yahu bütün dizeler başlıyor lost ortalarda neden görünmüyor. adayla beraber dizi de kayboldu gitti. bu kadar soruyla ocak ayına kadar nasıl beklenir, neden lost illede ocakta başlar??
ben çektklerini sanmıorm çekimlere başlamalarına galiba biraz daha zaman var promo yu zaten ocakta vermye başlarlar görüntü sızarsa tabi önceden bilemem:)
ben de bu sene izlemeye başladım 4 sezonu da izledim harika bir film dvd den izleyince bağımlılık yapıyır bi kere sabah 12 den gece 3 e kadar izlediğimi hatırlıyorum
grev yüznden herşy alt üst oldu arkşlar 20 küsür bölümü 4.sezonda 13e indirp şubatta başlattılar şmdide 5.sezon 16 bölüm diyorlar ve ocak ayında başlatıolar insanları bekletrk lost u daha bi gizemli hale ulaşılamaz hale getiriolar ben seviorm abi bişi diyemem ama ocakta çok geç:(
dharma köyü:adanın ortasında güvenli bir yere kurulmuş olan dharma köyü, others'ın yaşam alanı.sonar bir çitle çevrili olduğundan others'ı adanın ve adaki diğer kişilerin tehlikelerinden korunuyor.dharma köyü'ndeki tesisler içerisinde şahsa ait evler, okul, toplantı salonu, oyun salonu, kafe-bar, göl, denizaltı, minibüs yolları gibi ufak bir kasabanın sahip olduğu herşeye sahip, hatta istasyonlara gidip gelmek için minibüsler bile düşünülmüş.others toplumunun da bir araya gelip kitap tartışmaları yapan, bilardo oynayan, mümkün olduğunca normal bir toplum olduğu izlenimini pekiştiren köyün altyapısı böyle ideal bir topluma her türlü desteği sağlamak için yapılmış.tarihe baktığımızda ise karşımıza aslında dharma sakinlerinin yıllar önce benjamin'in de karıştığı bir suikastla öldürüldüğü ve yerlerine adanın yerlilerinin geçtiği gerçeği çıkıyor.kara kaya (the black rock):the black rock gemisinin yıllar önce adaya düşmüş bir köle gemisi olması dışında elimizde pek fazla bilgi yok.kuğu istasyonundaki acil durum kapısı (the blast door) locke'un bacağının üzerine kağandığında ortaya çıkan haritada, geminin olduğu yerde 'magnus hanso'nun son dinlenme yeri/kara kaya (known final resting place of magnus hanso/black rock)' yazdığı görülüyor.bu da bizi alvar hanso - magnus hanso bağlantısına götürüyor.magnus hanso'nun alvar hanso'nun büyükbabası olduğu söyleniyor.
sahte others köyü:ilkel bir balıkçı köyü görünümündeki 'sahte other köyü' ilk anda kazazedelerimiz yanıltmayı başarmıştı.bu köyde micheal bir süre esir tutulup ona kaçırması gereken isimlerin bulunduğu liste verilmişti, ardından köy terkedilmişti.hatta köyün yanındaki taşlık tepenin eteklerinde korudukları bir istasyon varmış gibi sahte bir dharma kapısı yapma zahmetine bile girmişlerdi.sahte kapı:sahte others köyü'nde bulunan bu sahte kapı sürekli iki silahlı kişi tarafından korunuyordu.kazazedelerimiz kapının ardında kaçırılan çocuklar ve birçok gizemle dolu bir istasyon beklerken kandırıldıklarını anladılar ve others'ın tuzağına düşmüş oldular.kapıdaki logo da üzerinde çizgi olan kapı sembolüyle betimlenmiş.bu sembol de çeşitli edebi eserlerde 'kapı olmayan kapı' anlamına geliyordu. (bu 'kapı olmayan kapı' ayrıntısı ayrınca stephen king'in kara kule isimli kitap serilerine de senaristler tarafından gönderilen bir atıftı.)iskele:others'ın ulaşım için kullandığı deniz yolu araçları tekne ve denizaltı.dolayısıyla onları demirlemek için bir de iskeleye ihtiyaç oluyor.ikinci sezonun sonunda gördüğümüz iskele pek çok olaya şahitlik etmişti.micheal walt'ı alıp kaçmış, esir tutulan jack, kate, sawyer da hidra adasının yolunu tutmuşlardı.radyo kulesi:fransız kadın rousseau'nun yardım mesajının kaynağı olan radyo kulesi ilk önce sayid tarafından üçgen telsiz tekniğiyle tespit edilmeye çalışılmış ancak bu esnada sayid'in locke tarafından bayıltılması yüzünden başarısız olmuştur.(1. sezon 7. bölüm)
sonar çit:yüksel frekanslı sonar dalgalar yayan çit dharma köyü'nü black smoke'dan ve gizli misafirlerden koruyor.ancak benjamin'in gençliğinden biliyoruz ki bu çit ayrıca başka tehlikelere karşı da dharma sakinlerini korumakta.sayid, kate, locke ve micheal bu çitlerin önüne geldiklerinde locke mikhail'i çitlerin arasından diğer tarafa atarak çitlerin ne yaptığını görmeye çalışmıştır. (3. sezon 12. bölüm) ancak dalgaların ayarı öldürücü seviyede olmadığından mikhail geçici bir koma ile hayatta kalmayı başarmıştır.denizden gelen kablo:sırrını üçüncü sezon finalinde ayna istasyonu'nun ortaya çıkışıyla çözdüğümüz denizden gelen kablo ilk sezon sayid'i rouesseau'ya getirmişti.(1. sezon 9. bölüm) kablo büyük ihtimalle ayna istasyonu'ndakilerin ada ile iletişim kurmasını sağlamaktadır.toplu mezar:benjamin'in locke'u götürüp daha sonra vurarak öldürmeye terk ettiği toplu mezarda, benjamin'in others'a katılmadan önce birlikte olduğu dharma topluluğu bulunmaktadır.locke, benjamin tarafından vurulduktan sonra mezarlığa düşmüş ve paralize olmuş ancak walt ya da walt'ın halisülasyonu (black smoke tarafından) gelip locke'a 'daha yapman gereken işler var' diyerek onu ayağa kalkmaya teşvik etmiştir.(3. sezon 20. bölüm).mağaralar:christian sheppard'ı takip eden jack tarafından bulunmuş ilk ambar açılana kadar kazazedeleremize sığınak olmuştur.mağaraların biri çökerek jack'in içeride kalmasına neden olmuştur ancak charlie jack'i kurtarmayı başarmıştır.mağaralara gelinen ilk gün kate ve jack 'adem ve havva' olarak adlandırılan iki ceset ve bu cesetlerin birinde 'siyah ve beyaz' taşları bulmuşlardır.karanlık bölge:danielle rouesseau tarafından black rock gemisinin bulunduğrouessea birlikte geldiği araştırmacı arkadaşlarının bu bölgede hastalanıp öldüğünü söylemiş; bu yüzden bu bölgeye 'karanlık bölge' adını vermiştir.ayrıca black smoke'un da bu bölgede dolandığı söylenmektedir.tek motorlu sivil uçak:nijeryalı uyuşturucu kaçakçılarının meryem ana heykelleri'ndeki eroini taşıdıkları tek motorlu uçağın modeli beechhraft 18. uçağın hikayesi mr.eko ile direk bağlantılı. mr.eko'nun peder olan kardeşi yemi uçağa yaralı olarak bindikten sonra eko'yu dışarı atıyor.yarasının sebebi de mr.eko'nun önüne atlayo kurşun yemesidir.böylece kardeşini bataktan çıkarıp ona yeni bir şans sunan yemi yaralı halde bir meçhule karışırken mr.eko geride kalıyor ve yıllar sonra bu uçakta kardeşinin cesedi ile karşılaşıyor.bu uçağın ayrıca boone'un mezarı olduğunu da unutmamak gerekir.ama asıl soru o uçağın pasifik'te ne aradığı ve adaya nasıl düştüğü?kutup ayısı mağarası:locke'un eko'yu ararken girdiği kutup ayılarının mağarasında yaralı eko ve ölü kutup ayısının yanı sıra en az 2 kişiye ait dharma üniformalı cesetler bulunuyordu. (3. sezon 3. bölüm)rousseau'nun kampı:yeraltı sığınağı şeklinde düzenlenmiş olan kamp bubi tuzakları ile çevrilip güvenlik altına alınmıştır.bir şekilde rouesseu'nun buraya elektrik sağladığını biliyoruz.ilk kez, esir düşen sayid tarafından bulunan kamp.
harabeler:locke'un babası olduğunu öne sürerek böbreğini çalan 'sawyer' ile adada tekrar karşılaştığında others, locke'tan onu öldürmesini istemişti. (3. sezon 19. bölüm) o zaman adamı bağladıkları sütun kalıntısı aslında uzun zaman önce eski çağlardan kalma bir yerleşim ya da uygarlık olduğunun en büyük göstergesiydi.4 parmaklı heykel:bulmacamızın en büyük parçalarından biri olan 4 parmaklı heykel others'ın kampına giden sayid, sun ve jin tarafından kıyıda görülmüştür.heykelin neden orada olduğuyla ilgili bir açıklama yapılmamıştır.bu bilgilerin tamamına yakını 'lost: nasıl?' adlı kitaptan alıntıdır.
(alıntıdır)adım 1) blast door üzerindeki haritada "known final resting place of magnus hanso/blackrock" yazar. yani "magnus hanso'nun ebedi ikametgahı" black rock yakınındadır.
adım 2) kimdir bu magnus hanso ve ne iş yapar? soyadından da tanıdık gelecektir, kendisi, alvar hanso'nun dedesidir. aynı zamanda blackrock'unda sahibi. kendisi köle tüccarıdır ama aslında araştırmalarını gizlice yürütmek ve bunun için fon sağlamak amaçlı paravan bir iştir. gemi 1880 yıllarında adada karaya oturmuştur.
adım 3) magnus hanso'nun araştırmaları hangi alandadır? bize verilen en büyük ipucu, isminde saklıdır. tıpkı locke, hume, rousseou gibi magnus ismi ünlü filozof albertus magnus'tan gelir. albertus magnus, ünlü bir filozof, teolog ve en önemlisi okültizm ve ezoterizm'le yakın ilgisi olan bir simyacıdır... ki magnus hanso'nun başlıca merakı simyadır, bu alanda çalışmaları vardır.
adım 4) simya nedir, felsefe taşı ile neden ilgilidir?
simya en genel anlamı ile bir sanat ya da bir teknik olarak anlaşılabilir ve amacı maddenin içindeki altını ortaya çıkartmaktır. simyacılara göre madde hastadır ve iyileştiğinde altın ortaya çıkmaktadır. simya bu amaçla; felsefe taşını aramaktadır. bu taş maddeyi altına çevirebilmekte ve bundan elde edilen iksir (elixir) ile insan ölümsüzlüğe kavuşabilmektedir. simyada ulaşılan bu son noktaya giden yol ars magna (büyük/ulu sanat) olarak adlandırılmaktadır.
ars magna: gerçek simya, geleneksel simya, hayatın kanunlarının insanda ve doğada tanınmasıdır ve adem'in düşüşünden (insanın maddeye gömülüşü) itibaren dünya üzerinde hayli karışıklığa uğramış bu hayatın, yitirmiş olduğu saflığını, ihtişamını ve ilk imtiyazlarını yeniden kazanabilmesini sağlayacak olan sürecin yeniden kurulmasıdır. bu insanda kurtuluş ve yenilenme; doğada saflaşma ve tekamül; mineral aleminde de en mükemel, en süptil kısmın, cevherin elde edilmesi ve transmutasyondur
i.s 3. yüzyılda mısır'ın panaopolis kentinde yaşamış olan zosimos adlı yunanlının bilinen en eski simyacı olduğunu kabul etmektedirler. zosimos 28 kimya tekstinden oluşan ansiklopedi gibi bir eser bırakmıştır. zosimos adi madeni altına çevirmek için kullandığı katalizatöre xerion adını vermiştir. bu arapçaya el iksir ve sonra latinceye de eliksir olarak girdi. bu iksire sonunda filozof taşı adı verilmiştir. simyacılar, metalleri zenginliğin temeli olan altına dönüştürmenin yollarını aramış, gizemli felsefe taşıyla bunun üstesinden gelebileceklerine inanmışlar. felsefe taşını bulduklarında, istedikleri kadar altına sahip olabilecekler, aradıkları zenginliğe kavuşabileceklerdir. böylece, yüzyıllar boyu aranmış durmuş felsefe taşı.
oysaki felsefe taşı, evrenin temel sırlarını keşfetmek, metalleri altına çevirmek sıradanlığı yerine ölümü yaşama dönüştürmek, ruhu arındırmak ve daha yüksek bir bilince ulaşabilmek için içimizde arayıp bulmamız gereken akıl taşıdır, hayat taşıdır... bilgelik yolunda ilerleyebilmenin anahtarıdır.
simyacılık geçmişine baktığımızda ciddi ve uzun soluklu örgütlenmelere ve bilimsel çalışmaları ile ders kitaplarımızda yer edinen bilim adamlarına rastlıyoruz. örneğin 17. yy. da fama fraternitatis isimli kitabın yayınlanması ile "rose-croix" (gül ve haç tarikatı) kuruluyor. bu tarikat, sayısız çin ve yunan metinlerinde yer alan gizli bilgileri (hermenitik ezoterik) elinde bulundurduğunu söyleyip avrupanın tüm bilim adamlarına, gelip kendilerine katılma çağrısı yapar. bu çağrıya yanıt öylesine geniş olur ki, on yıldan daha kısa bir süre içinde, bu gizli örgütle ilgili yüzlerce kitap ve broşür yayınlanır. aynı yazar, francis bacon'a yeni atlantis adlı yapıtın esinini verecek olan "christianopolis" adlı bir kitap yayınlar kitapta bir kent-örgüt kurulmasını önerilir. amacı, "felsefi kimya"üzerine yapılanan yeni bir bilgi yöntemini geliştirmek olan bu ütopik kentin merkezi, "gök ile yerin birleştiği ve doğa kitabına yazılmış tanrısal gizemlerin araştırılacağı" bir tür laboratuar olacaktır. belki de bizim ada, seçilen bu kenttir.
sonuç olarak simyacının, ilk insanların doğayı değiştirmeleri ile başlayan çok eski bir projenin son aşamasını tamamladığı söylenebilir. simyanın dönüşüm kavramı, doğayı değiştirmek isteyen insan eylemi hakkındaki unutulmuş bir inancın son ifadesidir. simya miti, çok ender rastlanan iyimser mitlerden biridir; aslında "opus alchimicum" sadece doğayı dönüştürme, yetkinleştirme ya da yenilemekle yetinmez, yetkinliği insanın varoluşuna da yaygınlaştırmaya çalışır; insana sağlık, sonsuz gençlik ve hatta ölümsüzlük vermeye çabalar. bu da aklımıza dharma'nın kuruluş amacını getirir.
(alıntıdır) teori 1:
ada, 17 yy. da gül ve haç hareketi ile tekrar gündeme gelen simya (artı okültizm ezorterizm hermetizm) bilimini deneysel bilim ile örtüştürmek amacıyla kurulmak istenen bir laboratuardır. amaç, felsefe taşını bularak insanlığı bir adım öteye taşımak, üstün ırk haline getirip belki de ölümü yenmektir.
teori 2:
burası seçilmiştir. seçen kişi de simya ile yakından ilgilenen alvar hanso'nun dedesi magnus hanso'dur. magnus aynı zamanda köle ticareti yapmaktadır. bu hem araştırmanın gizliliği hem de fon sağlamak için uygun bir kılıftır. adayı köle ticareti yaparken rastlantı eseri bulmuş ve ada labaratuar olarak düzenlenmiştir (bu kısım pek aklıma yatmıyor)
teori 3:
belki de, magnus hermetizme merakı ile bu adayı özellikle aramış ve bulmuştur. çünkü ada ezoterik ve hermenitik metinlerde adına sıklıkla rastlanılan, sular altında kalmış kayıp mu kıtasının tepelerinden biridir aslında. mu halkı son derece gelişmiş yüksek bir uygarlık düzeyinde bulunmaktadır. bilim konusunda günümüzden hayli ileridedirler. halk, seli önceden sezerek kolonileşme yoluyla göçe başlamış, ancak uygarlığının izleri (ayak heykeli felsefe taşı black smoke fısıltılar halüsinasyonlar) adada kalmıştır. simyacıların geneli mu medeniyetinin varlığına inanan ve bilgilerine bel bağlayan insanlardır.
teori 4:
magnus çalışmalarını tamamlayamamış ancak detaylarını torununa anlatmıştır (zaten ezoterizmde bir "el verme" geleneği vardır). torunu da dedesinin izinden gitmek adına dharma'yı kurmuş ve bir yandan efsanevi felsefe taşını (hydria üzerindeki arkeolojik kazı alanı) araken bir yandan da gül ve haç'ın ütopik kent'ini (otherville) kurmaya çalışır.
teori 5: mu kıtasının bugünkü pasifik okyanusunun oldukça büyük bir bölümünü kapladığını, hawaii, haiti, fiji, paskalya adaları ile diğer polonezya adalarının bu batık kıtadan arta kalan parçalar olduklarını ortaya koyuyor. yer olarak bizim adanın olduğu yerdeymiş. bugün antik mısır, çin, hint ve maya uygarlıkları diye bilinen uygarlıkların kökeninde de mu uygarlığı yatmaktadır. bu da dharma, namaste.., hatch logoları (hint), sayılar girilmediğinde çıkan hieroglifleri (mısır), ayak heykelinin sandaletinin tarzı (yunan) vs.yi açıklıyor sanki.
Lost
Sinepedi Katılımcıları