- Anasayfa
- Tüm Filmler
- En İyi İsviçre Filmleri
En İyi İsviçre Filmleri
Genç ve güzel manken Valentine arabasıyla emekli bir yargıcın köpeğine çarpar. Yargıcın evine giden Valentine, onun gizlice komşularının telefonlarını dinlediğine tanık olur. Bu rahatsız edici duruma rağmen aralarında beklenmedik bir dostluk gelişir ve yaşamları rastlantıların gizemi ile şekillenir. Aşkı kaybeden yaşlı bir adam ve aşkı arayan genç bir kadın, olası bir birlikteliği belkide 40 yıl farkla kaçırmışlardır. pararle bir öyküdeki gen aslında tamda onun için yaratılmıştır ama yolları hiç kesişmez yada biz öyle zannederiz...
"Üç Renk: Mavi" (Trois Couleurs: Bleu), usta yönetmen Krzysztof Kieślowski tarafından çekilen ve Fransız Devrimi'nin temel değerlerinden biri olan özgürlük kavramını merkezine alan 1993 yapımı etkileyici bir dram filmidir. Başrolde yer alan Juliette Binoche, performansıyla filmin duygusal derinliğini başarıyla yansıtır.
Film, ünlü bir besteci olan eşini ve küçük kızını trajik bir trafik kazasında kaybeden Julie'nin yaşadığı büyük yıkımı konu alır. Kazadan sağ kurtulan Julie, acısıyla baş edemeyince geçmişine ait her şeyi geride bırakmaya karar verir. Eşinin yarım kalan müzik çalışmalarını yok eden, evini satan ve Paris'te kimsenin kendisini tanımadığı yeni bir hayata başlayan Julie, tüm bağlarını kopararak duygularından arınmış bir yaşam sürmeye çalışır.
Ancak geçmişinden kaçmak düşündüğü kadar kolay olmaz. Eşinin tamamlanmamış besteleri, çevresindeki insanların hayatları ve beklenmedik karşılaşmalar Julie'yi yeniden yaşamın içine çekmeye başlar. Üstelik eşinin ölümünden önce başka bir kadınla ilişki yaşadığını öğrenmesi, onu hem kaybıyla hem de bastırdığı duygularıyla yüzleşmeye zorlar.
Özgürlük, yas, yalnızlık ve yeniden hayata tutunma temalarını etkileyici bir sinema diliyle işleyen "Üç Renk: Mavi", insan ruhunun en kırılgan anlarını ele alan unutulmaz filmler arasında yer alır. Kieślowski'nin Üç Renk üçlemesinin ilk filmi olan yapım, görsel anlatımı, müzikleri ve güçlü oyunculuk performanslarıyla dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Hikaye 1931 yılında geçmektedir. Savaş kahramanlarından Rannulph Junuh (Matt Damon) yeni bir golf sahasının açılış töreninde yapılacak olan 36-delik golf turnuvasına davet edilir. Rannulph eskisi gibi golf oynayamadığını ve paslanmış olduğunu farkedince Bagger Vance'den (Will Smith) yardım ister. Bagger Vance'in yardımlarıyla sadece pasını atmakla kalmaz, hiç bilmediği yeni tekniklerde öğrenmeye başlar.
John(Brad Pitt) ve Jane Smith(Angelina Jolie), renksiz bir evlilik süren sıradan bir şehirli çifttir. Ama her ikisi de diğerinin öğrenmek için cinayet işleyebileceği bir sır gizlemektedir: Mr. and Mrs. Smith, yüksek ücretli, olağanüstü verimlilikte kiralık katildirler ve rakip kurumlar için çalışmaktadırlar.Mr. and Mrs. Smith, birbirlerini öldürmek için kiralandıklarında evliliklerinde yeni bir heyecan kaynağı bulurlar ve eğlence başlar... Mr. and Mrs. Smith, ölümcül yeteneklerini ortaya koyup evliliklerini müthiş bir sınava soktuklarında sonuç muhteşem bir macera yapıtına dönüşür.
Edward ve Connie Sumner mükemmel bir evlilik hayatı yaşıyan bir çifttir. Orta yaşlı, 8 yaşında çocukları olan bir aile, bir köpek ve bir hizmetçi. Daha ne isteyebilirlerdi ki... New York’ta mutlu bir yaşam devam ederken sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Hangi yaşam kolaydır ki zaten? Connie bir gün sokakta bir yabancıyla karşılaşır ve hayatı değişir. Bu Connie’nin kaderi midir yoksa bir tesadüf müdür bilinmez ama onun tutkusu haline gelmiştir. Edward Connie’nin kendisine söylediklerinin yalan olduğunu anlayınca rakibiyle yüzleşmeye karar verir. İçinde git gide artan öfkesinin sonucuna katlanma zamanı gelmiştir artık...
Çocukken maruz kaldığı kimyasal maddeler yüzünden görme yetisini yitiren Matt Murdock (Ben Affleck)'un diğer duyuları inanılmaz gelişmiştir. Günlük hayatta kanunların yanında başarılı bir avukat iken geceleri ise Daredevil olarak kanunu kendi eline alıp ve kötülere karşı savaşmaktadır.
Julia isimli esrarengiz ve güzeller güzeli bir kadın Luis Antonio Vargas isimli genç bir adamın aklını başından alarak onu birtakım sahtekarlık olaylarına bulaştırır. Luis, artık asla geri dönemeyeceği bir suçlar bataklığına girmiştir. Asıl şoku ise, uğrunda her şeyini verebileceği Julia'nın aslında kendisine aşık olmadığını öğrenince yaşayacaktır. Artık Luis'in tek amacı bu fettan ve yararcı kadından ağır bir intikam almak olacaktır.
Wisconsin'li bir tıp öğrencisi olan Paige, üniversitede Danimarkalı bir öğrenci olan Eddie ile tanışır. Sonradan Eddie'nin Danimarka Veliaht prensi Edvard olduğunu öğrenir.