- Anasayfa
- Karakterler
- Osman
Osman
Canlandıranlar
Ertan Saban, 1977 yılında Makedonya'nın başkenti Üsküp'te, kökleri Erzurum'a dayanan Türk bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kardeşi Erman Saban ile aynı mesleği paylaşan oyuncu, eğitimini Makedonya Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde tamamladı. Kariyerine Makedonya ve çevresindeki çeşitli tiyatro projeleriyle adım atan Saban, yönetmen Mehmet Ulusoy’un tavsiyesi üzerine 2005 yılında Türkiye'ye yerleşerek buradaki kariyerine yön verdi. Türkiye'deki ilk yıllarında Savcının Karısı ve Sağır Oda gibi dizilerle izleyici karşısına çıktı.
Geniş kitleler tarafından tanınması, Elveda Rumeli dizisinde canlandırdığı Aleksander Makedonski karakteriyle gerçekleşti. Televizyon dünyasındaki yolculuğuna Sakarya-Fırat, Hatasız Kul Olmaz ve Kurtlar Vadisi Pusu gibi farklı türdeki yapımlarla devam eden oyuncu, müzik dünyasında da Malt grubunun Deprem şarkısı için çekilen klipte rol aldı. Sinema kariyerinde de kendine yer bulan Saban, 2015 yılında çekilen Limonata filminde Serkan Keskin ile başrolü paylaştı. Özel hayatında 2009 yılında eşi İnci Saban'ı kaybeden oyuncu, 2016 yılında meslektaşı Ebru Özkan ile hayatını birleştirdi.
Ozan Aydemir, kariyerine popüler bir dans yarışması olan Benimle Dans Eder Misin? programında kazandığı birincilikle adım atarak dikkatleri üzerine çekti. Dans yeteneğini ekran önüne taşıyan sanatçı, ilerleyen yıllarda oyunculuk projeleriyle izleyici karşısına çıkmaya başladı. Özellikle gençlik ve komedi türündeki yapımlarla tanınan Aydemir, 2007 yapımı Çılgın Dersane filmiyle sinema dünyasına giriş yaptı.
Kariyerinin önemli bir kısmını Çılgın Dersane serisine ayıran oyuncu; serinin devam filmleri olan Çılgın Dersane Kampta, Çılgın Dersane 3 ve Çılgın Dersane 4: Ada projelerinde yer aldı. Bu yapımlarda canlandırdığı Fırıldak Hasan karakteriyle geniş bir kitle tarafından tanınan Aydemir, aynı karakteri 2014 yılında televizyon ekranlarına gelen Çılgın Dersane Üniversitede dizisinde de sürdürdü. Sinema yolculuğuna Ayakta Kal ve Kimin Umurunda gibi farklı projeleri de ekleyerek oyunculuk deneyimini çeşitlendirdi.
1949 yılında İstanbul’da doğan Cezmi Baskın, tiyatro ile başlayan sanat yolculuğunu sinema ve televizyona başarıyla taşıyan isimlerin başında geliyor. Sanat hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sadece oyuncu olarak değil, yönetmen yardımcılığı gibi mutfak rollerinde de bulunan usta isim, İzmir Devlet Tiyatrosu’ndaki deneyiminin ardından yeniden Ankara’ya dönmüştü. Ankara’daki çalışmaları sırasında gençlik oyunları sahneye koyan Baskın, aynı yıllarda TRT çatısı altında eğitici dramalarda ve seslendirme projelerinde görev alarak kariyerine farklı disiplinler ekledi.
Televizyon ve sinemayı paralel şekilde yürüten sanatçı, kariyeri boyunca izleyicinin hafızasına kazınan pek çok önemli projede yer aldı. Bizimkiler, İkinci Bahar, Akasya Durağı gibi popüler dizilerin yanı sıra Kurtuluş, Cahide ve Ateşten Gömlek gibi yapımlarda farklı karakterlerle ekrana geldi. Beyaz perdede ise Vizontele, 9, Hiçbiryerde, O Da Beni Seviyor, Kahpe Bizans ve Eylül Fırtınası gibi birbirinden farklı türdeki filmlerde performans sergiledi. Duruşma, Sen De Gitme Triandafilis ve Derviş gibi yapımlarda da rol alan Çisel Baskın ile evli olan sanatçı, Türk sinema ve dizi sektörünün en karakteristik oyuncularından biri olmayı sürdürüyor.
1968 doğumlu Metin Yıldırım, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarından mezun oldu.
Mesut Akusta, sanat hayatına 1985 yılında Ankara’da çocuk oyunlarında sahne alarak adım attı. Tiyatroya olan ilgisini profesyonel bir kariyere dönüştüren oyuncu, 1992 yılında Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları’na dahil oldu. Sahne tozunu yutmaya devam ederken 1997’de Nezihe Araz imzalı "Cahide" oyununda izleyici karşısına çıktı. Tiyatro disiplininden kopmayan Akusta; Fehim Paşa Konağı, Atları da Vururlar ve Şerefe Yirminci Yüzyıl gibi önemli müzikal projelerde de yer alarak performansını farklı alanlarda sergiledi.
Televizyon ve sinema dünyasında pek çok farklı karakteri başarıyla canlandıran Mesut Akusta’nın geniş kitlelerce tanınmasında ve kariyerinde önemli bir yer edinmesinde Karagül dizisindeki Kendal karakteri belirleyici bir rol oynadı. Kariyerindeki istikrarlı yürüyüşünü sürdüren oyuncu, özel hayatında 2016 yılında Şafak Özbir ile dünya evine girdi ve 2017 yılında Berfin Cano adında bir kız çocuğu babası oldu. Sanatçı, yer aldığı yerli yapımlardaki etkileyici oyunculuğuyla tanınmaya devam ediyor.
Bülent Kayabaş, 1945 yılında Eskişehir’de dünyaya geldi. Babasının Devlet Demiryolları’ndaki görevi nedeniyle çocukluk yıllarını Sivas ve Ankara gibi Anadolu’nun farklı şehirlerinde geçirdikten sonra tekrar Eskişehir’e dönerek lise eğitimini burada tamamladı. Ticari Bilimler Akademisi’nde eğitim gördüğü sırada, 1963 yılında Eskişehir Belediye Tiyatrosu’nun sınavlarını kazanarak profesyonel oyunculuk kariyerine adım attı. Tiyatro sahnesindeki birikimini pek çok özel toplulukta sürdüren sanatçı, sergilediği performanslarla 1981 yılında Avni Dilligil En İyi Oyuncu ödülünün sahibi oldu.
Sinema kariyerinde 1970’li yılların ikinci yarısında yaşanan türsel dönüşümde aktif rol alan Kayabaş, dönemin popüler yapımlarında Aydemir Akbaş ve Hadi Çaman gibi isimlerle birlikte en çok tanınan simalardan biri haline geldi. 1980’li yıllardan itibaren Türk sinemasının klasikleşmiş eserlerinde karakter oyuncusu olarak yer aldı. Zübük, Devlet Kuşu, Faize Hücum, Boynu Bükükler ve Talih Kuşu gibi filmlerdeki performanslarıyla hafızalarda yer edindi. Kariyerini televizyon dünyasına da taşıyan oyuncu; Çiçek Taksi, Ayrı Dünyalar ve Unutabilsem gibi dönemin ilgiyle takip edilen dizilerinde izleyici karşısına çıktı.
2000’li yıllarda Fasulye, Filler ve Çimen, Pardon ve Başrolde Aşk gibi dikkat çeken sinema projelerinde önemli sorumluluklar üstlenen sanatçı, 2007 yılında Yalancı Yarim dizisindeki Hulusi karakteriyle geniş kitlelerce bir kez daha takdir edildi. Oyunculuğunun yanı sıra seslendirme sanatında da iz bırakan Kayabaş, dünyaca ünlü çizgi dizi Winnie the Pooh’da Winnie ve Tigger karakterlerine sesiyle hayat verdi. Uzun bir aradan sonra Bir Kış Öyküsü müzikali ile tiyatro sahnelerine geri dönen usta oyuncu, son olarak 2016 yapımı Bir Baba Hindu filminde rol aldı.
Özel yaşamında 1981 yılında oyuncu Nur Sürer ile kısa bir evlilik yapan, daha sonra 2007’de Selma Kepekli ile dünya evine giren Kayabaş’ın Ümit adında bir oğlu bulunmaktadır. Türk sinemasının ve tiyatrosunun emektar isimlerinden Bülent Kayabaş, 19 Nisan 2017 tarihinde kalın bağırsak kanseri tedavisi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle 72 yaşında hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Teşvikiye Camii’nden kaldırılarak Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.
Eğitimini Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde tamamlayan Güven Kıraç, 1986 yılından itibaren televizyon dizileri, reklam projeleri ve sinema filmlerindeki performansıyla Türk sinema ve televizyon dünyasının tanınan simalarından biri haline geldi. Kariyeri boyunca sergilediği karakter çeşitliliğiyle dikkat çeken sanatçı, geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.
Kıraç'ın kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan "Masumiyet" filmi, ona ÇASOD, MGD ve İsrail Uluslararası Film Festivali’nde 'En İyi Erkek Oyuncu' ödüllerini getirdi. Sinemanın yanı sıra televizyon ekranlarında da güçlü izler bırakan oyuncu, popüler polisiye dizi "Behzat Ç."de canlandırdığı Memduh Başgan karakteriyle hafızalarda yer edindi. Tiyatro kökenli disipliniyle hem beyazperdede hem de ekran projelerinde yer almaya devam etmektedir.
1980 yılında dünyaya gelen Tolga Gülcüler, oyunculuk eğitimini Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde tamamlayarak 2003 yılında mezun oldu. Akademik altyapısını profesyonel kariyerine hızlıca aktaran oyuncu, aynı yıl ekranların uzun soluklu projelerinden biri olan Serseri dizisindeki Osman karakteriyle geniş kitlelerce tanınmaya başladı. Toplamda 63 bölüm boyunca bu karakterle izleyici karşısına çıkan Gülcüler, televizyon dünyasındaki ilk önemli deneyimini bu yapımla kazandı.
Kariyer yolculuğuna 2005 yapımı Yıldızların Altında projesiyle devam eden Tolga Gülcüler, yıllar içinde farklı türlerdeki yapımlarda yer alarak oyunculuk serüvenini sürdürdü. Son dönem projeleri arasında yer alan ve dijital platformda yayınlanan Gibi dizisinde Süreyya Sergun Özdenli karakterine hayat veren oyuncu, tiyatro kökenli disipliniyle hem ana akım televizyon dizilerinde hem de yeni nesil komedi türündeki işlerde performans sergilemeye devam ediyor.
1965 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Adnan Tönel, akademik kariyeri ile sanat hayatını iç içe yürüten çok yönlü bir tiyatro akademisyeni, oyuncu ve yazardır. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nün ilk mezunu olarak 1989 yılında eğitimini tamamlayan Tönel, yüksek lisansını Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 20. yüzyıl avant-garde tiyatro teknikleri üzerine yaptığı çalışma ile bitirdi. Doktorasını ise müzikoloji alanında ninniler üzerine gerçekleştiren sanatçı, akademik birikimini Yeni Yüzyıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölüm Başkanı olarak sürdürmektedir.
Kariyeri boyunca pek çok farklı üniversitede oyunculuk, diksiyon ve sahne tekniği dersleri veren Adnan Tönel, aynı zamanda televizyon dünyasında kültür koordinatörlüğü ve sunuculuk görevlerini üstlendi. Kanal E ekranlarında "Mozaik", "Artvizyon" ve sinema odaklı "Kısa Sınır Tanımaz" gibi programlarla izleyiciyle buluştu. Yazın dünyasında da aktif bir isim olan Tönel'in çeşitli gazetelerde makaleleri, "Avant-Garde Tiyatro" üzerine akademik araştırmaları ve çocuklar için yazdığı "Ufo Bebek" ile "Uzaktan Kumandalı Çocuklar" gibi eserleri bulunmaktadır.
Tiyatro sahnelerinde yenilikçi yaklaşımlarıyla tanınan sanatçı, "Karga" adlı grubuyla sokak tiyatrosu ve happeningler gerçekleştirdi. Can Yücel’in çevirisiyle Shakespeare’in "Hamlet" oyununu Türkiye’de ilk kez tek kişilik bir performans olarak sahneye taşıdı. Ayrıca Patrick Süskind’in "Kontrabas" ve Peter Handke’nin "Kaspar" gibi önemli eserlerini yönetip sahneledi. Devlet Tiyatroları bünyesinde hem oyuncu hem de reji asistanı olarak görev alan Tönel, kamera önündeki tecrübesini ise rol aldığı 6 sinema filmi ve 2 televizyon dizisiyle beyazperdeye ve ekranlara taşıdı. Sanatın farklı disiplinlerine olan ilgisini fotoğrafçılıkla da pekiştiren Adnan Tönel, "Dünya Rögarları" gibi tematik sergileriyle bu alandaki çalışmalarını sanatseverlerle paylaşmaya devam ediyor.
Beyazperdedeki varlığının yanı sıra televizyon projelerinde de boy gösteren Sezici, kariyeri boyunca pek çok sinema filmi ve dizide farklı karakterlere hayat verdi. Hem tiyatro disiplininden gelen birikimi hem de kamera önündeki çalışmalarıyla uzun yıllar boyunca sektörün çeşitli alanlarında yer almayı sürdürdü.
Kariyerindeki en dikkat çekici başarıyı genç yaşta rol aldığı Muhsin Bey filmiyle yakalayan oyuncu, bu yapımda organizatör Muhsin Kanadıkırık’ın yardımcısı karakterini kendi adıyla beyaz perdeye taşıdı. Sinemanın yanı sıra TRT yapımı dizilerde de boy gösteren sanatçı; Yoksul, Hanımın Çiftliği, Çiçek Taksi, Yasemince, Yangın Ayşe ve Eyvah Kızım Büyüdü gibi geniş bir izleyici kitlesine ulaşan projelerde farklı karakterlere hayat verdi. Ayrıca Zampara Seyfettin, En Kahraman Osman, Uyan da Balığa Gidelim, Utanmaz Adam, Ver Elini Kayınço, Zavallı ve Bizim Takım gibi yapımlarla filmografisini zenginleştirdi.
Asıl adı Kirkor Cezveciyan olan Kenan Pars, 1920 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Türk sinemasının siyah-beyaz döneminden 2000’li yıllara uzanan geniş zaman diliminde yüzlerce yapımda rol alarak beyazperdenin vazgeçilmez simalarından biri haline geldi. Kariyeri boyunca ağırlıklı olarak karakteristik "kötü adam" rollerini üstlense de, farklı türdeki karakterleri canlandırmadaki yeteneği ve ustalığıyla her zaman aranan bir oyuncu oldu.
Oyunculuk kariyerinin ötesinde sinemaya kamera arkasında da emek veren sanatçı; yönetmen, yapımcı ve senarist olarak çeşitli projelere imza attı. Dikran Uhi Cezveciyan ile evli olan ve Çiğdem adında bir kızı bulunan usta isim, 10 Mart 2008’de 88. yaş gününde hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Bakırköy Ermeni Kilisesi'nde düzenlenen törenin ardından Bakırköy Ermeni Mezarlığı'na defnedildi.
İstanbul Belediye Konservatuarı’ndan mezun olan Muzaffer Tema, sanat kariyerine Ankara Devlet Konservatuarı ve Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası bünyesinde görev alarak başladı. Sinema dünyasına 1949 yılında adım atan sanatçı, bu tarihten itibaren profesyonel oyunculuk hayatına yön verdi. 1950’li yılların en popüler isimlerinden biri haline gelen Tema, 1959 yılında bir süreliğine Amerika’ya giderek kariyerini yurt dışında sürdürdü. Türkiye’ye dönüşünün ardından, sinemada yeni isimlerin yükselişiyle birlikte daha çok karakter rollerine yönelerek oyunculuk serüvenine devam etti.
Kariyeri boyunca "Kanun Namına", "Hıçkırık" ve "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" gibi pek çok önemli yapımda izleyici karşısına çıkan sanatçı, dramadan maceraya kadar geniş bir tür yelpazesinde roller üstlendi. "Zagor" serisi, "Kilink" filmleri ve "Vazife Uğruna" gibi yapımlarda farklı karakterlere hayat verirken, oyunculuğunun yanı sıra sinemanın mutfağında da yer alarak dört filmin yapımcılığını üstlendi. Özel yaşamında iki evlilik yapan ve kariyerinin ilerleyen dönemlerinde reklam projelerinde de yer alan Muzaffer Tema, Türk sinemasının klasik döneminden itibaren pek çok projeye imza atmış önemli simalardan biridir.
Erol Taş (1928-1998) sinema oyuncusu. Türk Sineması'nın en tanınmış 'kötü' adamlarının başında gelmektedir. 1928'de Erzurum Karaköse'de dünyaya geldi. Henüz iki yaşında iken, babası Hamza Bey'in ölümü üzerine annesi Nazife Hanım ile birlikte İstanbul'a taşındı. Okul çağında olmasına rağmen ailesine yardım etmek için okuldan ayrıldı ve çeşitli mesleklerde çalıştı. Bunların arasında hamallık, tezgahtarlık sayılabilir. Erol Taş’ın sinemaya tesadüf sonucu girişi de o sıralarda oldu. Sinemaya tesadüfi girişini şöyle anlatır sanatçı: “Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey'in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, 'Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın' diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı.' Sinemaya ilk 1957 yılında Mümtaz Alpaslan’ın çektiği “Acı Günler” filmiyle girdi. Başlangıçta filmlerde figüranlık ve küçük roller ile görüldü fakat kısa zamanda yıldızı parladı. Bir yıl sonra Dokuz Dağın Efesi (1958 - Metin Erksan) filmde bir çobanı canlandırdı. Bu filmi takip eden yıllarda ise, Dikenli Yollar (1958 - Nişan Hançer), Peçeli Efe (1959 - Faruk Kenç), Şoför Nebahat (1960 - Metin Erksan), Köyde Bir Kız Sevdim (1960 - Türker İnanoğlu), Dişi Kurt (1960 - Ö. Lütfi Akad) ve Gecelerin Ötesi (1960 - Metin Erksan) gibi pek çok filmde değişik karakterleri canlandırdı. Taş'ın oynadığı filmlerdeki rollerden bazı örnekler vermek gerekirse: Hayat Kavgası'nda (1964 - Tunç Başaran) dediği dedik bir baba, Devlerin Kavgası'nda (1965 - Kemal Kan) kötü kardeş, Seveceksen Yiğit Sev'de (1965 - Hüsnü Cantürk) çiftlik sahibi, Sırtımdaki Bıçak'da (1965 - Natuk Baytan) karısı ve sevgilisi tarafından öldürülen bir koca, Son Darbe (1965 - Hicri Akbaşlı) ve Cevriyem'de (1978 - Memduh Ün) bir komiser, Aslanların Dönüşü ve Yedi Dağın Aslanı'nda (1966 - Yılmaz Atadeniz) bir cengaver, İnce Cumali (1967 - Yılmaz Duru), Tutku (1974 - Hüsnü Cantürk), Toprağın Teri (1981 - Natuk Baytan) ve İsyan'da (1979 - Orhan Aksoy) kötü ağa, Maskeli Beşler ve Maskeli Beşlerin Dönüşü'nde (1968 - Yılmaz Atadeniz) bir Meksikalı, Aslan Bey'de (1968 - Yavuz Yalınkılıç) eski bir Rus Generali, Gelin Kız'da (1970 - Orhan Elmas) oba beyi, Kanıma Kan İsterim'de (1970 - Çetin İnanç) idamlık katil, Ök-süzler'de (1973 - Ertem Göreç) dilendirici, Belalılar'da (1974 - Melih Gülgen) çetebaşı, Tatlı Nigar'da (1978 - Orhan Aksoy) zengin bir kasabalı, Çayda Çıra'da (1982 - Yücel Uçanoğlu) zengin bir ağa, Alınyazısı'nda ise (1986 - Orhan Elmas) eski bir külhan beyi olarak çıktı karşımıza. Gerek teknik ve konu, gerekse de sinema dili açısından vasat diyebileceğimiz bu ve benzeri filmlerde Taş, dönem dönem çeşitli roller aldı. Ancak sinemada onu adından sıkça söz ettiren filimler Susuz Yaz, Duvarların Ötesi ve Gecelerin Ötesi oldu. 45 yıllık oyunculuk yaşamı süresince sinemaya büyük emek veren Erol Taş, 8 Kasım 1998 günü, Samatya SSK Hastanesi'nde hayata gözlerini yumdu. Zeytinburnu'ndaki Eski Kozlu Mezarlığı'na gömüldü.
Kamera önü kariyerine 1982 yılından itibaren yoğunluk veren sanatçı, özellikle Karadeniz aksanlı tiplemeleriyle geniş kitlelerin sevgisini kazandı. 1992 yapımı "Ana" dizisinde canlandırdığı, hafızalara kazınan replikleriyle tanınan mafya babası "Kel Behzat" ve 1996 yılında "Tatlı Kaçıklar" dizisindeki "Tarumar" karakterleri kariyerinin en bilinen işleri arasında yer aldı. Ayrıca "Yasemince" programındaki komiser rolüyle komedi türündeki başarısını pekiştirdi.
Son projesinde 2008 yılında yer alan Dursun Ali Sarıoğlu, 2 Nisan 2018 tarihinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle aramızdan ayrıldı. Elif Sarıoğlu ile evli olan ve Aslı adında bir kızı bulunan usta oyuncunun cenazesi, Şakirin Camii’nde düzenlenen törenin ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı’na defnedildi. Türk televizyon ve sinemasında kendine has üslubuyla yer edinen sanatçı, geride pek çok unutulmaz karakter bıraktı.
1934 yılında İstanbul, Sarıyer’de dünyaya gelen İzzet Günay, eğitim hayatına Deniz Koleji’nde başlamış ve Haydarpaşa Lisesi’nden mezun olmuştur. Tiyatroya olan ilgisi lise yıllarında Yeşilay Gençlik Kolu’nda şekillenmeye başlayan sanatçı, 1957 yılında bir gazete ilanı üzerine Dormen Tiyatrosu’na katılarak oyunculuk dünyasına adım atmıştır. Profesyonel sahne kariyerine "Kara Ağaçlar Altında" adlı oyunla başlangıç yapan Günay, sinemaya ise "Kırık Plak" filmindeki şoför karakteriyle geçiş yapmıştır.
Kariyeri boyunca 120’ye yakın sinema filminde rol alan usta oyuncu, Türk sinemasının unutulmaz yapımlarında izleyiciyle buluşmuştur. 1964 yılında "Ağaçlar Ayakta Ölür" filmindeki performansıyla Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görülerek başarısını taçlandırmıştır. "Vesikalı Yarim", "Kezban", "Şoför Nebahat" ve "Fıstık Gibi Maşallah" gibi klasikleşmiş eserlerin yanı sıra "Anasının Kuzusu", "Unutulmayanlar" ve "Aşka Sürgün" gibi farklı dönemlere ait projelerde de önemli karakterlere hayat vermiştir.
Sinema ve televizyon dünyasındaki uzun soluklu yolculuğuna "Şahsiyet", "Bizim Yenge" ve "Ayrılık da Sevdaya Dahil" gibi yapımlarla devam eden İzzet Günay, belgesel projelerinde ve özel programlarda da yer almıştır. Sanatçı kişiliğinin yanı sıra antikacı ve filatelist kimliğiyle de tanınan Günay, hem Yeşilçam döneminde hem de modern yapımlarda sergilediği karakter çeşitliliğiyle Türkiye'nin en değerli oyuncuları arasında yer almaktadır.
1 Eylül 1957 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen Kevork Türker, ekran yolculuğu boyunca çok sayıda televizyon dizisi ve sinema projesinde farklı karakterlere hayat verdi. Kariyerinin erken dönemlerinde Kınalı Kar dizisinde Kaymakam, Sırlar Dünyası ve Büyük Yalan gibi yapımlarda İbrahim Dinçer karakteriyle yer alan oyuncu, ilerleyen yıllarda Beşinci Boyut, Şöhret ve Eksi 18 gibi dizilerle çalışma temposunu sürdürdü. 2007 yılında Kurtlar Vadisi Pusu, Mahşer, Affedilmeyen ve Hakkını Helal Et gibi projelerde kamera karşısına geçerek dram ağırlıklı roller üstlendi.
Geniş bir tür yelpazesinde performans sergileyen Türker; Küçük Kadınlar dizisinde hayat verdiği Sami Deviren karakterinin yanı sıra Tek Türkiye, Limon Ağacı ve Süper Babaanne gibi yapımlarda farklı rollerle izleyiciyle buluştu. 2010’lu yıllarda Muhteşem Yüzyıl’da Manolis, Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde Tarık ve Bir Günah Gibi projesinde Hakkı Aydemir karakterlerini canlandırarak kariyerini zenginleştirdi. Yahşi Cazibe, Alemin Kıralı ve Akasya Durağı gibi komedi unsurları barındıran işlerde de yer alan oyuncu, Aşkın Bedeli dizisindeki Mümtaz Haznedar rolü ve ardından gelen Şehrin Melekleri projesiyle ekran tecrübesini pekiştirdi.
1946 yılında dünyaya gelen Yılmaz Şerif, Türk sinemasına ve televizyon dünyasına uzun yıllar emek vermiş bir aktördür. Kariyerinin erken dönemlerinde 1969 yapımı Malkoçoğlu: Akıncılar Geliyor filmiyle setlere adım atan oyuncu, 70’li yıllarda Profesyoneller: Kan Kin Silah, Oku Beşikten Mezara Kadar ve Kaldırım Kuşları gibi yapımlarda farklı rollerle izleyici karşısına çıkmıştır. Oku Beşikten Mezara Kadar filmindeki Frenk Hoca karakteri, kariyerinin ilk yıllarındaki dikkat çeken performansları arasında yer alır.
Sinemadaki uzun soluklu serüvenini televizyon dizileriyle de sürdüren Şerif, 2000’li yıllarda Kül ve Ateş dizisindeki Seyis Mehmet ve Bir Zamanlar Osmanlı: Kıyam projesindeki Nazım Şeyh karakterleriyle ekranlardaki yerini sağlamlaştırmıştır. Osmanlı'da Derin Devlet dizisinde de önemli bir bölüm sayısıyla kadroda yer alan sanatçı; Dadaş, Aşık ve Kervan: Kadim Medeniyetin Yol Hikayesi gibi sinema filmleriyle dönem işlerindeki tecrübesini yansıtmaya devam etmiştir. Tarihi yapımlardan dramalara uzanan geniş bir yelpazede performans sergileyen oyuncu, karakter odaklı rollerdeki başarısıyla tanınmaktadır.
Sönmez Atasoy, tiyatro ve sinema dünyasına uzun yıllar emek vermiş değerli bir sanatçıdır. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra, kariyerine 1968 yılında Devlet Tiyatroları çatısı altında adım atan Atasoy, bu kurum bünyesinde uzun yıllar boyunca çeşitli oyunlarda görev almıştır. Ankara Devlet Tiyatrosu'ndaki çalışmalarının yanı sıra sanat eğitimine de katkı sunan oyuncu, 1998 yılında İzmir'de diksiyon ve spikerlik dersleri vermiş, 2008 yılından itibaren ise Haliç Üniversitesi Konservatuvarı'nda öğretim üyeliği yaparak birikimini genç kuşaklara aktarmıştır.
Sahne tecrübesini ekranlara da taşıyan usta oyuncu, Kurtlar Vadisi dizisinde canlandırdığı "Halo Dayı" karakteriyle geniş kitlelerin hafızasında yer edinmiştir. Meslektaşı Emel Göksu ile evli olan sanatçının kızı Fadik Sevin Atasoy da aile geleneğini sürdürerek oyunculuk kariyerini seçmiştir. Sönmez Atasoy, 2011 yılında Isparta'da bir dizi çekimi sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılmıştır.
Kendine has gülüşü ve farklı duruşuyla sinemaseverlerin ilgisini çeken Akça, canlandırdığı bu tipleme sayesinde geniş kitlelerce tanınmıştır. Özellikle serideki devamlı gülen öğrenci rolü, oyuncunun kariyerindeki en belirgin ve unutulmaz performanslarından biri olarak kabul edilir.
11 Kasım 1944 tarihinde İstanbul’un Küçükpazar semtinde dünyaya gelen Kemal Sunal, Türk sinemasının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir. Eğitim hayatına Mimar Sinan İlkokulu’nda başlayan ve Vefa Lisesi’nden mezun olan sanatçının kariyerindeki dönüm noktası, felsefe öğretmeni Belkıs Balkır aracılığıyla Müşfik Kenter ile tanışması oldu. Sanata olan ilgisi onu profesyonel sahnelere taşıdı ve Kenterler Tiyatrosu’nun ardından Ulvi Uraz, Ayfer Feray ve Devekuşu Kabare tiyatrolarında deneyim kazandı. 1973 yılında Devekuşu Kabare’de kendisini izleyen yönetmen Ertem Eğilmez’in beğenisini kazanmasıyla, "Tatlı Dillim" filminde bir basketbolcuyu canlandırarak beyazperdeye ilk adımını attı.
Kariyeri boyunca 82 filmde rol alan usta sanatçı, "Hababam Sınıfı" serisi, "Süt Kardeşler", "Şaban Oğlu Şaban", "Tosun Paşa", "Kibar Feyzo", "Kapıcılar Kralı" ve "Davaro" gibi yapımlarla geniş kitlelere ulaştı. Oyunculuğunun yanı sıra sinemanın mutfağında da yer alan Sunal; "İnek Şaban" ve "100 Numaralı Adam" gibi filmlerin yapımcılığını üstlendi, "Meraklı Köfteci" ve "Çarıklı Milyoner" gibi projelerin hikayelerine katkıda bulundu, "Sosyete Şaban" filminin senaryosuna imza attı. Eğitim hayatındaki azmiyle de tanınan sanatçı, yarım bıraktığı üniversite eğitimine 1992’deki öğrenci affıyla dönerek 51 yaşında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu.
Kemal Sunal’ın hayatı, 3 Temmuz 2000 tarihinde trajik bir olayla son buldu. "Balalayka" filminin çekimleri için Trabzon’a gitmek üzere bindiği uçakta, bilinen uçak fobisine rağmen yerini almış ancak kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayata gözlerini yummuştur. Geride bıraktığı onlarca film ve unutulmaz karakterlerle Türkiye’nin toplumsal hafızasında silinmez bir iz bırakmıştır.
İstanbul doğumlu Ahmet Mekin Kurteli, Türk sinemasının ve tiyatrosunun en saygın aktörleri arasında yer alır. Sanat hayatına Bakırköy Halkevi’nde sahneye çıkarak başlayan oyuncu, bir süre devam eden tiyatro deneyiminin ardından 1957 yapımı "Mahşere Kadar" filmiyle sinemaya adım attı. Yeşilçam’ın altın çağında karakter oyuncusu olarak rüştünü ispatlayan Mekin, kariyeri boyunca 200’e yakın filmde rol alarak sinemamızın en üretken isimlerinden biri haline geldi. Özellikle "Selvi Boylum Al Yazmalım" filminde hayat verdiği Cemşit karakteri, izleyicinin hafızasında derin bir yer edindi.
Kariyeri boyunca Osman F. Seden, Halit Refiğ, Lütfi Ö. Akad ve Atıf Yılmaz gibi usta yönetmenlerle çalışan sanatçı; "Aşktan da Üstün", "Gurbet Kuşları", "Düğün" ve "Kuyucaklı Yusuf" gibi Türk sineması klasikleriyle başarısını pekiştirdi. Beyazperdenin yanı sıra tiyatro sahnelerinden de kopmayan Mekin, "İttihat ve Terakki" ile "Abdülcanbaz" gibi önemli oyunlarda sahne aldı. 1980’li yıllardan itibaren televizyon projelerine de ağırlık vererek "Bugünün Saraylısı", "Tatar Ramazan" ve "Not Defteri" gibi sevilen dizilerle izleyici karşısına çıktı. Uzun yıllar meslektaşı Şükran Sabuncu ile evli kalan sanatçı, babacan tavrı ve karakter rollerindeki ustalığıyla sinema tarihimizdeki özel yerini korumaktadır.
1930 yılında Zonguldak'ta dünyaya gelen Semih Sezerli, Türk sineması ve tiyatrosunun emektar isimleri arasında yer alır. Kariyeri boyunca çok sayıda yapımda canlandırdığı karakterlerle hafızalarda yer edinen sanatçı, özellikle 1950'li yılların ortalarından itibaren Yeşilçam’ın üretken oyuncularından biri olmuştur. Üç Arkadaş filmindeki Mistik ve Ala Geyik’teki Köse rolleriyle erken dönemde dikkat çeken Sezerli; Vesikalı Yarim, Fosforlu Cevriyem ve Şoför Nebahat gibi sinemamızın klasikleşmiş eserlerinde de kamera karşısına geçmiştir.
Oyunculuk yeteneğinin yanı sıra setlerin mutfağında da aktif rol üstlenen sanatçı; Acı Hayat, Buruk Acı ve Sevimli Frankenştayn gibi filmlerde sanat yönetmeni olarak görev yapmış, bazı projelerde ise yapım müdürlüğü sorumluluğunu üstlenmiştir. Meslektaşı Uğur Kıvılcım ile olan evliliğinden Kıvılcım Sezerli adında bir oğlu bulunan Semih Sezerli, 1980 yılında Tekirdağ'da geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılmıştır. Dramdan komediye, tarihi yapımlardan mahalle hikayelerine kadar geniş bir yelpazede izleyici karşısına çıkan sanatçı, ardında zengin bir filmografi bırakmıştır.
Türk sinemasının deneyimli isimlerinden Yalçın Gülhan, uzun yıllara yayılan kariyeri boyunca hem Yeşilçam’da hem de televizyon dünyasında pek çok farklı karakterle izleyici karşısına çıktı. Geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan en önemli projelerinden biri olan Mahallenin Muhtarları dizisinde uzun süre Şoför Ali karakterine hayat veren oyuncu, ayrıca Melek Mi Şeytan Mı? gibi yapımlarla hafızalarda yer edindi. Kariyerinin erken dönemlerinden itibaren Yirmi Yıl Sonra, Suçlu, Para ve Babaların Günahı gibi filmlerde rol alarak sinemaya adım atan Gülhan, dramadan aksiyona kadar tür çeşitliliği gösteren geniş bir filmografiye sahiptir.
70’li ve 80’li yıllarda Bakireler Çiftliği, Reisin Kızı, İtirazım Var ve Yaktı Beni gibi pek çok sinema filminde farklı karakterleri canlandıran sanatçı, oyunculuk serüvenini televizyon projeleriyle de destekledi. Mesela Muzaffer ve Çaylar Şirketten gibi dizilerin yanı sıra Abuzer Kadayıf gibi sinema filmlerinde de yer alarak kariyerindeki üretimini sürdürdü. İlerleyen yıllarda İyi ki Varsın ve Aman Annem Görmesin gibi dizilerde bölüm oyuncusu olarak performans sergileyen Yalçın Gülhan, Türk sinema ve dizi sektörünün gelişim sürecinde önemli bir yer tutan isimler arasında yer almaktadır.
Ayhan Işıyan, sahne adıyla Türk sinemasının unutulmaz ismi Ayhan Işık, 1929 yılında İzmir’de dünyaya geldi. Eğitim hayatını Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde tamamlayan sanatçı, sinemaya adım atmadan önce bir süre Bab-ı Ali’de ressamlık yaparak sanatsal yeteneğini sergiledi. Kariyerindeki dönüm noktası, Yıldız Dergisi tarafından düzenlenen yarışmayı kazanması oldu. Beyazperdeye Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan filmiyle giriş yapan oyuncu, kısa sürede izleyicinin büyük beğenisini kazanarak "Taçsız Kral" unvanıyla anılmaya başlandı.
1959 yılında sinema dünyasının merkezi Hollywood’a giderek burada çeşitli incelemelerde bulunan Ayhan Işık, Türkiye’ye döndükten sonra kariyerine hız kesmeden devam etti. Özellikle Küçük Hanım seri filmleriyle halkın sevgisini pekiştiren sanatçı, kariyeri boyunca 200’e yakın yapımda rol aldı. 1970’li yıllarda oyuncuların sahneye çıkma modasına uyum sağlayarak Klasik Türk Müziği dalında performanslar sergiledi ve plak çalışmalarına imza attı. 1975 yılından itibaren ise sadece oyuncu olarak değil; yapımcı, yönetmen ve senarist kimlikleriyle de Türk sinemasına hizmet verdi.
Gülşen Işık ile olan evliliğinden Serap adında bir kızı bulunan sanatçı, 16 Haziran 1979 tarihinde İstanbul’da güneş çarpmasına bağlı olarak geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Türk sinemasında derin izler bırakan Ayhan Işık’ın mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı’nda bulunmaktadır.
Sadri Alışık, 5 Mart 1925 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Asıl adı Sadrettin olsa da ailesi tarafından her zaman Sadri ismiyle çağrıldı. Kaptan olan babasının işi nedeniyle ev idaresini üstlenen annesi Saffet Hanım ve sekiz yaşındayken aralarına katılan kız kardeşi Nevin ile birlikte büyüdü. Oyunculuk tutkusu çok küçük yaşlarda filizlenen Alışık, yaşıtları sokakta oyun oynarken mahalle arkadaşlarına kendi hazırladığı piyesleri sergiliyordu. Henüz çocukken izlediği Naşid Özcan Tiyatrosu, hayatı boyunca sürecek tiyatro sevdasının temellerini attı. Sahne tozunu ilk kez ilkokul üçüncü sınıftayken başrol oynadığı "İstiklal Piyesi" ile yuttu.
Eğitim hayatına İstanbul Erkek Lisesi’nde devam ederken Cağaloğlu Halk Evi’nde tiyatro çalışmalarını sürdürdü. Ardından Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne kaydolan sanatçı, resim ve tiyatroyu iç içe yürüttü. Sinema dünyasına 1945 yılında "Günahsızlar" filmiyle adım atan Alışık, kariyerinde hızla yükseldi. 1959 yapımı "Yalnızlar Rıhtımı" filmi, hem mesleki hem de özel hayatı için bir dönüm noktası oldu; bu projede tanıştığı Çolpan İlhan ile evlendi ve çiftin 1960 yılında oğulları Kerem dünyaya geldi.
Kariyeri boyunca "Turist Ömer" gibi Türk sinemasının hafızasına kazınan pek çok ikonik karaktere hayat veren Sadri Alışık, genellikle dürüstlüğü ve doğruluğu arayan, umut dolu ve yaşama sevinciyle bezeli karakterleri canlandırdı. Sinemanın yanı sıra başarılı sahne şovlarına imza atan, şiir ve resimle yakından ilgilenen çok yönlü bir sanatçıydı. En yakın dostu Ayhan Işık’ın vefatından sonra zor bir süreçten geçen Alışık, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle Amerika’da önemli bir karaciğer operasyonu geçirdi. İyileştikten sonra sanat hayatına televizyon projeleriyle devam eden usta oyuncu, 500’den fazla yapımda yer aldı. Sinemadaki son selamını 1994 yılında "Yengeç Sepeti" filmindeki baba rolüyle veren Sadri Alışık, 18 Mart 1995’te İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.
Kariyeri boyunca pek çok farklı karakterle izleyici karşısına çıkan usta oyuncu, 1968 yılında hayatını birleştirdiği meslektaşı Nevra Serezli ile vefatına dek süren örnek bir birliktelik yaşadı. Sanat dünyasında derin izler bırakan Metin Serezli, 10 Mart 2013 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Hem sahnede hem de beyazperdede sergilediği performanslarla hafızalarda yer edinen sanatçı, çok yönlü birikimiyle Türk sanat tarihinin unutulmaz figürleri arasında yer alıyor.
1945 yılında dünyaya gelen Tarık Şimşek, Türk sinemasının verimli dönemlerinde çok sayıda yapımda kamera karşısına geçmiş bir aktördür. Kariyeri boyunca dramdan aksiyona kadar farklı türlerdeki projelerde yer alan oyuncu, özellikle 1970’li yılların ikinci yarısında yoğun bir çalışma temposu sergilemiştir. Bu dönemde İnsan Avcısı, Babanın Oğlu, Deli Yusuf ve Dört Hergele gibi filmlerle sinema izleyicisinin karşısına çıkmıştır. Şafakta Buluşalım filminde Halil’in babası, Cellat filminde ise Manyak Sabri karakterine hayat vererek yan rollerdeki etkinliğini sürdürmüştür.
Aksiyon ve macera türündeki yapımlarda sıkça boy gösteren Tarık Şimşek, Korkusuz Cengâver’de Anton, Söyleyin Anama Ağlamasın’da Taner ve Akdeniz Kartalı’nda kendi adıyla, Tarık karakteriyle yer almıştır. Kariyerinin ilerleyen yıllarında Kanca ve Efeler Diyarı gibi projelerde de boy gösteren oyuncu, 1987 yapımı İslamiyet'in Doğuşu ve Asılacak Adam filmleriyle çalışmalarına devam etmiştir. 1991 yılında aramızdan ayrılan sanatçı, geniş filmografisiyle sinema tarihindeki yerini korumaktadır.
Sinema dünyasındaki yolculuğunda canlandırdığı karakterlerle hafızalarda yer edinen Ahmet Turgutlu, yer aldığı projelerle Türk sinema literatürüne katkı sağlayan isimler arasında yer alır. Kariyerindeki çalışmaları, dönemin film sektöründeki üretimleri yansıtması açısından önem taşır.
Sinema yolculuğuna Ana Yüreği, Ah Dede Vah Dede ve Sevmek Ve Ölmek Zamanı gibi projeleri de ekleyen Atilla Ergün, setlerdeki istikrarlı duruşuyla bilinmektedir. Dayan Oğlum Dayan ve Hedefte İki Kişi filmlerindeki karakterleriyle beyaz perdede görünürlüğünü sürdüren sanatçı, oyunculuk geçmişinde biriktirdiği bu yapımlarla Türk sinemasının üretim sürecine katkıda bulunmuştur.
16 Şubat 1967’de Gümüşhane’de dünyaya gelen Okan Selvi, oyunculuk yeteneğini ve tiyatroya olan tutkusunu keşfettikten sonra kariyerini bu yönde şekillendirdi. Uzun yıllar boyunca tiyatro sahnelerinde oyuncu ve eğitmen olarak emek veren sanatçı, sahne tozunu televizyon dünyasına da taşıyarak geniş kitlelerce tanınan bir isim haline geldi. Televizyon ekranlarındaki serüvenine "Kaygısızlar" dizisiyle adım atan Selvi, asıl büyük çıkışını 2000-2003 yılları arasında yayınlanan "7 Numara" dizisindeki Haydar karakteriyle yaptı. Bu rolle hafızalara kazınan oyuncu, projenin sona ermesinin ardından farklı dizi ve film çalışmalarıyla kariyerine devam etti.
Televizyonun yanı sıra kabare tiyatrosuna da yönelen Okan Selvi, Kabare Taksim bünyesinde Oya Yüce’nin yazıp yönettiği "Havadan Sudan" adlı oyunda yer aldı. Bu oyunu ülkenin pek çok noktasında izleyiciyle buluşturan sanatçı, ekranlarda ise "Kısa Devre", "Ters Köşe" ve "Üvey Aile" gibi yapımlarla karşımıza çıktı. Sinema tarafında da "Kayıp Cennet İnsanları", "Büyü" ve "46 Numara" gibi filmlerde rol alarak yeteneğini beyaz perdeye taşıdı. Sanatçı, oyunculuk ve tiyatro çalışmalarını günümüzde İstanbul Kartal’daki "İstanbul Tiyatora Kumpanyası" bünyesinde sürdürmeye devam ediyor.