve bu kategoride 3 kez ödül kazanan ilk aktör olmayı başardı.

1993'te İrlanda vatandaşlığı da alan Day-Lewis, 1997'den itibaren bu ülkede yaşamaya başladı. 2014 yılında şovalyelik unvanına layık görüldükten sonra Sir olarak anılmaya başlandı. 2017'nin Haziran ayında yaptığı açıklamayla, Paul Thomas Anderson'ın yönettiği Phantom Thread'in son filmi olacağını, tekrar oyunculuk yapmayacağını açıkladı.

1989'dan 1995'e dek Fransız aktris Isabelle Adjani ile birliktelik yaşayan sanatçının oğlu Gabriel-Kane Day-Lewis, ilişkilerinin bitiminden kısa bir süre sonra doğdu. 1996'da Amerikalı oyun yazarı Arthur Miller'ın kızı oyuncu-yönetmen Rebecca Miller ile evlenen Day-Lewis'in Ronan Cal Day-Lewis (d. 1998) ve Cashel Blake Day-Lewis (d. 2002) adlarında 2 oğlu daha dünyaya geldi. Daniel Day-Lewis, özel hayatı ve ailesiyle ilgili konularda son derece dikkatli bir tutuma sahip olmasıyla da bilinmektedir.

Devamı
Gizle

Katkıda Bulunduğu Son 8 Yapım

Hepsini Göster
Popüler Yorumlar
ufukcelik13 (Dublör) | 26 Şubat 2013, 19:48

3 oscar be. O gece de karısına teşekkür ederken şöyle dedi "en çok karıma teşekkür ediyorum evde bir çok farklı adamla uğraşmak zorunda kalıyor" dedi. Bu onun rolü ne kadar yaşadığının göstergesidir. Kesinlikle hak etti :)

0
8
xspielbergx (Amatör) | 16 Mayıs 2014, 06:45

Jason Statham gibi yüzü her filmde aynı olan bi adamın (oyuncu demiyorum), oyunculuk konusunda eline su dökebilcek nadir oyuncunun olduğu "Daniel Day-Lewis" den daha fazla puan aldığı bir sitede dolaşıyorum, işte bizim milletimizin sinema anlayışı oyunculuk anlayışı :S Ne kadar iyi tekme atıyorsan, ne kadar dövüş filminde oynayıp şov yapıyorsan o kadar büyük oyuncusun işte... üzüldüm... jack nicholson ile beraber yaşan bir iki efsaneden birisi, ve gördüğüm yorumlar beni biraz rahatlattı az da olsa oyunculuktan sinemadan anlayan insanları görmek güzel...

1
6
Tüm yorumlar (128)
Avatar
FilmHistorian (Figuran) | 30 Haziran 2017, 15:13

Daniel Day Lewis, rol aldığı 19 adet sinema filminin ardından ve 1980'lerin ikinci yarısından itibaren peş peşe sunduğu görkemli performanslar sonucunda günümüzde yaşayan en iyi aktörlerden biri haline gelmiştir... 5 defa en iyi erkek oyuncu dalında oscar adaylığı elde eden aktör 3 defa bu ödüle uzanırken ; 7 defa en iyi erkek oyuncu dalında Altın Küre adaylığına erişerek 2 defa bu ödüü kazanmış ve 6 defa en iyi erkek oyuncu dalında BAFTA adaylığına gösterilerek , 4 defa ödüle ulaşmıştır..
Oyuncunun ilk rol aldığı film, 1980'lerin büyük prodüksiyonlarından biri olan Richard Attenborough'un yönettiği ve en iyi film dahil 8 dalda Oscar kazanan Gandhi (1982) olmuştur.. Bu filmde küçük bir rol edinen Lewis, 1984 yapımı başrollerinde Mel Gibson ve Antony Hopkins'in olduğu , Roger Donaldson'un yönettiği tarihi bir macera filmi The Bounty'de deniz subayı John Fryer'i başarı ile canlandırır.. Oyuncu,ilk çıkışını Stephen Frears'ın yönettiği My Beautiful Laundrette (1985) ile yapar.. Margaret Thatcher'in başkanlıkta olduğu, 1980'lerde Londra'sında mevcut olan politik ve sosyal değişimin arka planda belirgin olduğu filmde, Lewis punk bir karakter Johnny Burfoot'u başarılı bir performans ile oynar, film en iyi orhinal senaryo dalında oscar adaylığı elde eder... Edward Morgan Forster'ın 1908 tarihli aynı adlı romandan, James Ivory'nin yönettiği 3 dalda oscar ödülü kazanan A Room with a View (1985) ; Milan Kundera'nın 1984 tarihli aynı adlı romandan uyarlanan 2 oscar ödüllü The Unbearable Lightness of Being (1986) aktöründe 1980'lerdeki düzeyli filmlerindendir..
Oyuncunun ilk büyük çıkışı Christy Brown'un 1954 tarihli romanından aynı adla sinemaya uyarlanan Jim Sheridan'ın yönettiği My Left Foot (1989) olur.. En iyi film ve yönetmen dahil 5 dalda oscar adaylığı elde eden filmde, Daniel Day-Lewis müthiş Christy Brown rolü ile en iyi erkek oyuncu dalında oscar ödülü ve BAFTA ödülü kazanırken , Altın Küre adaylığı elde eder... 3 yıl sonra , James Fenimore Cooper'ın 1826 tarihli romanından aynı adla Michael Mann tarafından beyazperdeye uyarlanan The Last of the Mohicans (1992) da Hawkeye karakterindeki performansı ile ününü pekiştirir.. Kadın yazar Edith Wharton'un 1920'de yazdığı ve 1921'de Pulitzer ödülü kazandığı romanından aynı adla çevrilen, Martin Scorsese'nin 1990'lardaki Goodfellas ve Casino gibi üst düzey yapımlarından bir diğeri olan, The Age of Innocence (1993) , oyuncunun rol aldığı diğer nitelikli dönemsel yapım olup, 5 dalda akademi adaylığı elde eden film, usta görüntü yönetmeni Michael Ballhaus'un nefis görüntü çalışması ile 90'ların en güzel filmlerinden biri haline gelmiştir...
Gerry Conlon'un 1991 tarihli Proved Innocent adlı romandan Jim Sheridan'ın In the Name of the Father 1993) , Lewis'in müthiş bir oyunculuk gösterdiği diğer filmi olacaktır.. Film 7 dalda akademi adaylığı elde ederken, Daniel Day Lewis , en iyi erkek oyuncu dalında oscar , altın küre ve BAFTA adaylıkları elde eder... Jim Sheridan'ın yönettiği The Boxer (1997) ve Scorsese'nin yönettiği Gangs of New York (2002) oyuncunun başarılı performanslar verdiği filmler olurken, Gangs of New York, 10 dalda akademi adaylığı elde eder ve Lewis'in en iyi erkek oyuncu dalında elde ettiği akademi adaylığı buna dahildir..
Upton Sinclair'in 1927 tarihli romanı Oil'den Paul Thomas Anderson'un beyazperdeye uyarladığı There Will Be Blood (2007) , 21.yüzyılın en iyi 10 filminden biri olurken , bu filmde ana karakter Daniel Plainview'i canlandıran Daniel Day Lewis'in performansı gene 21.yüzyıldaki en iyi oyunculuklardan biridir.. Lewis, en iyi erkek oyuncu dalında oscar , altın küre ve BAFTA ödüllerini rahatlıkla kazanır.. Doris Kearns Goodwin'in Team of Rivals: The Political Genius of Abraham Lincoln (2005) adlı kitabından , Steven Spielberg tarafından Lincoln (2012) , Lewis'i Abraham Lincoln rolü ile en iyi erkek oyuncu dalında 3.defa oscar ödülünü kazandırır.

Cevap Yaz
0
0
Dexerkan (Dublör) | 29 Haziran 2017, 02:18

Oyunculuğu bıraktı ama filmleri her zaman olduğu gibi zamanla onun sinemaya olan katkılarını daha belirgin bir şekilde fark etmemizi sağlayacak.

Cevap Yaz
0
0
Kuane (Amatör) | 13 Şubat 2017, 23:17

Phantom Thread ile ekranlara geri dönüyor. Umarım çoğu zamanki gibi güzel bir işle karşımıza çıkar

Cevap Yaz
0
0
Milenaa (Efsane) | 31 Mart 2016, 18:51

Tartışmasız en iyi karakter oyuncularından biri. Filmografisine bakıldığında ne kadar ince eleyip sık dokuduğunu anlamak mümkün.

Cevap Yaz
0
3
titi (Dublör) | 4 Mart 2016, 12:53

Hollywoodun Messisi gibi ödülleri aldı hep

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz