10.10.2008
Üç Maymun: Görmedim, Duymadım, Söylemiyorum!
Mizaru, Kikazaru ve Iwazaru. Görmeyen, duymayan ve konuşmayan üç maymunun adlarından bahsederek başlamak lazım anlatmaya. Her ne kadar Japon efsanelerinde şeytanı, yani kötülüğü görmemek, işitmemek; fakat görülüp, işitilse de söylememek olarak anlatılsa da, günümüzde bu üç maymun, gerçeklerden kaçmak için görmemek, duymamak, söylememek anlamında kullanılagelmiştir. Peki, bizlerde kendi hayatlarımızda üç maymunu oynamış mıyızdır hiç?
Türk sineması son 10 yılda gittikçe yükselen bir grafik eğrisinde ilerliyor. Sinemamızda Yeşilçam döneminden “Türk Sineması” olgusuna geçişin kuvvetlendiği, görsellik, kalite ve içerik esaslarında gözle görülen bir artışın olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. İşte son dönemde sinemamızı yükselten ve uluslar arası arenada adım adım ilerleten bir isme bu sebepten hakkını teslim etmek gerekir.
Çektiği filmlerin sayısına bakıldığında “Nuri Bilge Ceylan Sineması” kavramına hayret edilebilir. Fakat göz ardı edilmemesi gereken önemli bir detay vardır ortada. O da Koza’yı da dâhil edersek yönetmiş olduğu altı filmde de başından beri süregelen kendine has bir üsluba sahip oluşudur. “Üç Maymun”dan önce çekmiş olduğu diğer dört filmin hem senaristliğini hem de yapımcılığını hatta “İklimler” filmindeki oyunculuğunu da hesaba katarsak, “Üç Maymun” filmindeki başarısının zemininin çok önceden bu yana hazırlanmakta olduğunu görebiliriz.
Fakat diğer filmlerine oranla bu filme olan merak ve ilginin fazlalığı ve yönetmenin sanatını ikinci planda bırakan iki sebebi, Cannes jürisinden “en iyi yönetmen” ödülü ile ayrılması ve birazda ödül alırken yapmış olduğu konuşması sebebiyle kendisinden bihaber Türk izleyicisinin filme karşı duyguları olarak gösterebiliriz. Bu zamana kadar ismi duyulduğunda çok sanatsal veya sıkıcı filmlerin yönetmeni olarak Türk seyircisinden reaksiyon alan yönetmenin ödülünü ithaf ediş şekli birden dikkat çekmesine sebep olmuştur ki, bu özellikle sinema adına üzücüdür.
Yönetmenin fotoğraf sanatçılığının getirdiği bir görsel anlayışı var. Başarılı bir fotoğraf sanatçısı olarak fotoğraflarında da sıkça kullandığı ve yakalamaya çalıştığı kasvetli, karanlık ve tüm sıkıcılığının gerçekliğiyle hayatı anlatma düsturu ve birçok eleştiriye rağmen filmlerinde de bu üsluba devam etme kararlılığı kendisini değerli kılmaktadır. Belirli sahnelerdeki sanki bir fotoğrafa bakıyormuşsunuz izlenimi yaratan şey; aslında gerçek hayatta zaman durdurulabilse saklamak istenen, ama zamanın durdurulamadığı o anın seyirciye sunuluşudur. “Üç Maymun” filminde aynı teknikle daha çok diyalogun harmanlanması bizlere daha farklı bir deneyim yaşatacaktır emin olabiliriz.
Filmdeki oyuncuların sözleriyle ilgili en önemli bir detayı aktarmak gerekir ki, bu da Nuri Bilge Ceylan’la çalışırken rol yapmamaları gerektiğini kendisinden işitmeleridir. N.B. Ceylan’ın filmlerinde ki gerçeklik duygusunun anahtar noktasının da rol yapmaktan ziyade karakteri gerçek kılmaktan kaynaklandığını gösterir bir açıklama bu. Tabii bunun üstüne birde bu gerçekliği izleyiciye yansıtmaya çalışan fotografik sahneleri sayarsak izleyici için sadece Türk Sineması adına değil, sinema adına farklı bir deneyim olduğunu söylememiz gerekir.