2 apartman 2 odaya sığdırılan mütiş bir film ...çok güzel gerilim ve gizem dolu bir film olmasının yanında güzel bir aşk hikayesini de içinde barındıryor film....
çevremizde olup biten olaylara duyarsız kalabilir miyiz,komşularımızın dünyası bir pencere mesafesindeyken ahlaki kurallara sadaketimizi kaybetme ihtimalimiz var mıdır.bir alfred hitchcock klasiği olan arka pencere ve baş kahramanı jefferies'in yaşamından izleyeceğimiz bu kesit aklımızda bu ve buna benzer bir çok sorunun cevabı olabilir.röntgencilik hastalıklı bir durumdur, cinsel istismarda bulunma yollarının en bilinenlerindendir ama bu filmde fotoğraf makinesinin merçeği röntgenciliğe açılmayacak insanın varoluşundan beri en temel duygularından biri olan "merak duygumuz" için uzağı yakın edecektir.zaten bu merak, sıkıntının sonucu gelişecektir bir araba yarışında en iyi kareyi yakalama telaşı fotoğrafçımızın ayağının kırılmasına bu durumda doğal ev hapsine neden olacaktır.hitchcock adeta mahkemede müvekkilini aklamaya çalışan bir avukat gibi jefferies'in bu gözetleme işini zorunluluklara ve bu zorunluluğun sonucu her insanda oluşabilecek merak duygusuna bağlamaktadır dünyalar güzeli lisa'yı en yakınındayken bile farkedemeyen ve çekimine kapılmayan bir karakterdir artık o.bir gerilim filminden beklenmeyecek kadar telaşsız olan arka pencere, komşuların hayatına insani bir bakış atıyor yalnızlığa mahkum hayatları kimi zaman bir akşam yemeği masasında tek kişilik yemeklerde kimi zamanda piyanonun duygu telimize dokunan notalarında gözler önüne seriyor.gözlerimiz ara sıra bir balerine, bazen de kapı eşiğinden geçen mutluluk adımlarına bakarken tam orta yerde beliren gizem ve gizemi araştıran minik çetemiz gerilimin yavaş yavaş tırmanmasına ve " komşum bir katil mi ?" sorusuna cevap aramamıza neden oluyor.arka perncere, kısıtlı mekan kullanımı ve ağır giden temposuna rağmen türünün izlenebilecek en iyi örneklerinden.
yine çok güzel bir yorum yapmışsın kuzeyde bir yer.bunun gibi klasik filmleri nereden bulupta izliyorsun bilmiyorum.ben bu filmi tv de bir kaç kez izlemiş olsam da filme yorum yapabilmem için önce dvdsini satın alıp sonrada filmi izlemem gerek.ama o zaman bile senin yaptığın yorum gibi güzel bir yorum yapabilir miyim bu filme bilmiyorum?
mekanın kısıtlılığına rağmen gürültüsüz patırtısız ve kısıtsız gerilim sunan bu film yine mekanın kısıtlılıuğına rağmen ancak bu kadar güzel anlatılırdı, ellerinize sağlık...o çok bilmiş hastabakıcı stella'nın ağzını her açışında ortaya döktüğü incilere ne demeli:)) filmin bir başka lezzeti olmuştur benim için.nadide filmler ile ilgili nadide yorumlarınızı bekliyoruz.
tek bir odada, 2 kamera acisiyla cekilmis, 3 saatlik, buna ragmen hiç mi hiç sikmayan, koltuga mihlayip kendini izleten, buradan da bir klasik oldugu, alfred hitchcockun da bir dahi oldugu anlasilan film
bir kaç milyon dolarlık bütçeler ve özel efektler ile gerilim filmi yapmaya çalışanların öncelikle izlemesi gereken filmlerin başında gelmektedir. insanı gerim gerim geren bir film. kurgusu insanı gittikçe heyecanlandıran ve dakikalar ilerledikçe adeta insanı oturduğu yere mıhlayan bir kurgu. ilk başlarda herşey normal ve rutin bir şekilde ilerliyor ama filmin yarısını geride bıraktıktan sonra yavaş yavaş film bizi içine çekmeye başlıyor.
muhteşem bir senaryo, muhteşem oyunculuklar ve muhteşem bir yönetmen...tam bir başyapıt...apartmandaki daireleri izlediği sahnede ne çok mesaj var, ne çok etkilendim, yapım yılı göz önüne alınıp izlendiğinde değeri daha da artan, zaten türüne göre en iyilerde de ilk onda olan, işte bu dedirten filmi hala izlemediyseniz hemen izleyin derim.
neredeyse tamamı tek bir odada geçen ve filmin ana karakterinin tekerlekli sandalyede pek hareket etmeden oynadığı bu filmde gerilim o dönemin sinema teknolojisi de göz önünde bulundurulursa gerçekten oldukça başarııı. filmin ana ögelerinden biri olan gözetlenilen komşuların ve katil adayının filmin sonuna kadar hiç konuşmadan ortamı germesi komşuların günlük ilişkilerin yine hiç bir repliğe yer verilmeden aktarılması da bambaşka bir başarı. evlerin tuğlalı yapısını david fincherin panic room dan da hatırlayabilirsiniz. fincher bir röportajında bu filmi defalarca izlediğini söylemişti. fincher sinemasının referans kaynaklarından birini keşfetmek adına da oldukça farklı bir deneyim olacağını söyleyebilirim
kamera kullanımına hayran kaldım 1954 yılında olmasına rağmen hitchcock usta özgünce röntgencilik ği ele alıyor ve çok iyi bir gerilim yaratıyor film tek mekanda geçiyor izliyiciyi hiç sıkmıyor ustanın önemli elamanı james stewart etkilici bir performans grace kelly zerafeti vi güzelliği büyüleyici her filminde olduğu gibi filmin sonu biraz şaşırtıcı olsaydı dahada iyi olabileceği kanısındayım usta nın başyapıt larından... rear window
grace kelly i ilk izlediğim film, onu camda görmek güzeldi. gerçekten işte bu yönetmenin filmi diyebiliyorsunuz, paranoya bir film gibi, alfred her filminde mutlaka bir sahnede kendi görünürmüş, özellikle görmek istememe rağmen göremedim, ya da kaçırdım.
yeni nesil versiyonunu düsturbia(şüphe) filmiyle çekmeye çalıştılar ya da benzetmeye çalıştılar. fakat 50 yıl sonra mükemmel teknolojiyle bile çekseler, hiçbiri 54 yapımı alfred hitchcock'un bu muazzam filmi kadar olamaz!
filmi ilk izlediğimde keşke bu dairelerden birisinde de ben otursaydım diye içimden geçirdim.ve herkesin geçirdiğine de şüphe yok.mükemmel ötesi bir yapım.psycho'dan sonra en çok izlediğim film.bu zamanki çoğu filme de aynı zamanda esin kaynağı olmuş bir yapım.hatta çoğu yönetmenin bu filmi izleyerek sinemaya hayran kaldığı biliniyor.
Arka Pencere
Sinepedi Katılımcıları