• Platformlar
  • Vizyondaki Filmler
  • Yakında
  • Salonlar
  • Filmler
  • Diziler
  • Sanatçılar
  • Haberler
  • Listeler
  • TV Dizileri
  • Vizyondaki Filmler
  • Yakında
  • Salonlar
  • Platformlar
  • TV Dizileri
  • Ödüller
  • Filmler
  • Diziler
  • Sanatçılar
  • Ne İzlesem?
  • Listeler
  • Forum
  • Anket
  • Haberler
  • Fragmanlar
Anket özelliğimiz yayında!
İster anket oluştur, ister oy ver.
Diğer sinemaseverlerin tercihlerini gör, kendininkileri paylaş.
Hemen Dene
Yükleniyor...
Üye Girişi
Şifremi Unuttum
veya
Henüz hesabın yok mu? Üye Ol
Şifremi Unuttum
Yeni Şifre Belirle
Üye Kaydı
veya
Devam etmeniz halinde Kullanıcı Sözleşmesi ve Kişisel Verilerin Korunması metnini kabul etmiş sayılacaksınız.
Zaten bir hesabın var mı? Giriş Yap
Avatar Resmi

onrayn

Profesyonel
Film kurdu...
  • Favorileri
  • Listeleri
  • Arkadaşları
  • Yorumları
  • Ekledikleri
110
Arkadaş
0
Liste
424
Yorum
105.904
Puan

Favorileri

  • Favori Filmleri
  • Favori Dizileri
  • Favori Sanatçıları
Blue Beetle (2023) afişi
Blue Beetle
Aksiyon, Bilim Kurgu, Macera
Dampyr (2022) afişi
Dampyr
Korku, Fantastik, Aksiyon
Cici Can (1963) afişi
Cici Can
Macera, Komedi, Fantastik
Breaking Surface (2020) afişi
Breaking Surface
Dram, Gerilim
The Bodyguard (1992) afişi
The Bodyguard
Aksiyon, Dram, Romantik
Define Avcıları (1985) afişi
Define Avcıları
Macera, Komedi, Aile
Vile (2010) afişi
Vile
Korku, Gerilim
Çanakkale Içinde Vurdular Beni (2007) afişi
Çanakkale Içinde Vurdular Beni
Savaş, Tarih
Memleket Hikayeleri - Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz (2005) afişi
Memleket Hikayeleri - Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz
Dram, Romantik
Artık Umut Da Yok / Eşref (2006) afişi
Artık Umut Da Yok / Eşref
Dram, Romantik
Henüz favori dizisi bulunmuyor.
Bill Murray fotoğrafı
Bill Murray
Cüneyt Arkın fotoğrafı
Cüneyt Arkın
Anthony Quinn fotoğrafı
Anthony Quinn
Meryl Streep fotoğrafı
Meryl Streep
Nicolas Cage fotoğrafı
Nicolas Cage
Bruce Willis fotoğrafı
Bruce Willis
Onur Ayan fotoğrafı
Onur Ayan
Mehmet Aslantuğ fotoğrafı
Mehmet Aslantuğ
Mark Dacascos fotoğrafı
Mark Dacascos
Hülya Avşar fotoğrafı
Hülya Avşar

İzlediği Filmler (60)

Blue Beetle (2023) afişi
Blue Beetle
Aksiyon, Bilim Kurgu, Macera
Dampyr (2022) afişi
Dampyr
Korku, Fantastik, Aksiyon
Cici Can (1963) afişi
Cici Can
Macera, Komedi, Fantastik
Ninja'nın İntikamı (2009) afişi
Ninja'nın İntikamı
Aksiyon, Macera, Gerilim
Parallel (2017) afişi
Parallel
Dram
Dead Trigger (2017) afişi
Dead Trigger
Aksiyon, Korku
Zombie Town (2023) afişi
Zombie Town
Korku, Komedi
Dead Sea (2024) afişi
Dead Sea
Suç, Korku, Gerilim
Jeruzalem (2015) afişi
Jeruzalem
Korku, Aksiyon, Bilim Kurgu
Breaking Surface (2020) afişi
Breaking Surface
Dram, Gerilim

İzlediği Diziler (0)

Henüz izlediği dizi bulunmuyor.

İzleme Listesi (0)

Henüz izleme listesi oluşturmamış.

Listeleri (0)

Henüz liste oluşturmamış.

Arkadaşları (110)

Lucifer1313
Lucifer1313 - Artist
17 Arkadaş • 0 Liste
nilay77
nilay77 - Jön
413 Arkadaş • 0 Liste
ercumentunalus
ercumentunalus - Artist
865 Arkadaş • 19 Liste
mesutcelikci
mesutcelikci - Amatör
1 Arkadaş • 1 Liste
ertanaltun
ertanaltun - Figuran
4 Arkadaş • 0 Liste

Son Yorumları

Aşka Dair
Aşka Dair
16 Nisan 2026 00:02
Film gürültücü aşk hikâyelerinin aksine, kalbin en kısık sesini dinlemeye zorlayan bir anlatı kuruyor. Yönetmen Maria Sole Tognazzi, aşkı bir patlama değil; yavaş yavaş içe çöken, insanı kendiyle yüzleştiren bir süreç gibi ele alıyor.

Bu filmde aşk, çoğu anlatıda olduğu gibi bir “tamamlanma” hali değil. Aksine, eksikliklerin aynası. Karakterler birbirlerini bulduklarında mutlu olmaktan çok, kendilerinden kaçamadıklarını fark ediyorlar. Film tam da burada bir damar yakalıyor: İnsan bir başkasını sevdiğinde aslında neyi sever? Karşısındaki kişiyi mi, yoksa o kişinin içinde uyandırdığı kendi yansımasını mı?

Hikâye boyunca ilişkiler birer liman değil, daha çok sisli birer geçit gibi. Girerken nereye varacağını bilmiyorsun. Çıkarken de aynı kişi kalmıyorsun. Tognazzi’nin kamerası bu belirsizliği özellikle koruyor. Kesin cevaplar vermiyor; karakterlerin duygularını netleştirmek yerine bulanıklaştırıyor. Çünkü gerçek hayatta aşk da böyledir: Tarif etmeye çalıştıkça elden kayar.

Filmin en güçlü taraflarından biri, aşkı romantize etmek yerine onu kırılgan, hatta yer yer rahatsız edici bir deneyim olarak sunması. Sevmenin beraberinde getirdiği kıskançlık, yalnızlık ve kendini sorgulama hali neredeyse görünmez bir gerilim gibi sahnelere yayılıyor. Bu yüzden film, “aşk güzeldir” demekten çok “aşk insanı açığa çıkarır” diyor.

Ve belki de en çarpıcı düşünce şu: Aşk, bir başkasını anlamak için değil, kendini fark etmek için yaşanır. Karakterler birbirlerine yaklaşırken aslında kendi iç boşluklarını daha net görüyorlar. Film burada ince bir ironi kuruyor: İnsan en çok sevdiği kişide kaybolduğunu sanırken, aslında ilk kez kendini bulmaya başlıyor.

Sonuç olarak Aşka Dair, klasik bir aşk hikâyesi anlatmıyor. O, aşkın içimizde açtığı küçük çatlakları gösteriyor. Ve o çatlaklardan sızan şey yalnızca acı değil; aynı zamanda farkındalık. Film bittiğinde geriye büyük cümleler kalmıyor belki ama insanın içinde şu düşünce yankılanıyor:Aşk, iki kişi arasında değil; insanın kendi içinde tamamlanmamış bir cümle gibi var oluyor.
Yoruma Git
Şabanoğlu Şaban
Şabanoğlu Şaban
06 Nisan 2026 22:50
Bazı filmler vardır, sadece izlenmez… evin bir köşesine yerleşir, çocukluğun rafına usulca oturur ve her denk gelişte aynı sıcaklığı yeniden yakar. İşte Şaban Oğlu Şaban tam olarak böyle bir film. Benim için sadece bir komedi değil; kahkahaların arasına gizlenmiş, mahalle kokulu bir hatıra sandığı.

Başrolde efsanevi Kemal Sunal var. Ama o burada sadece bir oyuncu değil; saf, temiz, dobra bir karakterin vücut bulmuş hâli. Şaban’ın sakarlıkları, yanlış anlaşılmaları ve o meşhur saf bakışları… Hepsi birer komedi unsuru gibi görünse de aslında insanın içindeki “iyi olma hâlini” temsil ediyor. İzlerken gülüyorsun, ama bir yandan da “Keşke herkes biraz Şaban gibi olsa” diye geçiriyorsun içinden.

Film yüzeyde bir askerlik komedisi gibi ilerliyor. Disiplin, rütbe, düzen… Ama Şaban Oğlu Şaban bu düzenin içine öyle bir karakter yerleştiriyor ki, tüm sistemin ciddiyetini tatlı tatlı tiye alıyor. Ve burada filmin asıl söylemek istediği şey yavaş yavaş belirginleşiyor:

İnsan olmak, kurallardan daha değerlidir.
Samimiyet, yapay ciddiyetten her zaman daha güçlüdür.
Ve en önemlisi, kalbi temiz olan “kaybetmiş gibi görünse bile” aslında hep kazanır.

Şaban karakteri sistemin “kusurlu” gördüğü bir insan. Ama film bize şunu açıkça gösteriyor: Asıl kusur, insanlığı unutanlarda. Şaban yanlış yapar, tökezler, komik duruma düşer… ama asla kötü olmaz. İşte bu yüzden izleyici onun tarafında durur. Çünkü herkes, içten içe o saflığı kaybettiğini bilir.

Filmdeki mizah ise zamansız. Bugün izlesen de güldürüyor, yarın izlesen de. Çünkü espriler sadece kelimelerden değil, durumların doğallığından doğuyor. Abartı yok, zorlama yok… Her şey hayatın içinden.

Ve belki de en güzel tarafı şu:Bu film seni sadece güldürmez, aynı zamanda “iyi insan olmanın” ne kadar değerli olduğunu hatırlatır.

Sonuç olarak Şaban Oğlu Şaban, çocukluğumun kahkahalarını bugüne taşıyan, her izleyişte içimi ısıtan ve bana şunu fısıldayan bir film:
“Dünya ne kadar değişirse değişsin, iyilik hâlâ en güçlü şeydir.”
Yoruma Git
Yeni Dünya: Amerika'nın Keşfi
Yeni Dünya: Amerika'nın Keşfi
06 Nisan 2026 22:44
Sinemanın sadece bir hikâye anlatma aracı olmadığını, aynı zamanda bir duygu taşıyıcısı ve zamanın içinden geçen bir şiir olabileceğini hatırlatan nadir filmlerden biri. Yönetmen Terrence Malick, bu filmde klasik anlatı kalıplarını bilinçli şekilde kırarak izleyiciyi bir olay örgüsünün peşinden sürüklemek yerine, adeta doğanın kalp atışlarına kulak vermeye davet ediyor.

Film, Pocahontas ile John Smith arasındaki ilişkiyi merkezine alsa da, aslında çok daha derin bir sorunun etrafında dolaşıyor: İnsan, doğanın bir parçası mı yoksa ona hükmetmeye çalışan bir yabancı mı? Bu soru, izleyicinin zihninde yankılanırken film boyunca görsel bir şölen eşliğinde işleniyor.

Görüntü yönetimi, sinemanın en saf hâline ulaşmış gibi hissettiriyor. Güneş ışığının yaprakların arasından süzülüşü, rüzgârın suyla dansı, karakterlerin bakışlarından çok daha fazlasını anlatıyor. Diyalogların azlığı ilk bakışta alışılmadık gelebilir; fakat bu sessizlik, filmin en güçlü anlatım dili hâline dönüşüyor. Çünkü Terrence Malick burada kelimelerden çok hislere güveniyor.

Oyunculuk tarafında ise özellikle Q'orianka Kilcher, Pocahontas rolünde büyüleyici bir doğallık sergiliyor. Onun performansı, karakteri tarih kitaplarından çıkarıp yaşayan, hisseden, kırılan bir insana dönüştürüyor. Aynı şekilde Colin Farrell ve Christian Bale de hikâyenin duygusal derinliğine katkı sağlayan dengeli performanslar sunuyor.

Filmin en dikkat çekici yanlarından biri de zaman kavramını ele alış biçimi. Burada zaman, hızlı akan bir nehir değil; ağır ağır süzülen bir sis gibi. İzleyiciye sabırla bakmayı, hissetmeyi ve anlamayı öğütlüyor. Bu yönüyle The New World, sadece izlenen değil, deneyimlenen bir film hâline geliyor.

Her kesimden izleyiciyi etkileyebilecek en önemli özelliği ise evrensel duygulara dokunması: aşk, aidiyet, keşif ve kayıp. Bu temalar, kültürler ve zamanlar üstü bir bağ kurarak filmi herkes için erişilebilir kılıyor.

Sonuç olarak The New World, hızlı tüketilen hikâyelerin çağında yavaşlamayı hatırlatan, görsel ve duygusal anlamda zengin bir sinema deneyimi sunuyor. İzlerken acele etmeyi bırakırsanız, film de size kendi ritmini fısıldamaya başlıyor. Ve o an fark ediyorsunuz: Bu sadece yeni bir dünya değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasına yaptığı sessiz bir yolculuk.
Yoruma Git
Tüm Yorumları Gör
Daha iyi bir deneyim için çalışıyoruz
Size daha iyi hizmet sunmak, kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Sitemizdeki çerezlerle ilgili detaylı bilgi için Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.
Çerez Ayarları
Destek
  • İletişim
  • Yardım
  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Yasal Uyarı
Projelerimiz
  • doviz.com
Telif Hakları © 2026