Sinemalar.com
2019-06-26T13:51:30+03:00 2019-07-01T16:26:00+03:00

Sinema Dünyasına Damga Vurmuş En İyi LGBT Filmleri

Yedinci sanatın örnekleri yıllar boyunca farklı konulara değinmiş olsa da bu büyük endüstrinin bazen kısmen, bazen de tamamen sessiz kaldığı bazı konular olabiliyor. 1930'larda çekilen ''Mädchen in Uniform'' gibi eski örneklere sahip olsa da LGBTİ ve ayrımcılık, Hollywood için son yıllara kadar hiçbir zaman 2. Dünya Savaşı veya heteroseksüel aşk hikayeleri kadar dikkat çekici olmadı. Bu listede LGBTİ bağlantılı hikayelere dayanan ve dikkat çeken filmlere yer verdik, iyi seyirler!  

1. Brokeback Dağı

Usta isim Ang Lee'nin yönetmen koltuğunda oturduğu Brokeback Dağı, Jake Gylenhaal ve Heath Ledger'ın şöhretlerinin zirve yaptığı filmdir desek abartmış olmayız. 2005 yapımı film, 1960'larda orta Amerika'da bir koyun sürüsünün taşınması işini üstlenen Ennis Del Mar ve Jack Twist'in hikayesini anlatıyor. Oscarların fazlaca önem ifade ettiği dönemlerde 3 adet altın heykelciğe uzanabilen Brokeback Dağı, hikayesi ve usta işi oyunculukları ile zamandan bağımsız bir yapım olmayı başardı.    

2. Carol

2015 yapımı Carol, eşcinselliğin hala tabu sayıldığı 1950'lerde New York'ta geçen bir aşk hikayesi. Therese Belivet, dışarıdan bakıldığında hayatı tam da istediği gibi giden bir fotoğrafçıdır. Erkek arkaddaşı Richard, onunla evlilik planları yapmaktadır ve bunu Paris'te gerçekleşmek istemektedir. Therese ise Manhattan'da bir katalog çekimi sırasında tanıştığı kendisinden yaşça büyük Carol ile tanıştıktan sonra, daha önce fazla temas kurmadığı bir tarafını keşfeder. Carol'ın eşcinsel yönelimi ise eşcinsellik karşıtı bir toplumda kızının velayetini alması için büyük bir engel oluşturacaktır. Cannes film festivalindeki gösteriminin ardındadaan ayakta alkışlanan Carol, usta oyunculuk performansları, etkileyici dekorları ve güçlü sanat yönetmenliği ile farklı bir sinema filmi olmayı başardı.

3. Beni Adınla Çağır

Sanat yönetmenliği ve dekor açısından büyük beğeni toplayan Call Me By Your Name, usta yönetmen Luca Guadagnino'nun lensinden çıkmış en önemli film desek abartmış olmayız. 1980'ler İtalya'sında geçen filmde genç Elio'nun hayatını değiştiren bir yaz aşkı hikayesi anlatılıyor. Babasının arkeoloji çalışmaları nedeniyle yazı Kuzey İtalya'da küçük bir şehirde geçiren Elio, günlerini kız arkadaşı ile ilgilenerek, kitap okuyarak ve piyano çalarak geçirmektedir. Elio'nun babasına yardım etmek için yanlarına gelen Amerikalı Oliver ile tanıştıktan sonra Elio'nun hayatı hızlı bir biçimde değişecektir. Call Me By Your Name, 2018'de ''En İyi Adaptasyon Senaryo'' Oscar'ına uzanmıştı. 

4. Hafta Sonu

Weekend, LGBT filmleri arasında akla gelen ilk yapımlardan bir tanesi değil belki, ancak iki insanın birlikte geçirdikleri kısa sürenin birbirlerini nasıl etkilediğini anlatması bakımından eşsiz bir etkiye sahip. Russel ve Glen'in, planlanmadık ve beklenmedik bir biçimde bir araya gelip birlikte geçirdikleri iki günü konu alan film, ikilinin spontane ilişkisini tüm doğallığı ile anlatıyor. 

5. Mutlu Beraberlik

Filmde Hong Kong'dan Arjantin'e bir yolculuğa çıkan Yiu-Fai ve Po-Wing'in hikayesine ortak oluyoruz. Arjantin'e macera dolu bir tatil için gelen çiftin hayatları ve ilişkileri beklemedikleri bir biçimde alt üst olur. Birbirlerinden git gide uzaklaşan çift için Arjantin'e geldikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hong Kong'lu yönetmen Kar-Wai Wong, yeni dalga Fransız sinemasından çokça etkilendiği tarzını bu yapımda oldukça net bir biçimde izleyici ile buluşturuyor. Mutlu Beraberlik, Cannes Film Festivalinde de büyük beğeni toplamıştı.

6. Paris Is Burning

Paris Is Burning, New Tork'ta 1985 - 1989 arası dönemdeki Afrikalı-Amerikalı ve Latin gay ve trans çevrelerinde yaşananları belgeliyor. Şehrin zenginlik ve gösteriş fikrleri ile yönlendiği zamanlarda geçen bu belgesel, kendi aralarında bir rekabet bulunan LGBT moda evlerinin düzenlediği etkinliklerin sahne arkasına da göz gezdirme şansı sunuyor. 

7. Benim Güzel Çamaşırhanem

1980'ler İngiltere'sinde geçen filmde beklenmedik bir biçimde yakınlaşan Johnny ve Omar'ın hikayesi anlatılıyor. Uzun süredir arkadaşı olan Omar'a bir çamaşırhane açmasında yardımcı olan Johnny, genç adamın bir çamaşırhane açmasına yardımcı olur. Johnny'nin bağlantıları ile bir çamaşırhaneden daha fazlası haline gelen dükkan, Omar'a çokça para kazandırırken genç adamın Johnny ile yakınlaşmasına da bahane olacaktır. 

8. Benim Güzel Idahom

80'lerin sonu 90'ların başını harika bir biçimde yaşatan dekorları ve kostümleri, Gus Van Sant'a ait usta işi yönetmenliği ve dönemin yükselen yıldızlarından Keanu Reeves ve River Phoenix'in harika oyunculukları ile kült statüsüne oluşan My Own Private Idaho bu listeye dahil edilmesi gereken filmlerden bir tanesi. Yolları kesişen Mike ve Scott'ın hayat için planları da, hayat görüşleri de birbirlerinden oldukça farklıdır. Bununla birlikte ikisinin de birbirlerinden gerçekleşmesi zor beklentileri ve gizli planları vardır. Günümüzde Keanu Reeves'in oyunculuğunun daha ciddiye alınmasında büyük katkısı olan film çekildikten iki yıl sonra River Phoenix, aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybetmşti.    

9. Tangerine

Tangerine; oyuncuları, film çekilirken kullanılan ekipmanları, dekorları ve yönetmenliği ile amatör bir film havası taşısa da hikaye anlatımı ve ortaya çıkan son ürün bakımından kesinlikle ciddiye alınması gereken bir yapım. Filmin konusunu kısaca özetleyecek olursak Tangerine, Noel arifesinde kalbini kıran adamı arayan Sin-Dee'nin hikayesini anlatıyor. Tangerine, eleştirmenler ve sinemaseverlerden tam not alarak zamanının ötesine uzanmayı başaran bir yapım.

10. Sev Beni

Åmål adında küçük bir kasabada yaşayan iki genç kızın hikayesini anlatan film, Avrupa sinemasının 90'lar sonundan hatıralarda kalan yapımlarından bir tanesiydi. Agnes, fazla sevilmeyen hatta dışlanan bir lise öğrencisidir ve okulun popüler kızlarından Elin'e ilgi duymaktadır. Bu duygularını sadece bilgisyarı ile paylaşan Agnes'in annesi, kızının 16. yaş günü için bir parti düzenler. Elin ile yakınlaşan Agnes, sonunda istediğini elde etmiş gibi görünmektedir. 

11. Langston'u Ararken

80'lerde siyah-beyaz çekilen Looking for Langston, Afrikalı-Amerikalı şair Langston Hughes'un hayatından bir bölüme odaklanıyor. Hughes'un hikayesini, içinde bulunduğu sosyal atmosferi anlamadan anlatmak tabi ki mümkün değil. Looking for Langston, işte tam da bu noktayı önemli ayrıntılar ile birlikte aktarıyor. 1920'lerde Harlem'deki enetellektüel hareketin içinde bulunan Hughes'un o yıllardaki eşcinsel kültürünü nasıl yaşadığına ortak oluyoruz. Film, özellikle LGBT hareketinin kendisi tarafından da büyük oranda beğenilen ve sahiplenilen bir yapım.  

12. Muhteşem Kadın

Listedeki nispeten daha yeni filmlerden bir tanesi olan Muhteşem Kadın, kendisinden 20 yaş büyük olan sevgilisi Orlando'yu kaybeden trans Marina'nın hikayesini anlatıyor. Orlando hayatını kaybettikten sonra Marina, yaşlı adamın ailesi ve polisler tarafından kötü muamele görür ve insanlık onurunu korumak zorunda kalır. Sebastian Lelio'nun usta işi yönetmenliği ile harika bir hikaye anlatımı sunan filmde LGBT bireylerin maruz kalabileceği ayrımcılığa yakından ortak olma imkanına erişiyoruz.

13. Muhteşem Kadın

Listedeki nispeten daha yeni filmlerden bir tanesi olan Muhteşem Kadın, kendisinden 20 yaş büyük olan sevgilisi Orlando'yu kaybeden trans Marina'nın hikayesini anlatıyor. Orlando hayatını kaybettikten sonra Marina, yaşlı adamın ailesi ve polisler tarafından kötü muamele görür ve insanlık onurunu korumak zorunda kalır. Sebastian Lelio'nun usta işi yönetmenliği ile harika bir hikaye anlatımı sunan filmde LGBT bireylerin maruz kalabileceği ayrımcılığa yakından ortak olma imkanına erişiyoruz.

14. Erkek Fatma

Çocuk yaşta yaşanabilen cinsel kimlik ve cinsiyet karmaşasını doğal ancak çarpıcı bir dille anlatabilen Tomboy, eştirmenlerden tam not almıştı. Kısa saçları ve erkeksi tavırları ile hayatını sürdüren Laure, ailesi ile yeni taşındıkları mahallede kendisini Mikael olarak tanıtınca herkes onun bir erkek çocuğu olduğunu düşünür. Ancak bu kimlik değişikliği, Laure için beklenmedik bir karmaşya da neden olacaktır.

15. Sınırsızlar Kulübü

Ouyuncu kadrosunda dikkat çekici isimleri bulunduran Dallas Buyers Club, LGBT'nin en zorlu çağlarından ve konularından bir tanesini ele alıyor. 1985 yılında HIV pozitif teşhisi konulan Ron Woodruff'a yaşamak için 30 günü kaldığı söylenir. Hem eski  arkadaşları hem de hükümet tarafından dışlanıp susturulmak istenen Ron, öldürücü hastalığı için sınırlara takılmayacak biçimdee bir deva aramaya koyulur. Bazı eleştirmenlere göre Matthew McConaughey'in en önemli performansını sergilediği film, 3 Oscar ödülü kazanarak geniş kitlelere adını duyurmayı başarmıştı.

16. Milk

Kaliforniya Eyaletinde seçilmiş olan ilk açık eşcinsel belediye meclis üyesi olan Harvey Milk, görev yeri San Francisco'da 1978 yılında cinayet sonucu hayatını yitirmiştir. Milk'in hayatına ve siyasi kariyerine sığdırdıkları, aktivizmi ve özel hayatı, 2008 yapımı Milk'te anlatılıyor. Sean Penn ve James Franco'nun harika oyunculuk performansları ile bir başyapıt haline gelen Milk, LGBT mücadelesini hakkını vererek anlatan önemli bir yapım.

Görüşleriniz