İzlerken korkmaktan daha çok üzüldüğümüz korku filmlerini sizler için derledik!

Korku, çoğu zaman küçümsense de sinemanın en etkileyici türlerinden biridir. Bazı yönetmenler kan ve ani korkulara odaklanırken, bazıları psikolojik gerilimi ve huzursuzluğu tercih eder. Birçoğu izleyiciyi sadece korkutmak değil, duygusal olarak da sarsmak ister. Bu nedenle bazı korku filmleri, ürkütmekten çok üzer. Bu liste, "Martyrs"tan "Jacob’s Ladder"a uzanan örneklerle, hayal gücü kadar kalbi de yaralayan ve türün ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteren yapımları ele alıyor.

İşte sizler için seçtiğimiz daha çok üzücü olduğunu düşündüğümüz korku filmleri!

1. İşkence Odası

Gözlerden uzak bir depoda rehin tutulan ve türlü işkencelere maruz kalan 10 yaşındaki Lucie, sonunda kaçmayı başarır. Olayın şokunu üzerinden bir türlü atamayan Lucie, delil bulamayan polisler tarafından bir yetimhaneye yerleştirilir. Burada Anna adlı yaşıtı bir kızla arkadaş olur. Aradan geçen yıllara rağmen, Lucie kendisine o kabus gibi günleri yaşatanların peşini bırakmaz, ancak gerçeklere yaklaştıkça Lucie ve Anna kendilerini çok daha büyük bir çıkmazın içinde bulacaklardır.

2. Günah Tohumu

16 yaşındaki Carrie White, oldukça tutucu olan annesi Margaret ile yaşamaktadır. Okulda popülerlikten olabildiğince uzak olan Carrie, sürekli yaşıtları tarafından zorbalığa uğramaktadır. Bir gün okul duşunda ilk kez regl olan Carrie, ergenliğe giriş süreci hakkında hiçbir bilgisi olmadığı için panikler. Arkadaşları tarafından dalga malzemesi olan Carrie, vücudundaki değişimler sonucu doğaüstü güçlere de sahip olduğunu fark eder.

3. Possum

Küçük bir çocuk, çocukluğunu geçirdiği evine geri döner ve kötü, art niyetli üvey babasıyla ve ona hayatı boyunca işkence eden sırlarla yüzleşmek zorunda kalır.

4. Ritüel

Dani ve Christian genç bir çifttir. Üniversite arkadaşlarıyla birlikte İsveç’in küçük bir köyünde düzenlenen Midsommar festivaline katılma planı ile tatile çıkarlar. İlişkileri de çok da iyi gitmeyen çift, bu tatil ile kendilerine ve ilişkilerine son bir şans vermek isterler. Ancak, o çok huzurlu olduklarını düşündükleri yerde, aslında kaçışı olmayan bir cehenneme düştüklerini daha sonra anlayacaklardır. 90 yılda bir gerçekleşen gizli bir Pagan ayinin kurbanı olmuşlardır.

5. Gir Kanıma

Stockholm'de 1982 yılında geçen hikaye iki çocuk arasındaki sıradışı ilişkiyi anlatıyor. Alt sınıfın yaşadığı devasa binaların arasında bulunan karlar içinde bir parkta vakit geçiren Oskar, soğuktan etkilenmeyen, beyaz yüzlü ve gizemli Eli ile tanışır. İki çocuk yakınlaşırken, fonda aynı mahallede çeşitli cinayetlerin işlendiğini görürüz. Uzun süredir vampir olan Eli'nin kan ihtiyacı babası tarafından giderilmektedir. Fakat zamanla Eli'nin durumu iki çocuğun da başını belaya sokar. 

6. Sinek

Seth Brundle, karizmatik bir karakteri olan, hafif çılgın bir bilim adamıdır. Kadın gazeteci Veronica Quaife, maddenin teleportasyonu yani ışınlanma üzerinde çalışan bu genç dahiyi haber konusu yapmıştır. Genç kadın Brundle'ın ilk defa bir canlıyı ışınlamayı başardığı zafer anına şahit olur. Ancak ışınlanma modülüne Brundle ile birlikte girmiş olan küçücük bir sinek, herkesin gözünden kaçmıştır.Genç bilim adamı ve güzel gazeteci arasında gelişen duygusal yakınlaşma, kısa süre içinde Brundle'da gelişen ruhsal ve fiziksel farklılıklar tarafından gölgelenecektir. Brundle'ın moleküler yapısının bir sineğinkiyle birbirine karışmış olduğu anlaşıldığında, iki sevgilinin gözleri önünde gerçekleşen acı verici trasformasyon süreci, zamana karşı bir yarışa dönüşür.

7. Karabasan

İnsan canavar diye bir şey olmadığına ne zaman inanır? Ya da şöyle soralım: Canavarlar ne zaman saklanmaktan vazgeçer? Altı yıl önce eşini kaybeden Amelia, gemi azıya almış altı yaşındaki oğlu Samuel’i terbiye etmekte zorlanmaktadır. Samuel rüyalarında, sürekli ikisini de öldürmeye gelen bir canavar görmektedir. Evde bir gün birlikte Babadook adında ürkütücü bir masal kitabı okurlar. O andan itibaren Samuel, rüyasında gördüğü canavarın Babadook olduğuna inanmaya başlar. Ama belki de Babadook gerçekten vardır... Jennifer Kent’in bu ilk uzun metrajlı çalışması,Polanski’ninklasik ev içi korku filmleri geleneğine uygun psikolojik bir gerilim.

8. Dehşetin Nefesi

Vietnam Savaşı'na katılmış bir askerin ve bu savaşın onun üzerinde bıraktığı etkilerin filmidir Jacob's Ladder. Gerçekle kabusların birbirine geçtiği, Jacob'un karanlık bilinçaltında bir serüven.

9. Karanlığın Gölgesi

Venedik... Sulara gömülmüş bu fantastik şehir, çoğu kez aşk öykülerine konu olmuştur. Gondol sefasındaki turistler, San Marco meydanı güvercinleri. Tüm bu romantizmi bir şehrin içinden söküp almak ve onu gerilimli bir kader sorgulamasına sahne etmek, yönetmen Roeg'in başyapıtına giden yolu döşemiştir. Kanlı bir yoldur bu elbette. Kanlı, fakat fazlasıyla duyarlı ve olgun.

10. Lake Mungo

Belgesel tarzda çekilmiş bir yapım olan “lake Mungo” gizemli bir şekilde ölen bir genç kızın ailesinin yaşadığı doğaüstü gizemli olayları anlatıyor.