09.10.2009
Aşkın (500) Günü: Çünkü Ayrılık da Sevdaya Dahil…
“Oğlan kıza âşık olur” ama ya bu sefer kız oğlana aşık olmazsa ne olur? Bu sorunun farklı bir cevabını bulmak için işte size anahtar bir film; “Aşkın (500) Günü”. “Romantik komedi klişelerine düşmeden bir film nasıl yapılır” sorusunun da cevaplarından birisi aynı zamanda. Çoğu aşk hikâyesindeki gibi kahramanlarımız önce ters zamanlarda karşılaşıp birbirlerinden nefret etmiyor ve bu olayların peşinden bir aşk başlamıyor. Bu kez hayatta aşkın varlığına çocukluğundan beri inanmış Tom, ofislerinde çalışmaya başlayan Summer’i ilk gördüğünde anlıyor ki hayatını geçirmek istediği kişi o. O’nu ilk gördüğü toplantıyla beraber sayacımız çalışmaya başlıyor ve “aşkın1. günü”nü görüyoruz. Ancak filmde aşkın ömrü 1’den 500’e sırayla gitmiyor. Hatta önce ayrıldıklarını öğrenerek başlıyoruz. 400 küsurlu bir günde bir bankta başlıyor hikâye, sonra da bu hale nasıl geldikleri bir ileri bir geri hareketlerle açığa çıkıyor. 33. günde mutlu bi şekilde asansöre binip asansörden indiğinde mutsuz ve 186. günde görebiliyoruz kahramanımızı. Bu geçişler gayet başarılı olmuş üstelik. Ayrıca günlerin gösterildiği grafik de aşkın şiddetine göre renk değiştiriyor. Başlangıçta ve her şey yolundayken gayet güneşli bir hava ve çiçekli bir ağaç varken işler kötüleştikçe hava griye dönüyor, ağaç ise yapraklarını döküyor. Bu bile filmin artılarından.