Izo

Izo (2004) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
7.7
/ 10
9 oy

AksiyonDramFantastikGerilimKorkuSavaş

128 Dak.PT128M

Shigenori Takechi

4 kullanıcının favori filmi

Filmi Ekleyen Kilgor

"Izo" Filmi Galerisine Henüz Resim Eklenmemiş

Resim Ekle ►
Popüler Yorumlar
william_kinderman (Amatör) | 25 Mayıs 2012, 17:38

Önce biraz soluklanmam lazım.. Sıcağı sıcağına bu filmle ilgili yazı yazmak çok zor olacak çünkü.. Bir film insanı bu kadar allak bullak eder mi??Ne demek istediğimi seyredince çok daha iyi anlayacaksınız..Neyse artık ucundan kıyısından başlayalım anlatmaya.. Takashi Miike bana göre Japon sinemasının David Lynch’i.. Bütün filmlerinde ekstra bir çaba sarf etmeniz gerekli.. Kendisini en iyi sinemacı olarak görenlerin bile , bu adamın filmlerinden bir şey anlamaması, her filminin sonunda kafanızda soru işaretleri oluşması muhakkak.. Ben bu adamın üstüne daha çılgın, daha anlaşılmaz , daha yaratıcı bir yönetmen tanımıyorum.. Bütün filmleri bulmaca gibi.. Anlatmak istediği her şey görüntülerin arasında saklı.. Bu parçaları birleştirip bir araya getiren seyirciler için Takashi Miike , ismi herhalde bambaşka bir anlam ifade ediyordur.. Peki filmlerindeki parçaları birleştiremeyenler için durum ne?? Filmleri rezaletten başka bir şey değil!! Evet onlar içinse durum bu .. Neyse bunlara Takashi Miike ile ilgili başka bir yazıda değineceğim.. Şimdi filmimizden bahsedelim... Filmin konusu dedik.. Ama herhalde hiçbir filmin konusu bu kadar zor anlatılamaz.. Miike bu filmde kendisini bile aşmış.. Artık tam anlamıyla olgunluk çağını bitirmiş diyebiliriz.. Karşımızda Japon Sinemasının unutulmaz yönetmenleri arasına altın harflerle ismini yazdıracak bir yönetmenin en karışık , en anlamlı , en iğrenç , en duygusal , en güzel filmi bulunuyor.. Bütün bu en ler sizi şaşırtmasın.. Çünkü filmi seyrettiğiniz zaman yaşayacağınız şaşkınlık bunların yanında hiç.. Film bir doğum sahnesiyle başlıyor.. Hemen ardından da bir idam sahnesi geliyor... Dakika bir gol bir adeta.. Çünkü ilk sahneden itibaren bizi nelerin beklediğini az-çok anlıyoruz.. Bu öyle bir sahne ki , iler de göreceklerimizin yanında hiçbir şey.. 19. yüzyılda bilinmeyen bir kasabada Samuray Izo Okada idam edilir.Çarmıha gerilmiş olan Izo’ya , iki samuray ellerinde ki mızrakları defalarca batırır..Ve ardından bebekler, politikacılar , Hitler , Stalin , 2. Dünya savaşı , Atom Bombası , sevgililer , seçim kampanyaları , lunapark eğlenceleri , düşen uçaklar , yanmış insanlar ve belli belirsiz bir çok görüntü hızlıca akar gider.. Sonra kendimizi karmakarışık bir hikayenin içinde buluruz.. Sürekli başka mekanlarda, başka tarihlerde geçen bir hikaye.. Bütün bu hikayelerde , bütün bu mekanlarda öldürülen yüzlerce insan.. Evet yanlış duymadınız.. Öldürülen yüzlerce insan .. Hepsi birer birer Izo’nun kılıcından geçiyor..Öğrenciler,yeni evlenen çiftler,çalışan insanlar, yaşlılar, çocuklar, kadınlar.... Hepsi bir bir Izo tarafından öldürülüyor.. Onun tek bir amacı vardır... Kokuşmuş yöneticilerin kalesine ulaşmak!! Izo kimdir? Film neyi anlatmak istiyor?? Takashi Miike’ın bu filminde çözmemiz gereken bulmaca bu.. Öncelikle Izo’dan bahsedelim .. Izo aslında kötülüklerin yarattığı bir ruh.. Var olmayan bir illüzyon ... O acıları yaratan, acıları ortaya çıkartan kişi... Yani Izo bizleriz.. Izo içimizde beslediğimiz kötülük... Izo bir devlet... Izo bir ulus .. Izo bir insan!!! Izo bütün bu dünya... İnsanların kötülükleri , insanların şehvetleri , insanların arzuları.... Izo’yu var eden bizleriz.. Izo’ya hayat veren , onu yaşatan bizleriz... Ve sonunda Izo’yu var etmemizin cezasını çekenler yine bizleriz... Kadınlar,çocuklar,yaşlılar,yeni evlenen çiftler,sokakta yürüyen herhangi birisi,annemiz,babamız.... Onu bizler var ediyor ve cezasını bizler çekiyoruz... O kötülüğün , cezanın , acımasızlığın ete-tırnağa bürünmüş hali... Bir bir insanlardan hesap soruyor.. Önüne gelen herkesi ama herkesi öldürüyor.. Filmde ki Izo bu işte.. Ya gerçek hayatımızda ki Izo kim?? Söyledim ya.. O da biziz.. Başımızda ki politikacılar... Sokakta yürüyen herhangi birisi... İçimizde ki kötülük... Bizleri acıyla yüzleştirenler..Devlet,ulus,millet... İşte onlarda gerçek hayatın Izo’ları.. Savaşlar,birbirini yok eden insanlar , şehvetler,arzular,yalanlar,ihanetler ve bunlarla gelen acılar... Bunların hepsi filmde ki Izo gibi ölümsüzdür.. Bunlar insanoğlunun yarattığı şeylerdir... İnsanoğlunun kendisini cezalandırma şeklidir.. insanoğlu bunlarla kendisini cezalandırırken Filmde ki Izo’da herkesi kılıcıyla öldürerek cezalandırır.. Filmin finalinde ise en sona gelir..Ya da en başa!!! Şeytanın kendisine ulaşır.. ama ona dokunamaz bile... Çünkü o ölümsüzdür.. O Izo’yu var edendir.. Ve film boyunca yüzlerce yara alan ama hiç ölmeyen Izo şeytanın bir üflemesiyle sonsuzlukta yok olur... Filmin finalinde Izo’yu tekrar bebek olarak doğduğunu görürüz... Çünkü o ölümsüzdür.. Çünkü insanoğlu var olduğu sürece o da var olacaktır... Takashi Miike kendisini bile aşmış demiştim ... Film inanılmaz sahnelerle dolu.. İnsanları , hayatı , acıları , kötülükleri sorguluyor... Tabi ki Miike’ın kendi üslubuyla... Oldukça kanlı sahneler (bana göre sinema tarihinin en kanlı filmi) , rekorlar kitabına girecek sayıda ölüm sahnesi... Film boyunca rahat 200’e yakın kişi ölüyor.. Ve hepsini perdede bir bir seyrediyoruz.. Akıl almaz güzellikte çekilmiş olan kılıç sahneleri bana göre gelmiş geçmiş en iyi kılıç- dövüş sahnelerini barındırıyor.. Takashi Miike adeta hayal gücünü bu ölüm sahneleri için zorlamış... Filmde ki en ufak kare bile bir şeyler anlatıyor... Filmde ki en ufak konuşma bir şeyleri sorguluyor... Miike faktörü filmin her saniyesinde kendisini gösteriyor.. Bu kadar kafa patlatılmış,bu kadar karışık çekilmiş , ve bu kadar seyredilmesi güçleştirilmiş bir film olmasına rağmen her şeyiyle ama her şeyiyle övgüleri hak ediyor... Peki kimler oynuyor bu film de.. Film de yok yok diyebiliriz.. uzak doğu sinemasını yakından takip edenlerin hemencecik tanıyabileceği bir çok isim var... hepsi 3-5 dakika görülmesine rağmen mükemmel oynuyorlar... Ama filmde Izo karakterini canlandıran Kazuya Nakayama mükemmel ötesi oynamış... Adeta onu seyrederken hipnotize oluyorsunuz.. Çünkü bir an olsun gözlerinizi ondan ayıramıyorsunuz.. Bu kadar mı etkili oyunculuk olur.. Duyulan nefret perdeye bu kadar mı güzel yansıtılır... Gerçekten tek kelimeyle harika bir oyunculuk... Filmde ki en büyük sürprizlerden biriside , Japon sinemasının en büyük yönetmen ve oyuncularından birisi olan Takeshi Kitano’nun oynuyor olması... Hollywood için Tarantino ve De Niro’nun bir araya gelmesi ne anlama geliyorsa , Japon sinemasında Miike ve Kitano’nun bir araya gelmesi de o anlama geliyor... Kitano , şeytanın yanında bulunan akıl adamlarından birisini oynuyor ... Izo ile karşı karşıya geldiği zaman ki tebessümü herhalde bu filmin unutulmaz sahnelerinden bir tanesini oluşturuyor.. Diğer oyuncular ise Ryuhei Matsuda (Taboo filminde ki gay samuray) , Susumu Terajima (Ichi The Killer filminde ki katil) , Kaori Momoi , Ken Ogata gibi bir çok ünlü oyuncuyu kadrosunda barındırıyor.. Bu filmi seyrettikten sonra şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim... David Lynch filmlerine ,cevap anahtarcığı niteliğinde kitaplar çıkıyor.. Çünkü akıllarda kalan bir çok soruyu bu kitaplardan tamamlayabiliyorsunuz.. İnanın bana Takashii Miike filmlerinin üstüne ciltlerle , kitap yazılır.. hatta film çıkışlarında filmi anlatan bir kitapçık satsalar herhalde dünya para kazanırlar... Izo her şeyiyle Takashi Miike’lık bir film.. Beğenseniz de bu film onun beğenmeseniz de... Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim.. Bu film benim hayatımda seyrettiğim en iyi on film içine girdi bile... Konusuyla, anlatımıyla, görüntüleriyle, oyunculuklarıyla,müzikleriyle kısacası her şeyiyle unutamayacağım bir film oldu.. Özellikle elinde gitarıyla , film boyu şarkı söyleyen o adam var ya.. O adam var ya... İnanın beni benden etti.. Söylediği bütün parçalar Japonca.. Söyleyiş tarzı kulağa çok komik geliyor.. ama öyle içten, öyle güzel söylüyor ki o parçalarda duygulanmamanız içten değil... Gönül Yarası filminde Meltem Cumbul ’un dediği gibi.. “bu parçaya ağlamak için illa kürtçe mi bilmem gerekiyor” ... Bu filmde ki gitarlı adamın parçalarında da duygulanmanız için söylediklerini anlamanıza gerek yok... Uzun lafın kısası , defalarca seyredilmesi gereken mükemmel bir film..İnsanlığı sorulayan , acıların kaynağını arayan, tam anlamıyla politik bir film.. (tabi filmi daha iyi anlamak için bile iki-üç kere seyretmeniz şart ) Kesinlikle ama kesinlikle kaçırmayın... Mideniz elverişliyse , bulmaca çözmeyi seviyorsanız daha ne bekliyorsunuz !!! Filmden Replikler : Not: bu replikleri okurken filmin anlatmak istedikleri hakkında az çok fikir sahibi olabilirsiniz..Izo’yu düşünürken yukarıda yazdığım özellikler gibi kafanızda canlandırırsanız bazı şeyler ortaya çıkacaktır. Izo geçmiş bir zamanda haksız yere öldürmüş olduğu bir insanın ruhuyla karşılaşır... İkiside düelloya hazırdır..Izo hızlı bir hamleyle rakibinin göğsünü ikiye yarar..Bir anda her taraf kan olur.. Can çekişen rakibi Izo'ya doğru sürünerek konuşmaya başlar.. --Lanet olsun Izo !! Nasıl bu kadar acımasız olabilirsin?... İnsan olduğun için mi acımasızsın?...Yoksa ...Acımasızsın çünkü insansın? Dış Ses: Acımasızlık hayatın kendinden öğrenilen bir derstir. ----------------------------------------------- Yaşlı samuray ile Izo bir odada karşılaşırlar. Samuray: Nereye gidiyorsun ve ne istiyorsun? Izo: İntikam istiyorum. Samuray: Nelerden intikam almak istiyorsun? Izo: Varolan her şeyden. Samuray: Var olan herşeyden? Peki ya nereye gidiyorsun? Izo: Kokuşmuş yöneticilerin kalesine. Samuray: Peki ya oraya vardığında? Izo: (kılıcını havaya kaldırarak) Vaad edilen ceza!!! Samuray: Beni onlar görevlendirdi.Görevim senin buradan geçmemen. Bir anda ikiside kılıçlarını çekerek bir birlerine koşarlar..Izo'nun kılıç darbesi yandaki tahta kolonları ikiye böler..İkiside öylece hiç kımıldamadan durmaktadır.Ve yaşlı samuray bir anda bir at arabasının arkasında görülür.Kameraya doğru bakarak konuşmaya başlar. Samuray: Acı nedir? ölmek bu kadar acı verici bir görev mi?Dış Ses: Acı varlığın kanıtıdır. Samuray: Ben hiç varoldum mu? Ne için varoldum? Dış Ses: Var oldun ve şimdi öleceksin. Samuray: Ne için öleceğim peki? At arabası uzaklaşmaya başlar ve ihtiyar samuray gözden kaybolur. ------------------------------------------- Izo kendisini öldürmeye gelen takım elbiseli iki vampir tarafından defalarca bıçaklanır..Ama Izo yerinden hızlıca kalkarak ikisini de kılıcıyla etkisiz hale getirir.Vampir can çekişirken Izo'ya döner... Vampir: Cehennem senin kalbindedir...Kurtuluş dünyanın hiçbir yerinde yok!! ------------------------------------------ Izo bir düğün salonunda herkesin gözleri önünde gelinle damadı kılıcıyla parçalar... Bu sırada bir başka boyuta geçer ve kendisini bir sınıf içinde bulur..Küçük çocuklar ders yapmaktadır..Bütün gözler üstü başı kan içinde ki Izo'ya döner.. o yerinden kalkar ve koşarak kapıdan çıkar.. Çocuklar hiçbirşey olmamış gibi tekrar öğretmenlerine dönerler.. Öğretmen sırayla çocuklara soru sormaya başlar.. Öğretmen: Aşk nedir? Öğrenci: Bir kelime..Anlamın temel gerçekliğiyle örtüşmeyen bir kelime..Bazen sesin tınısıdır. Öğretmen: Demokrasi nedir? Öğrenci: Demokrasi, insan medeniyetinin ürünü olan ilüzyondur.İnsan medeniyeti tam olarak evrimleşti mi?? Öğretmen: Ulus nedir? Öğrenci: Ulus, insan beyninde olan saçma bir aldatmacadır.İnsanları hayvan sürüleri gibi bir araya toplayıp, gütmek için yaratılmış hayali bir fikirdir.Bir tarafın kurban olması gerektiği temel kurmacadır. ----------------------------------------- Izo'nun etrafını ölü insanlar çevirir.. Bunlar geçmişte bir savaşta ölmüş olan insanlardır..Çocuklar,anneler,babalar... Hepsi Izo'ya bakmaktadır.. Adam: Ne istiyorsun? Amacın nedir? Seni bütün bunları yapmaya zorlayan şey nedir? Izo: Bir sebep yok. Kadın: Lütfen bize nedenini söyle.Nedir bu? Lütfen bize söyle.Bizi lekeleyen şey nedir? Çocuk: Lütfen bize söyle.Neden öldürüldük. Dış Ses: Siz cahilce ölen insanlar.Kurtulmak için yolunuzu seçin!! -------------- Şeytan: Seni yaratan benim... Sanma ki sadece sorular sorarak bütün cevaplara ulaşabilirsin!

0
+4
Tüm yorumlar (1)
william_kinderman (Amatör) | 25 Mayıs 2012, 17:38

Önce biraz soluklanmam lazım.. Sıcağı sıcağına bu filmle ilgili yazı yazmak çok zor olacak çünkü.. Bir film insanı bu kadar allak bullak eder mi??Ne demek istediğimi seyredince çok daha iyi anlayacaksınız..Neyse artık ucundan kıyısından başlayalım anlatmaya..

Takashi Miike bana göre Japon sinemasının David Lynch’i.. Bütün filmlerinde ekstra bir çaba sarf etmeniz gerekli.. Kendisini en iyi sinemacı olarak görenlerin bile , bu adamın filmlerinden bir şey anlamaması, her filminin sonunda kafanızda soru işaretleri oluşması muhakkak.. Ben bu adamın üstüne daha çılgın, daha anlaşılmaz , daha yaratıcı bir yönetmen tanımıyorum.. Bütün filmleri bulmaca gibi.. Anlatmak istediği her şey görüntülerin arasında saklı.. Bu parçaları birleştirip bir araya getiren seyirciler için Takashi Miike , ismi herhalde bambaşka bir anlam ifade ediyordur.. Peki filmlerindeki parçaları birleştiremeyenler için durum ne?? Filmleri rezaletten başka bir şey değil!! Evet onlar içinse durum bu .. Neyse bunlara Takashi Miike ile ilgili başka bir yazıda değineceğim.. Şimdi filmimizden bahsedelim...

Filmin konusu dedik.. Ama herhalde hiçbir filmin konusu bu kadar zor anlatılamaz.. Miike bu filmde kendisini bile aşmış.. Artık tam anlamıyla olgunluk çağını bitirmiş diyebiliriz.. Karşımızda Japon Sinemasının unutulmaz yönetmenleri arasına altın harflerle ismini yazdıracak bir yönetmenin en karışık , en anlamlı , en iğrenç , en duygusal , en güzel filmi bulunuyor.. Bütün bu en ler sizi şaşırtmasın.. Çünkü filmi seyrettiğiniz zaman yaşayacağınız şaşkınlık bunların yanında hiç..

Film bir doğum sahnesiyle başlıyor.. Hemen ardından da bir idam sahnesi geliyor... Dakika bir gol bir adeta.. Çünkü ilk sahneden itibaren bizi nelerin beklediğini az-çok anlıyoruz.. Bu öyle bir sahne ki , iler de göreceklerimizin yanında hiçbir şey.. 19. yüzyılda bilinmeyen bir kasabada Samuray Izo Okada idam edilir.Çarmıha gerilmiş olan Izo’ya , iki samuray ellerinde ki mızrakları defalarca batırır..Ve ardından bebekler, politikacılar , Hitler , Stalin , 2. Dünya savaşı , Atom Bombası , sevgililer , seçim kampanyaları , lunapark eğlenceleri , düşen uçaklar , yanmış insanlar ve belli belirsiz bir çok görüntü hızlıca akar gider..

Sonra kendimizi karmakarışık bir hikayenin içinde buluruz.. Sürekli başka mekanlarda, başka tarihlerde geçen bir hikaye.. Bütün bu hikayelerde , bütün bu mekanlarda öldürülen yüzlerce insan.. Evet yanlış duymadınız.. Öldürülen yüzlerce insan .. Hepsi birer birer Izo’nun kılıcından geçiyor..Öğrenciler,yeni evlenen çiftler,çalışan insanlar, yaşlılar, çocuklar, kadınlar.... Hepsi bir bir Izo tarafından öldürülüyor.. Onun tek bir amacı vardır... Kokuşmuş yöneticilerin kalesine ulaşmak!!

Izo kimdir? Film neyi anlatmak istiyor?? Takashi Miike’ın bu filminde çözmemiz gereken bulmaca bu.. Öncelikle Izo’dan bahsedelim .. Izo aslında kötülüklerin yarattığı bir ruh.. Var olmayan bir illüzyon ... O acıları yaratan, acıları ortaya çıkartan kişi... Yani Izo bizleriz.. Izo içimizde beslediğimiz kötülük... Izo bir devlet... Izo bir ulus .. Izo bir insan!!! Izo bütün bu dünya... İnsanların kötülükleri , insanların şehvetleri , insanların arzuları.... Izo’yu var eden bizleriz.. Izo’ya hayat veren , onu yaşatan bizleriz... Ve sonunda Izo’yu var etmemizin cezasını çekenler yine bizleriz... Kadınlar,çocuklar,yaşlılar,yeni evlenen çiftler,sokakta yürüyen herhangi birisi,annemiz,babamız.... Onu bizler var ediyor ve cezasını bizler çekiyoruz... O kötülüğün , cezanın , acımasızlığın ete-tırnağa bürünmüş hali... Bir bir insanlardan hesap soruyor.. Önüne gelen herkesi ama herkesi öldürüyor.. Filmde ki Izo bu işte.. Ya gerçek hayatımızda ki Izo kim?? Söyledim ya.. O da biziz.. Başımızda ki politikacılar... Sokakta yürüyen herhangi birisi... İçimizde ki kötülük... Bizleri acıyla yüzleştirenler..Devlet,ulus,millet... İşte onlarda gerçek hayatın Izo’ları.. Savaşlar,birbirini yok eden insanlar , şehvetler,arzular,yalanlar,ihanetler ve bunlarla gelen acılar... Bunların hepsi filmde ki Izo gibi ölümsüzdür.. Bunlar insanoğlunun yarattığı şeylerdir... İnsanoğlunun kendisini cezalandırma şeklidir.. insanoğlu bunlarla kendisini cezalandırırken Filmde ki Izo’da herkesi kılıcıyla öldürerek cezalandırır.. Filmin finalinde ise en sona gelir..Ya da en başa!!! Şeytanın kendisine ulaşır.. ama ona dokunamaz bile... Çünkü o ölümsüzdür.. O Izo’yu var edendir.. Ve film boyunca yüzlerce yara alan ama hiç ölmeyen Izo şeytanın bir üflemesiyle sonsuzlukta yok olur... Filmin finalinde Izo’yu tekrar bebek olarak doğduğunu görürüz... Çünkü o ölümsüzdür.. Çünkü insanoğlu var olduğu sürece o da var olacaktır...

Takashi Miike kendisini bile aşmış demiştim ... Film inanılmaz sahnelerle dolu.. İnsanları , hayatı , acıları , kötülükleri sorguluyor... Tabi ki Miike’ın kendi üslubuyla... Oldukça kanlı sahneler (bana göre sinema tarihinin en kanlı filmi) , rekorlar kitabına girecek sayıda ölüm sahnesi... Film boyunca rahat 200’e yakın kişi ölüyor.. Ve hepsini perdede bir bir seyrediyoruz.. Akıl almaz güzellikte çekilmiş olan kılıç sahneleri bana göre gelmiş geçmiş en iyi kılıç- dövüş sahnelerini barındırıyor.. Takashi Miike adeta hayal gücünü bu ölüm sahneleri için zorlamış... Filmde ki en ufak kare bile bir şeyler anlatıyor... Filmde ki en ufak konuşma bir şeyleri sorguluyor... Miike faktörü filmin her saniyesinde kendisini gösteriyor.. Bu kadar kafa patlatılmış,bu kadar karışık çekilmiş , ve bu kadar seyredilmesi güçleştirilmiş bir film olmasına rağmen her şeyiyle ama her şeyiyle övgüleri hak ediyor...

Peki kimler oynuyor bu film de.. Film de yok yok diyebiliriz.. uzak doğu sinemasını yakından takip edenlerin hemencecik tanıyabileceği bir çok isim var... hepsi 3-5 dakika görülmesine rağmen mükemmel oynuyorlar... Ama filmde Izo karakterini canlandıran Kazuya Nakayama mükemmel ötesi oynamış... Adeta onu seyrederken hipnotize oluyorsunuz.. Çünkü bir an olsun gözlerinizi ondan ayıramıyorsunuz.. Bu kadar mı etkili oyunculuk olur.. Duyulan nefret perdeye bu kadar mı güzel yansıtılır... Gerçekten tek kelimeyle harika bir oyunculuk... Filmde ki en büyük sürprizlerden biriside , Japon sinemasının en büyük yönetmen ve oyuncularından birisi olan Takeshi Kitano’nun oynuyor olması... Hollywood için Tarantino ve De Niro’nun bir araya gelmesi ne anlama geliyorsa , Japon sinemasında Miike ve Kitano’nun bir araya gelmesi de o anlama geliyor... Kitano , şeytanın yanında bulunan akıl adamlarından birisini oynuyor ... Izo ile karşı karşıya geldiği zaman ki tebessümü herhalde bu filmin unutulmaz sahnelerinden bir tanesini oluşturuyor.. Diğer oyuncular ise Ryuhei Matsuda (Taboo filminde ki gay samuray) , Susumu Terajima (Ichi The Killer filminde ki katil) , Kaori Momoi , Ken Ogata gibi bir çok ünlü oyuncuyu kadrosunda barındırıyor..

Bu filmi seyrettikten sonra şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim... David Lynch filmlerine ,cevap anahtarcığı niteliğinde kitaplar çıkıyor.. Çünkü akıllarda kalan bir çok soruyu bu kitaplardan tamamlayabiliyorsunuz.. İnanın bana Takashii Miike filmlerinin üstüne ciltlerle , kitap yazılır.. hatta film çıkışlarında filmi anlatan bir kitapçık satsalar herhalde dünya para kazanırlar... Izo her şeyiyle Takashi Miike’lık bir film.. Beğenseniz de bu film onun beğenmeseniz de... Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim.. Bu film benim hayatımda seyrettiğim en iyi on film içine girdi bile... Konusuyla, anlatımıyla, görüntüleriyle, oyunculuklarıyla,müzikleriyle kısacası her şeyiyle unutamayacağım bir film oldu.. Özellikle elinde gitarıyla , film boyu şarkı söyleyen o adam var ya.. O adam var ya... İnanın beni benden etti.. Söylediği bütün parçalar Japonca.. Söyleyiş tarzı kulağa çok komik geliyor.. ama öyle içten, öyle güzel söylüyor ki o parçalarda duygulanmamanız içten değil... Gönül Yarası filminde Meltem Cumbul ’un dediği gibi.. “bu parçaya ağlamak için illa kürtçe mi bilmem gerekiyor” ... Bu filmde ki gitarlı adamın parçalarında da duygulanmanız için söylediklerini anlamanıza gerek yok...

Uzun lafın kısası , defalarca seyredilmesi gereken mükemmel bir film..İnsanlığı sorulayan , acıların kaynağını arayan, tam anlamıyla politik bir film.. (tabi filmi daha iyi anlamak için bile iki-üç kere seyretmeniz şart ) Kesinlikle ama kesinlikle kaçırmayın... Mideniz elverişliyse , bulmaca çözmeyi seviyorsanız daha ne bekliyorsunuz !!!


Filmden Replikler :
Not: bu replikleri okurken filmin anlatmak istedikleri hakkında az çok fikir sahibi olabilirsiniz..Izo’yu düşünürken yukarıda yazdığım özellikler gibi kafanızda canlandırırsanız bazı şeyler ortaya çıkacaktır.


Izo geçmiş bir zamanda haksız yere öldürmüş olduğu bir insanın ruhuyla karşılaşır... İkiside düelloya hazırdır..Izo hızlı bir hamleyle rakibinin göğsünü ikiye yarar..Bir anda her taraf kan olur.. Can çekişen rakibi Izo'ya doğru sürünerek konuşmaya başlar..

--Lanet olsun Izo !! Nasıl bu kadar acımasız olabilirsin?... İnsan olduğun için mi acımasızsın?...Yoksa ...Acımasızsın çünkü insansın?

Dış Ses: Acımasızlık hayatın kendinden öğrenilen bir derstir.

-----------------------------------------------

Yaşlı samuray ile Izo bir odada karşılaşırlar.

Samuray: Nereye gidiyorsun ve ne istiyorsun?
Izo: İntikam istiyorum.
Samuray: Nelerden intikam almak istiyorsun?
Izo: Varolan her şeyden.
Samuray: Var olan herşeyden? Peki ya nereye gidiyorsun?
Izo: Kokuşmuş yöneticilerin kalesine.
Samuray: Peki ya oraya vardığında?
Izo: (kılıcını havaya kaldırarak) Vaad edilen ceza!!!
Samuray: Beni onlar görevlendirdi.Görevim senin buradan geçmemen.

Bir anda ikiside kılıçlarını çekerek bir birlerine koşarlar..Izo'nun kılıç darbesi yandaki tahta kolonları ikiye böler..İkiside öylece hiç kımıldamadan durmaktadır.Ve yaşlı samuray bir anda bir at arabasının arkasında görülür.Kameraya doğru bakarak konuşmaya başlar.

Samuray: Acı nedir? ölmek bu kadar acı verici bir görev mi?Dış Ses: Acı varlığın kanıtıdır.
Samuray: Ben hiç varoldum mu? Ne için varoldum?
Dış Ses: Var oldun ve şimdi öleceksin.
Samuray: Ne için öleceğim peki?

At arabası uzaklaşmaya başlar ve ihtiyar samuray gözden kaybolur.

-------------------------------------------

Izo kendisini öldürmeye gelen takım elbiseli iki vampir tarafından defalarca bıçaklanır..Ama Izo yerinden hızlıca kalkarak ikisini de kılıcıyla etkisiz hale getirir.Vampir can çekişirken Izo'ya döner...

Vampir: Cehennem senin kalbindedir...Kurtuluş dünyanın hiçbir yerinde yok!!
------------------------------------------

Izo bir düğün salonunda herkesin gözleri önünde gelinle damadı kılıcıyla parçalar... Bu sırada bir başka boyuta geçer ve kendisini bir sınıf içinde bulur..Küçük çocuklar ders yapmaktadır..Bütün gözler üstü başı kan içinde ki Izo'ya döner.. o yerinden kalkar ve koşarak kapıdan çıkar.. Çocuklar hiçbirşey olmamış gibi tekrar öğretmenlerine dönerler.. Öğretmen sırayla çocuklara soru sormaya başlar..

Öğretmen: Aşk nedir?
Öğrenci: Bir kelime..Anlamın temel gerçekliğiyle örtüşmeyen bir kelime..Bazen sesin tınısıdır.

Öğretmen: Demokrasi nedir?
Öğrenci: Demokrasi, insan medeniyetinin ürünü olan ilüzyondur.İnsan medeniyeti tam olarak evrimleşti mi??

Öğretmen: Ulus nedir?
Öğrenci: Ulus, insan beyninde olan saçma bir aldatmacadır.İnsanları hayvan sürüleri gibi bir araya toplayıp, gütmek için yaratılmış hayali bir fikirdir.Bir tarafın kurban olması gerektiği temel kurmacadır.

-----------------------------------------

Izo'nun etrafını ölü insanlar çevirir.. Bunlar geçmişte bir savaşta ölmüş olan insanlardır..Çocuklar,anneler,babalar... Hepsi Izo'ya bakmaktadır..

Adam: Ne istiyorsun? Amacın nedir? Seni bütün bunları yapmaya zorlayan şey nedir?
Izo: Bir sebep yok.
Kadın: Lütfen bize nedenini söyle.Nedir bu? Lütfen bize söyle.Bizi lekeleyen şey nedir?
Çocuk: Lütfen bize söyle.Neden öldürüldük.
Dış Ses: Siz cahilce ölen insanlar.Kurtulmak için yolunuzu seçin!!

--------------

Şeytan: Seni yaratan benim... Sanma ki sadece sorular sorarak bütün cevaplara ulaşabilirsin!

Cevap Yaz
0
4
Görüşleriniz