Sinemalar.com

Sinemalar.com

Ölümün Sesi

Babycall

Ölümün Sesi
İzlediklerime Ekle
Favorilerime Ekle
Facebook'ta Paylaş
6.8 / 10
103 oy
48 kullanıcının favori filmi

2011 - Norveçİsveç

Gerilim

96 Dak.

Pål Sletaune

Noomi Rapace Kristoffer Joner Maria Bock Vetle Qvenild Werring

Pål Sletaune

Anna Croneman Turid Øversveen

Filmi Ekleyen truva81

Film Özeti

Anna oğlu Anders’i şiddete eğilimli babasından kaçırarak adresini gizli tuttukları bir yere taşınır. Eski kocasının onları bulacağından çok korkmaktadır. Oğlunun güvenliği için uyumadan önce başucuna koyabileceği bir bebek telsizi almaya karar verir. Ancak zamanla bu telsizden garip sesler, çığlıklar gelmeye başlar. Anna başka bir daireden geldiği muhtemel seslerin bir çocuğun cinayetine ait olabileceğini düşünmektedir. Öte yandan Anders yeni okulunda kendine gizemli ve tuhaf yeni bir arkadaş bulmuştur. Bu yeni arkadaş cinayet hakkında bir şeyler biliyor mudur? Neden Anders’in çizimlerinde kan izi vardır? Duydukları sesler bu dünyaya mı aittir?

Popüler Yorumlar
intomytears (Amatör) | 18 Haziran 2012, 19:13

Oyunculara sözüm yok. Noomi Rapace gerçekten çok iyi bir oyuncu. Ama size şöyle sırayla anlatayım. Filme girdiğimde İngilizce beklerken Norveççe çıkması zaten moralimi bozdu. Ama dedim ki, önyargılı olma ve filmi izle. Güzel başladı, olaylar peşi sıra olmaya başladı. Büyük harflerle yazacağım kısımdan sonrasını okumayın, film hakkında bilgi içerecek çünkü. Ancak +18 film yazısını görüp kaliteli bir psiko-gerilim filmi olacağını düşünüp girdiğim film kesinlikle zaman kaybı ve hayal kırıklığıydı. BU BÖLÜMDEN SONRASINI OKUMAYIN. Kadının şizofren olduğunu en baştan tahmin etmeye başlamıştım. Yani şizofren olmasa bile psikolojik olarak rahatsız olduğu belliydi. Kristoffer (filmdeki adını hatırlayamadım, o kadar sıkıldım yani) kadının fotoğrafını çektiğinde çocuk kadrajda yoktu, buradan da çocuğun aslında ölü olduğunu anladım. Ancak filmde epey bir kopukluk vardı. Ben mi kaçırdım diyorum, ama sonra kötü yorum yapmamak için bir saniyesini bile kaçırmamaya özen gösterdim. Eve gelen görevlilerden adamın kapıcı olduğuna ikna oldum diyelim. Peki kadına ne oldu? İstifa etti sözde, o kimdi? Şu ölen ve filmin sonunda cesedi bulunan çocuk madem ölüyse adamla nasıl konuştu? Şu yaralarını birbirlerine aktarma olayı ne işlerine yaradı, birbirlerine nasıl yardım ettiler? Söylediğim gibi, psikolojik gerilim konusundan birkaç sahnede minimum düzeyde etkilensem de vasatın üstüne çıkamayan, IMDB puanlamasında da gereğinden fazla puan aldığını düşündüğüm vasat bir film olmanın ötesine geçemedi.

0
+5
kozge (Profesyonel) | 01 Kasım 2012, 17:09

tür olarak gerilim gösterilse de daha çok dram edasında ve ağır ilerleyen bir film. çoğu izleyicinin yarıda bırakacağı bir yapım maalesef... sabredip sonunda bir şeyler olacağını bekleseniz de ahım şahım bir şey çıkmıyor üstelik. zaman kaybı olarak değerlendiriyorum bu filmi.

0
+5
Tüm yorumlar (53)
yoes cabul (Dublör) | 04 Mayıs 2013, 11:11

film ağır psikolojik gerilim filmi gerçekle hayali ayıramayan bir şizofreni anne ve oğlu arasında geçen psikolojik savaşı anlatan ağır temposu olan bir norveç yapımı izlemeye değer bir şey yoktu bence tek güzel sahnesi boğaza saplanan bıcak sahnesiydi

Cevap Yaz
0
0
affedilmeyen91 (Artist) | 15 Nisan 2013, 16:39

ağır ilerleyen ve gerilimden çok dram türünde olan sıkıcı bir film.
10/5

Cevap Yaz
0
0
mojopin (Figuran) | 12 Nisan 2013, 15:33

Film psikoljik gerilim türünde diyebiliriz...Çogu arkadaş gibi ben de farklı beklentiler içinde izledim filmi,netice farklı bir şeye baglanacak umudu taşıdım ama yanılmışım...Filmin sonu çok saçma ve de bazı olaylar açıklanamadan bitirilmiş..
Daha filmin ilk dakikasında anne rolindeki Anna'nın psikolojk sorunları oldugu fark edilyor..Anders'in aslında varolmadıgı da bazı ipuçları ile izleyiciye verilmeye çalışılsa da izeyiciyi ikilemde bırakmakdan da kaçınılmamış..Ki Anders'in aslında var olmadıgı da Helge'nin fotograf makinasını ayarlarken kadrajına giren görüntü ile sabitleniyor..Yani tamam Anna tamamen hayal dünyasına girmiş bir çok şeyi gördügünü,duydugunu sanıyor; kapıcıyı çocuk hizmetleri görevlisi sanıyor ve öldürüyor..Peki diger çocuk hizmetleri görevlisi olan bayan Grete'ye ne oldu?Yani o da mı tamamen hayal ürünü idi...Yani Anna'nın hayallerini anlıyorum da Helge'yi akşam yemegine çagırdıgı akşam Helge'nin gördügü ve de konuştugu çocuk kimdi peki?Yani Helge'de de mi sorun var şimdi?Ki Helge'de '':o evde bir çocuk gördüm ben peki o kimdi ..?'''diye sorabiliyor...
Kısacası izledikten sonra bir netice elde edemiyeceginiz bir film...Anne_evlat ya da baba_evlat arasındaki sevgi temasını işleyen filmleri çok severim bu filmi de o nedenle izlemeye karar vermiştm, tamam bu sevgiyi Anna karakteri aracılıgıyla fazlaca hisedebiliyorsunuz amafilmden başka bir kazanımınız da olmuyor maalesef...

Cevap Yaz
0
0
kartal_demyen (Amatör) | 23 Şubat 2013, 21:24

Süper

Cevap Yaz
-1
+0
Xecutioner (Jön) | 23 Şubat 2013, 01:44

Noomi Rapace nin başrolünü oynadığı Babycall ü izlemeden evvel beklentim yüksekt açıkcası bunların nedeni ise şu ana kadar izlediğim Norveç yapımı filmlerin hepsi hiç ummadığım şekilde başarılıydı.

Bu film konu itibariyle çok ama çok havada kalmış.Şizofren bir annenin hayalle gerçek arasında giden trajik hikayesini anlatmış fakat bu kadar sıkıcı bu kadar durağan olmasaymış keşke.Hadi bu kadar sıkıcı giden bir film yapılıyor finali güzel olsun diye bekliyor insan ve bu kadar rezil bir finallede bitince hayalkırıklığına uğradım açıkcası.Kimseye izlemesi için önermeyeceğim ender filmlerden birisi.Puanım 10/2

Cevap Yaz
0
0
Göster