- Anasayfa
- Platformlar
- Max
- Max Dizileri
Max Dizileri
Utopia, büyük ölçekli altyapı projelerini denetlemekle görevli bir federal hükümet kuruluşu olan "Ulusal Kalkınma Otoritesi"nin ofis koridorlarında geçiyor. Dizi, devasa projelerin ve büyük hayallerin hantal bürokrasiyle çarpıştığı o kaotik anları merkezine alıyor. Devlet dairelerindeki işleyişi mizahi bir dille ele alan yapım, kamu projelerinin planlama aşamasından uygulama sürecine kadar karşılaştığı absürt engelleri gözler önüne seriyor.
Hikâyenin merkezindeki bu karmaşık bürokrasiyi ve yönetim krizlerini ekrana taşıyan kadroda Rob Sitch, Celia Pacquola ve Dave Lawson gibi isimler yer alıyor. Kitty Flanagan, Emma-Louise Wilson ve Lehmo’nun da dahil olduğu oyuncu ekibine Dilruk Jayasinha, Nina Oyama, Toby Truslove ve Luke McGregor eşlik ediyor. Utopia, imkansız teslim tarihlerinden siyasi engellere kadar modern çalışma hayatının ve devlet yönetiminin ironik bir portresini çiziyor.
Make That Movie, iddialı bir yönetmenin sıra dışı sinema projesini konu alıyor. Sam Campbell tarafından canlandırılan bu hırslı yönetmen, ekibiyle birlikte ülkeyi karış karış gezerek uzun metrajlı bir film fikri olan sıradan insanların peşine düşüyor. Halkın içinden gelen bu taze fikirleri keşfeden ekip, sinema dünyasının sınırlarını zorlayan bir meydan okumaya girişiyor.
Zamana karşı kıyasıya bir yarışın başladığı yapımda, bulunan her bir film fikrinin sadece üç gün içinde tamamlanmış bir filme dönüştürülme süreci ekrana taşınıyor. Sam Campbell’ın merkezinde yer aldığı bu yaratıcı serüvende kendisine Lara Ricote, Aaron Chen, Helen Bauer ve David Hargreaves gibi isimlerden oluşan renkli bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. Kısıtlı imkanlar ve dar zaman içinde bir fikri gerçeğe dönüştürmeye çalışan ekibin bu tempolu yolculuğu, sinema tutkusunu mizahla birleştiriyor.
Les redoutables, komedi ve gerilim temalarını ustalıkla harmanlayan on üç kısa filmden oluşan özgün bir seri olarak izleyiciyle buluşuyor. Her biri onar dakikalık hikâyelerden oluşan bu yapım, iki zıt türün yarattığı dinamik atmosferi kısa sürede etkili bir anlatımla sunmayı hedefliyor.
Fransız sinemasının yetenekli isimlerini bir araya getiren projede Marion Cotillard, Stéphan Guérin-Tillié ve Jean-Louis Balais gibi oyuncular performanslarıyla farklı karakterlere hayat veriyor. Olivier Brocheriou ve Lara de Laubadère’in de dahil olduğu geniş oyuncu kadrosu, dizinin mizah ile gizem arasında gidip gelen değişken yapısını ve anlatı derinliğini başarıyla tamamlıyor.
Discrètes, devasa bir gökdelenin bakımından sorumlu olan iki temizlik görevlisinin adalet arayışını konu alıyor. İçlerinden birinin saldırıya uğramasıyla sarsılan ikili, seslerini duyurabilmek adına tehlikeli bir yola girer. Juliette Gosselin ve Aurélia Arandi-Longpré'nin canlandırdığı karakterler, her gün düzenini sağladıkları bu dev yapının koridorlarında, gecenin karanlığından faydalanarak gizli sabotaj eylemleri planlamaya başlarlar.
Gündüzleri görünmez kalmaya devam eden kadınlar, geceleri ise binanın işleyişine karşı riskli hamleler yaparak durumu tırmandırır. Olivier Gervais-Courchesne ve Rose Adam gibi isimlerin eşlik ettiği kadro, gerilimin dozunun giderek arttığı bu çatışmayı ekranlara taşıyor. Adaleti kendi yöntemleriyle arayan kahramanlar, görünürde sakin ama derinde yıkıcı bir mücadeleye atılırlar.
48 yaşındaki Béatrice Clément, işinde son derece başarılı, çekici ve karizmatik bir acil servis doktorudur. Mesleki kariyerinin zirvesinde olmasına rağmen, bir süredir kendisini fiziksel olarak iyi hissetmemektedir. Gerekli tüm tıbbi testleri yaptırmasına rağmen bir sonuç alamayan Béatrice, yaşadığı bu belirsizlik karşısında çaresiz kalır. Son çare olarak, başlangıçtaki tüm şüphelerine rağmen bir psikologdan yardım almayı kabul eder. Dr. P’nin şefkatli ve dikkatli yaklaşımı, başlarda direnç gösteren Béatrice'in güvenini zamanla kazanmasını sağlar.
Sophie Lorain’in hayat verdiği Béatrice, acil servisi büyük bir ustalıkla yönetse de özel hayatında işler pek de yolunda gitmemektedir. Her hafta ilgilendiği hastalar, ona kendi içsel mücadelelerini ve geçmişindeki düğümleri hatırlatır. Mükemmeliyetçi yapısı ve her şeyi kontrol altında tutma arzusu, onu kimi zaman trajikomik ve utandırıcı, kimi zaman ise oldukça sancılı durumlarla karşı karşıya getirir. Gabriel Arcand, Pierre-Luc Brillant ve Gabriel Sabourin gibi isimlerin eşlik ettiği bu süreçte Béatrice, bastırdığı duygularıyla yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Camping de l'ours, iş yerlerini her türlü tehlikeye karşı savunmak zorunda kalan dört gencin sıra dışı mücadelesini konu alıyor. Gençlerin korumaya çalıştığı bu kamp alanının patronu ise agorafobik, yani dış dünyadan korkan bir ayıdır. Ekip, kampın huzurunu kaçırabilecek absürt durumlardan doğaüstü olaylara kadar uzanan geniş bir yelpazedeki tuhaflıklarla başa çıkmaya çalışır.
Léane Labrèche-Dor, Alexandre Landry ve Mickaël Gouin gibi isimlerin yer aldığı oyuncu kadrosu, kampın kaotik atmosferini ve karşılaşılan tehlikeleri mizahi bir dille ekrana taşıyor. Pierre Brassard, LeLouis Courchesne ve Alexis Martin’in de eşlik ettiği hikâyede, Sylvie Moreau ve Louis Champagne olayların akışına dahil olan diğer karakterlere hayat veriyor. Kamp alanı, hem eğlenceli hem de gizemli unsurların bir araya geldiği kendine has bir evrene dönüşüyor.
Avustralya'nın popüler televizyon kanalı Seven Network için hazırlanan Orange Is the New Brown, güncel meseleleri mizahi bir süzgeçten geçiren skeç tabanlı bir komedi yapımıdır. Screentime imzasını taşıyan bu proje, toplumsal olaylara ve farklı bakış açılarına eğlenceli yaklaşımlar getirerek izleyiciyi Avustralya mizahıyla tanıştırıyor.
Irk, siyaset ve popüler kültür gibi geniş bir yelpazeyi odağına alan dizi, alışılagelmişin dışındaki anlatımıyla bu temaları kendine has bir üslupla işliyor.
Senaryo ekibinde Nazeem Hussain, Joel Slack Smith ve Sophie Braham gibi isimlerin yer aldığı yapımda, Penny Greenhalgh ile Heidi Regan gibi yazarların katkılarıyla şekillenen skeçler, türün meraklılarına dolu dolu bir içerik vadediyor.
1950'lerin sonu ve 60'ların başındaki Sidney'de geçen hikâye, şehrin en ünlü mağazalarından biri olan Goodes'ta çalışan bir grup kadının hayatına odaklanıyor. Moda dünyasının büyük bir dönüşüm geçirdiği bu dönemde, "siyahlar içindeki kadınlar" olarak bilinen mağaza çalışanları, toplumsal değişimlerin ve kişisel zorlukların ortasında yollarını bulmaya çalışıyor.
Üniversite sonuçlarını beklerken mağazada yaz stajına başlayan 16 yaşındaki utangaç Lisa, bu deneyimli kadınların dünyasına adım atar. Ladies in Black, genç bir kızın büyüme hikâyesini arka plana alırken, bir yandan da dönemin Avustralya'sındaki kültürel değişimleri ve kadınların hayatındaki dönüşümü bu özel mağazanın pencerinden beyaz perdeye taşıyor.
Başarılı bir avukat olan Abdul Sattar al-KEF, geçirdiği trajik bir trafik kazasının ardından yirmi yıl sürecek derin bir komaya girer. Uyandığında ise kendini hiç aşina olmadığı bir dünyanın, daha önce hiç görmediği tuhaf kavramların ve modern zamanın karmaşasının ortasında bulur. Zamanın getirdiği köklü değişimlere ayak uydurmak zorunda kalan avukat için hayat, artık bıraktığından çok daha farklı ve zorludur.
Shehadat Moamlet Atfal, uzun bir uykunun ardından değişen dünyaya uyum sağlama çabasını ve bu süreçte yaşanan güçlükleri merkezine alıyor. Mohamed Henedi’nin sürüklediği hikâyede kendisine Noha Abdin, Mahmud Hafız ve Gehan Khalil eşlik ederken; Sabry Fawaz, Samaa Ibrahem, Elham Wagdi, Khaled Anwar, Walid Fawaz ve Noha Saleh gibi isimler de yaşanan bu kültürel şokun ve adaptasyon mücadelesinin dramatik dokusunu tamamlıyor.
Trouble in Mind, hayatının orta yaş krizini atlatmaya çalışan bir psikiyatrist ile peyzaj mimarı olan eşinin hikâyesine odaklanıyor. Çiftin arasındaki dinamikler, hem profesyonel hem de özel hayatlarındaki bu dönüm noktasının getirdiği sancılarla şekilleniyor.
Filmin merkezinde yer alan bu iki karakterin içsel yolculukları, gündelik yaşamın rutinleri ve kişisel çatışmalar etrafında gelişiyor. Sakin görünen hayatlarının ardındaki duygusal karmaşa, hikâyenin temel taşlarını oluşturuyor.
Başarılı bir evlilik danışmanı olan Anna, başkalarına yol gösterirken kendi hayatının acı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kocası Dimas'ın ihanetine uğradığını öğrenen genç kadın, kendini bir anda yalanlar ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir evlilik çatışmasının ortasında bulur. Yaşadığı ağır duygusal yıkımın ardından Anna, Dimas'ın iş yerindeki maskesini düşürmek ve sakladığı tüm sırları açığa çıkarmak için kararlı bir intikam planı hazırlamaya başlar.
Bu zorlu süreçte Anna’nın yanındaki en büyük destekçisi, ona karşı samimi duygular besleyen nüfuzlu iş insanı Reyhan olur. İhanetin gölgesinde geçmişini temize çekmeye çalışan Anna, Reyhan’ın desteğiyle uğradığı haksızlıkların hesabını sormaya odaklanır. Dimas’ın kurduğu yalan dünyasını yıkmayı amaçlayan Anna’nın, yaşadığı tüm bu acıların ardından kendi mutluluğunu yeniden inşa edip edemeyeceği hikâyenin temelini oluşturuyor.
Chunks, altı benzersiz komedi kısa filminden oluşan ve izleyiciyi alışılmadık bir antoloji yolculuğuna çıkaran bir yapım. Hikâyelerin sunuculuğunu, Hollywood’un ışıltılı günleri geride kalmış eski yıldızı Ruby üstleniyor. Yapım, televizyonun gece yarısı kuşağındaki tuhaf ve şaşırtıcı yayınlarından ilham alarak nostaljik bir atmosfer sunuyor.
Filmin canlı çekim bölümlerinde Podcast About List, Sandy Honig, Nate Fisher ve Will Senett imzalı özgün işler yer alırken, yaratıcı kadroya Episode 1, Jim Soper, Nick Mullen ve Saul Crinier’in hazırladığı iki farklı animasyon sekansı eşlik ediyor. Chunks, geçmişin gösterişli ama bir o kadar da tuhaf medya estetiğini modern bir mizah anlayışıyla harmanlıyor.
Final Project, genç bir kızın yeni okulunda temiz bir sayfa açma çabasıyla başlıyor. Ancak Tamara'nın bu yeni başlangıç hayali, maruz kaldığı acımasız çevrimiçi saldırılar ve bir sınıf arkadaşının beklenmedik meydan okumasıyla kısa sürede karanlık bir yöne evriliyor. Yaşadığı bu baskıcı süreç, onu hem kendini korumaya hem de tehlikeli bir dönüşümün eşiğine getirecek riskli bir bağ kurmaya zorluyor.
Daniela Martínez Caballero ve Tristán Maze'in başrollerde yer aldığı yapımda, gençliğin dijital dünyadaki kırılganlığı ve sosyal baskıların yarattığı gerilim ön plana çıkıyor. Isabella Tena ve Virgilio Delgado gibi isimlerin eşlik ettiği oyuncu kadrosu, hikâyenin sürükleyici atmosferini desteklerken; film, modern gençlik dünyasının görünmeyen tehlikelerini merkezine alıyor.
King & Prince grubunun üyeleri Ren Nagase ve Kaito Takahashi, yıllardır süregelen sarsılmaz dostluklarını bu kez Los Angeles sokaklarına taşıyor. Sahne ışıklarından uzakta, tamamen kendileri oldukları bu özel yolculukta ikili, bağlarını kutlamak için benzersiz bir maceraya atılıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin enerjisiyle harmanlanan hikâyede, birbirinden hiç ayrılmayan bu iki dostun samimi hallerine tanıklık ediyoruz.
Serüvenin merkezinde, Ren ve Kaito’nun yollarının geçici olarak ayrılması ve yeniden bir araya gelmeden önce bir dizi zorlu görevi tamamlamak zorunda kalmaları yer alıyor. King & Prince: Our Meet-Up in LA, izleyicileri bu içten yolculuğa ortak ederken, karakterlerin görevler sonunda birbirlerine kavuşma anındaki o saf sevinci ekrana yansıtıyor. Ren Nagase ve Kaito Takahashi’nin başrolünde olduğu bu yapım, dostluğun ve yeniden buluşmanın anlamını keşfe çıkıyor.
Taeju ve Seyun çifti, evliliklerini bitirme aşamasına gelmiş ve boşanmanın eşiğindedir. Ancak Taeju’nun alkollüyken sarf ettiği düşüncesizce bir söz, karısı Seyun’un kaçırılmasına neden olunca ikilinin hayatı tamamen altüst olur. Yaşananların ardından olayın bir numaralı şüphelisi konumuna düşen Taeju, hem kendisini aklamak hem de karısını kurtarmak için polisten kaçarak tehlikeli bir yolculuğa çıkar.
Namkoong Min ve Lee Seol’ün başrolleri paylaştığı The Husband, zamana karşı verilen bu çetin mücadeleyi merkezine alıyor. Karısını kurtarmak için sınırlarını sonuna kadar zorlayan Taeju'nun hikâyesine Kim Dae-myung ve Lee Sang-hee gibi isimler eşlik ederken, gerilim dolu bu arayışta karakterlerin geçmişteki kararlarıyla yüzleşmesi dramatik yapıyı güçlendiriyor.
Lion, yavru bir aslan olan Kio'nun savunmasız bir bebeklikten güçlü bir lidere dönüşme serüvenini odağına alıyor. Jon Favreau ve Mike Gunton imzalı yapım, Kio'nun krallığa giden dört yıllık zorlu yolculuğunu sinematik bir doğa tarihi anlatımıyla ekrana taşıyor.
Hikâye boyunca kayıplarla, sürgünle ve dişli rakiplerle mücadele eden Kio, hayatta kalma ve otorite kurma sürecinde sınırlarını zorluyor. Belgesel estetiğiyle kurgulanan Lion, bir aslanın büyüme evrelerini ve vahşi doğanın sert koşullarında yükselişini tüm gerçekçiliğiyle yansıtıyor.
Italian Spiderman, 1960 ve 1970'li yılların düşük bütçeli İtalyan aksiyon ve macera filmleriyle dalga geçen absürt bir komedi ve parodi dizisidir. Italian Spiderman, kötü bir dâhinin dünyayı ele geçirmesini engellemeye çalışan kaba ve sıra dışı bir kahramanın hikayesidir. Profesör Bernardi, dünyaya düşen bir asteroidin içinde canlıları klonlamaya yarayan güçlü bir formül keşfeder. Kötü adam Captain Maximum, bu formülü çalarak kendi klon ordusunu kurmak için profesörü kaçırır. Dünyanın kaderi tehlikeye girince, bıyıklı, göbekli ve kaba bir anti-kahraman olan Italian Spiderman formülü geri almak ve dünyayı kurtarmak için harekete geçer.
Cinta yang Hilang, bir köyde çocukları İlham ve Indah ile birlikte yaşam mücadelesi veren Mira'nın hikâyesini merkezine alıyor. Ailesini altı yıl önce terk ederek arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolan eşi Dani'nin yokluğu, Mira ve çocuklarının hayatında derin bir boşluk yaratmıştır.
Geçen uzun yılların ardından Dani'nin izine rastlansa da durum beklendiğinden çok daha karmaşıktır. Evinden ayrılan Dani, kendine bambaşka bir hayat kurmuş ve kimliğini değiştirerek Yudha adını almıştır. Mira'nın geçmişiyle yüzleşmesini ve kaybolan bir aşkın izlerini konu alan film, bir ailenin parçalanışını ve yeniden kurulan hayatlar arasındaki çatışmayı işliyor.
Japonya'nın asi ruhlu gençlerini bir araya getiren ilk flört programı Badly in Love, aşkı arayan 11 bekarın 14 gün sürecek hareketli yaşamına odaklanıyor. Kurallara meydan okuyan karakterlerin aynı çatı altında toplandığı bu süreçte, katılımcılar arasındaki sert çatışmalar zamanla yerini güçlü bağlara ve duygusal yakınlıklara bırakıyor.
Hayatlarının aşkını bulmak için sınırlarını zorlayan yarışmacılara, bu sıradışı serüvende MEGUMI, AK-69 ve Nagano eşlik ediyor. Geleneksel flört yarışmalarından farklı bir atmosfer sunan yapım, asi gençlerin birbirini tanıma ve gerçek duyguları keşfetme mücadelesini merkezine alıyor.
Alex Cooper’ın rehberliği ve en yakın arkadaşlarının desteğiyle yola çıkan Harry Jowsey, geçmişteki imajını geride bırakıp gerçek aşkın peşine düşüyor. "Let's Marry Harry", hayatının aşkını bulmaya ve ciddi bir yuva kurmaya kararlı olan Jowsey’nin bu duygusal ve samimi arayışını merkezine alıyor.
Harry Jowsey’nin başrolde yer aldığı yapımda, doğru kişiyi bulma süreci arkadaşlık bağları ve Alex Cooper’ın tavsiyeleriyle şekilleniyor. İlişkilere ve bağlılığa dair yeni bir sayfa açmaya çalışan Harry’nin bu yolculuğu, izleyiciyi modern bir romantik arayışın içine davet ediyor.
Operation Safed Sagar, Hindistan Hava Kuvvetleri'ne bağlı bir grup pilotun sınırları zorlayan mücadelesini merkeze alıyor. Birimdeki pilotlar, stratejik öneme sahip ancak bir o kadar da tehlikeli olan gizli bir görevi başarıyla tamamlamak için fiziksel ve zihinsel kapasitelerinin ötesine geçmek zorunda kalıyor. Operasyonun her aşamasında artan riskler, ekibi hem profesyonel hem de kişisel bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.
Filmin dramatik yükünü ve operasyonel gerilimini taşıyan geniş oyuncu kadrosunda Dia Mirza, Jimmy Shergill ve Siddharth gibi deneyimli isimler yer alıyor. Abhay Verma, Mihir Ahuja ve Prajakta Koli’nin de dahil olduğu ekip, hikâyenin insani boyutunu güçlendirirken; Adil Hussain ve Vinay Pathak gibi isimler ise anlatıya derinlik katıyor. Tehlikeli bir görevin ortasında geçen yapım, pilotların zorlu kararlarını ve fedakarlıklarını gözler önüne seriyor.
I Love LA, Los Angeles’ın hareketli temposunda hayatta kalmaya çalışan bir arkadaş grubunun hikâyesini merkeze alıyor. Hem hırslı yapıları hem de kişisel bağımlılıklarıyla mücadele eden bu ekip, şehrin karmaşasında kariyer basamaklarını tırmanırken bir yandan da özel hayatlarındaki dengeyi korumaya çalışıyor. Rachel Sennott’un yaratıcılığını üstlendiği yapım, modern şehir hayatının getirdiği zorlukları mizahi bir dille ele alıyor.
Filmin dinamik yapısını sırtlayan oyuncu kadrosunda Rachel Sennott’a Odessa A'zion, True Whitaker ve Jordan Firstman eşlik ediyor. Josh Hutcherson, Leighton Meester ve Ayo Edebiri gibi isimlerin de dahil olduğu geniş ekip, Los Angeles atmosferinde iş ve ev yaşamı arasında sıkışıp kalan karakterlerin trajikomik serüvenini ekrana taşıyor.
Otuzlu yaşlarının sonuna gelen Erman ve Ozan, aynı evi paylaşan iki yakın arkadaştır. Dışarıdan bakıldığında oldukça düzenli ve sıradan bir hayat süren ikilinin yaşamı, içinde bulundukları apartman dairesi ve çevrelerindeki komşularıyla birlikte hiç beklenmedik bir yöne savrulur. Her gün yeni bir kargaşanın içine düşen ikili, bu karmaşık döngüden kurtulmanın yollarını arar.
Karma, sakinliklerini korumaya çalışan iki arkadaşın, çevrelerindeki insanların yarattığı kaosla başa çıkma mücadelesini konu alıyor. Bu eğlenceli ve dinamik yapının oyuncu kadrosunda Çağdaş Onur Öztürk ve Onur Buldu’ya Aslı Bekiroğlu, Açelya Topaloğlu, Altan Erkekli, Nursel Köse, İsmail Hacıoğlu, Seray Kaya ve Gürhan Altundaşar gibi isimler eşlik ediyor. Film, gündelik hayatın içindeki absürt olayları ve arkadaşlığın bu kriz anlarındaki çözüm odaklı gücünü merkezine alıyor.