Al Pacino

Baba Fragman
Al Pacino profil resmi Facebook'ta Paylaş
Ekle
9.7/ 10
3883 oy
6764 kullanıcının favorisi

Al Pacino

ABD

25 Nisan 1940

Biyografisi

Alfredo James, bilinen adıyla Al Pacino, 1940 doğumlu ABD'li oyuncu. Hollywood'un gelmiş geçmiş en değerli aktörlerinden biri olarak görülen Pacino, Baba serisindeki Michael Corleone, Scarface'teki Tony Montana, Kadın Kokusu'ndaki Albay Frank Slade gibi unutulmayan karakterleri başarıyla canlandırdı.

Al Pacino, 25 Nisan 1940'ta New York, Doğu Harlem'de dünyaya geldi. Oyunculuk dersleri alan Pacino, zaman zaman çıktığı gösterilerde oyunculuğunu geliştirdi. 1966 yılında Actors Studio'da eğitim için hak kazandı. Daha sonra James Earl Jones ile çalıştığı The Place Creep'de rol aldı. 1967-68 tiyatro sezonunda zalim bir sokak serserisini oynadığı The Indian Wants the Bronx ile Obie Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

Al Pacino'nun Broadway'de sahneye çıktığı ilk oyun Does the Tiger Wear a Necktie?'dır. Her ne kadar oyun kırk gösterimden sonra kaldırıldı ise de Pacino, topluma uyum sağlayamayan bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı rolüyle Tony Ödülü'nün sahibi oldu. Al Pacino'nun kariyerindeki ilk filmi, 1969 yılında çevirdiği Me, Natalie' dir. Buradaki başarısıyla, yapımcılığını Paramount'un üstlendiği, Francis Ford Coppola'nın The Godfather (Baba) filminde Michael Corleone rolünü oynamaya hak kazanacaktır. Bu filmdeki performansı ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Daha sonra Broadway oyunlarına döndü ve başrolünü oynadığı The Basic Training of Pavlo Hummel ile ikinci kez Tony ödülünün sahibi oldu.

Pacino 1974'te ikincisi çevrilen Baba serisinde yine Michael Corleone rolüyle bu kez En İyi Erkek Oyuncu Oscarı'na aday gösterildi. 1975'te Dog Day Afternoon filminde bir banka soyguncusu rolünde bir Oscar adaylığı daha elde etti.

Pacino'nun daha sonra rol aldığı filmleri, homoseksüel bir seri katilin peşinde olan bir polis memurunu canlandırdığı Cruising, ve Author Author adlı komedi iş yapmadı. 1983 yılında Brian De Palma'nın yönettigi, şiddeti bol Scarface (Yaralı Yüz) ise ilk gösterildiğinde sinemanın kült filmleri arasındaki yerini aldı. Sinema tarihinin en unutulmaz karakterlerinden olan Küba göçmeni Tony Montana performansıyla Pacino bir Altın Küre adaylığı elde etti.

Fakat başarının arkasından tekrar başarısızlık geldi ve Pacino tarihsel epik Revolution (Devrim)'dan sonra gözlerden uzaklaştı. Bu arada The Local Stigmatic filmiyle yönetmenliği denedi. Bu filmi piyasaya sürmeme kararı almıştır.

Al Pacino'nun dönüşü, 1989'da çekilen Sea of Love (Aşk Denizi) filmi ile oldu. Film büyük sükse yaptı. Pacino yeniden bir stardı! 1990'da gösterişli bir gangsteri oynadığı Dick Tracy ile altıncı kez Oscar'a aday olan Pacino, aynı yıl çevrilen, üçlemenin üçüncü ayağı "The Godfather Part III" (Baba 3)'de yer aldı

Ertesi yıl çevirdiği romantik komedi Frankie and Johnny ve ardından gelen Glengarry Glen Ross, sevilen filmleriydi. Uzun süren sessizliğin ardından Scent of a Woman (Kadın Kokusu)'ndaki oyunculuğu ile nihayet Oscar ödülüne kavuşmayı başardı. Yıldız aktör, yaptığı konuşmaya "Kaybetme serimi sonlandırdınız" sözleri ile başlamıştı.

1993'te Brian De Palma ile tekrar çalıştığı Carlito'nun Yolu (Carlito's Way) ve 1995'te Michael Mann'in yazıp yönettigi, ve Robert De Niro'nun canlandırdığı bir hırsızın peşindeki polisi oynadığı Büyük Hesaplaşma (Heat) ile kariyerine devam eden Pacino, 1996'da politik bir dram olan City Hall'da rol aldı. Fakat o sene dikkatleri daha çok yazıp yönettiği ve rol aldığı Looking for Richard ile çekti.

1997 senesinde genç Hollywood starları ile çevirdiği filmler gündemdeydi. Önce Johnny Depp ile Donnie Brasco ve sonra Keanu Reeves ile The Devil's Advocate (Şeytanın Avukatı)... Al Pacino, 1999 yapımı The Insider (Köstebek) ile sinemaseverlerin karşısında. Başrolü Russell Crowe ile paylaşan Pacino, sigara şirketlerinin halktan gizlediği sırların anlatıldığı ve yayın aşamasında kıyametin koptuğu "60 Dakika" adlı programın yapımcısı Lowell Bergman'ı canlandırdı.

2000 yılında yönetmenliğini Oliver Stone'un üstlendiği ve başrollerinde Cameron Diaz, James Woods ve Dennis Quaid gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı Any Given Sunday (Kazanma Hırsı) adlı filmde oynayan aktör, Tony D'Amato adında Amerikan futbolu aşığı bir koçu canlandırdı.

2002 yılında cover Andrew Niccol'ün yönettiği, Rachel Roberts'in S1M0NE karakterini canlandırdığı S1M0NE adlı eserde Al Pacino Hollywood yıldızlarının kaprislerine karşı tesadüfen eline geçen bir fırsatla tepki göstermeyi amaçlayan bir yönetmen olan Viktor Taransky'yi canlandırdı. 2003 yılında genç yıldızlardan olan Colin Farrell ile Çaylak isimli filmde oynadı. 2003 yılında rol aldığı Angels in America adlı mini dizi 12 dalda emmy ödülü aldı, Al Pacino da bu dizi ile ilk emmy ödülünü almış oldu. Aynı yıl Venedik Taciri ismli filminde yahudi tefeci Shylokcu oynadı. 2005 yılında Kirli Para adlı pek beğenilmeyen filimde rol aldı. 2007 yılında ise Jon Avnet'in yönetmenliğini yaptığı 88 Minutes isimli filmde başrolü oynadı. Bu filmde geçmişte kendisinin tespitleri sonucu yakalanan ve idama mahkûm edilen bir cinayet zanlısının suçunu kaldırmak isteyenler tarafından tehdit edilen bir cinayet psikiyatristi ve üniversite hocasını canlandırdı.

Diğer taraftan en son 1995 yılında Michael Mann tarfından yönetilen "Heat" filminde usta oyuncu Robert De Niro ile bir araya gelen Al Pacino, 2008'de Jon Avnet'in yönetmenliğini üstlendiği Orijinal Cinayetler (Righteous Kill) filminde yeniden başrolü paylaştı.

Türkiye'de 3 Mayıs 2013'te gösterime giren Eski Dostlar (Stand Up Guys) filminde kendi gibi usta oyuncular Christopher Walken ve Alan Arkin'le bir araya geldi.

Oscar Ödülü

Al Pacino 1992 yılında Scent of a Woman filminde sergilediği performansla En İyi Drama Erkek Oyuncu Oscarını kazandı. Bu ödül, Pacino'nun görkemli kariyerinin tek Akademi ödülüdür. Toplamda 8 kez OScar adayı olmuştur. Ayrıca 15 kez aday olduğu Altın Küre Ödülü'nü de 4 kez kazanmayı başarmıştır.

Özel Hayatı

Hiç evlenmeyen Al Pacino'nun oyuncu eğitmeni Jan Tarrant ile birlikteliğinden Julie Marie (d. 1989) adlı bir kızı, aktris Beverly D'Angelo ile birlikteliğinden Olivia Rose ve Anton James (d. 2001) adında ikiz çocukları bulunmaktadır. Geçmiş yıllarda Diane Keaton başta olmak üzere birçok oyuncuyla ilişkileri olmuştur.

Al Pacino'nun en iyi filmleri listesine buradan ulaşabilirsiniz.

Devamı
Gizle

Katkıda Bulunduğu Son 8 Yapım

Hepsini Göster
Popüler Yorumlar
allpacinoo (Amatör) | 21 Şubat 2014, 12:14

inanılmaz mimikleri, kendine has "keh" şeklinde gırtlaktan cıkma gülüşe sahip olması, her filmde başka kılıklara girmesi (eşcinsel, polis, gazeteci, ajan, kör, yahudi, kaçak, aşık, profesör gibi) muhteşem vurguları, çıkışları, oturmuş karizması ve efsane niteliğindeki filmleri biz acizleri kendine hayran bırakmaya yeten aktör. al pacino aslında aktörden de öte bir varlıktır, öyle benimsersinizki oyunculuğunu o'nun oynamadığı filmlerden zevk alamazsınız. bir süre sonra sadistliğe döner olay, izlediginiz filmlerini tekrar tekrar izlersiniz, seyir halinde isteksizce bir tebessüm olur, ilk defa izliyormuşçasına heycan duyarsınız.

0
+17
allpacinoo (Amatör) | 31 Mayıs 2014, 22:40

1940 senesi, sinema ve sahne sanatları için tarihin görebileceği en özel insanın dünyaya geldiği yıldır. o özel insan kim mi? tabiki de al pacino'dan başkası değil. bunca zaman oyunculuk adına izlediğimiz, gördüğümüz her çeşit performansın niteliği ancak bu adama şahit olunana kadar derecelendirilebilir. al pacino'ya tanık olduktan sonra, onun kimseyle kıyas kabul edilemeyecek kadar benzersiz ve üstün performasların adamı olduğunu görürsünüz. al pacino'yu izlerken çogu kez onun bir çeşit trans halinde olduğundan emin oluyorum. canlandırdığı karakterin benliğine o denli girmiş oluyor, öylesine kaptırıp gidiyor ki; her sesinde, her hareketinde olağanüstülük tadıyorsun... “bu gerçek olamaz ” dedirtiyor ve o an insan düşünmeden edemiyor; bu ne çeşit bir zekanın sergilediği yetenektir ki insanı böylesine inandırabiliyor. ben onun yaptığı işin nasıl olabileceğini anlayamazken, beynimin kıvrımları “bu nasıl olabilir ki, mümkün mü bu” gelgitlerinin içindeyken her filminde al pacino yapımıyla bambaşka insanları, hikayeleri, kişilikleri izlemek insana sinema ve oyunculuk adına daha önce bildiğini sandığı herşeyi yoksaydırabiliyor. film içinde dikkatimi bir an bile dağıtmadan bütünüyle kanalize izlediğim dünyadaki tek aktör. gözlerini bu kadar iyi kullanabilen başka birini daha görmedim. öylesine güçlü ve etkileyiciler ki dikkatinizi o gözlerden bir an olsun ayırmak istemiyorsunuz. bakışlarıyla insanı öldürebilir... kişilikleri canlandırırken kendi benliğinden ve önceki bütün rollerinden vazgeçip, oynadığı her karakterde bambaşka birine dönüşüyor.her defasında farklı bir adamla karşılaşıyorsunuz, her rolünün seyirci için dimağlarda bıraktığı izler apayrı. aynı zamanda sadece bir karakter var etmekle kalmıyor al pacino. büründüğü karakterin hikayesini de var ediyor, geçmişini de var ediyor ve gözlerimizin önüne seriyor. insan denilen canlının hissettiği korku, sevinç, öfke, kararlılık, heyecan, mutluluk vb. bütün duygulardaki soyut kavramları adeta somutlaştıracak kadar sarsıcı veriyor izleyiciye. böyle bir aktör olmanın hiçte kolay bir şey olmadığını al pacino'nun kendisinden de duyabiliriz: “the actor becomes an emotional athlete. the process is painful...my personal life suffers” icra ettiği her rol birbirinden keskin bir bıçakla ayrılmış gibi uzak ve bu sadece performans yönünden değil, tip olarak da görünüşü her filminde farklılaşıyor. bakıyorsun aradan sadece birkaç yıl geçmiş ama o aynı adam değilmiş gibi duruyor. “bu gerçekten al pacino mu?” diyorsun. yaratılışından gelen avantaj olarak görüyorum bunu. tanrı adeta oyunculukta mükemmeliyetin al pacino'da toplanmasını istemiş, ona verdiği olağanüstü yetenek yetmezmiş gibi yaş aldıkça değişen görünüşü de ekleyerek hediye paketi yapmış sanki. başka bir açıklama getiremiyorum. al pacino'nun yakışıklılığını kelimelere dökmek bir hayli zor, çünkü bu sadece belli başlı güzellik kalıplarıyla ilgili değil. al pacino'da olan şey yakışıklılığın ötesinde; al pacino karizması denilen gerçek! kendisinden sonraki jenerasyolara verdiği ilhamın en temel etkeni olan o dayanılası güç karizma. karakterlerine kattığı ruhla, performanlarıyla, sinema ekranını kaplayan etkileyicilik resitalinin seyircide yansıttığı his; işte isminin sürekli karizma kelimesiyle eşanlamlı anılmasının nedeni. onu izlerken daha önce hissetmediğin türden etkileniyorsun onun tarifi zor karizmasından. bu öyle birşey ki girdiği her karakterin, o karaktere özgü davranışsal detaylarından bile etkileyicilik salgılıyor. portakal yiyişi, sakız çiğneyişi, yürüyüşü, dans edişi, diliyle dudak yalama tiki gibi kimi zaman tuhaf sayılacak detaylara takılıp onları bir çeşit obsesyon haline dönüştürebiliyorsun. hani “star ışığı” dedikleri o klişe tabirden, işte bu adamın etrafına yaydığı o “şey” insanı efsunlanmış bir halet-i ruhiye içine gark ediyor. eğer fazlaca içine düştüyseniz bu adamın her türlü mimiğini ve reaksiyonunu mimleyecek kadar kafayı sıyırabilirsiniz benim gibi :) en nihayetinde, yıllar boyu insanları büyüleyen kusursuz kişiliği ve akıllara keza oyunculuk hüneriyle sinema sanatına doğmuş en büyük bir lütuflardan biri olan al pacino, bu sanat içerisinde kusursuz resitallar çıkarmış, aktörlüğünü dahiyene oyunculuk zekası ile kendi özünden eklediği şiirsellikle donatmıştır. onun cazibesi, yeteneği ve nadide sinema filmlerindeki kült rolleri kendisini diğerlerinden epey farklı bir konuma koyup, belki de tüm zamanların en efsane sinema figürü niteliğine erişmiştirmiş. ona aşık olmamak namümkün.

0
+15
Tüm yorumlar (1033)
guntoldu (Amatör) | 21 Ekim 2014, 01:44

inanılmaz bir oyunculuk,oyunculuk demek de yanlış olur.

Cevap Yaz
0
0
ertugrul_soyluer (Amatör) | 16 Ekim 2014, 19:48

Karizma denilince akla gelen ilk isim.

Cevap Yaz
0
0
Viktormy (Profesyonel) | 05 Ekim 2014, 23:20

Adam mükemmeliyeti yaratıyor.

Cevap Yaz
0
0
yunusbuyukcam (Amatör) | 04 Ekim 2014, 20:43

bence de tek gerçek...

Cevap Yaz
0
1
metehanagya (Amatör) | 04 Ekim 2014, 17:26

51. Altın Portakal'a Onur Konuğu olarak davet edilen ve gazetelere göre olumlu yanıt veren dünya üzeri aktör.

Cevap Yaz
0
0
Reklamı Aç
Görüşleriniz