Çarpışma

Crash

Bütün Fragmanlar ►
Çarpışma (2004) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
7.7
/ 10
864 oy

24 Haziran 2005

2004 - ABDAlmanya

Dram

112 Dak.PT112M

Paul Haggis Bobby Moresco

993 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Los Angeles şehrinde birbirinden haberdar olmadan yaşayan sıradan basit insanların sadece otuz altı saatte birbirleri ile tanıştıklarını anlatıyor film...Bu insanların nasıl bir araya gelirken neler yaptıklarını nasıl yaşadıklarından bir kesit sunuyor bize...Yönetmen Paul Haggis bu filmde insanların kötü iken aynı zamanda iyi olduğunu anlatıyor...Irk kargaşası , insanların birbirine bakış açısı ve iyi olan kavramı ele alan film aynı zamanda en iyi film oscarını kazanarak ne kadar kaliteli olduğunu kanıtlamıştır...Ayrıca oyuncuların hepsi birer başrol ve hepside rollerinin hakkını sonuna kadar vermiş...

Filmi Ekleyen volky
Popüler Yorumlar
criticus (Profesyonel) | 10 Ağustos 2012, 00:40

Paul Haggis'in yonetmenligini yaptigi 2004 yapimi; icinde bircok duygusal doruk barindiran, bu duygusal anlari harika muziklerle bezemis, "gercek hayattan gercek bir kesit’’ sunan başrolündeki 11 oyuncunun da çok ekonomik kullanıldığı, hiçbiri birbirinin önüne geçmediği kesişen hayatlar temasının güzel bir örneğİ CRASH. Abd’ de cekilen bu tarz filmler Amerikan Beauty ile baslamisti. Amerika artik toplum olma ozelligini yitirmis, ortak hedef ortak tarihe sahip olamayan bir insan toplulugu haline gelmis bu filmle de bunu itiraf ediyor ve en iyi film OSCAR ödülünü kesinlikle hakediyor. Filmde aslinda sadece’’ hayattan bir kesit’’ anlatiliyor ama icerdigi muthis orguyle hayran birakıyor. Filmin akisi esnasinda; birbirlerine acilan karakterler ve sahneler o kadar iyi verilmis ki hic yadirgamiyorsunuz... aksine; ardi ardina bir puzzlein parcalari gibi yerlerini bulan bu sahneler; hem sizi filme baglamis oluyor hem de hayatin gercekten de surprizler ve tesaduflerle dolu oldugunu size bir kez daha hatirlatiyor.... "DOKUNMA DUYGUSU! şehirde yürürsün, insanlara değerek geçersin, onlarda sana çarpar. L.angeles'ta ise kimse sana dokunmaz. metal bir camın arkasındayız. o dokunma hissini özlüyorum. bir şeyler hissedebilmek için birbirimize çarpmalıyız." bu sözler filmin hemen başında bir çarpışma sonucunda arabasının içinde konuşan bir dedektifin ağzından dökülüyor ve tüm filmi özetliyor aslında..11 eylül günü ikiz kulelere çarpan uçakların sonucunda amerikan halkında oluşan korku hissi,yabancı düşmanlığı, tahammülsüzlük, ırkçılık gibi konuları irdeliyor bu film."biz"'in nasılda bir anda "öteki" oluverdiğini gözler önüne seriyor.bir kaza sonucu bir zamanlar "melekler şehri" olarak adlandırılan L. angeles’ta o meleklerin çoktan şehri terkettiğini anlamamıza yardımcı olan çarpışık hayatları seyretmeye başlıyoruz filmde.Bir insanın tamamiyle kötü, veya tamamiyle iyi olamayacağının vurgulandığını göüyoruz , bir nevi `yin yang` in alegorik anlatımı gibi .İnsanların tüm eylemlerinin bir neden üzerine kurgulandığını ve herkesin kendi kurgusal mahkemelerinde nasıl yargılandığını gösteriyor, nefretin veya sevginin anlık birikimini, ve tahminsizliğin sınırlarını zorlayacak bir yerden nasıl fışkırdığını gösteriyor yani film kendinden olmayanı tanımayan, yok sayan, ondan korkan ve onu yok etmeye çalışan ABD nin resmini çiziyor….salt eğlendirmek değil düşündürmek, sorgulatmak, değiştirmek gibi bir misyona da sahip film. her şeye rağmen, filmde önyargıların ne tür işler açabileceğini izlerken bile önyargılı biçimde bir amerika propagandası arayıp duruyorsunuz. ve nihayet filmin sonunda "evet! bütün bunlar böyle çünkü burası amerika. burada her şey olur, insanlar yaşar, ölür ama amerika böyle. yaşatır da öldürür de"yi, eğlenceli bir müzik eşliğinde algılayabiliyorsunuz..Sonuç itibariyle çarpışan tüm bu hayatların sonucunda yönetmen Paul Higgis bu çarpışmanın fotografını çekerken ; diğer yandan da bu fotografın derinliklerini gösteriyor ve filmini bitiriken üzerimizdeki zırhı çıkarıp filmin hemen başındaki dedektifin repliğini hatırlatıyor... "DOKUNMA DUYGUSU! insanları birbirine bağlayacak ve koparmayacak şeyin bu olduğunu hissettirerek…

0
+27
deathorgloryy (Figuran) | 08 Temmuz 2013, 01:19

Sinema sanattır, hayattır. Sinema, duygular, hayaller ve psikolojik dünyaları anlamak için en iyi araçtır. Sinemayı anlamak için önce bütün sanatların kaynağı olan hayatı anlamak öğrenmek gerekir. Sinema sanatı insanın içindedir. İnsan gelişirse o da gelişir. İnsanoğlu akıp giden hayatın bir geri kalmışlığıdır.Bu sebeptendir ki yaşamımızda yaptıklarımızın bir gün bize nasıl geri döneceğini çok az düşünerek yaşarız.Paul Haggis’in yönetmen koltuğuna oturduğu bu sorgulayıcı ve acıtıcı film insanların insan olma konusunda en büyük buhranları yaşadığı günümüz dünyasına en güzel mesajlarından birini veriyor: Neden sadece insan değiliz?.. Genel olarak baktığımızda filmin arkasında bıraktığı mutlu olma, sinirlenme, hüzünlenme, başkaldırma, farkına varma ve en önemlisi birbirini anlayabilecek varlıklar olduğumuzu bize gösterme becerisinden dolayı, empati başlıklı filmler arasında ilk sıralara girmeyi fazlasıyla hak ediyor. Filmin sonunda gözlerinizde ufak bir ağrıma ve suratınızda oluşan tebessüm ile ayrılmak, filmin güzelliğinin en keşfi tadıdır. Filmimiz Los Angeles şehrinde, birbirinden haberdar olmadan yaşayan sıradan basit insanların, otuz altı saat içinde birbirleri ile yaşadıkları olayları anlatıyor. Aslında yanımızda ki insanların en yakın arkadaşımız olabileceğini ya da en yakın olanlarımızı; yani ailelerimizi bile fark etmeden kendimize en uzak insanlar yapabilmeyi, ırkçı olmayan bir beyaz polisin filmin tek katili olduğunu veya ölen tek karakterin filmin en masum siyahisi olduğunu, en çok korkulan duyguların aslında korkulan duygular değil de yaşamın devamı için bir süregelirlilik olduğunu görüyoruz. Irkçı bir polisin yeri geldiğinde önceden taciz ettiği bir siyahi kadının bile sadece insan olduğu için ona yardım edebilme duygusunun var olduğunu anlıyoruz. Irk kargaşası , insanların birbirine bakış açısı ve iyi olan kavramı ele alan film aynı zamanda en iyi film oscarını kazanarak ne kadar kaliteli olduğunu kanıtlamıştır Ve en önemlisi yönetmen Paul Haggis dili, dini, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun, birbirinden haberdar olmayan insanların birbirlerine aslında ne kadar yakın veya ne kadar uzak olduklarını sinema tadında ve sıkmadan aktarıyor. ÖSG

0
+12
Tüm yorumlar (369)
RamazanCAN61 (Dublör) | 29 Mart 2014, 22:10

” Gerçek bir şehirde yürüdüğünü düşün, geçerken insanlara sürtünürsün. Birileri sana çarpar durur. Los Angeles’ta ise sana kimse dokunmaz. Bu dokunuşları öylesine özlüyoruz ki sırf bir şeyler hissetmek için birbirimize bindiriyoruz. “

Cevap Yaz
0
0
alwayshtk (Dublör) | 02 Mart 2014, 02:07

Ne ekersen onu biçersin! Süper bir film. --- 10/10

Cevap Yaz
0
1
sehrinazizi (Profesyonel) | 20 Şubat 2014, 19:23

güzel senaryu, güzel oyunculuk
zaten oskarı da aldı:))

Cevap Yaz
0
0
6tuncay2 (Amatör) | 19 Şubat 2014, 15:40

farklı yaşamların anlatıldığı güzel bir film .filmdeki muziklerde ayrı bi güzeldi.

Cevap Yaz
0
0
Sezeryazicioglu (Amatör) | 11 Şubat 2014, 14:58

Tabi birçok şey var ama önyargının ve ırkçılığın ne gibi sonuçlar doğuracağını,öyle olmayan insanların bile zamanla öyle insanların arasında kalarak alttan alta o düşünceye sahip olacağını (polisin ırkçı olmamasına karşın arabada siyahi adamın silah çıkaracağını zannedip öldürmesi gib)gösteren güzel bi film..
Ve Küçük kızın vurulduğu sahnede uzun zaman sonra hıçkıra hıçkıra ağladım mükemmel bi dram sahnesiydi..

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz