• Platformlar
  • Vizyondaki Filmler
  • Yakında
  • Salonlar
  • Filmler
  • Diziler
  • Sanatçılar
  • Haberler
  • Listeler
  • TV Dizileri
  • Vizyondaki Filmler
  • Yakında
  • Salonlar
  • Platformlar
  • TV Dizileri
  • Ödüller
  • Filmler
  • Diziler
  • Sanatçılar
  • Ne İzlesem?
  • Listeler
  • Forum
  • Anket
  • Haberler
  • Fragmanlar
Anket özelliğimiz yayında!
İster anket oluştur, ister oy ver.
Diğer sinemaseverlerin tercihlerini gör, kendininkileri paylaş.
Hemen Dene
Yükleniyor...
Üye Girişi
Şifremi Unuttum
veya
Henüz hesabın yok mu? Üye Ol
Şifremi Unuttum
Yeni Şifre Belirle
Üye Kaydı
veya
Devam etmeniz halinde Kullanıcı Sözleşmesi ve Kişisel Verilerin Korunması metnini kabul etmiş sayılacaksınız.
Zaten bir hesabın var mı? Giriş Yap
Kapak Resmi
Avatar Resmi

Erenov

Amatör
sinefil.
  • Favorileri
  • Listeleri
  • Arkadaşları
  • Yorumları
  • Ekledikleri
2
Arkadaş
9
Liste
19
Yorum
3.400
Puan

Favorileri

  • Favori Filmleri
  • Favori Dizileri
  • Favori Sanatçıları
Kutsal Geyiğin Ölümü (2017) afişi
Kutsal Geyiğin Ölümü
Dram, Gerilim, Gizem
anne! (2017) afişi
anne!
Korku, Dram
Serüven (1960) afişi
Serüven
Dram, Gizem, Romantik
Büyük Yolculuk (2004) afişi
Büyük Yolculuk
Dram, Romantik
Çingeneler Zamanı (1988) afişi
Çingeneler Zamanı
Dram, Komedi, Suç
Sığınak (2011) afişi
Sığınak
Gerilim, Dram, Korku
Paterson (2016) afişi
Paterson
Dram, Komedi, Romantik
Suspiria (1977) afişi
Suspiria
Korku
Vampyr (1932) afişi
Vampyr
Korku, Fantastik, Gizem
Vampirler (1915) afişi
Vampirler
Dram, Gerilim
Henüz favori dizisi bulunmuyor.
Roberto Rossellini fotoğrafı
Roberto Rossellini
Metin Erksan fotoğrafı
Metin Erksan
Friedrich Wilhelm Murnau fotoğrafı
Friedrich Wilhelm Murnau
Pierre Étaix fotoğrafı
Pierre Étaix
John Frankenheimer fotoğrafı
John Frankenheimer
Buster Keaton fotoğrafı
Buster Keaton
Toshirô Mifune fotoğrafı
Toshirô Mifune
James Stewart fotoğrafı
James Stewart
Marlon Brando fotoğrafı
Marlon Brando
Karel Reisz fotoğrafı
Karel Reisz

İzlediği Filmler (521)

Prangalı Hapishane Kaçağıyım (1932) afişi
Prangalı Hapishane Kaçağıyım
Dram, Suç
Dunkirk (2017) afişi
Dunkirk
Savaş, Aksiyon, Dram
Justice League: Adalet Birliği (2017) afişi
Justice League: Adalet Birliği
Aksiyon, Macera, Bilim Kurgu
666: Cin Musallatı (2017) afişi
666: Cin Musallatı
Korku
Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı (2017) afişi
Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı
Bilim Kurgu, Dram
Cingöz Recai (2017) afişi
Cingöz Recai
Aksiyon, Macera, Suç
Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var (2017) afişi
Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var
Komedi, Belgesel
Thor: Ragnarok (2017) afişi
Thor: Ragnarok
Aksiyon, Macera, Bilim Kurgu
Beyaz Balina (2017) afişi
Beyaz Balina
Dram, Aile
Otoban (2016) afişi
Otoban
Gerilim, Aksiyon

İzlediği Diziler (35)

Once Upon a Time (2011) afişi
Once Upon a Time
Dram, Bilim Kurgu
Person of Interest (2011) afişi
Person of Interest
Dram, Aksiyon, Suç
Shameless (2011) afişi
Shameless
Dram, Komedi
The Walking Dead (2010) afişi
The Walking Dead
Aksiyon, Dram, Bilim Kurgu
The Flash (2014) afişi
The Flash
Dram, Bilim Kurgu
Vampir Günlükleri (2009) afişi
Vampir Günlükleri
Dram, Bilim Kurgu
Doğaüstü (2005) afişi
Doğaüstü
Dram, Gizem, Bilim Kurgu
How I Met Your Mother (2005) afişi
How I Met Your Mother
Komedi
Büyük Kaçış (2005) afişi
Büyük Kaçış
Aksiyon, Suç, Dram
Dexter (2006) afişi
Dexter
Suç, Dram, Gizem

İzleme Listesi (0)

Henüz izleme listesi oluşturmamış.

Listeleri (9)

Takip Ettiğim Diziler
18 Yapım
Takip Ettiğim Filmler
9 Yapım
Favori 10 Komedi
10 Yapım

Arkadaşları (2)

Junkies
Junkies - Amatör
1 Arkadaş • 1 Liste
deepwatcher
deepwatcher - Figuran
97 Arkadaş • 1 Liste

Son Yorumları

Taksi Şoförü
Taksi Şoförü
27 Mart 2017 23:03
70lerin Manhattanınında hayatını taksicilik yaparak kazanan Vietnam gazisi bir adamın, pisliğin, serseriliğin, köpeklerin, adiliğin, kokuşmuş bir düzenin karşısında duran yalnız bir adamın öyküsü. Travis, yalnız bir insan. Aynı zamanda saf, temiz, doğru, dürüst bir insan. Beğendiği kadına olduğu gibi davranıyor, yapmacık değil. Sevdiği kadını kendi yaşantısının bir parçası olarak görmesi, onu porno filme götürmesi aslında saflığın, dürüstlüğün bir ifadesi. Bu durum bence Travis'in topluma ayak uyduramaması anlamına gelmez. Çünkü toplumun Travis'e verdiği bu. Çevresindeki adaletsizlikler, ahlaki çöküntü, yozlaşmış kokuşmuş bir düzen onu rahatsız ediyor ve bunu kendince değiştirmek istiyor. Kendisi kokuşmuş bir düzenin parçası olmak yerine bunu reddediyor ve ayakta kalma mücadelesi veriyor. Yaşadığı çarpık düzeni değiştirmek istiyor. Haksızlıklara tahammül edemiyor. Burada biz kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bizler gördüğümüz, yaşadığımız çarpık düzeni değiştirmek için neler yapıyoruz? " Hiçbir şey." Yalnız bir insan çevresini daha iyi gözlemleyebilir. Travis niteliksiz, yozlaşmış yığınların arasında olmaktansa yalnız kalmayı tercih etmiş. Ne büyük bir erdem. Travis'in yaşadığı yalnızlık bir çaresizlik göstergesi değil, bir tercih meselesi aslında. Pislikten, adilikten, adaletsiz aşağılık bir toplumla kaynaşmaktansa yalnız olmayı tercih etmiş. Bernard Russellin Akılsızca bir şeyi milyonlarca kişi söylese de o şey yine akılsızcadır. sözünden hareketle; Travis pis, adi bir toplumun içinde parlayan bir güneş gibi. Diyaloglarıyla, oyunculuğuyla her şeyi ile dört dörtlük bir film. Kırk yıldır söylenmesi gereken her şey söylendi zaten bu şaheser için. Şimdi artık ''en iyiler''in ortaklığını bir nostalji için izlemek lazım. Filmi kötüleyen sözde ''sinema'' izleyicileri için de Türk sinemasından ''nadide'' örnekler var son beş yılda (!)
Yoruma Git
Saklı
Saklı
26 Mart 2017 21:14
Sinemanın gücünden bahsederiz hep. Bir film, çok büyük bir topluluğu derinden sarsabilir, tüm gidişatı değiştirebilir. Herkes mutlaka bir filmin onun hayatında bir etkisi olduğunu kabul edecektir. Bahsettiğim bu etkinin büyük çoğunluğunun, görüntünün etkisi olduğunu kabul edebiliriz kolaylıkla. Hafızamızdaki anılar görüntü dosyası olarak kaydedilmiştir. Normal hayatta gördüğümüz herhangi bir şey, bir hatırayı anımsatırken genellikle daha önceki bir görüntü belirir zihnimizde. İşte sinemanın gücü, bize gösterdiği bir görüntünün farklı birçok şeyi zihnimize sokabilmesidir. Görüntünün gücünü çok iyi kullanan Haneke, bu filmde görüntünün bir insanı, ailesini, işini, hatta hayatında artık yeri olmayan insanları bile nasıl etkileyebileceğini gösterdi bize. Basit bir kamerayla çekilen, her biri 2-3 dakikalık görüntülerin nelere kadir olabileceğini ispatladı. İçimizde yıllarca sakladığımız özlem, sevinç, öfke, kıskançlık ne varsa yeniden -belki çok daha güçlü biçimde- ortaya çıkarabileceğini anlatmaya çalıştı. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi; aralara soktuğu görüntülerle de dünyanın içinde sakladığı, ama gene kimsenin unutmadığı, unutamayacağı, hafızasında her zaman yer işgal edeceği bir çok yaraya parmak bastı. Dünyanın hatırladıkça utanacağı anıların, ne kadar zaman geçerse geçsin, bir gün önüne çıkacağını, kabullenip çözmeden rahata kavuşamayacağına işaret etti. Zor filmlerin yönetmeni Michael Haneke'den yine zor bir film. Yine kendine has sinema diliyle, farklı konulara farklı pencerelerden bakan klasik bir Haneke filmi diyebiliriz Caché için. Haneke bu filmiyle bizlere alışılmışın dışına çıkarıyor, bu açıdan özgün film arayanlara da duyurulur. Yaratıcı senaryosu, izleyiciyi içerisine alan kurgusu ve sakin gözüken atmosferiyle bambaşka bir yapım Caché. Belki izledikten sonra herkes kendisinin içlerinde sakladıklarını hatırlayacak ya da hatırlamak istemeyecek. Modernizme yöneltilen sağlam bir eleştiri, Batı'nın iki yüzlü burjuva demokrasisine sert bir tokat ve sosyal hayatın temelinde yer alan çekirdek aileye, ideal aileye, kutsal aileye, şu dillere destan aile saadetine yönelik bir küçümsemedir bu film. Öyle ki en ufak bir sarsıntıda söz konusu çekirdek ailenin çerezlik çekirdek kadar bile lezzeti kalmadığına tanık oluyoruz bu filmde. Modern insanın başarılı, ideal bir örneğinde bile yer alan iç çelişkileri, çıkmazları ve hepimizi esir alan umursamazlığın kaynağının ne olduğunu gözler önüne seriyor yönetmen. Oyunculukların filme katkısı çok büyük. Binoche ve Auteuil'in performansları çok başarılı. Ayrıca filmde Haneke müzik koymamış. Sakin, bol diyaloglu, mat renklerin hakim olduğu, çok doğal ve insanın iç yapısına yolculuk yaptıran bir film. Politik ve sosyal eleştirileri de cabası, izleyenlere farklı bir deneyim sunuyor. Bu film, sinemayı neden bu kadar çok sevdiğimi hatırlattı bana. Michael Haneke çağımızın en aykırı en sıra dışı ama son derece başarılı yönetmenlerden biri. Filmin sonunda kasetin kimin gönderdiğini halen merak ediyorsanız Haneke size seslenememiş demektir ama; bunun çok da önemli olmadığını ve filmin anlatmak istediklerini yorumlamışsanız Haneke size seslenebilmiş demektir.
Yoruma Git
Ölüm Geçirmez
Ölüm Geçirmez
11 Mart 2017 00:37
Eleştirmenler tarafından fazla beğenilmeyen bu filmi, ben beğendim. Son zamanlarda izlediğim en eğlenceli filmdi. Filmde psikopat sapık Dublör Mike'ın iki farklı macerası anlatılıyor. İlk hikaye, tamamen 70'lerin istismar sinemasına uygun bir şekilde, tedirgin edici ve klostrofobik atmosferiyle izleyiciyi filmin içine sokmayı başarıyor. Bu ilk hikaye de farklı açılarla ele alınmış muazzam bir çarpışma sahnesiyle son buluyor. Siyah-beyaz başlayan ikinci hikaye, yine Dublör Mike'nın bir kız grubunun peşine takılmasını konu ediniyor. Bu hikayede Tarantino tarzını konuşturuyor ve kola makinesine para atılmasıyla ekran renkleniyor. Tarantino tarzını konuşturuyor dedik ya göndermelerin bu ikinci bölümde ardı arkası kesilmiyor, Kill Bill'den Gone in 60 Seconds'a kadar. Reservoir Dogs'taki lokanta sahnesini aratmayacak bir sekans yer alıyor ayrıca bu ikinci hikayede. İkinci hikayede yer alan diyaloglarla ilkindeki diyaloglar arasında pek de fazla fark olmadığını görüyoruz. Farklı işlerde de olsalar kızların konuşacakları değişmiyor gibi. Bu lokanta sahnesi tek bir çekimle kesilmeden çekilmiş, bu uzun sekansı izlerken kendimizi bir an Godard filminde hissediyoruz. Tarantino yine izleyicisinde farklı hisler uyandırıyor. Filmin son 15 dakikası tam bir heyecan yaşatıyor izleyiciye. Buradaki kovalamaca sahnesi unutulmayacak cinsten. Bu son 15 dakikada tam bir mizah örneği ve finali de gülümsemelere yol açarak absürd bir biçimde bitiyor. Filmdeki oyunculuklara gelirsek Kurt Russell'ın eski günlerine taş çıkartırcasına bir performans sergilediğini görüyoruz. Rolüne çok iyi oturmuş ve Tarantino Travolta'dan sonra Russell'ı da hayata döndürmüş. Hele o ağlama sahnesi ve şeytani bakışlarının olduğu sahnelerde oyuncu başarılı. Diğer bayan oyuncularda, birçok başarılı filmde yan karakterleri oynayan başarılı oyuncular. Bunları Tarantino özenle seçmiş gibi. Hiçbiri de sırıtmadan iyi bir oyunculuk gösteriyor. Yönetmenin de her zamanki gibi filmde kendisine küçük bir rol verdiğini de belirteyim. Son olarak film tam bir Tarantino filmi. Film; akıcı, yer yer esprili, günlük yaşantımızda sıkça rastladığımız diyaloglar, uzunca yakın çekim yapılan bayan ayakları, bagajdan baktığımız kamera açısı, harika müzikler ve sayısız göndermeyle dolu. Yönetmen Kill Bill'den beri başlattığı eğlence dolu sinema anlayışını bu filmde de başarıyla devam ettirmiş. Başarılı olur muyum kaygısı gütmeden başlamış filmine, iyi de yapmış ve başarılı olmuş.
Yoruma Git
Tüm Yorumları Gör
Daha iyi bir deneyim için çalışıyoruz
Size daha iyi hizmet sunmak, kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Sitemizdeki çerezlerle ilgili detaylı bilgi için Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.
Çerez Ayarları
Destek
  • İletişim
  • Yardım
  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Yasal Uyarı
Projelerimiz
  • doviz.com
Telif Hakları © 2026